Konusunu Oylayın.: Ebu Cendel Kimdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ebu Cendel Kimdir?
  1. 18.Ekim.2011, 21:05
    1
    Misafir

    Ebu Cendel Kimdir?






    Ebu Cendel Kimdir? Mumsema Ebu Cendel Kimdir

    Ebu Cendel Hayatı Hakkında Bilgi


  2. 18.Ekim.2011, 21:05
    1
    Araştıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Araştıran
    Misafir
  3. 18.Ekim.2011, 21:30
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Ebu Cendel Kimdir?




    95-96 Şehîdimiz Ebu Cendel…….

    Şehidimiz 29 Şubat 1970, Elazığ doğumlu…

    Annesi kürt, babası türk olan bir ailenin 2. çocuğuydu. Doğduğunda adını Nadir koydular. Nadir büyüyünce ele-avuca sığmaz oldu. 2 yaşından sonra babası O’na Tayfun adını ekledi. Artık ilk adı olan Nadir unutulmuş, Tayfun diye anılmaya başladı… Büyüdüğünde abisi bir iş kuracağı sırada babası bir süre sonra babası kazada ölmüş, babasının ölümüne dayanamayan annesi de iki ay sonra ölmüştü. Tayfun’u abisi yanına aldı. Diğer kardeşlerini de akrabalarına verdi.. Tayfun artık abisiyle kalıyor, boş zamanlarında da ona yardım ediyordu. Her ikisi de “Ramazan Müslümanı” olmaktan öteye geçmiyorlardı. Müslümanlığın idrakinde bile değillerdi.

    Aradan yıllar geçmiş, Tayfun liseyi bitirmiş, üniversiteye hazırlanıyordu. Abisi O’nu Kung-Fu’ya giderken, Kick-Box’a yazdırmıştı. Tayfun 18 yaşındaydı artık. Abisi kızkardeşini görmeye D.Bakır’a gittiğinde çıkan çatışmada bilinmeyen bir kişi tarafından öldürüldü. Tayfun haberi öğrendiğinde beyninden vurulmuştu. Üstelik abisini Türk askerlerinin öldürdüğünü duymuştu. Etrafa böyle yayılmıştı. Abisinin ölümünden sonra, kızkardeşinin de ısrarıyla PKK’ya girdi. Anne tarafı kürttü ve askerlere karşı büyük bir kin duyuyordu. Tayfun’un karete bilgisinin çok iyi olmasından dolayı PKK’nın işine yaramıştı, onlar iyi bir fırsattı. Dağlarda dolaştığı sürece gördükleri midesini bulandırıyor, iğreniyordu. Gördükleri akıl almaz şeylerdi. İzin alıp, kardeşinin yanına döndü. Köyde yaşlı bir adam Tayfun’a olan biten anlattı. Abisini askerler değil, PKK’lılar öldürmüştü hiçbir suçu yokken. O yörede aşiretleri tanınıyordu ve bu yüzden adamlar, Tayfun’un abisini askerlerin vurduğunu yaymışlardı.. Bunları öğrenen Tayfun, Elazığ’a gitti. Elazığ’da herşey gün ışığına çıkmıştı.

    Bu seferde PKK’ya karşı kin doluydu. Hemen askerlik için teslim oldu. Sicili temizdi, hiçbir kirli olaya karışmamıştı. İstediği gibi Güney Doğu’ya düştü. Fakat, askerlikte gör düğü olaylar canını sıkmıştı. Terörün bu şekilde son bulmayacağı kanısına varmıştı.

    Askerde olayların ışığı altında salimce düşünen Tayfun, intikam sevdasında yanıldığını anlamıştı. Neticede abisini bir millet değil, bir insan öldürmüştü. Askerlik bittikten sonra bu sevdanın peşinde koşmayacaktı.
    Askerlik bittikten sonra, İstanbul’a kardeşini ziyarete gitti. Düşündüklerini kardeşine anlatamazdı çünkü o da ırkçıydı. O fikirle büyütülmüştü.

