Konusunu Oylayın.: Peygamberimiz ile ilgili Naatlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Peygamberimiz ile ilgili Naatlar
  1. 09.Ekim.2011, 18:25
    1
    Misafir

    Peygamberimiz ile ilgili Naatlar






    Peygamberimiz ile ilgili Naatlar Mumsema Peygamberimiz (sav) ile ilgili Naatlar


  2. 09.Ekim.2011, 18:25
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 09.Ekim.2011, 19:01
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Peygamberimiz (sav) ile ilgili Naatlar




    Hz. Muhammed(SAV) -Naat…
    Kâinat üzerinde bilir efendisi,
    Âlemlere rahmet, Allah sevgilisi
    Kutlu olsun doğum günün evveli
    Ne kadar sevinsek az, huzurdan deniz…

    Kâinat titredi nasıl bayram etti,
    Doğduğun eve sur melekler kanattı,
    Her yerde rahmetin, yayıldı furkanın…
    Her gölgen güzellik cemalin yakamoz!

    Altıncı yaşına geldiğinde yetim
    Ana, baba deden anılarda resim,
    Ebu Talip şefkati, unutturdu özlem
    Allah melekleriyle korundun kış ve yaz…

    Emin bilinirdin, Mekke güvenirdi
    Hacer-ül Evsed’i koymaya atandın
    Kâbe imarına ellerin dokundun
    Kimseyi üzmedin kirletmedin beyaz...

    Cebel-i Nur'da “Oku! ” diyordu alaz
    Korkuyla “Bilmem ki…” dedin Cebrail’e
    Tekrar soruyordu benzer ebabil’e
    Betin benzin solmuş dönmüştün sefil’e…

    Peygamberlik o gün sunuldu müjdesi
    Teselli ve iman etti ki zevcesi
    Bekir Zeyd ve Ali ilkti şeceresi
    Yirmi üç yıl tebliğ, verdin zekat, namaz…

    İslam’ın yaşanan Mekkeli yılları
    İşkence bilirdi müşrik akılları
    Hatice anamız teselli dalları
    Kâfir azgın olsa da, sabırdı niyaz...

    Ömer’in biatiyle erişince kırklar
    Yürüdüler Kâbe’ye tekbirle ayaklar,
    Sokakta ilahi cengâver ataklar,
    Sahabe tekbiri ne coşkundu avaz!

    Hüzünlüydü gece Ali yatağında,
    Yasin okuyarak evinden çıktılar
    Kimse göremedi, hicrete aktılar
    Gözyaşı döktüler tanesinde kiraz…

    Ebu Bekir dostluk modeli yangınlar
    Her şeyini feda ederdi bir ona,
    Paylaşmaya hazır arardı bahane,
    Sevr mağarasında çöktü önünde diz…

    Ensar her şeyini verdi muhacire,
    Tanımak değildi derdi tek kaide,
    “Ver…” derken akardı infak maideye!
    Resulün ağzında söz bilmezdi ayaz…

    Çöl kuraklığında her adımın cennet
    Şemsiyen bulutlar esen yel afiyet
    Sahaben yanında İslamiyet devlet
    Veda hutbesinde yüz binler verdi söz…

    Elleri ağzında sessizce gülerdi
    Gerektiği kadar söze katılırdı
    Öğleden öncesi mutlak yatılırdı
    Cemaline bakan unuturdu tende bez…

    Sahaben konuşsa dikkatle dinlerdin
    Dünyalıksa sözler doğruyu söylerdin
    Güzel dillenirse keyifle izlerdin
    Hareketi sünnet hadisti dilde söz…

    Ne uzun ne kısa hoş sakalı vardı
    Gözlerine bakan kainata yardı
    Dünya emanet der ömür kadar kordu
    Sümbüllerde kokar güldeydi izleri…

    At deve yarışı izler, yarışırdı
    Sıradan bir insan gibi dolaşırdı
    Ne makam padişah nede atışırdı
    Sevgiyle doluydu yüreği, paslanmaz…

    Cebinde taşırdı koku ayna tarak
    Elbisesi temiz kir teninden uzak
    Her işi elinde istemezdi uşak
    Misafire hizmeti, ederdi cevaz…

    Kötü söz bilmezdi dilinde iltifat
    Ne kinci ne kızgın sunardı şefkat
    Hiç israf etmezdi her şey emanet
    Ne varsa verirdi muhtaçlara deniz…

    Torunlar üstünde bir gün secdede
    Kalmıştı uzunca hareketsiz öyle
    Çocuklar inince neşe içinde
    Secdeden doğrulup başladı namaza…

    Yirmi yıllık İslam düşmanı İkrime,
    Hamza’yı öldürten Süfyan’ın nedime
    Günahlara tövbe eden bizimledir
    Diyerek affettin Mekke’de, ne hazla…

