Konusunu Oylayın.: İmam Ahmed bin Hanbel, Hayatı, Mücadelesi, Eserleri (Mezhep imamları)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 13 kişi
İmam Ahmed bin Hanbel, Hayatı, Mücadelesi, Eserleri (Mezhep imamları)
  1. 13.Ekim.2011, 19:03
    1
    Misafir

    İmam Ahmed bin Hanbel, Hayatı, Mücadelesi, Eserleri (Mezhep imamları)






    İmam Ahmed bin Hanbel, Hayatı, Mücadelesi, Eserleri (Mezhep imamları) Mumsema İmam Ahmed bin Hanbel, Hayatı, Mücadelesi, Eserleri (Mezhep imamları)


  2. 13.Ekim.2011, 19:03
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 13.Ekim.2011, 21:43
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İmam Ahmed bin Hanbel, Hayatı, Mücadelesi, Eserleri (Mezhep imamları)




    İMAMI AHMED BİN HANBEL HAYATI



    Ehli sünnetin amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbeli mezhebinin imamı. Künyesi, Ebu Abdullah'tır. 164 (m. 780) senesinde Bağdad'da doğdu. 241 (m. 855) senesinde Bağdad'da vefat etti. Aslen Basralıdır. Babasının ismi Muhammed bin Hanbel'dir. Dedesi Hanbel bin Helal, Basra'dan Horasan'a yerleşmiş ve Emevi devletinde Serahs şehri valiliği yapmıştır. Babası asker (subay) idi. Ahmed bin Hanbel'in ailesi, annesi ona hamile iken, Merv'den Bağdad'a göçmüş ve o Bağdad'da doğmuştur.

    Ahmed bin Hanbel'in babası daha o çok küçük yaşta iken vefat etmiştir. Onun yetişmesi ile annesi ilgilenmiştir. Daha küçük yaşta iken ilim tahsiline başlamıştı. Bu sırada Bağdad önemli bir ilim merkezi idi. Burada hadis âlimleri, kıraat âlimleri, tasavvufta yetişmiş büyük zatlar ve diğer ilimlerde yetişmiş kıymetli âlimler bulunuyordu. Önce Kur'an-ı kerimi ezberledi. Bundan sonra lügat, hadis, fıkıh, Sahabi ve Tabiin rivayetlerini öğrendi.

    Ahmed bin Hanbel, emsali arasında ciddiyeti, takvası, sabrı, metanet ve tahammülü ile meşhur olmuştur. Bu hali, henüz 15-16 yaşlarında iken temas kurduğu âlimlerin dikkatini çekmiştir. Heysem bin Cemil onun hakkında, daha o sırada şöyle demiştir: "Bu çocuk yaşarsa, zamanındakilerin ilimde hücceti (rehberi) olacaktır."

    İlk önce İmam-ı a'zam hazretlerinin talebesi olan İmam-ı Ebu Yusufdan fıkıh ve hadis ilminde ders almıştır. Bundan sonra da üç sene Huşeym'in derslerine devam etmiş, ondan hadis-i şerif dinlemiştir. Bundan başka Bağdadda bulunan meşhur âlimlerden de ders aldı.

    Bundan sonra ilim tahsili için seyahatlere başladı. Basra, Küfe, Mekke-i mükerreme, Medine-i münevvere, Şam ve el-Cezire'ye giderek hadis ilmini öğrendi. Hadis ravilerini bizzat görerek, onlardan hadis-i şerif dinledi. Basra ve Hicaz'a beşer defa seyahat yapmıştır. Mekke-i mükerreme ve Bağdadda, İmam-ı Şafii hazretlerinden ilim öğrenmiştir.

    İmam-ı Ahmed, ilim öğrenmek için pek çok islam beldesini dolaştı ve bu uğurda pek çok meşakkate katlandı. Kitap çantalarını sırtında taşırdı. Bir seferinde onu tanıyan biri ezberlediği hadis-i şerifin ve yazdığı notlarının çokluğunu görerek: "Bir Kufe'ye, bir Basra'ya gidiyorsun! Ne zamana kadar böyle devam edeceksin?" deyince, Ahmed bin Hanbel hazretleri "Hokka ve kalem ile mezara kadar..." diyerek cevap vermiştir.

    İmam-ı Ahmedin kuvvetli hafızasının yanında dikkati çeken bir vasfı da, işittiği bütün hadis-i şerifleri yazmaya çok önem vermesiydi.

    İmam-ı Ahmed, din ilimlerini öğrenip, bilhassa tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerinde yüksek seviyeye ulaşmıştır. Zamanında yaşıyan, Zünnun-i Mısri, Bişr-i Hafi, Sırri-yi Sekati, Ma'ruf-ı Kerhi gibi birçok büyük evliya ile de görüşmüş, onlarla sohbet etmiştir. Yezid bin Harun, Cerir ibni Abdülhamid, Velid bin Müslim, Veki' bin Cerrah, imam-ı Ebu Yusuf, ibrahim bin Sa'd, Yahya bin Sa'id Kettan,, Süfyan bin Uyeyne, fıkıh ilminde hocası Muhammed bin idris Şafii, Abdürrezzak bin Hemmam'dan ve daha nice âlimlerden ilim okudu. Sonra tekrar Bağdad'a döndü. Bundan sonra ilmini yayıp, insanlara çok faydalı oldu.

    Ahmed bin Hanbel hazretleri, daha önceki yıllarda fetvalar vermekle beraber, ders ve fetva verme işine, kırk yaşında başlamıştır. Bundan sonra hadis rivayetinde ve fetvada başvurulan önemli bir kaynak olmuştur. Çünkü o, ilmi ve üstün ahlakı ile çok sevilip, meşhur olmuştur.

    İki çeşit ders halkası (meclisi) vardı. Biri, talebelerine verdiği muntazam dersler, diğeri, hem talebelerinin, hem de halktan isteyenlerin katıldığı dersler idi. Onun ilim meclisine pek çok kimse katılırdı. Bazı rivayetlere göre, dersini dinleyenlerin sayısı beşbini bulmuştur. İmam-ı Ahmed hazretlerinden ders alıp, ilim öğrenen talebenin çokluğu, ondan hadis-i şerif rivayet edenlerin ve fıkhı meseleler nakledenlerin pek çok sayıda olmasından da anlaşılmaktadır. Onun meclisine gelip, derslerini dinleyenlerin bir kısmı, sadece ondaki üstün hallere ve yüksek ahlaka hayran kaldığı için sohbetine katılmıştır. Böylece bir kısmı hem ilmini hem ahlakını alırken, bir kısmı da onun yaşayışına göre yaşamak, onu tanımak, ahlak ve edeb hususunda yaptığı vaazü nasihatten istifade etmek için huzuruna geliyordu.

    İmam-ı Ahmed hazretlerinin meclisinde, derslerinde vekar, ciddiyet, tevazu ve gönül huzuru hakim idi. Dinleyenlere ve katılanlara saadet vesilesi olan derslerini, ikindiden sonra Bağdad'da büyük bir mescidde verirdi.

