Konusunu Oylayın.: Aşık olmak dinimizce doğrumudur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Aşık olmak dinimizce doğrumudur?
  1. 19.Ekim.2011, 13:47
    1
    Misafir

    Aşık olmak dinimizce doğrumudur?






    Aşık olmak dinimizce doğrumudur? Mumsema Aşık olmak dinimizce doğrumudur


  2. 19.Ekim.2011, 13:47
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 19.Ekim.2011, 14:59
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Aşık olmak dinimizce doğrumudur?




    Bazı muhabbetler insanı hem dünyada, hem de ahirette hüsrana götürür Kur’ân-ı Kerim’de bu tür sevgilerden bahsedilerek dikkatli olmamız istenmiştir

    “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, yakınlarınız, kazandığınız mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah’tan, Resulünden ve Onun yolunda cihattan daha sevgili ise o zaman Allah’ın azabı gelinceye kadar bekleyin Allah Kendisine itaatten çıkmış fasıklar topluluğuna yol göstermez” (Tevbe Suresi, 24)

    “Kadınlara, evlatlara, hesapsız şekilde biriktirilip istif edilmiş altın ve gümüş yığınlarına, binmek için nişanlanmış atlara, davarlara ve ekinlere karşı nefsin isteklerine muhabbet, insanlara güzel gösterildi Bütün bunlar dünya hayatının gelip geçici nimetleridir Sonunda varılacak yerin güzeli ise Allah katındadır” (Al-i İmran Suresi, 14)

    “Zira, insan cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle nefsini sever Belki; evvelâ ve bizzat yalnız zatını sever; başka herşeyi nefsine feda ederMa’buda lâyık bir tarzda nefsini metheder; Ma’buda lâyık bir tenzih ile nefsini meayipten (ayıplardan) tenzih, tebrie eder Elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez; nefsine perestiş eder tarzında şiddetle müdafaa eder Hatta fıtratında tevdi edilen ve Mabud’u Hakiki’nin hamd ve tesbihi için ona verilen cihazat ve istidadı kendi nefsine sarf eder, kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir (Bediüzzaman Said Nursî, 29 Mektup)

    Bir soru:
    Bir kız veya erkeğin karşı cinsinden birisini sevmesi veya aşık olması caiz midir?

    Bir cevap:
    Evet, bu konuda duygularımıza hâkim olmak gibi ahlâkî bir görevimizin var olduğunu asla unutmamalıyız Aşk, insanın gönlünü ve gözlerini bağlar, insanın makul düşünebilme melekesini elinden alır, karşı tarafı hatasız, noksansız, eksiksiz ve zaafsız gösterir Bu da büyük bir yanılgı demektir bu yanılgının ileride evlilikte geçimsizliklere ve anlaşmazlıklara sebebiyet vereceği muhakkaktır

    Müslümanlıkta bu aşk, evlilikle başlamalı ve karşı tarafın hatalardan beri olduğu evhamına değil; insan olduğu ve her an kendisi gibi hatalar da yapabileceği gerçeği üzerine kurulmalıdır

    Bir başka cihetle; aşkın fâni sevgililere karşı taşınmasını bir zaaf olarak kabul etmeli; kalbin bu derece şiddetli sevgisi ve muhabbeti, mümkünse kâinatın sahibi olan Cenab-ı Hakka tevcih edilmelidir

    Eğer aşk-ı mecazi yaşanmak isteniyorsa, bu duygular kesinlikle evlendikten sonraya bırakılmalı ve nikâhlı eşine karşı beslenmelidir Ki, nikâhlı eşini şiddetle sevmeyi Rasulullah (asm) tavsiye ve emir buyuruyor; hatta bunda mühim bir sadaka sevabı bulunduğunu haber veriyorÇünkü o artık senin hayat arkadaşın olmuştur Rahmet-i İlâhiyenin munis, sevimli ve lâtif bir hediyesi hüviyetindedir Bu bakımdan eşlerin birbirlerinin sevgilerini, aşklarını, şevklerini karşılıklı olarak paylaşmaları; lezzetlerde ortak gam ve kederde ise yek diğerine yardımcı olmalarını sağlayan mukaddes nikâh kurumunu aşk-ı mecazi ile sürdürmek hem sevaptır, hem mutlulukların kaynağıdır, hem de ahlâkın, iffetin ve terbiyenin özünü teşkil eder Bunun dışında ulvi hisleri yıpratan gayr-ı meşru aşk duygularına temayül göstermek caiz değildir
    arşivden...