    Her sözde emindin yalanı bilmezdin
    Doğruyu tavsiye ederdin yılmazdın
    Çirkini sevmezdin ağzına almazdın
    Sukut altın derdin, çok konuşma ki toz…

    Uhud’ta teninden yaralar almıştın
    Taif’te Zeyd’le taş selinde kalmıştın
    Kabe’de namazdan ağıtla gelmiştin
    Yinede kâfire etmedin hiç buğuz…

    Uhud savaşından sonra her yıl gelir,
    Mübarek dilinle yaşananı bilir,
    “Uhud bizi sever bizde Uhud’u” der
    Şehitlere ağlar, yaşın kaplardı arz…

    Amcan Ebu Talip kâfirin yanında
    Sevse de resulü gelenek kanında
    Din değiştirmek zor vazgeçmek şanından
    Ne kadar üzüldün bulamadın yol, tarz…

    Cebel-i Nur indi, tefekkür kalesi
    Kâbe’yi seyrettin derince halesi
    Eğimler kıvrımlar yürürken hanesi
    Tıkanmadan nefes bilmeden tek naz…

    Günahkâr nefsimiz zorlanmakta her an
    Tırmanırken nefes nefese solar can
    Koklarken kayası mis kokun yaygın
    Hala izleri var, kalabildim ne az…

    Her şey ana yenik olsa da emanet
    Yiyin için israf etmeyin cemaat
    Müslüman kardeşin, onda bul sefahat
    Ensar gibi paylaş yığmayın çaput, bez…

    Savaşta kim aman dilerse öldürme
    Dinsiz bile olsa canını verdirme
    Nerede olursan gıybet ettirme
    İntihar edipte ateşte olma koz…

    Mekke alınırken kâfirde korkular
    İhtişamlı ordu herkesi sorgular
    Hüzünlüydün o gün maziden öyküler
    Her taşı havası Kâbe’de kordu iz…

    Toprağa karışmış amcası Hatice
    Cennet-i Mualla özlemdi netice
    Billal-i Habeş’i okuyorken ezan
    Şükürler dilinde kıldırdın ilk namaz…

    Mekke’de kalmadın Medine’ydi şehrin
    Doğduğun yer değil verdiğin yer mihrin
    Ölünceye kadar zafer gördü mührün
    Asr-ı saadet’ti müslümana eskiz…

    Hz. Muhammed(SAV) sonsuz manevi efendim,
    Sünnetin yaşarım her anım-son andım,
    Sahabe gözünde düşlerinde yandım
    Görmek dilerim hep, ben fakir, aciz...

    Safet Kuramaz



  4. 09.Ekim.2011, 19:01
    2
    Editör



    Hz. Muhammed(SAV) -Naat…
    Kâinat üzerinde bilir efendisi,
    Âlemlere rahmet, Allah sevgilisi
    Kutlu olsun doğum günün evveli
    Ne kadar sevinsek az, huzurdan deniz…

    Kâinat titredi nasıl bayram etti,
    Doğduğun eve sur melekler kanattı,
    Her yerde rahmetin, yayıldı furkanın…
    Her gölgen güzellik cemalin yakamoz!

    Altıncı yaşına geldiğinde yetim
    Ana, baba deden anılarda resim,
    Ebu Talip şefkati, unutturdu özlem
    Allah melekleriyle korundun kış ve yaz…

    Emin bilinirdin, Mekke güvenirdi
    Hacer-ül Evsed’i koymaya atandın
    Kâbe imarına ellerin dokundun
    Kimseyi üzmedin kirletmedin beyaz...

    Cebel-i Nur'da “Oku! ” diyordu alaz
    Korkuyla “Bilmem ki…” dedin Cebrail’e
    Tekrar soruyordu benzer ebabil’e
    Betin benzin solmuş dönmüştün sefil’e…

    Peygamberlik o gün sunuldu müjdesi
    Teselli ve iman etti ki zevcesi
    Bekir Zeyd ve Ali ilkti şeceresi
    Yirmi üç yıl tebliğ, verdin zekat, namaz…

    İslam’ın yaşanan Mekkeli yılları
    İşkence bilirdi müşrik akılları
    Hatice anamız teselli dalları
    Kâfir azgın olsa da, sabırdı niyaz...

    Ömer’in biatiyle erişince kırklar
    Yürüdüler Kâbe’ye tekbirle ayaklar,
    Sokakta ilahi cengâver ataklar,
    Sahabe tekbiri ne coşkundu avaz!