    Ders meclisine daima kitaplarıyla, yazıp kaydettikleri ile çıkardı. Çok kuvvetli bir hafızaya sahip olmasına rağmen, hadis-i şerif rivayet ederken, yanındaki yazdıklarına bakardı. Kitabından okur, talebelere yazdırırdı. Derslerinde hadis-i şerif rivayetinden başka, bir de fıkhi mes' eleler hakkında verdiği cevaplar yer almakta idi. Ondan ders alıp, ilimde yetişenlerin sayısı 900 civarındadır.

    İlimdeki üstünlüğü

    İmam-ı Ahmed hazretleri, hadis ilminde zamanın en büyük âlimidir. Üçyüzbinden fazla hadis-i şerifi senedleriyle birlikte ezbere bilirdi. Kendisinden pek çok âlim, hadis-i şerif nakletmişlerdir. İlim ve amelde öncü, Ehl-i sünnet olan dört imamın dördüncüsü idi. İmam-ı Şafii hazretleri buyurdu ki, "Bağdad'dan ayrıldığım zaman, orada Ahmed bin Hanbel'den daha âlim, daha fakih, haramlardan ve şüphelilerden kaçan kimseyi bırakmadım."

    Ebu Davud Sicistani şöyle demiştir: "İki yüz meşhur âlimle karşılaştım. Ahmed bin Hanbel gibisini görmedim. O hiç bir hususta insanların daldığı dünya işlerine dalmazdı. Ancak ilimden bahis açılınca konuşurdu." Ebu Zür'a da "İlmin her dalında Ahmed bin Hanbel'in bir benzerini görmedim. Onun ilimde ulaştığı dereceye, başkası ulaşamamıştır" demiştir.

    Menha bin Yahya da şöyle demiştir: "Ahmed bin Hanbel, her hayrı kendisinde toplamıştı. Çok âlim gördüm, fakat ilimde, vera'da ve zühdde, onun gibi üstün birine rastlamadım."

    İmam-ı Ahmed hazretleri büyük bir müfessir, yüksek bir muhaddistir. Tefsiri yüzyirmi bin hadis-i şeriften meydana gelmiştir. Eserleri, müfessirler için birer feyz kaynağıdır. Bunun için kendisi "Üstad-ül müfessirin" ünvanıyla anılır. Birçok muhaddis yetiştirmiştir.

    Yaşadığı devir, yazılan hadis-i şeriflerin toplandığı bir devirdi. Bu devirde yetişen meşhur hadis âlimlerinin en meşhurudur. Bütün hadis-i şerifleri okudu, inceledi. Otuz bin hadis-i şerifi içine alan "Müsned" adlı eserini, 700 bin hadis-i şerif içinden seçerek yazmıştır.

    Rebi' bin Süleyman, İmam-ı Şafii'nin şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ahmed bin Hanbel, sekiz şeyde imamdır; hadis ilminde, fıkıh ilminde. Kur'an ilminde, lügat ilminde, fakrda, zühdde, vera'da, tasavvufta ve sünnette imam."

    Bağdad'da mu'tezile fırkasına mensub olanlar, Kur'an-ı kerim mahluktur diyerek, bu yanlış i'tikadlarına Abbasi halifesi Me'munu da inandırdılar. Bunu kabul etmesi için, Ahmed bin Hanbel hazretlerini de zorlayıp, Me'mun vasıtasıyla bu hususta baskı ve işkence yaptılar ve 28 ay hapsettiler. Bütün bu baskı ve işkencelere rağmen, o, ''Kur'an-ı kerim, Allahü teâlânın kelâmıdır. Mahluk değildir" diyerek, Ehl-i sünnet i'tikadını bildirdi. Mu'tasımın halifeliği sırasında da baskı ve işkencelere maruz kaldı, el-Mütevekkil halife olunca, mu'tezile fırkası mensublarını saraydan uzaklaştırdı. Fıkıh ve hadis âlimlerine hürmet ve yakınlık gösterdi. Böylece İmam-ı Ahmed hazretleri, yapılan baskı ve işkenceden kurtuldu. Yaptığı hizmetlerle, zamanındaki ve sonraki asırlardaki insanlara rehber oldu.

    İslamiyette, Ehl-i sünnet i'tikadı üzere olan, amelde dört hak mezhebten biri de, Hanbeli mezhebidir. Ahmed bin Hanbel hazretleri bu mezhebin imamıdır. O, ictihadlarıyla müslümanların Allahü teâlânın rızasına kavuşmaları için, amellerinde uyacakları bir yol göstermiştir. Onun gösterdiği bu yola "Hanbeli mezhebi" ve Ehl-i sünnet i'tikadında olan müslümanlardan, amellerini bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlara "Hanbeli" denir.

    İmam-ı Ahmed hazretlerinin talebelerinin ve kendisine sual soranların müşküllerini hallederken ortaya koyduğu ve takip ettiği usuller, Hanbeli mezhebinin temel kaide­leri olmuştur. İmam-ı Ahmed hazretleri, dini müşküllerin hallinde sırasıyla şu kaynaklara, baş vurmuştur:

    1- Kitap ve Sünnet: Bütün müctehidler gibi Ahmed bin Hanbel hazretleri de bir işin nasıl yapılacağını Kur'an-ı kerimde açık olarak bulamazsa, hadis-i şeriflere bakar, bunlarda bulunursa ona göre hüküm verirdi.

    2- İcma ve Sahabe Kavli: Hadis-i şeriflerde de açıkça bulamadığı bir iş için, icma var ise, öyle yapılmasını bildirirdi. İcma, Eshab-ı kiramın hepsinin aynı suretle yapması veya söylemesi demektir. İcmaya sözbirliği de denir. Eshab-ı kiramdan sonra gelen Tabiinin de icmasını delil, senet kabul etmiştir. Sahabe kavli (sözü, ictihadı) bulunan bir meselede, kendi ictihadına göre hüküm vermezdi. Sahabenin sözüne göre hüküm verirdi. Hatta, sahabe sözü bulamadığı hususlarda, Tabiinin büyüklerinden olan müctehidlerin ictihadını, kendi re'yine tercih ederdi.

    3- Bir mesele hakkında, Sahabe veya Tabiine ait bir re'y (ictihad) bulamazsa, zayıf ve mürsel hadislerle amel eder, ona göre hüküm verirdi. Zayıf hadisin de, sahih hadisin bir çeşidi olduğunu göz önünde tutardı.

    4- Kıyas: Hadis-i şeriflerin birbirini kuvvetlendirmesine bakarak kendine has bir usulle ictihadda bulunurdu.


    Hanbeli mezhebinde birçok âlimler yetişmiştir. Bu âlimlerin başında İmam-ı Ahmed hazretlerinin kendi oğulları Salih ve Abdullah gelmektedir. Ehu Bekir el-Esrem, Abdülmelik el-Meymuni, Ebu Bekir el-Merkezi, Harb bin ismail, ibrahim bin İshak el-Harbi gibi âlimler, İmam-ı Ahmedin bizzat kendisinden fıkıh ilmini öğrenmişlerdir. Bu mezhebin esasını yaymak hususunda üstün gayret gösteren âlimlerden biri de Ebu Bekir el-Hallal'dır. Seyyid Abdülkadir Geylani de, Hanbeli mezhebinin esaslarını yayan âlimlerdendir.

