Konusunu Oylayın.: Hz.Muhammed (s.a.v)'in İslam'ı yayma çabası

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz.Muhammed (s.a.v)'in İslam'ı yayma çabası
  1. 11.Ekim.2011, 22:16
    1
    Misafir

    Hz.Muhammed (s.a.v)'in İslam'ı yayma çabası






    Hz.Muhammed (s.a.v)'in İslam'ı yayma çabası Mumsema hz. muhammedin islamı yayma çabasıyla ilgili 3 hadis ve ayet söyleyebilirmisiniz? çok aciill yardım edin


  2. 11.Ekim.2011, 22:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    hz. muhammedin islamı yayma çabasıyla ilgili 3 hadis ve ayet söyleyebilirmisiniz? çok aciill yardım edin


    Benzer Konular

    - İslamı Yayma Usulleri

    - İslam'ı Yayma Çabası

    - Şeriat Ülkesinde batıl din yayma ile ilgili...

    - Hz.Muhammed'in Hayatı ve İslam Daveti

    - Davet dinin koyduğu esaslara göre yaşamalarını sağlama cabası

  3. 22.Ekim.2011, 14:51
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Hz.Muhammed (s.a.v)'in İslam'ı yayma çabası




    İslâm'da asıl olan barıştır. Savaş, zulmün önlenmesi, hakkın kabûl ettirilmesi için meşrû kılınmıştır. 13 seneye yaklaşan Mekke döneminde ve Medine döneminin ilk yılında, müşriklerden gördükleri bunca zulüm, işkence ve haksızlığa rağmen, mü'minlere sabırlı olmaları, Allah'ın dinini güzellikle tebliğe çalışmaları emredilmiş, savaşa izin verilmemişti.
    Hicretten sonra Müslümanlar, giderek müşriklere karşı koyabilecek duruma geldiler. Üstelik Müslümanların düşmanları çoğaldı, sabır yolu ile barışı sürdürmek artık mümkün değildi. Bundan dolayı Hicretin 2'inci yılı başlarında Safer ayında;
    "Zulüm ve haksızlığa uğratılarak, kendilerine savaş açılan kimselere (mü'minlere) savaş izni verildi. Allah onlara yardım etmeğe elbette Kâdirdir. Onlar, 'Rabbımız Allah'tır' dediler diye, haksız yere yurtlarından (Mekke'den) çıkarıldılar..." (el-Hacc Sûresi, 39-40) anlamındaki âyet-i kerimelerle Müslümanlara, kendilerini savunmak üzere savaş izni verildi.
    Mekke müşrikleriyle, Medine'de bulunan Müslümanlar arasında, sırasıyla Bedir, Uhud ve Hendek Savaşları oldu. Mekke müşrikleri Medine'yi basmak, Hz. Rasûlullah (s.a.s.)'i öldürmek, Müslümanlığı yok etmek için her çâreye baş vurdular; bütün imkân ve güçlerini ortaya koydular; fakat amaçlarına ulaşamadılar. Müslümanların günden güne güçlenmelerine, sayılarının artmasına engel olamadılar.
    Ancak Medine dışındaki kabîleler, Müslümanlığın ne olduğunu yeterince bilmiyorlardı. Kâbe'nin komşusu ve koruyucusu olduğu için saygı duydukları Kureyş kabîlesi, kendi içlerinden çıktığı halde Hz. Muhammed (s.a.s.)'in peygamberliğini kabûl etmemiş, hatta onu yurdundan çıkarmışlardı. Bu yüzden, Müslümanlığın Medine dışındaki kabîlelere tanıtılabilmesi ve geniş ölçüde yayılmasının sağlanabilmesi için, Mekkelilerle barış yapılmasına ihtiyaç vardı. Rasûlullah (s.a.s.), Mekkelilerle barış yaparak, diğer kabîlelerle serbestçe ilişkiler kurmayı arzu ediyordu.
    Hudeybiye Anlaşmasıyla iki taraf arasında barış ve güvenlik sağlandı. Artık, Müslümanlığın yayılması için herkese ve her tarafa duyurma zamanı gelmişti. Rasûlullah (s.a.s) Hudeybiye'den dönünce bu konuyu ashâbıyle istişâre etti. Büyük ve komşu devletlerin hükümdarlarıyla bazı Arap beyliklerine mektup ve elçi gönderilmesi kararlaştırıldı. Üzerinde "Muhammed Rasûlullah" yazılı gümüş bir yüzük yaptırıldı, mektuplar bununla mühürlendi.
    Elçiler ve Gönderildikleri Hükümdarlar

    Bizans Kayser'i Hirakliyus'a, İran Kisrâ'sı Hüsrev Perviz'e, Habeşistan Necâşisi Ashame'ye, Mısır (İskenderiyye) Mukavkısı Cüreyc'e, Gassan Emîri Hâris b. Ebî Şemmer'e ve Yemâme Emîri Hevze b.Ali'ye elçiler ve mektuplar gönderildi.
    Daha sonra, Mekkelilerin anlaşmayı bozmaları üzerine Mekke fethedildi ve Kabe bütün putlardan temizlendi. Mekke'nin fethiyle birlikte İslam'n yayılışı ivme kazandı ve kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayıldı.


