Konusunu Oylayın.: İlk Emri "Oku" Olan Dinin Ümmi Peygamberi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İlk Emri "Oku" Olan Dinin Ümmi Peygamberi
  1. 01.Ekim.2011, 20:15
    1
    Misafir

    İlk Emri "Oku" Olan Dinin Ümmi Peygamberi






    İlk Emri "Oku" Olan Dinin Ümmi Peygamberi Mumsema Soru: Kur’an’da Hz. Peygamberin ümmi olduğu belirtilmektedir. İlk emri oku olan, ilim öğrenmeyi teşvik eden bir dinin Peygamber'i nasıl olur da bu konuya bigane kalabilir?


  2. 01.Ekim.2011, 20:15
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 02.Ekim.2011, 01:32
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: İlk Emri "Oku" Olan Dinin Ümmi Peygamberi




    Allah’a ve O’nun peygamber ve ümmî olan elçisine iman ediniz” (A’raf 158) ayetinin yanında yalnız Peygamberin değil, Kureyş’in ve Arapların çoğunun da ümmî olduğunubeyan eden Cuma Suresi 2. ayet ile Peygamberin Kur’an’dan evvel bir kitap okumadığını, elinin kalem tutmadığını ifade eden Ankebut 48. ayetleri Hz. Peygamberin ümmîliğinin Kur’an tarafından da açıkça ortaya konduğunu gösterir. Buharî, Müslim, Neseî ve Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde bahsedilen Hudeybiye sulhu sırasında Mekke heyetinin talebi üzerine “Allah’ın Rasûlü Muhammed” ibaresinin silinip yerine “Abdullah oğlu Muhammed” yazmak gerekince senedin katipliğini yapan Hz. Ali bu silme işini kabul etmemiş, bunun üzerine Hz. Peygamber -metni okuyamadığı için- ibarenin neresi olduğu kendisine gösterilmek sûretiyle o bölümü bizzat kendisi silmiştir. Söz konusu Peygamber olunca ümmîlik bir kusur ve eksiklik değil, aksine Onun peygamberliğinin en önemli delillerinden sayılır. Bu nedenle tarih boyunca Peygamberin peygamberliğini kabul etmeyenler bunca delilin aksine Onun okuma yazma bildiğini ve vahiyden önce de eğitildiğini ispatlamaya uğraşmışlardır.
    Kureyş Rasûl-i Ekrem'in hayatına tamamen vakıftı. Onun ne yaptığına, ne ettiğine, seyahatleri esnasında ne iş gördüğüne bütün ayrıntılarıyla aşina idi. Hayatının hiçbir safhası Kureyşlilerce meçhul değildi. Peygamberliğinden sonra Ona kâhin, deli, şair gibi sıfatlar yakıştırmışlar, ama kimse Onun daha önceden bir eğitim aldığını ve Kur’an’ı kendisinin yazdığını söyleyememiştir. Medine’li Yahudiler de Hz. Peygamber'i denemek için zaman zaman kendisine, ancak kutsal metinleri okuyanların bilebileceği sorular yöneltmişler ve Peygamberin verdiği cevaplar karşısında şaşkınlığa düşmüşlerdir.
    Bazı tarihçiler Hz. Peygamberin ömrünün sonuna doğru okuma-yazma öğrendiğini söylerlerse de bu rivayet tevatür derecesindeki diğer rivayetlerin yanında zayıf kalmaktadır.
    Peygamberin ümmiliği Onun getirdiği Kur’an’ın ilahi bir kaynaktan geldiğinin en önemli delilidir. Ayrıca ilim sahibi olmak okur-yazar olmakla birebir örtüşmez. Her okur yazar ilim sahibi olamayacağı gibi özellikle söz konusu olan ilahi bilgi olunca ona sahip olmak için okur-yazar olmak gerekmediğini Allah bizzat kendi Rasûlü ile göstermiştir.
    Ayrıca bizlerin on-onbeş günde öğrendiğimiz Arap alfabesi bugünkü haline peygamberden çok daha sonra Emeviler döneminde ulaşmaya başlamıştır.. O günkü yazıda harekeler olmadığı gibi noktalı harflerin noktaları dahi yoktu. Yazı gelişmemişti. Ve okur-yazar sayısı Arap toplumunda istisna sayılacak kadar azdı.