    İmam-ı Ahmedin (El-Müsned)'i en meşhur eseridir. Oğlu Salih, çeşitli kimselere yazdığı (Mektuplar)'la babasının mezhebini yaymıştır. Abdülkadir Geylani "Fütuhul-Gayb" ve "Gunyetüt-talibin" kitabları ile Abdurrahman el-Ceziri'nin "Kitab-ül-Fıkhı ale'l-Mezahibi'l-Erbaa"sında, bu mezhebin esaslarını en geniş şekilde açıklamaktadır. "el-Mugni", "el Ikna", "Bülugul-Emani" adındaki eserler de Hanbeli fıkhı üzere yazılmıştır.



  4. 13.Ekim.2011, 21:43
    2
    Silent and lonely rains



    İMAMI AHMED BİN HANBEL HAYATI



    Ehli sünnetin amelde dört hak mezhebinden biri olan Hanbeli mezhebinin imamı. Künyesi, Ebu Abdullah'tır. 164 (m. 780) senesinde Bağdad'da doğdu. 241 (m. 855) senesinde Bağdad'da vefat etti. Aslen Basralıdır. Babasının ismi Muhammed bin Hanbel'dir. Dedesi Hanbel bin Helal, Basra'dan Horasan'a yerleşmiş ve Emevi devletinde Serahs şehri valiliği yapmıştır. Babası asker (subay) idi. Ahmed bin Hanbel'in ailesi, annesi ona hamile iken, Merv'den Bağdad'a göçmüş ve o Bağdad'da doğmuştur.

    Ahmed bin Hanbel'in babası daha o çok küçük yaşta iken vefat etmiştir. Onun yetişmesi ile annesi ilgilenmiştir. Daha küçük yaşta iken ilim tahsiline başlamıştı. Bu sırada Bağdad önemli bir ilim merkezi idi. Burada hadis âlimleri, kıraat âlimleri, tasavvufta yetişmiş büyük zatlar ve diğer ilimlerde yetişmiş kıymetli âlimler bulunuyordu. Önce Kur'an-ı kerimi ezberledi. Bundan sonra lügat, hadis, fıkıh, Sahabi ve Tabiin rivayetlerini öğrendi.

    Ahmed bin Hanbel, emsali arasında ciddiyeti, takvası, sabrı, metanet ve tahammülü ile meşhur olmuştur. Bu hali, henüz 15-16 yaşlarında iken temas kurduğu âlimlerin dikkatini çekmiştir. Heysem bin Cemil onun hakkında, daha o sırada şöyle demiştir: "Bu çocuk yaşarsa, zamanındakilerin ilimde hücceti (rehberi) olacaktır."

    İlk önce İmam-ı a'zam hazretlerinin talebesi olan İmam-ı Ebu Yusufdan fıkıh ve hadis ilminde ders almıştır. Bundan sonra da üç sene Huşeym'in derslerine devam etmiş, ondan hadis-i şerif dinlemiştir. Bundan başka Bağdadda bulunan meşhur âlimlerden de ders aldı.

    Bundan sonra ilim tahsili için seyahatlere başladı. Basra, Küfe, Mekke-i mükerreme, Medine-i münevvere, Şam ve el-Cezire'ye giderek hadis ilmini öğrendi. Hadis ravilerini bizzat görerek, onlardan hadis-i şerif dinledi. Basra ve Hicaz'a beşer defa seyahat yapmıştır. Mekke-i mükerreme ve Bağdadda, İmam-ı Şafii hazretlerinden ilim öğrenmiştir.

    İmam-ı Ahmed, ilim öğrenmek için pek çok islam beldesini dolaştı ve bu uğurda pek çok meşakkate katlandı. Kitap çantalarını sırtında taşırdı. Bir seferinde onu tanıyan biri ezberlediği hadis-i şerifin ve yazdığı notlarının çokluğunu görerek: "Bir Kufe'ye, bir Basra'ya gidiyorsun! Ne zamana kadar böyle devam edeceksin?" deyince, Ahmed bin Hanbel hazretleri "Hokka ve kalem ile mezara kadar..." diyerek cevap vermiştir.

    İmam-ı Ahmedin kuvvetli hafızasının yanında dikkati çeken bir vasfı da, işittiği bütün hadis-i şerifleri yazmaya çok önem vermesiydi.

    İmam-ı Ahmed, din ilimlerini öğrenip, bilhassa tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerinde yüksek seviyeye ulaşmıştır. Zamanında yaşıyan, Zünnun-i Mısri, Bişr-i Hafi, Sırri-yi Sekati, Ma'ruf-ı Kerhi gibi birçok büyük evliya ile de görüşmüş, onlarla sohbet etmiştir. Yezid bin Harun, Cerir ibni Abdülhamid, Velid bin Müslim, Veki' bin Cerrah, imam-ı Ebu Yusuf, ibrahim bin Sa'd, Yahya bin Sa'id Kettan,, Süfyan bin Uyeyne, fıkıh ilminde hocası Muhammed bin idris Şafii, Abdürrezzak bin Hemmam'dan ve daha nice âlimlerden ilim okudu. Sonra tekrar Bağdad'a döndü. Bundan sonra ilmini yayıp, insanlara çok faydalı oldu.

    Ahmed bin Hanbel hazretleri, daha önceki yıllarda fetvalar vermekle beraber, ders ve fetva verme işine, kırk yaşında başlamıştır. Bundan sonra hadis rivayetinde ve fetvada başvurulan önemli bir kaynak olmuştur. Çünkü o, ilmi ve üstün ahlakı ile çok sevilip, meşhur olmuştur.

    İki çeşit ders halkası (meclisi) vardı. Biri, talebelerine verdiği muntazam dersler, diğeri, hem talebelerinin, hem de halktan isteyenlerin katıldığı dersler idi. Onun ilim meclisine pek çok kimse katılırdı. Bazı rivayetlere göre, dersini dinleyenlerin sayısı beşbini bulmuştur. İmam-ı Ahmed hazretlerinden ders alıp, ilim öğrenen talebenin çokluğu, ondan hadis-i şerif rivayet edenlerin ve fıkhı meseleler nakledenlerin pek çok sayıda olmasından da anlaşılmaktadır. Onun meclisine gelip, derslerini dinleyenlerin bir kısmı, sadece ondaki üstün hallere ve yüksek ahlaka hayran kaldığı için sohbetine katılmıştır. Böylece bir kısmı hem ilmini hem ahlakını alırken, bir kısmı da onun yaşayışına göre yaşamak, onu tanımak, ahlak ve edeb hususunda yaptığı vaazü nasihatten istifade etmek için huzuruna geliyordu.

    İmam-ı Ahmed hazretlerinin meclisinde, derslerinde vekar, ciddiyet, tevazu ve gönül huzuru hakim idi. Dinleyenlere ve katılanlara saadet vesilesi olan derslerini, ikindiden sonra Bağdad'da büyük bir mescidde verirdi.

    Ders meclisine daima kitaplarıyla, yazıp kaydettikleri ile çıkardı. Çok kuvvetli bir hafızaya sahip olmasına rağmen, hadis-i şerif rivayet ederken, yanındaki yazdıklarına bakardı. Kitabından okur, talebelere yazdırırdı. Derslerinde hadis-i şerif rivayetinden başka, bir de fıkhi mes' eleler hakkında verdiği cevaplar yer almakta idi. Ondan ders alıp, ilimde yetişenlerin sayısı 900 civarındadır.

