Konusunu Oylayın.: Flört ederek evlenmenin dini hükmünü öğrenmek istiyorum ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Flört ederek evlenmenin dini hükmünü öğrenmek istiyorum ?
  1. 09.Ekim.2011, 13:41
    1
    Misafir

    Flört ederek evlenmenin dini hükmünü öğrenmek istiyorum ?






    Flört ederek evlenmenin dini hükmünü öğrenmek istiyorum ? Mumsema Flört ederek evlenmek doğru mu?


  2. 09.Ekim.2011, 15:40
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Flört ederek evlenmenin dini hükmünü öğrenmek istiyorum ?




    Flört ederek evlenmek doğru mu?

    Flört ederek evlenmek doğru bir yöntem değildir Bu iddianın akli gerekçeleri aşağıda belirtildiği gibidir;
    Karşı cinsten iki insan birbirini görüp beğendiği anda arada kontrol edilebilir küçük bir kıvılcım belirir (elektrik) İkinci görüşmede bu kıvılcım artar fakat yine aklın muhakemesini engellemeyecek niteliktedir Bundan sonraki görüşmelerde ise kişiden kişiye değişen bir kontrolsüzlük devreye girmeye başlar Yani kişi artık karşı cinse aşık olmaya başlar Bu aşırı tutku halidir Artık aklın muhakemesini geride bırakacak derecede bu duygu hükmetmeye başlar
    Flörtün amacının evlenecek iki insanın birbirini tanıması olduğunu söylemek gerçekleri görememektir Çünkü;
    Flört eden kişiler çoğunlukla yoğun duygu ile baktıkları flörtlerinde bir eksiklik göremezler Zaten kendileri de flörtlerine gerçek kişiliklerini göstermezler Aklın muhakemesi yerine insanı kör, sağır eden hissiyatla hareket ederler Halbuki evlilik kararı insanın dünya mutluluğu için vereceği en önemli karar anlarından biridir Böyle kritik bir anda duygu ile karar vermek insanın ileride duygusu geçtiği; gerçeklerle başbaşa kaldığı zaman ömür boyu bu verdiği kararın cezasını mutsuzlukla ödemesi anlamına gelebilir Bunun örneklerini görmek için çevremize bakmak yeterli olacaktır Kısacası flört kesinlikle sağlıklı bir tanıma yöntemi değildir
    Bunun karşıtı olan görücü usulü ile evlenme ise çok daha mantıklı bir yöntemdir Görücü usulünde erkek ve kız birbirleriyle birkaç kez yanlarında bir mahrem bulunarak görüşürler Bu fiziksel olarak ve duygusal olarak birbirlerini sevip sevemeyecekleri konusunda yeterli kanıyı oluşturur Fakat akli muhakemeyi elden alacak kadar duygu oluşturmaz Duygunun yoğun devresi evlilik sonrasına bırakılır Geri kalan ise akıl başta iken gıyaben araştırma yapmaktır Çünkü gıyaben yapılan araştırma hem duygu ağırlıklı olmaz objektif olur hem de o kişi hakkında değişik kişilerin düşüncesi sorulup daha sağlıklı sonuclar elde edilir Gerekirse araştırma süresi uzatılır
    Evli çiftlerin üzerinde yapılan araştırmalar görücü usulü ile evlenenlerin daha mutlu ve boşanma oranının daha az olduğunu göstermiştir
    Flörtün diğer bir zararı ölçü koymanın mümkün olmamasıdır Duygu seline kapılmış bu gençleri başbaşa kaldıklarında hangi ölçü sınırlandırabilir Sonucu belli olmayan bir evlilik ümidiyle yapılan flörtün kadına çok büyük bir fatura yüklemesi mümkündür Erkeğe ise biyolojik olarak hiçbir fatura yüklemez Bundan başka Manevi, ahlaksal ve toplumsal olarak her iki tarafın ve toplumun uğrayacağı büyük zararlar ise olayın diğer bir acı yönüdür Kızın bu şekilde kötü niyetli erkekler tarafından kandırılma tehlikesi vardır Fakat erkeğin böyle bir tehlikesi yoktur Günümüzde genelevlerde yada başka batakanelerde çalışan kadınların çoğunlukla bu ve buna benzer sebeplerle buralara düştükleri düşünülürse bu durum dahi flörtün yanlışlığını göstermeye yetecektir
    İslamicevaplar

    ----------


    Flörtün zararları nelerdir?