    Hüzünlüydü gece Ali yatağında,
    Yasin okuyarak evinden çıktılar
    Kimse göremedi, hicrete aktılar
    Gözyaşı döktüler tanesinde kiraz…

    Ebu Bekir dostluk modeli yangınlar
    Her şeyini feda ederdi bir ona,
    Paylaşmaya hazır arardı bahane,
    Sevr mağarasında çöktü önünde diz…

    Ensar her şeyini verdi muhacire,
    Tanımak değildi derdi tek kaide,
    “Ver…” derken akardı infak maideye!
    Resulün ağzında söz bilmezdi ayaz…

    Çöl kuraklığında her adımın cennet
    Şemsiyen bulutlar esen yel afiyet
    Sahaben yanında İslamiyet devlet
    Veda hutbesinde yüz binler verdi söz…

    Elleri ağzında sessizce gülerdi
    Gerektiği kadar söze katılırdı
    Öğleden öncesi mutlak yatılırdı
    Cemaline bakan unuturdu tende bez…

    Sahaben konuşsa dikkatle dinlerdin
    Dünyalıksa sözler doğruyu söylerdin
    Güzel dillenirse keyifle izlerdin
    Hareketi sünnet hadisti dilde söz…

    Ne uzun ne kısa hoş sakalı vardı
    Gözlerine bakan kainata yardı
    Dünya emanet der ömür kadar kordu
    Sümbüllerde kokar güldeydi izleri…

    At deve yarışı izler, yarışırdı
    Sıradan bir insan gibi dolaşırdı
    Ne makam padişah nede atışırdı
    Sevgiyle doluydu yüreği, paslanmaz…

    Cebinde taşırdı koku ayna tarak
    Elbisesi temiz kir teninden uzak
    Her işi elinde istemezdi uşak
    Misafire hizmeti, ederdi cevaz…

    Kötü söz bilmezdi dilinde iltifat
    Ne kinci ne kızgın sunardı şefkat
    Hiç israf etmezdi her şey emanet
    Ne varsa verirdi muhtaçlara deniz…

    Torunlar üstünde bir gün secdede
    Kalmıştı uzunca hareketsiz öyle
    Çocuklar inince neşe içinde
    Secdeden doğrulup başladı namaza…

    Yirmi yıllık İslam düşmanı İkrime,
    Hamza’yı öldürten Süfyan’ın nedime
    Günahlara tövbe eden bizimledir
    Diyerek affettin Mekke’de, ne hazla…

    Her sözde emindin yalanı bilmezdin
    Doğruyu tavsiye ederdin yılmazdın
    Çirkini sevmezdin ağzına almazdın
    Sukut altın derdin, çok konuşma ki toz…

    Uhud’ta teninden yaralar almıştın
    Taif’te Zeyd’le taş selinde kalmıştın
    Kabe’de namazdan ağıtla gelmiştin
    Yinede kâfire etmedin hiç buğuz…

    Uhud savaşından sonra her yıl gelir,
    Mübarek dilinle yaşananı bilir,
    “Uhud bizi sever bizde Uhud’u” der
    Şehitlere ağlar, yaşın kaplardı arz…

    Amcan Ebu Talip kâfirin yanında
    Sevse de resulü gelenek kanında
    Din değiştirmek zor vazgeçmek şanından
    Ne kadar üzüldün bulamadın yol, tarz…

    Cebel-i Nur indi, tefekkür kalesi
    Kâbe’yi seyrettin derince halesi
    Eğimler kıvrımlar yürürken hanesi
    Tıkanmadan nefes bilmeden tek naz…

    Günahkâr nefsimiz zorlanmakta her an
    Tırmanırken nefes nefese solar can
    Koklarken kayası mis kokun yaygın
    Hala izleri var, kalabildim ne az…

    Her şey ana yenik olsa da emanet
    Yiyin için israf etmeyin cemaat
    Müslüman kardeşin, onda bul sefahat
    Ensar gibi paylaş yığmayın çaput, bez…

    Savaşta kim aman dilerse öldürme
    Dinsiz bile olsa canını verdirme
    Nerede olursan gıybet ettirme
    İntihar edipte ateşte olma koz…

    Mekke alınırken kâfirde korkular
    İhtişamlı ordu herkesi sorgular
    Hüzünlüydün o gün maziden öyküler
    Her taşı havası Kâbe’de kordu iz…

    Toprağa karışmış amcası Hatice
    Cennet-i Mualla özlemdi netice
    Billal-i Habeş’i okuyorken ezan
    Şükürler dilinde kıldırdın ilk namaz…

    Mekke’de kalmadın Medine’ydi şehrin
    Doğduğun yer değil verdiğin yer mihrin
    Ölünceye kadar zafer gördü mührün
    Asr-ı saadet’ti müslümana eskiz…

    Hz. Muhammed(SAV) sonsuz manevi efendim,
    Sünnetin yaşarım her anım-son andım,
    Sahabe gözünde düşlerinde yandım
    Görmek dilerim hep, ben fakir, aciz...

    Safet Kuramaz






+ Yorum Gönder