    İlimdeki üstünlüğü

    İmam-ı Ahmed hazretleri, hadis ilminde zamanın en büyük âlimidir. Üçyüzbinden fazla hadis-i şerifi senedleriyle birlikte ezbere bilirdi. Kendisinden pek çok âlim, hadis-i şerif nakletmişlerdir. İlim ve amelde öncü, Ehl-i sünnet olan dört imamın dördüncüsü idi. İmam-ı Şafii hazretleri buyurdu ki, "Bağdad'dan ayrıldığım zaman, orada Ahmed bin Hanbel'den daha âlim, daha fakih, haramlardan ve şüphelilerden kaçan kimseyi bırakmadım."

    Ebu Davud Sicistani şöyle demiştir: "İki yüz meşhur âlimle karşılaştım. Ahmed bin Hanbel gibisini görmedim. O hiç bir hususta insanların daldığı dünya işlerine dalmazdı. Ancak ilimden bahis açılınca konuşurdu." Ebu Zür'a da "İlmin her dalında Ahmed bin Hanbel'in bir benzerini görmedim. Onun ilimde ulaştığı dereceye, başkası ulaşamamıştır" demiştir.

    Menha bin Yahya da şöyle demiştir: "Ahmed bin Hanbel, her hayrı kendisinde toplamıştı. Çok âlim gördüm, fakat ilimde, vera'da ve zühdde, onun gibi üstün birine rastlamadım."

    İmam-ı Ahmed hazretleri büyük bir müfessir, yüksek bir muhaddistir. Tefsiri yüzyirmi bin hadis-i şeriften meydana gelmiştir. Eserleri, müfessirler için birer feyz kaynağıdır. Bunun için kendisi "Üstad-ül müfessirin" ünvanıyla anılır. Birçok muhaddis yetiştirmiştir.

    Yaşadığı devir, yazılan hadis-i şeriflerin toplandığı bir devirdi. Bu devirde yetişen meşhur hadis âlimlerinin en meşhurudur. Bütün hadis-i şerifleri okudu, inceledi. Otuz bin hadis-i şerifi içine alan "Müsned" adlı eserini, 700 bin hadis-i şerif içinden seçerek yazmıştır.

    Rebi' bin Süleyman, İmam-ı Şafii'nin şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ahmed bin Hanbel, sekiz şeyde imamdır; hadis ilminde, fıkıh ilminde. Kur'an ilminde, lügat ilminde, fakrda, zühdde, vera'da, tasavvufta ve sünnette imam."

    Bağdad'da mu'tezile fırkasına mensub olanlar, Kur'an-ı kerim mahluktur diyerek, bu yanlış i'tikadlarına Abbasi halifesi Me'munu da inandırdılar. Bunu kabul etmesi için, Ahmed bin Hanbel hazretlerini de zorlayıp, Me'mun vasıtasıyla bu hususta baskı ve işkence yaptılar ve 28 ay hapsettiler. Bütün bu baskı ve işkencelere rağmen, o, ''Kur'an-ı kerim, Allahü teâlânın kelâmıdır. Mahluk değildir" diyerek, Ehl-i sünnet i'tikadını bildirdi. Mu'tasımın halifeliği sırasında da baskı ve işkencelere maruz kaldı, el-Mütevekkil halife olunca, mu'tezile fırkası mensublarını saraydan uzaklaştırdı. Fıkıh ve hadis âlimlerine hürmet ve yakınlık gösterdi. Böylece İmam-ı Ahmed hazretleri, yapılan baskı ve işkenceden kurtuldu. Yaptığı hizmetlerle, zamanındaki ve sonraki asırlardaki insanlara rehber oldu.

    İslamiyette, Ehl-i sünnet i'tikadı üzere olan, amelde dört hak mezhebten biri de, Hanbeli mezhebidir. Ahmed bin Hanbel hazretleri bu mezhebin imamıdır. O, ictihadlarıyla müslümanların Allahü teâlânın rızasına kavuşmaları için, amellerinde uyacakları bir yol göstermiştir. Onun gösterdiği bu yola "Hanbeli mezhebi" ve Ehl-i sünnet i'tikadında olan müslümanlardan, amellerini bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlara "Hanbeli" denir.

    İmam-ı Ahmed hazretlerinin talebelerinin ve kendisine sual soranların müşküllerini hallederken ortaya koyduğu ve takip ettiği usuller, Hanbeli mezhebinin temel kaide­leri olmuştur. İmam-ı Ahmed hazretleri, dini müşküllerin hallinde sırasıyla şu kaynaklara, baş vurmuştur:

    1- Kitap ve Sünnet: Bütün müctehidler gibi Ahmed bin Hanbel hazretleri de bir işin nasıl yapılacağını Kur'an-ı kerimde açık olarak bulamazsa, hadis-i şeriflere bakar, bunlarda bulunursa ona göre hüküm verirdi.

    2- İcma ve Sahabe Kavli: Hadis-i şeriflerde de açıkça bulamadığı bir iş için, icma var ise, öyle yapılmasını bildirirdi. İcma, Eshab-ı kiramın hepsinin aynı suretle yapması veya söylemesi demektir. İcmaya sözbirliği de denir. Eshab-ı kiramdan sonra gelen Tabiinin de icmasını delil, senet kabul etmiştir. Sahabe kavli (sözü, ictihadı) bulunan bir meselede, kendi ictihadına göre hüküm vermezdi. Sahabenin sözüne göre hüküm verirdi. Hatta, sahabe sözü bulamadığı hususlarda, Tabiinin büyüklerinden olan müctehidlerin ictihadını, kendi re'yine tercih ederdi.

    3- Bir mesele hakkında, Sahabe veya Tabiine ait bir re'y (ictihad) bulamazsa, zayıf ve mürsel hadislerle amel eder, ona göre hüküm verirdi. Zayıf hadisin de, sahih hadisin bir çeşidi olduğunu göz önünde tutardı.

    4- Kıyas: Hadis-i şeriflerin birbirini kuvvetlendirmesine bakarak kendine has bir usulle ictihadda bulunurdu.


    Hanbeli mezhebinde birçok âlimler yetişmiştir. Bu âlimlerin başında İmam-ı Ahmed hazretlerinin kendi oğulları Salih ve Abdullah gelmektedir. Ehu Bekir el-Esrem, Abdülmelik el-Meymuni, Ebu Bekir el-Merkezi, Harb bin ismail, ibrahim bin İshak el-Harbi gibi âlimler, İmam-ı Ahmedin bizzat kendisinden fıkıh ilmini öğrenmişlerdir. Bu mezhebin esasını yaymak hususunda üstün gayret gösteren âlimlerden biri de Ebu Bekir el-Hallal'dır. Seyyid Abdülkadir Geylani de, Hanbeli mezhebinin esaslarını yayan âlimlerdendir.