  4. 02.Ekim.2011, 01:32
    2
    Hadimul Müslimin



    Allah’a ve O’nun peygamber ve ümmî olan elçisine iman ediniz” (A’raf 158) ayetinin yanında yalnız Peygamberin değil, Kureyş’in ve Arapların çoğunun da ümmî olduğunubeyan eden Cuma Suresi 2. ayet ile Peygamberin Kur’an’dan evvel bir kitap okumadığını, elinin kalem tutmadığını ifade eden Ankebut 48. ayetleri Hz. Peygamberin ümmîliğinin Kur’an tarafından da açıkça ortaya konduğunu gösterir. Buharî, Müslim, Neseî ve Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde bahsedilen Hudeybiye sulhu sırasında Mekke heyetinin talebi üzerine “Allah’ın Rasûlü Muhammed” ibaresinin silinip yerine “Abdullah oğlu Muhammed” yazmak gerekince senedin katipliğini yapan Hz. Ali bu silme işini kabul etmemiş, bunun üzerine Hz. Peygamber -metni okuyamadığı için- ibarenin neresi olduğu kendisine gösterilmek sûretiyle o bölümü bizzat kendisi silmiştir. Söz konusu Peygamber olunca ümmîlik bir kusur ve eksiklik değil, aksine Onun peygamberliğinin en önemli delillerinden sayılır. Bu nedenle tarih boyunca Peygamberin peygamberliğini kabul etmeyenler bunca delilin aksine Onun okuma yazma bildiğini ve vahiyden önce de eğitildiğini ispatlamaya uğraşmışlardır.
    Kureyş Rasûl-i Ekrem'in hayatına tamamen vakıftı. Onun ne yaptığına, ne ettiğine, seyahatleri esnasında ne iş gördüğüne bütün ayrıntılarıyla aşina idi. Hayatının hiçbir safhası Kureyşlilerce meçhul değildi. Peygamberliğinden sonra Ona kâhin, deli, şair gibi sıfatlar yakıştırmışlar, ama kimse Onun daha önceden bir eğitim aldığını ve Kur’an’ı kendisinin yazdığını söyleyememiştir. Medine’li Yahudiler de Hz. Peygamber'i denemek için zaman zaman kendisine, ancak kutsal metinleri okuyanların bilebileceği sorular yöneltmişler ve Peygamberin verdiği cevaplar karşısında şaşkınlığa düşmüşlerdir.
    Bazı tarihçiler Hz. Peygamberin ömrünün sonuna doğru okuma-yazma öğrendiğini söylerlerse de bu rivayet tevatür derecesindeki diğer rivayetlerin yanında zayıf kalmaktadır.
    Peygamberin ümmiliği Onun getirdiği Kur’an’ın ilahi bir kaynaktan geldiğinin en önemli delilidir. Ayrıca ilim sahibi olmak okur-yazar olmakla birebir örtüşmez. Her okur yazar ilim sahibi olamayacağı gibi özellikle söz konusu olan ilahi bilgi olunca ona sahip olmak için okur-yazar olmak gerekmediğini Allah bizzat kendi Rasûlü ile göstermiştir.
    Ayrıca bizlerin on-onbeş günde öğrendiğimiz Arap alfabesi bugünkü haline peygamberden çok daha sonra Emeviler döneminde ulaşmaya başlamıştır.. O günkü yazıda harekeler olmadığı gibi noktalı harflerin noktaları dahi yoktu. Yazı gelişmemişti. Ve okur-yazar sayısı Arap toplumunda istisna sayılacak kadar azdı.





+ Yorum Gönder