    Flörtün pek çok sakıncası vardır: Flörtte bir tuzak vardır. Flörtte çok defa, kız, erkek tarafından kandırıldıktan sonra terk edilir. Tabi tam tersi olduğu durumlar da olabilir.

    Flört, gençlerde gafilce tecrübelere yol açar. Bu tecrübelerin çoğu, kötü şekilde sonuçlanır. Tecrübe için insan, cebine barut koyup kendini tehlikeye atmaz. Ateşle barut bir arada durmaz. Yılan acaba nasıl sokar diye yılanla oynanmaz.

    Flört, akıl mantık hislerini alt üst eder. Flörte alışan, sık sık arkadaş değiştirir. Kızı kandırıp terk eden erkek hain, kandırılan kız da maskara durumuna düşer. Flörtte çok defa, iffet elden gider. Namuslu Müslüman bir kız için bundan büyük felaket olamaz. Flört, pek çok genci serseri, müsrif ve perişan eder. Gençler arasında aşağılık kompleksi, kıskançlık, kin, nefret, karamsarlık ve çeşitli ruhî bunalımlar doğurur.

    Flört arzusu, tenhada buluşmaya davet eder. Sonunda, birçok gencin başı belaya girer. Sonrasında ise pişmanlıklar ve acılar yaşanır.

    ABD’deki Pennsylvania Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, 1964 ile 1997 yılları arasında evlenen 1400 kişiye evliliklerindeki deneyimleri sorulmuş.

    Bilim adamı Claire Kamp-Dush, evlenmeden önce aynı evi paylaşan çiftlerin, diğer çiftlere göre daha mutsuz olduklarını söylediklerini ve boşanma oranlarının daha yüksek olduğunu belirtiyor. Çiftlerin birlikte yaşamaya karar verirken, muhtemel bir ayrılığın daha kolay olacağı düşüncesiyle yeterince ince eleyip sık dokumadığını belirterek, evlilik kararında da genelde birlikteyken harcanan emek ve çocukların etkili olduğunu söylüyor.

    Sadece kendi zevkini önemseyen genç bir erkek, kokladığı çiçekten hemen doyar, sonra başka bir renk, başka bir çiçek arar. Artık bu sahne onu avutmaz, ondaki esrar, onu çeken cazibe, bağ ve düğümler çözülmüştür. O artık başka bir cazibe, daha esrarlı bir düğüm ister, başka eğlenceleri kovalar. Bu bakımdan flört hususunda kız veya kadın, çok hassas olmalıdır.

    Dinimiz flörte izin verir mi?

    Dinimiz elbette böylesi bir ilişkiye izin vermez. Birbirine yabancı iki karşı cinsin tenha bir yerde baş başa kalışları; hislerinin isyanına, yaratılışta var olan duyguların ayaklanmasına vesile teşkil eder. Cinsî hislerin ayaklanması ve isyanından sonraki safhaları ise kimse kestiremez. Atalarımız “ateş ile barut yan yana durmaz” demişler.

    Böylesi ilişkiler gayet masumane bir şekilde başlar, ancak neticesi genelde hüsran olur. Toplum hayatındaki pişmanlıkların, hatta cinayetlerin ve kötülüklerin büyük çoğunluğunun bu ikaza kulak asmayıştan, aradaki sınırı aşıp taşmaktan kaynaklandığı da yaşanan günlük olaylarla sabittir. Gazete ve televizyonlar bu tarz haberlerle dolu değil mi?

    Bunun istisnası yok mu, her kadın, her erkek böyle mi? Elbette öyle bir iddiamız olamaz. Elbette her kaidenin istisnası olur. Lakin istisnalar hep müstesna kalır, umumi hükmü değiştirmez.