    İmam-ı Ahmedin (El-Müsned)'i en meşhur eseridir. Oğlu Salih, çeşitli kimselere yazdığı (Mektuplar)'la babasının mezhebini yaymıştır. Abdülkadir Geylani "Fütuhul-Gayb" ve "Gunyetüt-talibin" kitabları ile Abdurrahman el-Ceziri'nin "Kitab-ül-Fıkhı ale'l-Mezahibi'l-Erbaa"sında, bu mezhebin esaslarını en geniş şekilde açıklamaktadır. "el-Mugni", "el Ikna", "Bülugul-Emani" adındaki eserler de Hanbeli fıkhı üzere yazılmıştır.



  5. 17.Şubat.2012, 10:54
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: İmam Ahmed bin Hanbel, Hayatı, Mücadelesi, Eserleri (Mezhep imamları)


    Ahmed Bin Hanbel (780-855)

    Dört büyük imamdan birisi ve Hanbeli Mezhebi'nin imamı olan Ahmed bin Hanbel, 780 yılında Bağdat'ta doğdu. Ailesi Merv'den Bağdat'a göç ettiği için Merv'de doğduğunu nakledenler de vardır. Oğlu Salih tarafından düzenlenip bildirilen soy kütüğüne göre, soyu Peygamber Efendimiz'in (asm) soyu ile birleşmektedir. Büyük hadis ve fıkıh alimi olan imamın künyesi; Ebu Abdullah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybani el-Mervezi şeklindedir.

    Dedesi, Emeviler devrinde Serahs valiliği yaparken, babası da Abbasi ordusunda görev aldı. Otuz yaşlarında olduğu sırada babası vefat etti. Bağdatlı alimlerden bir süre ders aldıktan sonra hadis öğrenmeye ağırlık verdi. Bu alanda tanınmış alimlerden Hüşeym b. Beşir, Süfyan b. Uyeyne, Yahya b. Said el-Kattan, Abdurrahman b. Mehdi'den ders aldı. Ayrıca, İmam-ı Şafii'den de ders aldı. Bir çok alimden ders alırken; İmam Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai başta olmak üzere tanınmış hadis alimleri de kendisinden ders aldılar.

    Hadis öğrenme konusunda her türlü fırsatı değerlendirirken bu amaçla bir çok merkeze gitti. Küfe, Basra, Mekke, Medine, Dımaşk, Halep, Cezire gibi beldelere bazen bir kaç kez gitti. Çoğu zaman yol parası bulmakta güçlük çekti. Hadis öğrenmek maksadıyla Yemen'e gidebilmek için, kervancıların yanında deve bakıcılığı yaptı. Beş kez yaya olarak hacca gitti. Bu yolculuktaki en önemli maksatlarından birisi Hicaz'daki alimlerden hadis öğrenmekti. Kırk yaşına gelinceye kadar eğitimine ara vermeden devam etti. Çok güçlü bir hafızaya sahip olması, çok sayıda hadisi rivayet ettiğinden dolayı, bazen etrafında hadis dinlemek maksadıyla bulunanların sayısı beş bine kadar ulaştı.

    İslam alimleri ve din büyüklerinin büyük ekseriyetinin uğradığı sıkıntı ve işkencelerden o da nasibini aldı. Mu'tezile Mezhebi mensuplarının tesirinde kalan Abbasi halifesi Me'mun zamanında çok büyük işkencelere uğradı. İslam'ın özüne aykırı fikirlere katılmadığı ve Mu'tezile müntesiplerinin fikirleri doğrultusunda görüş beyan etmediğinden hapse atıldı. Halifenin kendisiyle görüşmek istemesi üzerine, Bağdat valisi İshak b. İbrahim tarafından zincire vurulmuş bir şekilde, Tarsus'a doğru yola çıkarıldı. Ancak, Tarsus'a varmadan halifenin öldüğü haberi geldi. Bunun üzerine geri getirilerek Bağdat'ta tekrar hapsedildi.

    Yeni halife Mu'tasım da aynı politikayı devam ettirdi. Halife, başkadısı Ahmed b. Ebu Duad ve güvendikleri kişiler, fikirleriyle Ahmed b. Hanbel'i susturamadıklarını görünce işkence yapılması emrini verdi. Çünkü, kesinlikle fikirlerinden, doğru bildiklerinden taviz vermedi. "İmam-ı Ahmed ibni Hanbel gibi bir mücahid-i ekber, Kur'ân'ın birtek meselesi için hapiste pek çok azap verilmiş ve şekvâ etmeyerek, kemâl-i sabırla sebat edip o meselelerde sükût ..." (Lem'alar, s. 264) etmedi. Şiddetli kamçı darbelerine rağmen fikirlerinden vazgeçmedi. Uygun ifadeler kullanmak kaydıyla serbest bırakılma teklifini de reddetti. Bunun üzerine işkencelerin dozu arttırıldı ve bizzat halife nezaretinde yapıldı. Bir ara halife onu serbest bırakmak istediyse de, başkadı, fikirlerinden dolayı dinden çıktığını ve Hanbel'in serbest bırakılmasının uygun olmayacağını iddia ederek mani oldu.

    İki buçuk yıla yakın devam eden büyük işkencelerden sonra serbest bırakıldıysa da gözaltında bulundurulmaya devam ettirildi. Yanlış fikirlerin okulda ders olarak okutulmaya başlanmasıyla galeyana gelip ayaklanmak isteyen halkı, isyandan vazgeçirerek sabretmelerini tavsiye etti. Buna rağmen, halk ile görüşmesi ve halifenin bulunduğu yerde ikamet etmesi yasaklandı. Hatta Cuma namazlarına gitmesine bile izin verilmedi.

    Halife Mutevekkil, kendisi hakkında ileri sürülen bazı iddiaların asılsız çıkması üzerine Hanbel'in gönlünü almak maksadıyla bazı hediyeler verdi. Halifeye kızgın olduğundan değil de haram karışmış olduğu gerekçesiyle hediyeleri kabul etmek istemedi. Fakat, başına daha büyük belaların açılmasından korkan yakınlarının isteği üzerine kabul etti. Ancak, aldığı hediyelerin tamamını ihtiyaç sahiplerine dağıttı. Bundan sonra halifenin hiçbir hediyesini kabul etmeyeceğini kesin bir dille ifade ettiği halde kendisinden habersiz ailesine maaş bağlandı. Halifenin verdiklerini alan oğullarına gücendi. Bundan sonra kendi evlatlarının hiçbir lokmasını yemedi. Kadılık görevinin kabul eden oğlu Salih'e de kırıldı.

    31 Temmuz 855 Cuma günü Bağdat'ta vefat ederek Hakk'ın rahmetine kavuştu. Cenazesinde yaklaşık altmış bini kadın olmak üzere sekiz yüz bine yakın insan toplandı. Ömrü boyunca hiç kimsenin yardımını kabul etmedi. Reddettiği büyük ikramların başkaları tarafından kabul edildiğini söyleyen oğlu Salih'e; "Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir." (Tâhâ Suresi, 131) ayetini okuyarak, Allah'ın vereceği rızkın daha hayırlı olduğunu söyledi.

