+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Ve onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Boş yere söylenilen sözden ve işlerden sakınırlar." Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Ve onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Boş yere söylenilen sözden ve işlerden sakınırlar."





    Sual: Ve onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Boş yere söylenilen sözden ve işlerden sakınırlar." (Mü'minun, 23/3) Bu ayete göre, izlerken vakit harcadığımız film ve maçlar, eğlence için okuduğumuz kitaplar bu boş ve yararsız şeylere girer mi? ?







  2. Muhasibi
    Editör

    Cevap: Ve onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Boş yere söylenilen sözden ve işlerden sakınırlar."


    Reklam



    Cevap:
    "Ve onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler. Boş yere söylenilen sözden ve işlerden sakınırlar."
    Ayette bahsedilen, kamil müminlerin özelliğidir. Müminlere boş işlerle uğraşmak yakışmaz. Boş işlerle uğraşmak müminlerin vasfı değildir. Ancak bir mümin boş bir işle uğraşsa günahkar oldu denilmez. Fakat kamil bir mümin olamaz.

    Asr suresinde Allah Teala zamana yemin etmekte ve şöyle buyurmaktadır:

    "1. Ye­min ede­rim za­ma­na. 2. İn­san­lar hüs­ran­da. 3. An­cak şun­lar müs­tes­na: İman edip mak­bul ve gü­zel iş­ler ya­pan­lar, Bir de bir­bir­le­ri­ne hak­kı ve sab­rı tav­si­ye eden­ler."
    İnsanın ömrü en kıymetli sermayesidir; ne kazanacaksa onunla kazanacaktır. O ömür ise dehir (zaman)den biz cüzdür. Onunla akmaktadır. Hatta insan için zaman ömründen, hatta ömrünün içinde bulunduğu anından ibaret değildir. Kârsız geçen her an, o güzel sermayeden heder edilen bir ziyan, bir hüsrandır.

    Bununla beraber senelerce kaybedilen bir ömür, içinde bulunduğu son bir lahzada kendisine ebedî cenneti kazandıracak güzel bir iş yapmaya muvaffak olabilirse, geçen bütün kayıpları telafi ederek o zarardan kurtulmuş ve o insan için en şerefli şey ve bütün zaman ve lahzadan ibaret olmuş olur. Bu sayede insan, ömrünün içinde bulunduğu her saniyesini fırsat bilerek, onunla geçirmiş olduğu fırsatları kaza ile telafi etmeye bir dereceye kadar imkan bulur. Nitekim,

    "Ve o, öğüt almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbirlerini izler yaptı." (Furkan, 25/62)
    buyurulmakla, ona işaret edilmiştir. Böyle vaktinin kıymetini bilmek mânâsınadır ki, mutasavvıflar, "Sofî, ibnü'l-vakt (vaktin oğlu) olmalıdır, yani ömrünün ve özellikle fiilen içinde bulunduğu vaktin kıymetini bilmeli ve onunla yarın ahireti için ne kâr, ne hayır edebilmek mümkün ise onu kazanmaya çalışmalıdır, demişlerdir. Nasıl ki bugünün yarını yoktur, diye ahirete inanmayanlar da tersine dünya zevkini sürerek gönüllerince kâm almak için "Gün bugündür, saat bu saattir, ne yapacaksak şimdi yapmalıyız." diyerek, ne olursa olsun vaktine uyup, çıkarını gözetme mânâsına "İbnü'z-zaman" (zamanın oğlu) olmak, zaman geçince onunla beraber geçip gitmek isterler. Maksatları farklı olmakla beraber ikisi de:
    Öğren rüsum-ı asrı, lisan-ı zamaneyi, / Bak tab-ı nasa vakte münasip tekellüm et"

    "Öğren asrın âdetlerini, zamanın dilini; / Bak insan tabiatına, zamana uygun konuş."
    demekten hoşlanırlar. Çünkü vakit gerek kazanmak, gerek tüketmek, gerek kâr, gerek zarar için kullanılacak iş zamanıdır. İşte vakit böyle bir fırsat ve ömür bütün anlarıyla böyle kâr ve zarara maruz bir sermaye ve zaman böyle bir taraftan tükenmek, bir taraftan artmak üzere bulunan nimetlerin asıllarından bir nimet olmak hasebiyle vakit ve zamanın kadrini takdir ile ömrün kıymet ve mahiyetine dikkat nazarını çekmek için asra yemin edilmesinde mühim mânâlar vardır.

+ Yorum Gönder