    Kadın kendisini şaibe altına sokacak laubaliliklerden uzak kalmalı, kolay elde edilen, kolayca da terk edilen eğlence metaı haline gelmemelidir. Erkek de hayata sadece ve sadece şehevi bir gözlükle bakmamalı, Allah’ın kendisine verdiği enerjiyi böylesi basit duygu ve düşüncelerle tüketmemeli, beynini çalıştırmalı ve yarınlara öyle yürümelidir.

    Gelip geçici hislerinizin kurbanı olmayın

    O yüzden hislerinizi kontrolden çıkaracak ortamlardan uzak durun, mahremiyet sınırlarını aşarak aklınızın, mantığınızın, hatta ailenizin kabul etmeyeceği kararlar almaya kendinizi mecbur hale getirmeyin. Şunu unutmayın ki, insandaki cinsel duygular, mahremiyet sınırları içinde korunur da tahrike maruz kalmazsa, sahibini akıl-mantık dışı kararlar almaya zorlamaz, utanacağı yanlışı yapmaya mecbur bırakmaz.

    Ne zaman bu konudaki sınırlar aşılır, yabancılarla yüz yüze, göz göze şaibeli şekilde buluşmalara, görüşmelere taşınırsa, o zaman akıllı insanın alamayacağı kararları aldıran duygu dayatmaları söz konusu hale gelir!

    Efendimizin (a.s.m.) şu ihtarı da bunu ifade etmektedir zaten:

    “Mahremiyet sınırlarını aşıp taşarak cinsel hislerini ayaklandıran insan, aklının ya tümünü ya da üçte ikisini kaybetmiş gibidir!” (Keşfü’l-Hafa, 2/129)

    Artık alacağı kararlar, yapacağı işler aklının, mantığının değil de alevlenmiş hislerinin kararı olur. His ise önünü görmez, sonra aklı başına gelir; ama bu defa da zamanı geçmiş bir akıllanma olur bu. Böyle üzücü sonuçlara maruz kalmamanın tek çaresi, iki ikiye tenhalarda yabancılarla şaibeli şekilde buluşmaktan kaçınmak, tahrikçi zemin ve görüntülerden kendini korumaya, kollamaya almaktır.

    Sözün özü: Haram-helal sınırlarını tanıyanlar kendilerini korumaya alırlar, tanımayanlar kendilerini yanlışlara mecbur sanırlar!

    (Bkz. Gençliğin Cinsellik İmtihanı, M. Ali Seyhan, NESİL YAYINLARI)



  3. 09.Ekim.2011, 15:40
    2
    Silent and lonely rains



    Flört ederek evlenmek doğru mu?