    İmam-ı Şafii, Hanbel Hazretlerine ders veren hocalarındandır. İbn Hanbel, çok sevdiği ve her sabah seher vakti kendilerine dua ettiği altı kişiden biridir. İmam-ı Şafii onun hakkında; Bağdat'ta ondan daha faziletli, müttaki, alim ve fıkıh alim bir kimse görmedim, ifadelerini kullanmıştır. Bediüzzaman Hazretleri, "Bir milyon hadisi hıfzına alan" imam olarak tarif eder. (Şualar, s. 348)

    İmam-ı Hanbel, yazdığı her hadisle amel etmeye özel gayret gösterdi. Çalışmasının büyük ekseriyetini hadis ilmine vakfetti. Ona göre fıkıhçı sayılabilmek için iyi bir hadis alimi olmalı, en az dört yüz bin hadisi ezbere bilmeli, sıhhatinden emin olmadığı rivayetlerle amel etmemelidir. Hadis rivayet edenlerin dürüstlüğüne özel önem vererek, emin olmadığı nakilcilerden hadis rivayet etmemeye çalıştı. Topladığı hadisleri vefatından sonra, oğlu Abdullah ve talebesi Ebu Bekir el-Katii tarafından kitap haline getirildi.

    İmam-ı Hanbel, velilerin keramet göstermesinin mümkün olduğunu ancak, harikulade olay gösteren her kişinin veli olduğuna hükmedilemeyeceğini söyler. Ona göre kimin veli olduğunu bilmek mümkün değildir. Çok sayıda Ashab-ı Kiramdan kerametin meydana gelmeyişini, imanlarını kuvvetlendirmek için vasıtaya (keramete) muhtaç olmadıklarının delili olduğuna hükmeder.

    Risale-i Nur'da, kendilerini Ahmed bin Hanbel mezhebinden sayan Vehhabiler konusunda çok önemli bilgiler mevcuttur. Vehhabiliğin, Haricilerin izinde gittiği ve ecdadları olduğuna işaret edilmektedir. Bu mezhebe mensup olanların ifrata kaçmalarına sebep teşkil eden meseleler açıklığa kavuşturulmaktadır. (Mektubat, s. 352-356) İmam-ı Hanbel Hazretlerini taklit etme konusunda ise şu bilgiler yer almaktadır:

    "Hem, Vehhâbiler kendilerini Ahmed İbni Hanbel mezhebinde saydıkları için, Ahmed İbni Hanbel Hazretleri bir milyon hadîsin hâfızı ve râvîsi; ve şiddetli olan Hanbelî mezhebinin reisi ve halkı Kur'ân meselesinde cihanpesendâne salâbet ve metânet sahibi bir zât olduğundan, onun bir derece zâhirî ve mutaassıbâne ve Alevîlere muhâlefetkârâne mezhebinden din nâmına istifade edip, bir kısım evliyânın türbelerini tahrip ediyorlar ve kendilerini haklı zan ediyorlar. Halbuki, bir dirhem hakları varsa, bazen on dirhem ilâve ediyorlar." (Mektubat, s. 353) Böylece, İmam'ın hassasiyeti yanlış anlaşılıp yanlış uygulanmakta ve tahribata yol açılmaktadır.

    Eserleri


    1- El-Müsned; En meşhur hadis kitabıdır. 700 bin hadis arasından seçilmek suretiyle oluşturulan ve 30 bin hadisi ihtiva eder, hadis külliyatları arasında en hacimli iki külliyattan birisidir.
    2- Kitabü's-Sünne; Kader, deccal, melekler, rü'yetullah, kürsi ve ahirete ait fikirlerini ihtiva eder.
    3- Kitabü'z-Zühd; İki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere büyük peygamberlerin takvalarından söz eder. İkinci bölümde ise on dokuz büyük sahabe ve on altı tabiin hakkında bilgi verilmektedir.
    4- Kitabü'l-İlel ve Ma'rifetü'r-Rical; Hadis rivayet edenler hakkındaki görüş ve düşüncelerini ihtiva eder.
    5- El-Mesa'il; Fıkıh, akaid, ve ahlak ile ilgili olarak talebeleri ve başkları tarafından kendisine sorulan sorulara verdiği cevapları ihtiva eder (M. Yaşar Kandemir; "Ahmed b. Hanbel", TDVİA, II. C. s. 77-79).

    Bunların dışında da çok sayıda eserleri mevcuttur. Eserlerinin büyük ekseriyeti vefatından sonra oğulları ve talebeleri tarafından de



  6. 17.Şubat.2012, 10:54
    3
    Moderatör

    Ahmed Bin Hanbel (780-855)

    Dört büyük imamdan birisi ve Hanbeli Mezhebi'nin imamı olan Ahmed bin Hanbel, 780 yılında Bağdat'ta doğdu. Ailesi Merv'den Bağdat'a göç ettiği için Merv'de doğduğunu nakledenler de vardır. Oğlu Salih tarafından düzenlenip bildirilen soy kütüğüne göre, soyu Peygamber Efendimiz'in (asm) soyu ile birleşmektedir. Büyük hadis ve fıkıh alimi olan imamın künyesi; Ebu Abdullah Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybani el-Mervezi şeklindedir.

    Dedesi, Emeviler devrinde Serahs valiliği yaparken, babası da Abbasi ordusunda görev aldı. Otuz yaşlarında olduğu sırada babası vefat etti. Bağdatlı alimlerden bir süre ders aldıktan sonra hadis öğrenmeye ağırlık verdi. Bu alanda tanınmış alimlerden Hüşeym b. Beşir, Süfyan b. Uyeyne, Yahya b. Said el-Kattan, Abdurrahman b. Mehdi'den ders aldı. Ayrıca, İmam-ı Şafii'den de ders aldı. Bir çok alimden ders alırken; İmam Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai başta olmak üzere tanınmış hadis alimleri de kendisinden ders aldılar.

    Hadis öğrenme konusunda her türlü fırsatı değerlendirirken bu amaçla bir çok merkeze gitti. Küfe, Basra, Mekke, Medine, Dımaşk, Halep, Cezire gibi beldelere bazen bir kaç kez gitti. Çoğu zaman yol parası bulmakta güçlük çekti. Hadis öğrenmek maksadıyla Yemen'e gidebilmek için, kervancıların yanında deve bakıcılığı yaptı. Beş kez yaya olarak hacca gitti. Bu yolculuktaki en önemli maksatlarından birisi Hicaz'daki alimlerden hadis öğrenmekti. Kırk yaşına gelinceye kadar eğitimine ara vermeden devam etti. Çok güçlü bir hafızaya sahip olması, çok sayıda hadisi rivayet ettiğinden dolayı, bazen etrafında hadis dinlemek maksadıyla bulunanların sayısı beş bine kadar ulaştı.

    İslam alimleri ve din büyüklerinin büyük ekseriyetinin uğradığı sıkıntı ve işkencelerden o da nasibini aldı. Mu'tezile Mezhebi mensuplarının tesirinde kalan Abbasi halifesi Me'mun zamanında çok büyük işkencelere uğradı. İslam'ın özüne aykırı fikirlere katılmadığı ve Mu'tezile müntesiplerinin fikirleri doğrultusunda görüş beyan etmediğinden hapse atıldı. Halifenin kendisiyle görüşmek istemesi üzerine, Bağdat valisi İshak b. İbrahim tarafından zincire vurulmuş bir şekilde, Tarsus'a doğru yola çıkarıldı. Ancak, Tarsus'a varmadan halifenin öldüğü haberi geldi. Bunun üzerine geri getirilerek Bağdat'ta tekrar hapsedildi.