  4. 22.Ekim.2011, 14:51
    2
    Editör



    İslâm'da asıl olan barıştır. Savaş, zulmün önlenmesi, hakkın kabûl ettirilmesi için meşrû kılınmıştır. 13 seneye yaklaşan Mekke döneminde ve Medine döneminin ilk yılında, müşriklerden gördükleri bunca zulüm, işkence ve haksızlığa rağmen, mü'minlere sabırlı olmaları, Allah'ın dinini güzellikle tebliğe çalışmaları emredilmiş, savaşa izin verilmemişti.
    Hicretten sonra Müslümanlar, giderek müşriklere karşı koyabilecek duruma geldiler. Üstelik Müslümanların düşmanları çoğaldı, sabır yolu ile barışı sürdürmek artık mümkün değildi. Bundan dolayı Hicretin 2'inci yılı başlarında Safer ayında;
    "Zulüm ve haksızlığa uğratılarak, kendilerine savaş açılan kimselere (mü'minlere) savaş izni verildi. Allah onlara yardım etmeğe elbette Kâdirdir. Onlar, 'Rabbımız Allah'tır' dediler diye, haksız yere yurtlarından (Mekke'den) çıkarıldılar..." (el-Hacc Sûresi, 39-40) anlamındaki âyet-i kerimelerle Müslümanlara, kendilerini savunmak üzere savaş izni verildi.
    Mekke müşrikleriyle, Medine'de bulunan Müslümanlar arasında, sırasıyla Bedir, Uhud ve Hendek Savaşları oldu. Mekke müşrikleri Medine'yi basmak, Hz. Rasûlullah (s.a.s.)'i öldürmek, Müslümanlığı yok etmek için her çâreye baş vurdular; bütün imkân ve güçlerini ortaya koydular; fakat amaçlarına ulaşamadılar. Müslümanların günden güne güçlenmelerine, sayılarının artmasına engel olamadılar.
    Ancak Medine dışındaki kabîleler, Müslümanlığın ne olduğunu yeterince bilmiyorlardı. Kâbe'nin komşusu ve koruyucusu olduğu için saygı duydukları Kureyş kabîlesi, kendi içlerinden çıktığı halde Hz. Muhammed (s.a.s.)'in peygamberliğini kabûl etmemiş, hatta onu yurdundan çıkarmışlardı. Bu yüzden, Müslümanlığın Medine dışındaki kabîlelere tanıtılabilmesi ve geniş ölçüde yayılmasının sağlanabilmesi için, Mekkelilerle barış yapılmasına ihtiyaç vardı. Rasûlullah (s.a.s.), Mekkelilerle barış yaparak, diğer kabîlelerle serbestçe ilişkiler kurmayı arzu ediyordu.
    Hudeybiye Anlaşmasıyla iki taraf arasında barış ve güvenlik sağlandı. Artık, Müslümanlığın yayılması için herkese ve her tarafa duyurma zamanı gelmişti. Rasûlullah (s.a.s) Hudeybiye'den dönünce bu konuyu ashâbıyle istişâre etti. Büyük ve komşu devletlerin hükümdarlarıyla bazı Arap beyliklerine mektup ve elçi gönderilmesi kararlaştırıldı. Üzerinde "Muhammed Rasûlullah" yazılı gümüş bir yüzük yaptırıldı, mektuplar bununla mühürlendi.
    Elçiler ve Gönderildikleri Hükümdarlar

    Bizans Kayser'i Hirakliyus'a, İran Kisrâ'sı Hüsrev Perviz'e, Habeşistan Necâşisi Ashame'ye, Mısır (İskenderiyye) Mukavkısı Cüreyc'e, Gassan Emîri Hâris b. Ebî Şemmer'e ve Yemâme Emîri Hevze b.Ali'ye elçiler ve mektuplar gönderildi.
    Daha sonra, Mekkelilerin anlaşmayı bozmaları üzerine Mekke fethedildi ve Kabe bütün putlardan temizlendi. Mekke'nin fethiyle birlikte İslam'n yayılışı ivme kazandı ve kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayıldı.





+ Yorum Gönder