    Flört ederek evlenmek doğru bir yöntem değildir Bu iddianın akli gerekçeleri aşağıda belirtildiği gibidir;
    Karşı cinsten iki insan birbirini görüp beğendiği anda arada kontrol edilebilir küçük bir kıvılcım belirir (elektrik) İkinci görüşmede bu kıvılcım artar fakat yine aklın muhakemesini engellemeyecek niteliktedir Bundan sonraki görüşmelerde ise kişiden kişiye değişen bir kontrolsüzlük devreye girmeye başlar Yani kişi artık karşı cinse aşık olmaya başlar Bu aşırı tutku halidir Artık aklın muhakemesini geride bırakacak derecede bu duygu hükmetmeye başlar
    Flörtün amacının evlenecek iki insanın birbirini tanıması olduğunu söylemek gerçekleri görememektir Çünkü;
    Flört eden kişiler çoğunlukla yoğun duygu ile baktıkları flörtlerinde bir eksiklik göremezler Zaten kendileri de flörtlerine gerçek kişiliklerini göstermezler Aklın muhakemesi yerine insanı kör, sağır eden hissiyatla hareket ederler Halbuki evlilik kararı insanın dünya mutluluğu için vereceği en önemli karar anlarından biridir Böyle kritik bir anda duygu ile karar vermek insanın ileride duygusu geçtiği; gerçeklerle başbaşa kaldığı zaman ömür boyu bu verdiği kararın cezasını mutsuzlukla ödemesi anlamına gelebilir Bunun örneklerini görmek için çevremize bakmak yeterli olacaktır Kısacası flört kesinlikle sağlıklı bir tanıma yöntemi değildir
    Bunun karşıtı olan görücü usulü ile evlenme ise çok daha mantıklı bir yöntemdir Görücü usulünde erkek ve kız birbirleriyle birkaç kez yanlarında bir mahrem bulunarak görüşürler Bu fiziksel olarak ve duygusal olarak birbirlerini sevip sevemeyecekleri konusunda yeterli kanıyı oluşturur Fakat akli muhakemeyi elden alacak kadar duygu oluşturmaz Duygunun yoğun devresi evlilik sonrasına bırakılır Geri kalan ise akıl başta iken gıyaben araştırma yapmaktır Çünkü gıyaben yapılan araştırma hem duygu ağırlıklı olmaz objektif olur hem de o kişi hakkında değişik kişilerin düşüncesi sorulup daha sağlıklı sonuclar elde edilir Gerekirse araştırma süresi uzatılır
    Evli çiftlerin üzerinde yapılan araştırmalar görücü usulü ile evlenenlerin daha mutlu ve boşanma oranının daha az olduğunu göstermiştir
    Flörtün diğer bir zararı ölçü koymanın mümkün olmamasıdır Duygu seline kapılmış bu gençleri başbaşa kaldıklarında hangi ölçü sınırlandırabilir Sonucu belli olmayan bir evlilik ümidiyle yapılan flörtün kadına çok büyük bir fatura yüklemesi mümkündür Erkeğe ise biyolojik olarak hiçbir fatura yüklemez Bundan başka Manevi, ahlaksal ve toplumsal olarak her iki tarafın ve toplumun uğrayacağı büyük zararlar ise olayın diğer bir acı yönüdür Kızın bu şekilde kötü niyetli erkekler tarafından kandırılma tehlikesi vardır Fakat erkeğin böyle bir tehlikesi yoktur Günümüzde genelevlerde yada başka batakanelerde çalışan kadınların çoğunlukla bu ve buna benzer sebeplerle buralara düştükleri düşünülürse bu durum dahi flörtün yanlışlığını göstermeye yetecektir
    İslamicevaplar

    ----------


    Flörtün zararları nelerdir?

    Flörtün pek çok sakıncası vardır: Flörtte bir tuzak vardır. Flörtte çok defa, kız, erkek tarafından kandırıldıktan sonra terk edilir. Tabi tam tersi olduğu durumlar da olabilir.

    Flört, gençlerde gafilce tecrübelere yol açar. Bu tecrübelerin çoğu, kötü şekilde sonuçlanır. Tecrübe için insan, cebine barut koyup kendini tehlikeye atmaz. Ateşle barut bir arada durmaz. Yılan acaba nasıl sokar diye yılanla oynanmaz.

    Flört, akıl mantık hislerini alt üst eder. Flörte alışan, sık sık arkadaş değiştirir. Kızı kandırıp terk eden erkek hain, kandırılan kız da maskara durumuna düşer. Flörtte çok defa, iffet elden gider. Namuslu Müslüman bir kız için bundan büyük felaket olamaz. Flört, pek çok genci serseri, müsrif ve perişan eder. Gençler arasında aşağılık kompleksi, kıskançlık, kin, nefret, karamsarlık ve çeşitli ruhî bunalımlar doğurur.

    Flört arzusu, tenhada buluşmaya davet eder. Sonunda, birçok gencin başı belaya girer. Sonrasında ise pişmanlıklar ve acılar yaşanır.

    ABD’deki Pennsylvania Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada, 1964 ile 1997 yılları arasında evlenen 1400 kişiye evliliklerindeki deneyimleri sorulmuş.

    Bilim adamı Claire Kamp-Dush, evlenmeden önce aynı evi paylaşan çiftlerin, diğer çiftlere göre daha mutsuz olduklarını söylediklerini ve boşanma oranlarının daha yüksek olduğunu belirtiyor. Çiftlerin birlikte yaşamaya karar verirken, muhtemel bir ayrılığın daha kolay olacağı düşüncesiyle yeterince ince eleyip sık dokumadığını belirterek, evlilik kararında da genelde birlikteyken harcanan emek ve çocukların etkili olduğunu söylüyor.