    Yeni halife Mu'tasım da aynı politikayı devam ettirdi. Halife, başkadısı Ahmed b. Ebu Duad ve güvendikleri kişiler, fikirleriyle Ahmed b. Hanbel'i susturamadıklarını görünce işkence yapılması emrini verdi. Çünkü, kesinlikle fikirlerinden, doğru bildiklerinden taviz vermedi. "İmam-ı Ahmed ibni Hanbel gibi bir mücahid-i ekber, Kur'ân'ın birtek meselesi için hapiste pek çok azap verilmiş ve şekvâ etmeyerek, kemâl-i sabırla sebat edip o meselelerde sükût ..." (Lem'alar, s. 264) etmedi. Şiddetli kamçı darbelerine rağmen fikirlerinden vazgeçmedi. Uygun ifadeler kullanmak kaydıyla serbest bırakılma teklifini de reddetti. Bunun üzerine işkencelerin dozu arttırıldı ve bizzat halife nezaretinde yapıldı. Bir ara halife onu serbest bırakmak istediyse de, başkadı, fikirlerinden dolayı dinden çıktığını ve Hanbel'in serbest bırakılmasının uygun olmayacağını iddia ederek mani oldu.

    İki buçuk yıla yakın devam eden büyük işkencelerden sonra serbest bırakıldıysa da gözaltında bulundurulmaya devam ettirildi. Yanlış fikirlerin okulda ders olarak okutulmaya başlanmasıyla galeyana gelip ayaklanmak isteyen halkı, isyandan vazgeçirerek sabretmelerini tavsiye etti. Buna rağmen, halk ile görüşmesi ve halifenin bulunduğu yerde ikamet etmesi yasaklandı. Hatta Cuma namazlarına gitmesine bile izin verilmedi.

    Halife Mutevekkil, kendisi hakkında ileri sürülen bazı iddiaların asılsız çıkması üzerine Hanbel'in gönlünü almak maksadıyla bazı hediyeler verdi. Halifeye kızgın olduğundan değil de haram karışmış olduğu gerekçesiyle hediyeleri kabul etmek istemedi. Fakat, başına daha büyük belaların açılmasından korkan yakınlarının isteği üzerine kabul etti. Ancak, aldığı hediyelerin tamamını ihtiyaç sahiplerine dağıttı. Bundan sonra halifenin hiçbir hediyesini kabul etmeyeceğini kesin bir dille ifade ettiği halde kendisinden habersiz ailesine maaş bağlandı. Halifenin verdiklerini alan oğullarına gücendi. Bundan sonra kendi evlatlarının hiçbir lokmasını yemedi. Kadılık görevinin kabul eden oğlu Salih'e de kırıldı.

    31 Temmuz 855 Cuma günü Bağdat'ta vefat ederek Hakk'ın rahmetine kavuştu. Cenazesinde yaklaşık altmış bini kadın olmak üzere sekiz yüz bine yakın insan toplandı. Ömrü boyunca hiç kimsenin yardımını kabul etmedi. Reddettiği büyük ikramların başkaları tarafından kabul edildiğini söyleyen oğlu Salih'e; "Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir." (Tâhâ Suresi, 131) ayetini okuyarak, Allah'ın vereceği rızkın daha hayırlı olduğunu söyledi.

    İmam-ı Şafii, Hanbel Hazretlerine ders veren hocalarındandır. İbn Hanbel, çok sevdiği ve her sabah seher vakti kendilerine dua ettiği altı kişiden biridir. İmam-ı Şafii onun hakkında; Bağdat'ta ondan daha faziletli, müttaki, alim ve fıkıh alim bir kimse görmedim, ifadelerini kullanmıştır. Bediüzzaman Hazretleri, "Bir milyon hadisi hıfzına alan" imam olarak tarif eder. (Şualar, s. 348)

    İmam-ı Hanbel, yazdığı her hadisle amel etmeye özel gayret gösterdi. Çalışmasının büyük ekseriyetini hadis ilmine vakfetti. Ona göre fıkıhçı sayılabilmek için iyi bir hadis alimi olmalı, en az dört yüz bin hadisi ezbere bilmeli, sıhhatinden emin olmadığı rivayetlerle amel etmemelidir. Hadis rivayet edenlerin dürüstlüğüne özel önem vererek, emin olmadığı nakilcilerden hadis rivayet etmemeye çalıştı. Topladığı hadisleri vefatından sonra, oğlu Abdullah ve talebesi Ebu Bekir el-Katii tarafından kitap haline getirildi.

    İmam-ı Hanbel, velilerin keramet göstermesinin mümkün olduğunu ancak, harikulade olay gösteren her kişinin veli olduğuna hükmedilemeyeceğini söyler. Ona göre kimin veli olduğunu bilmek mümkün değildir. Çok sayıda Ashab-ı Kiramdan kerametin meydana gelmeyişini, imanlarını kuvvetlendirmek için vasıtaya (keramete) muhtaç olmadıklarının delili olduğuna hükmeder.

    Risale-i Nur'da, kendilerini Ahmed bin Hanbel mezhebinden sayan Vehhabiler konusunda çok önemli bilgiler mevcuttur. Vehhabiliğin, Haricilerin izinde gittiği ve ecdadları olduğuna işaret edilmektedir. Bu mezhebe mensup olanların ifrata kaçmalarına sebep teşkil eden meseleler açıklığa kavuşturulmaktadır. (Mektubat, s. 352-356) İmam-ı Hanbel Hazretlerini taklit etme konusunda ise şu bilgiler yer almaktadır:

    "Hem, Vehhâbiler kendilerini Ahmed İbni Hanbel mezhebinde saydıkları için, Ahmed İbni Hanbel Hazretleri bir milyon hadîsin hâfızı ve râvîsi; ve şiddetli olan Hanbelî mezhebinin reisi ve halkı Kur'ân meselesinde cihanpesendâne salâbet ve metânet sahibi bir zât olduğundan, onun bir derece zâhirî ve mutaassıbâne ve Alevîlere muhâlefetkârâne mezhebinden din nâmına istifade edip, bir kısım evliyânın türbelerini tahrip ediyorlar ve kendilerini haklı zan ediyorlar. Halbuki, bir dirhem hakları varsa, bazen on dirhem ilâve ediyorlar." (Mektubat, s. 353) Böylece, İmam'ın hassasiyeti yanlış anlaşılıp yanlış uygulanmakta ve tahribata yol açılmaktadır.

    Eserleri


    1- El-Müsned; En meşhur hadis kitabıdır. 700 bin hadis arasından seçilmek suretiyle oluşturulan ve 30 bin hadisi ihtiva eder, hadis külliyatları arasında en hacimli iki külliyattan birisidir.
    2- Kitabü's-Sünne; Kader, deccal, melekler, rü'yetullah, kürsi ve ahirete ait fikirlerini ihtiva eder.
    3- Kitabü'z-Zühd; İki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere büyük peygamberlerin takvalarından söz eder. İkinci bölümde ise on dokuz büyük sahabe ve on altı tabiin hakkında bilgi verilmektedir.
    4- Kitabü'l-İlel ve Ma'rifetü'r-Rical; Hadis rivayet edenler hakkındaki görüş ve düşüncelerini ihtiva eder.
    5- El-Mesa'il; Fıkıh, akaid, ve ahlak ile ilgili olarak talebeleri ve başkları tarafından kendisine sorulan sorulara verdiği cevapları ihtiva eder (M. Yaşar Kandemir; "Ahmed b. Hanbel", TDVİA, II. C. s. 77-79).

