Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin Hayatının Günlük İzlenebilmesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberimizin Hayatının Günlük İzlenebilmesi
  1. 01.Ekim.2011, 20:23
    1
    Misafir

    Peygamberimizin Hayatının Günlük İzlenebilmesi






    Peygamberimizin Hayatının Günlük İzlenebilmesi Mumsema Soru: Günlük bir kronoloji ile Peygamberimizin hayatı ajanda türü bir çalışmaya konu yapılamaz mı? Böylece günlüklü bir siyer oluşturularak herkesin gün be gün Peygamberimizin hayatını takip etmesi sağlanamaz mı?


  2. 01.Ekim.2011, 20:23
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Soru: Günlük bir kronoloji ile Peygamberimizin hayatı ajanda türü bir çalışmaya konu yapılamaz mı? Böylece günlüklü bir siyer oluşturularak herkesin gün be gün Peygamberimizin hayatını takip etmesi sağlanamaz mı?


    Benzer Konular

    - Ayet ve hadislerle peygamberimizin günlük yaşamı

    - Peygamberimizin (Sav) Günlük Sünnetleri

    - Günlük okuyabileceğim Peygamberimizin tavsiye ettiği duaları verirmisiniz?

    - Peygamberimizin hayatının özeti

    - Peygamberimizin günlük yaşantısından dua örnekleri

  3. 02.Ekim.2011, 01:42
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Peygamberimizin Hayatının Günlük İzlenebilmesi




    İslam ilim dairesinde siyer kitaplarının ya kronolojik tertibe göre ya da konularına göre telif edilmesi süre gelen bir adettir.
    Ajanda türü bir çalışmanın bazı handikapları da bulunmaktadır: Şöyle ki:
    1- Rasûlullah’ın özellikle Medine dönemindeki hayatı o derece çeşitli hâdiselerle doludur ki, bunların tarihleri esas alınarak bir tanıtımın yapılması, Onun hayatı, gördüğü iş ve faaliyetlerin değerlendirilmesine imkân verecek asıl noktaların ortaya çıkarılmasına yeterli değildir.1 Zira hadîs ve siyer kaynaklarında ele alınan hâdiselerin bazılarının tarihi tesbit edilmiş, birçoğunun ise vaktine temas edilmemiştir.
    Mesela Rasûlullah'ın çeşitli amaçlara yönelik yaklaşık 80 kadar gazve ve seriyyesinin çoğunun tarihi tesbit edilmişken; Rasûlullah'ın gönderdiği elçiler ve yazdığı mektuplar ile Ona gelen heyetlerin büyük bir kısmı hakkında sarih bir tarih verilmemiştir. Şöyle ki: Vâkıdî, ilk olarak Müzeyne kabilesinin dört yüz kişilik bir heyeti, Recep H. 5 tarihinde Hz. Peygamber'e gönderdiğini kaydeder. Hz. Peygamber, onları kendi yurtlarında kalmak üzere muhâcir kabul etmiştir.2 Rasûlullah'ın önde gelen ashabından Müzeyne kabilesinin sancaktarı, İsfahan fatihi Nûman b. Mükrine de bu kabiledendi.3 Arap yarımadası sakinlerinin, Recep H.5'ten itibaren başlayan, Hz. Peygamber'e heyet gönderme süreci, Onun vefatına kadar devam etmiştir. İbn Sa'd, bu konuyu Tabakât'ının ilk iki cildini oluşturan "Ahbârü'n-Nebî" kısmında "Arapların, Rasûlullah'a Heyetler Göndermesi" şeklinde genel bir başlık ve bunu izleyen başlıklarda Medine'ye 72 heyetin geldiğini tesbit etmiş ve bunlara dair rivâyetleri tek tek kaydetmiştir.4
    Yine İbn Sa'd, hem kendi çabasıyla hem de Vâkıdî'den aldığı rivâyetlere dayanarak, Rasûlullah'ın Hudeybiye Antlaşması'nın yapılıp Medine'ye dönülmesinden itibaren vefat edene kadar civar ülke hükümdarlarıyla ve Arap yarımadasının çeşitli bölgelerinde yaşayan kabile ileri gelenleriyle 110 yazışma ve elçi teatisinde bulunduğunu ehliyetle tesbit etmiştir. O, bunları: "Rasûlullah'ın, Krallara ve Araplar'ın İleri Gelenlerine Elçilerle İslâm'a Davet Mektupları Göndermesi" başlığı altında tek tek ele alıp tasnif etmiştir.5
    Hudeybiye dönüşü başlayan ve Rasûlullah'ın vefatına kadar devam eden -başta altı elçi gönderme olayı olmak üzere- yaklaşık 110 dinî ve diplomatik faaliyet, üç yıl gibi kısa bir zaman diliminde meydana gelmiştir. Bu 110 dinî ve diplomatik faaliyetin, ne zaman yapılmaya başlandığı bilinmesine rağmen, çok azının tam tarihleri bilinmektedir. Adeta yapılan faaliyetin yoğunluğu ve kısa bir zaman diliminde meydana gelmesi, tümünün tek tek tarihlendirilmesini neredeyse imkânsız hale getirmiştir. Bu sebepledir ki İbn İshâk, elçiler olayına tarih vermekten kaçınır, onun yerine: "Rasûlullah, Hudeybiye ile vefatı arasında geçen zaman içinde ashabından bazı kişileri, Allah'ın birliğine davet için Arap ve Acem krallarına gönderdi" şeklinde genel bir ifade kullanır.6
    2. Siyer'in sahip olduğu ulviyet ve ciddiyeti dikkate alarak asli kaynakları konuşturarak yine de böyle bir çalışma yapılabilir. Ancak asli kaynaklara bağlı kalmak çok önemlidir.
    • Tarih yazarken tarihçi, otorite devraldığının farkında olmalı, otoritesine sadık kalıp onu çarpıtmamalıdır.
      Otoritesine karşı tarafsız ve doğru sözlü olmalıdır.