    Şer olan ama ALLAH’ın izniyle hayra çevrilen olay karşısında iki kardeş değişmeye başlamıştı. Bilâl’le tanışmaları bu vesile ile oldu. Bilâl onlara İslâm’ı olduğu gibi anlattı. O günden sonra sık sık görüşüp, sohbet ediyorlardı. Tayfun değişiyordu. Bir sohbette son değişikliğini yaşadı. Bilâl ile beraber gittikler sohbet O’nu çok etkilemişti. Tayfun, Bilâl’den bir güzel dayak yemişti ama karşılığında hidayete erip İslâm gibi bir nimetle şereflenmişti.
    Sohbette Ebu Cendel (r.a) anlatılıyordu. Tayfun, Ebu Cendel (r.a.) den çok etkilenmişti. Tayfun kararlıydı, adını Ebu Cendel olarak değiştirecekti. İsmini de sevmiyordu zaten…
    Bu fikrini Bilâl’e açtı. Kardeşi de aynı kararı alıp, o da ismini Ebu Basir olarak değiştirdi... Artık Ebu Cendel cihada gitmek istiyordu. Ebu Cendel, boş va manasız şeyler peşinden koşup hüsrana uğramaktansa, en güzel yolu seçmişti..Neyin uğrunda mücadele edeceğini biliyordu… Normal bir yaşantının O’nu sıkacağını biliyordu…
    3.5 yıl dağlarda geçen hayat, O’nu dağlara alıştırmıştı. Zaten savaşçı bir ruha sahipti… Adıyla, ruhuyla “Tayfun’dan Ebu Cendel’e” döndü. Artık kendisinin tabiriyle “Kaptansız Gemi” değildi… Kız kardeşini de yanına alıp, İslâm’ı anlattı. Kardeşi kabul edip hidayet yolunu seçmişti.

    Türkiye’de önce kardeşi ve can arkadaşından söz aldı… O’nun şehadet haberi gelmeden ikiside kesinlikle cihada katılmayacak, onlar Türkiye’de kalıp, cihadın bu bölümünü üstleneceklerdi… Ta ki, Ebu Cendel’in şehadet haberi gelene kadar….

    Cihada gitmeden önce, kızkardeşi Reyhan’ı Bilâl ile, erkek kardeşi Ebu Basir’i de Sümeyye ile evlendirip cihada katıldı…

    Hastane baskını olarak anılan Budduyonosvk operasyonuna katıldı… Grozni savunmasında katılan mücahidlerdendi.. Kendisi Hamza Halidov isimli komutanın grubundandı…

    Şehadeti ise şöyle vuku buluyor Mücahid Ebu Cendel’in…

    Yine bir operasyondayken, farkettirmeden bir tankın içine atlayıp, Karargâh Komuta Merkezi’ni yerle bir ediyor… Daha sonra iki katlı bir binaya biraz hasar verdikten sonra, tankın içine el bombası fırlatıp, binaya giriyor… Binada yarım saat kadar savaştıktan sonra Şehîd düşüyor…

    Vasiyeti üzerine cenaze namazı Gudermes’te kılınıyor ve Grozni’ye hakim tepelerden birine defnediliyor.

    Namazına; Ahmed Zakayev, Şâmil Basayev, Ahmed Serhad, ve hem can arkadaşı hemde komutanı olan Hamza Halidov isimli komutanlar katılmıştır…


    ALLAH şehadetini kabul etsin…



  4. 18.Ekim.2011, 21:30
    2
    Editör



    95-96 Şehîdimiz Ebu Cendel…….

    Şehidimiz 29 Şubat 1970, Elazığ doğumlu…

    Annesi kürt, babası türk olan bir ailenin 2. çocuğuydu. Doğduğunda adını Nadir koydular. Nadir büyüyünce ele-avuca sığmaz oldu. 2 yaşından sonra babası O’na Tayfun adını ekledi. Artık ilk adı olan Nadir unutulmuş, Tayfun diye anılmaya başladı… Büyüdüğünde abisi bir iş kuracağı sırada babası bir süre sonra babası kazada ölmüş, babasının ölümüne dayanamayan annesi de iki ay sonra ölmüştü. Tayfun’u abisi yanına aldı. Diğer kardeşlerini de akrabalarına verdi.. Tayfun artık abisiyle kalıyor, boş zamanlarında da ona yardım ediyordu. Her ikisi de “Ramazan Müslümanı” olmaktan öteye geçmiyorlardı. Müslümanlığın idrakinde bile değillerdi.

    Aradan yıllar geçmiş, Tayfun liseyi bitirmiş, üniversiteye hazırlanıyordu. Abisi O’nu Kung-Fu’ya giderken, Kick-Box’a yazdırmıştı. Tayfun 18 yaşındaydı artık. Abisi kızkardeşini görmeye D.Bakır’a gittiğinde çıkan çatışmada bilinmeyen bir kişi tarafından öldürüldü. Tayfun haberi öğrendiğinde beyninden vurulmuştu. Üstelik abisini Türk askerlerinin öldürdüğünü duymuştu. Etrafa böyle yayılmıştı. Abisinin ölümünden sonra, kızkardeşinin de ısrarıyla PKK’ya girdi. Anne tarafı kürttü ve askerlere karşı büyük bir kin duyuyordu. Tayfun’un karete bilgisinin çok iyi olmasından dolayı PKK’nın işine yaramıştı, onlar iyi bir fırsattı. Dağlarda dolaştığı sürece gördükleri midesini bulandırıyor, iğreniyordu. Gördükleri akıl almaz şeylerdi. İzin alıp, kardeşinin yanına döndü. Köyde yaşlı bir adam Tayfun’a olan biten anlattı. Abisini askerler değil, PKK’lılar öldürmüştü hiçbir suçu yokken. O yörede aşiretleri tanınıyordu ve bu yüzden adamlar, Tayfun’un abisini askerlerin vurduğunu yaymışlardı.. Bunları öğrenen Tayfun, Elazığ’a gitti. Elazığ’da herşey gün ışığına çıkmıştı.

