Konusunu Oylayın.: Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin kızı Hz. Fatıma’nın şemaili

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin kızı Hz. Fatıma’nın şemaili
  1. 04.Ekim.2011, 19:31
    1
    Misafir

    Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin kızı Hz. Fatıma’nın şemaili

  2. 06.Ekim.2011, 02:12
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin kızı Hz. Fatıma’nın şemaili




    ŞEMAİLİ VE AHLÂKI:

    Hz. Fâtımâ Validemiz, duru, beyaz ve çok güzel bir simaya sahipti.

    Hz. Âişe'den (r.anha) rivayet edildiğine göre o: "Ben karanlık gecede Hz. Fâtıma'nın yüzünün aydınlığı ile iğneye iplik geçirirdim" buyurmuşlardır.(Tirmizi, Şemail, s. 61)

    Hz. Aişe (r.anha) buyurdular ki: "Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) evsaf ve şemâil, edep ve güzel ahlak, tabiat ve davranış yönlerinden, sevgili kızları Fâtımâ-i Zehrâ kadar benzeyen bir kimse görmedim."

    Tıpkı annesi Hz. Hatice (r.anha) gibi yüksek fazilet sahibi idi.

    Hz. Fâtımâ'nın (r.anha) çocukluktan beri tabiatı metin, sadeliği sever, oyundan hoşlanmaz, sanki büyümüş de küçülmüş, her şeyi anlayan bir çocuktu. Hiçbir zaman, babasının, annesinin hoşlanmadıkları bir şeyi yapmaz, istemedikleri bir yere gitmez ve hiçbir zaman da onların sözlerinden çıkmazdı. Hep annesinin dizinin dibinde otururdu. Zat-ı Risaletpenahileri (aleyhissalatu vesselam) kendisinin bu tabiatını çok severdi.


    İki cihan güneşi Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) O'na "Hanımların Efendisi" derdi.

    "Yüzü parlak kadın" manasına olarak ez-Zehrâ sıfatı kendine verilmiştir.

    Lâkablarından biri de "Betül"dür. Bu kelime "kesilmek" manasından müştak olduğundan onun dünyadan kesilip daima Hakk'a yönelik olduğuna işaret etmektedir.

    Torunu olan Fâtımâ binti'l-Hüseyn'e nisbetle kendisine "Fatımatu'l-Kübrâ"da denilir.

    Babası Hz. Fahr-i Kâinat Efendimize izafetle "Ümmü Ebihâ" (babasının anası) künyesini kullanırdı.

    el-Câmiu's-Sağîr'i şerheden rahmetli Azîzî: "Bütün âlemlerin kadınlarının seyyidesi Hz. Fâtımâ-i Zehrâ'ya, Fâtıma denilmesinin sebeplerinden biri de onun kadınlık âdetinden uzak olmasıdır." demiştir. (*)
    Zehrâ diye adlandırılması, yüzünün ay gibi parlak olmasındandır. "Parlak yüzlü kadın" anlamına Zehrâ denilmiştir."

    Bunların yanında Râziye, Marziye, Meymûne ve Zekiye gibi yüce lâkabları olduğu siyer kitaplarında mevcuttur.



  3. 06.Ekim.2011, 02:12
    2
    Silent and lonely rains



    ŞEMAİLİ VE AHLÂKI:

    Hz. Fâtımâ Validemiz, duru, beyaz ve çok güzel bir simaya sahipti.

    Hz. Âişe'den (r.anha) rivayet edildiğine göre o: "Ben karanlık gecede Hz. Fâtıma'nın yüzünün aydınlığı ile iğneye iplik geçirirdim" buyurmuşlardır.(Tirmizi, Şemail, s. 61)

    Hz. Aişe (r.anha) buyurdular ki: "Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) evsaf ve şemâil, edep ve güzel ahlak, tabiat ve davranış yönlerinden, sevgili kızları Fâtımâ-i Zehrâ kadar benzeyen bir kimse görmedim."

    Tıpkı annesi Hz. Hatice (r.anha) gibi yüksek fazilet sahibi idi.

    Hz. Fâtımâ'nın (r.anha) çocukluktan beri tabiatı metin, sadeliği sever, oyundan hoşlanmaz, sanki büyümüş de küçülmüş, her şeyi anlayan bir çocuktu. Hiçbir zaman, babasının, annesinin hoşlanmadıkları bir şeyi yapmaz, istemedikleri bir yere gitmez ve hiçbir zaman da onların sözlerinden çıkmazdı. Hep annesinin dizinin dibinde otururdu. Zat-ı Risaletpenahileri (aleyhissalatu vesselam) kendisinin bu tabiatını çok severdi.


    İki cihan güneşi Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) O'na "Hanımların Efendisi" derdi.

    "Yüzü parlak kadın" manasına olarak ez-Zehrâ sıfatı kendine verilmiştir.

    Lâkablarından biri de "Betül"dür. Bu kelime "kesilmek" manasından müştak olduğundan onun dünyadan kesilip daima Hakk'a yönelik olduğuna işaret etmektedir.

    Torunu olan Fâtımâ binti'l-Hüseyn'e nisbetle kendisine "Fatımatu'l-Kübrâ"da denilir.

    Babası Hz. Fahr-i Kâinat Efendimize izafetle "Ümmü Ebihâ" (babasının anası) künyesini kullanırdı.

    el-Câmiu's-Sağîr'i şerheden rahmetli Azîzî: "Bütün âlemlerin kadınlarının seyyidesi Hz. Fâtımâ-i Zehrâ'ya, Fâtıma denilmesinin sebeplerinden biri de onun kadınlık âdetinden uzak olmasıdır." demiştir. (*)
    Zehrâ diye adlandırılması, yüzünün ay gibi parlak olmasındandır. "Parlak yüzlü kadın" anlamına Zehrâ denilmiştir."

    Bunların yanında Râziye, Marziye, Meymûne ve Zekiye gibi yüce lâkabları olduğu siyer kitaplarında mevcuttur.






+ Yorum Gönder