    • Alıntı yaptığında aslına sadık kalmalı, kendi beğendiği sözcük ve üsluplarla alıntılamamalıdır.

    • Yaptığı naklin doğruluğunu müzakere etmelidir.

    • Haberin kaynağını belirtmelidir.




  4. 02.Ekim.2011, 01:42
    2
    Hadimul Müslimin



    İslam ilim dairesinde siyer kitaplarının ya kronolojik tertibe göre ya da konularına göre telif edilmesi süre gelen bir adettir.
    Ajanda türü bir çalışmanın bazı handikapları da bulunmaktadır: Şöyle ki:
    1- Rasûlullah’ın özellikle Medine dönemindeki hayatı o derece çeşitli hâdiselerle doludur ki, bunların tarihleri esas alınarak bir tanıtımın yapılması, Onun hayatı, gördüğü iş ve faaliyetlerin değerlendirilmesine imkân verecek asıl noktaların ortaya çıkarılmasına yeterli değildir.1 Zira hadîs ve siyer kaynaklarında ele alınan hâdiselerin bazılarının tarihi tesbit edilmiş, birçoğunun ise vaktine temas edilmemiştir.
    Mesela Rasûlullah'ın çeşitli amaçlara yönelik yaklaşık 80 kadar gazve ve seriyyesinin çoğunun tarihi tesbit edilmişken; Rasûlullah'ın gönderdiği elçiler ve yazdığı mektuplar ile Ona gelen heyetlerin büyük bir kısmı hakkında sarih bir tarih verilmemiştir. Şöyle ki: Vâkıdî, ilk olarak Müzeyne kabilesinin dört yüz kişilik bir heyeti, Recep H. 5 tarihinde Hz. Peygamber'e gönderdiğini kaydeder. Hz. Peygamber, onları kendi yurtlarında kalmak üzere muhâcir kabul etmiştir.2 Rasûlullah'ın önde gelen ashabından Müzeyne kabilesinin sancaktarı, İsfahan fatihi Nûman b. Mükrine de bu kabiledendi.3 Arap yarımadası sakinlerinin, Recep H.5'ten itibaren başlayan, Hz. Peygamber'e heyet gönderme süreci, Onun vefatına kadar devam etmiştir. İbn Sa'd, bu konuyu Tabakât'ının ilk iki cildini oluşturan "Ahbârü'n-Nebî" kısmında "Arapların, Rasûlullah'a Heyetler Göndermesi" şeklinde genel bir başlık ve bunu izleyen başlıklarda Medine'ye 72 heyetin geldiğini tesbit etmiş ve bunlara dair rivâyetleri tek tek kaydetmiştir.4
    Yine İbn Sa'd, hem kendi çabasıyla hem de Vâkıdî'den aldığı rivâyetlere dayanarak, Rasûlullah'ın Hudeybiye Antlaşması'nın yapılıp Medine'ye dönülmesinden itibaren vefat edene kadar civar ülke hükümdarlarıyla ve Arap yarımadasının çeşitli bölgelerinde yaşayan kabile ileri gelenleriyle 110 yazışma ve elçi teatisinde bulunduğunu ehliyetle tesbit etmiştir. O, bunları: "Rasûlullah'ın, Krallara ve Araplar'ın İleri Gelenlerine Elçilerle İslâm'a Davet Mektupları Göndermesi" başlığı altında tek tek ele alıp tasnif etmiştir.5
    Hudeybiye dönüşü başlayan ve Rasûlullah'ın vefatına kadar devam eden -başta altı elçi gönderme olayı olmak üzere- yaklaşık 110 dinî ve diplomatik faaliyet, üç yıl gibi kısa bir zaman diliminde meydana gelmiştir. Bu 110 dinî ve diplomatik faaliyetin, ne zaman yapılmaya başlandığı bilinmesine rağmen, çok azının tam tarihleri bilinmektedir. Adeta yapılan faaliyetin yoğunluğu ve kısa bir zaman diliminde meydana gelmesi, tümünün tek tek tarihlendirilmesini neredeyse imkânsız hale getirmiştir. Bu sebepledir ki İbn İshâk, elçiler olayına tarih vermekten kaçınır, onun yerine: "Rasûlullah, Hudeybiye ile vefatı arasında geçen zaman içinde ashabından bazı kişileri, Allah'ın birliğine davet için Arap ve Acem krallarına gönderdi" şeklinde genel bir ifade kullanır.6
    2. Siyer'in sahip olduğu ulviyet ve ciddiyeti dikkate alarak asli kaynakları konuşturarak yine de böyle bir çalışma yapılabilir. Ancak asli kaynaklara bağlı kalmak çok önemlidir.
    • Tarih yazarken tarihçi, otorite devraldığının farkında olmalı, otoritesine sadık kalıp onu çarpıtmamalıdır.
      Otoritesine karşı tarafsız ve doğru sözlü olmalıdır.

    • Alıntı yaptığında aslına sadık kalmalı, kendi beğendiği sözcük ve üsluplarla alıntılamamalıdır.

    • Yaptığı naklin doğruluğunu müzakere etmelidir.

    • Haberin kaynağını belirtmelidir.







+ Yorum Gönder