  4. 19.Ekim.2011, 14:59
    2
    Silent and lonely rains



    Bazı muhabbetler insanı hem dünyada, hem de ahirette hüsrana götürür Kur’ân-ı Kerim’de bu tür sevgilerden bahsedilerek dikkatli olmamız istenmiştir

    “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, yakınlarınız, kazandığınız mallar, durgunlaşmasından korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden meskenler size Allah’tan, Resulünden ve Onun yolunda cihattan daha sevgili ise o zaman Allah’ın azabı gelinceye kadar bekleyin Allah Kendisine itaatten çıkmış fasıklar topluluğuna yol göstermez” (Tevbe Suresi, 24)

    “Kadınlara, evlatlara, hesapsız şekilde biriktirilip istif edilmiş altın ve gümüş yığınlarına, binmek için nişanlanmış atlara, davarlara ve ekinlere karşı nefsin isteklerine muhabbet, insanlara güzel gösterildi Bütün bunlar dünya hayatının gelip geçici nimetleridir Sonunda varılacak yerin güzeli ise Allah katındadır” (Al-i İmran Suresi, 14)

    “Zira, insan cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle nefsini sever Belki; evvelâ ve bizzat yalnız zatını sever; başka herşeyi nefsine feda ederMa’buda lâyık bir tarzda nefsini metheder; Ma’buda lâyık bir tenzih ile nefsini meayipten (ayıplardan) tenzih, tebrie eder Elden geldiği kadar kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez; nefsine perestiş eder tarzında şiddetle müdafaa eder Hatta fıtratında tevdi edilen ve Mabud’u Hakiki’nin hamd ve tesbihi için ona verilen cihazat ve istidadı kendi nefsine sarf eder, kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir (Bediüzzaman Said Nursî, 29 Mektup)

    Bir soru:
    Bir kız veya erkeğin karşı cinsinden birisini sevmesi veya aşık olması caiz midir?

    Bir cevap:
    Evet, bu konuda duygularımıza hâkim olmak gibi ahlâkî bir görevimizin var olduğunu asla unutmamalıyız Aşk, insanın gönlünü ve gözlerini bağlar, insanın makul düşünebilme melekesini elinden alır, karşı tarafı hatasız, noksansız, eksiksiz ve zaafsız gösterir Bu da büyük bir yanılgı demektir bu yanılgının ileride evlilikte geçimsizliklere ve anlaşmazlıklara sebebiyet vereceği muhakkaktır

    Müslümanlıkta bu aşk, evlilikle başlamalı ve karşı tarafın hatalardan beri olduğu evhamına değil; insan olduğu ve her an kendisi gibi hatalar da yapabileceği gerçeği üzerine kurulmalıdır

    Bir başka cihetle; aşkın fâni sevgililere karşı taşınmasını bir zaaf olarak kabul etmeli; kalbin bu derece şiddetli sevgisi ve muhabbeti, mümkünse kâinatın sahibi olan Cenab-ı Hakka tevcih edilmelidir

    Eğer aşk-ı mecazi yaşanmak isteniyorsa, bu duygular kesinlikle evlendikten sonraya bırakılmalı ve nikâhlı eşine karşı beslenmelidir Ki, nikâhlı eşini şiddetle sevmeyi Rasulullah (asm) tavsiye ve emir buyuruyor; hatta bunda mühim bir sadaka sevabı bulunduğunu haber veriyorÇünkü o artık senin hayat arkadaşın olmuştur Rahmet-i İlâhiyenin munis, sevimli ve lâtif bir hediyesi hüviyetindedir Bu bakımdan eşlerin birbirlerinin sevgilerini, aşklarını, şevklerini karşılıklı olarak paylaşmaları; lezzetlerde ortak gam ve kederde ise yek diğerine yardımcı olmalarını sağlayan mukaddes nikâh kurumunu aşk-ı mecazi ile sürdürmek hem sevaptır, hem mutlulukların kaynağıdır, hem de ahlâkın, iffetin ve terbiyenin özünü teşkil eder Bunun dışında ulvi hisleri yıpratan gayr-ı meşru aşk duygularına temayül göstermek caiz değildir
    arşivden...






+ Yorum Gönder