    Bunların dışında da çok sayıda eserleri mevcuttur. Eserlerinin büyük ekseriyeti vefatından sonra oğulları ve talebeleri tarafından de



  7. 28.Nisan.2014, 22:12
    4
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: İmam Ahmed bin Hanbel, Hayatı, Mücadelesi, Eserleri (Mezhep imamları)

    Ahmet bin hanbel hayatı kısaca

    AHMED b. HANBEL

    أحمد بن حنبل

    Ebû Abdillâh Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybânî el-Mervezî (ö. 241/855)

    Hanbelî mezhebinin imamı, muhaddis, fakih.

    Hayatı. 164 (780) yılı Rebîülevvelinde (veya Rebîülâhir) Bağdat’ta doğdu. Ailesi Merv’den Bağdat’a göç ederken annesi ona hamile olduğu için Merv’de doğduğunu söyleyenler de vardır. Oğlu Sâlih’in rivayet ettiği şecereye göre soyu Hz. Peygamber’in dedelerinden Nizâr’la birleşerek Hz. İsmâil’e kadar uzanır. Dedesi Hanbel b. Hilâl Emevîler devrinde Serahs valiliği yapmış, Abbâsîler’in idareyi ele geçirmesinde önemli görevler üstlenmiş, babası da Abbâsî ordusunda görev almıştı. Ahmed b. Hanbel, babası otuz yaşlarında öldüğünden, Şeybânoğulları’ndan olan annesi Safiyye bint Meymûne’nin himayesinde büyüdü. Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledikten ve Bağdatlı âlimlerden bir müddet gramer ve fıkıh okuduktan sonra hadis öğrenmeye başladı (795). İlk hocalarından biri, kendisinden pek çok hadis yazdığı tanınmış muhaddis Hüşeym b. Beşîr olup diğer hocaları arasında Süfyân b. Uyeyne, Yahyâ b. Saîd el-Kattân, Abdurrahman b. Mehdî, İmam Şâfiî ve Abdürrezzâk b. Hemmâm gibi âlimler bulunmaktadır. En çok hadis yazdığı hocası Vekî‘ b. Cerrâh’tır. İmam Şâfiî’den ise fıkıh ve usûl-i fıkıh öğrenmiştir. el-Müsned’deki rivayetlerine göre hocalarının sayısı 280 kadardır. Birini doğrudan, öbürünü başka bir râvi vasıtasıyla ondan iki hadis rivayet eden Buhârî’nin yanı sıra diğer tanınmış talebeleri arasında Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, akranlarından Yahyâ b. Maîn ile Ali b. Medînî, Ebû Zür‘a er-Râzî, Ebû Hâtim er-Râzî, iki oğlu Sâlih ve Abdullah bulunmaktadır. Hocaları İmam Şâfiî, Abdürrezzâk ve Abdurrahman b. Mehdî de kendisinden hadis dinlemişlerdir. Yalnız İmâm Şafiî onun adını açıkça söylemek yerine, “güvenilir kimse bana rivayet etti (haddesenî es-sika)” demeyi tercih etmiştir (Zehebî, XI, 182-183). Ahmed b. Hanbel Bağdatlı muhaddislerden faydalandıktan sonra hadis tahsilini tamamlamak üzere önce Kûfe’ye (799), ardından dört defa Basra’ya (802-816 yılları arasında), ayrıca Mekke, Medine, Dımaşk, Halep ve Cezîre’ye seyahatler yaptı.


  8. 28.Nisan.2014, 22:12
    4
    mum
    Administrator
    Ahmet bin hanbel hayatı kısaca

    AHMED b. HANBEL

    أحمد بن حنبل

    Ebû Abdillâh Ahmed b. Muhammed b. Hanbel eş-Şeybânî el-Mervezî (ö. 241/855)

    Hanbelî mezhebinin imamı, muhaddis, fakih.

    Hayatı. 164 (780) yılı Rebîülevvelinde (veya Rebîülâhir) Bağdat’ta doğdu. Ailesi Merv’den Bağdat’a göç ederken annesi ona hamile olduğu için Merv’de doğduğunu söyleyenler de vardır. Oğlu Sâlih’in rivayet ettiği şecereye göre soyu Hz. Peygamber’in dedelerinden Nizâr’la birleşerek Hz. İsmâil’e kadar uzanır. Dedesi Hanbel b. Hilâl Emevîler devrinde Serahs valiliği yapmış, Abbâsîler’in idareyi ele geçirmesinde önemli görevler üstlenmiş, babası da Abbâsî ordusunda görev almıştı. Ahmed b. Hanbel, babası otuz yaşlarında öldüğünden, Şeybânoğulları’ndan olan annesi Safiyye bint Meymûne’nin himayesinde büyüdü. Kur’ân-ı Kerîm’i ezberledikten ve Bağdatlı âlimlerden bir müddet gramer ve fıkıh okuduktan sonra hadis öğrenmeye başladı (795). İlk hocalarından biri, kendisinden pek çok hadis yazdığı tanınmış muhaddis Hüşeym b. Beşîr olup diğer hocaları arasında Süfyân b. Uyeyne, Yahyâ b. Saîd el-Kattân, Abdurrahman b. Mehdî, İmam Şâfiî ve Abdürrezzâk b. Hemmâm gibi âlimler bulunmaktadır. En çok hadis yazdığı hocası Vekî‘ b. Cerrâh’tır. İmam Şâfiî’den ise fıkıh ve usûl-i fıkıh öğrenmiştir. el-Müsned’deki rivayetlerine göre hocalarının sayısı 280 kadardır. Birini doğrudan, öbürünü başka bir râvi vasıtasıyla ondan iki hadis rivayet eden Buhârî’nin yanı sıra diğer tanınmış talebeleri arasında Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, akranlarından Yahyâ b. Maîn ile Ali b. Medînî, Ebû Zür‘a er-Râzî, Ebû Hâtim er-Râzî, iki oğlu Sâlih ve Abdullah bulunmaktadır. Hocaları İmam Şâfiî, Abdürrezzâk ve Abdurrahman b. Mehdî de kendisinden hadis dinlemişlerdir. Yalnız İmâm Şafiî onun adını açıkça söylemek yerine, “güvenilir kimse bana rivayet etti (haddesenî es-sika)” demeyi tercih etmiştir (Zehebî, XI, 182-183). Ahmed b. Hanbel Bağdatlı muhaddislerden faydalandıktan sonra hadis tahsilini tamamlamak üzere önce Kûfe’ye (799), ardından dört defa Basra’ya (802-816 yılları arasında), ayrıca Mekke, Medine, Dımaşk, Halep ve Cezîre’ye seyahatler yaptı.





+ Yorum Gönder