    Bu seferde PKK’ya karşı kin doluydu. Hemen askerlik için teslim oldu. Sicili temizdi, hiçbir kirli olaya karışmamıştı. İstediği gibi Güney Doğu’ya düştü. Fakat, askerlikte gör düğü olaylar canını sıkmıştı. Terörün bu şekilde son bulmayacağı kanısına varmıştı.

    Askerde olayların ışığı altında salimce düşünen Tayfun, intikam sevdasında yanıldığını anlamıştı. Neticede abisini bir millet değil, bir insan öldürmüştü. Askerlik bittikten sonra bu sevdanın peşinde koşmayacaktı.
    Askerlik bittikten sonra, İstanbul’a kardeşini ziyarete gitti. Düşündüklerini kardeşine anlatamazdı çünkü o da ırkçıydı. O fikirle büyütülmüştü.

    Şer olan ama ALLAH’ın izniyle hayra çevrilen olay karşısında iki kardeş değişmeye başlamıştı. Bilâl’le tanışmaları bu vesile ile oldu. Bilâl onlara İslâm’ı olduğu gibi anlattı. O günden sonra sık sık görüşüp, sohbet ediyorlardı. Tayfun değişiyordu. Bir sohbette son değişikliğini yaşadı. Bilâl ile beraber gittikler sohbet O’nu çok etkilemişti. Tayfun, Bilâl’den bir güzel dayak yemişti ama karşılığında hidayete erip İslâm gibi bir nimetle şereflenmişti.
    Sohbette Ebu Cendel (r.a) anlatılıyordu. Tayfun, Ebu Cendel (r.a.) den çok etkilenmişti. Tayfun kararlıydı, adını Ebu Cendel olarak değiştirecekti. İsmini de sevmiyordu zaten…
    Bu fikrini Bilâl’e açtı. Kardeşi de aynı kararı alıp, o da ismini Ebu Basir olarak değiştirdi... Artık Ebu Cendel cihada gitmek istiyordu. Ebu Cendel, boş va manasız şeyler peşinden koşup hüsrana uğramaktansa, en güzel yolu seçmişti..Neyin uğrunda mücadele edeceğini biliyordu… Normal bir yaşantının O’nu sıkacağını biliyordu…
    3.5 yıl dağlarda geçen hayat, O’nu dağlara alıştırmıştı. Zaten savaşçı bir ruha sahipti… Adıyla, ruhuyla “Tayfun’dan Ebu Cendel’e” döndü. Artık kendisinin tabiriyle “Kaptansız Gemi” değildi… Kız kardeşini de yanına alıp, İslâm’ı anlattı. Kardeşi kabul edip hidayet yolunu seçmişti.

    Türkiye’de önce kardeşi ve can arkadaşından söz aldı… O’nun şehadet haberi gelmeden ikiside kesinlikle cihada katılmayacak, onlar Türkiye’de kalıp, cihadın bu bölümünü üstleneceklerdi… Ta ki, Ebu Cendel’in şehadet haberi gelene kadar….

    Cihada gitmeden önce, kızkardeşi Reyhan’ı Bilâl ile, erkek kardeşi Ebu Basir’i de Sümeyye ile evlendirip cihada katıldı…

    Hastane baskını olarak anılan Budduyonosvk operasyonuna katıldı… Grozni savunmasında katılan mücahidlerdendi.. Kendisi Hamza Halidov isimli komutanın grubundandı…

    Şehadeti ise şöyle vuku buluyor Mücahid Ebu Cendel’in…

    Yine bir operasyondayken, farkettirmeden bir tankın içine atlayıp, Karargâh Komuta Merkezi’ni yerle bir ediyor… Daha sonra iki katlı bir binaya biraz hasar verdikten sonra, tankın içine el bombası fırlatıp, binaya giriyor… Binada yarım saat kadar savaştıktan sonra Şehîd düşüyor…

    Vasiyeti üzerine cenaze namazı Gudermes’te kılınıyor ve Grozni’ye hakim tepelerden birine defnediliyor.

    Namazına; Ahmed Zakayev, Şâmil Basayev, Ahmed Serhad, ve hem can arkadaşı hemde komutanı olan Hamza Halidov isimli komutanlar katılmıştır…


    ALLAH şehadetini kabul etsin…






+ Yorum Gönder