    Sadece kendi zevkini önemseyen genç bir erkek, kokladığı çiçekten hemen doyar, sonra başka bir renk, başka bir çiçek arar. Artık bu sahne onu avutmaz, ondaki esrar, onu çeken cazibe, bağ ve düğümler çözülmüştür. O artık başka bir cazibe, daha esrarlı bir düğüm ister, başka eğlenceleri kovalar. Bu bakımdan flört hususunda kız veya kadın, çok hassas olmalıdır.

    Dinimiz flörte izin verir mi?

    Dinimiz elbette böylesi bir ilişkiye izin vermez. Birbirine yabancı iki karşı cinsin tenha bir yerde baş başa kalışları; hislerinin isyanına, yaratılışta var olan duyguların ayaklanmasına vesile teşkil eder. Cinsî hislerin ayaklanması ve isyanından sonraki safhaları ise kimse kestiremez. Atalarımız “ateş ile barut yan yana durmaz” demişler.

    Böylesi ilişkiler gayet masumane bir şekilde başlar, ancak neticesi genelde hüsran olur. Toplum hayatındaki pişmanlıkların, hatta cinayetlerin ve kötülüklerin büyük çoğunluğunun bu ikaza kulak asmayıştan, aradaki sınırı aşıp taşmaktan kaynaklandığı da yaşanan günlük olaylarla sabittir. Gazete ve televizyonlar bu tarz haberlerle dolu değil mi?

    Bunun istisnası yok mu, her kadın, her erkek böyle mi? Elbette öyle bir iddiamız olamaz. Elbette her kaidenin istisnası olur. Lakin istisnalar hep müstesna kalır, umumi hükmü değiştirmez.

    Kadın kendisini şaibe altına sokacak laubaliliklerden uzak kalmalı, kolay elde edilen, kolayca da terk edilen eğlence metaı haline gelmemelidir. Erkek de hayata sadece ve sadece şehevi bir gözlükle bakmamalı, Allah’ın kendisine verdiği enerjiyi böylesi basit duygu ve düşüncelerle tüketmemeli, beynini çalıştırmalı ve yarınlara öyle yürümelidir.

    Gelip geçici hislerinizin kurbanı olmayın

    O yüzden hislerinizi kontrolden çıkaracak ortamlardan uzak durun, mahremiyet sınırlarını aşarak aklınızın, mantığınızın, hatta ailenizin kabul etmeyeceği kararlar almaya kendinizi mecbur hale getirmeyin. Şunu unutmayın ki, insandaki cinsel duygular, mahremiyet sınırları içinde korunur da tahrike maruz kalmazsa, sahibini akıl-mantık dışı kararlar almaya zorlamaz, utanacağı yanlışı yapmaya mecbur bırakmaz.

    Ne zaman bu konudaki sınırlar aşılır, yabancılarla yüz yüze, göz göze şaibeli şekilde buluşmalara, görüşmelere taşınırsa, o zaman akıllı insanın alamayacağı kararları aldıran duygu dayatmaları söz konusu hale gelir!

    Efendimizin (a.s.m.) şu ihtarı da bunu ifade etmektedir zaten:

    “Mahremiyet sınırlarını aşıp taşarak cinsel hislerini ayaklandıran insan, aklının ya tümünü ya da üçte ikisini kaybetmiş gibidir!” (Keşfü’l-Hafa, 2/129)

    Artık alacağı kararlar, yapacağı işler aklının, mantığının değil de alevlenmiş hislerinin kararı olur. His ise önünü görmez, sonra aklı başına gelir; ama bu defa da zamanı geçmiş bir akıllanma olur bu. Böyle üzücü sonuçlara maruz kalmamanın tek çaresi, iki ikiye tenhalarda yabancılarla şaibeli şekilde buluşmaktan kaçınmak, tahrikçi zemin ve görüntülerden kendini korumaya, kollamaya almaktır.

    Sözün özü: Haram-helal sınırlarını tanıyanlar kendilerini korumaya alırlar, tanımayanlar kendilerini yanlışlara mecbur sanırlar!

    (Bkz. Gençliğin Cinsellik İmtihanı, M. Ali Seyhan, NESİL YAYINLARI)






+ Yorum Gönder