Konusunu Oylayın.: Gayri müslim bir ülkede bankada çalışmak caiz mi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gayri müslim bir ülkede bankada çalışmak caiz mi
  1. 01.Ekim.2011, 14:00
    1
    Misafir

    Gayri müslim bir ülkede bankada çalışmak caiz mi

  2. 01.Ekim.2011, 14:01
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Gayri müslim bir ülkede bankada çalışmak caiz mi




    Bu konuda kimi, faiz alamaz da, veremez de, derken kimileri de faiz alabilirler ama veremezler, demekteler. Hristiyanların ülkelerinde Müslümanların faiz alıp vermelerine nasıl bakıyorsunuz?

    Bu konuda iki görüşün olduğunu biliyorum. Avrupa'daki Müslümanlar bulundukları ülkenin gayri müslim vatandaşından faiz alabilir de verebilir de, diyen müctehitlerimiz olduğu gibi, alamaz da veremez de, diyen müctehitlerimiz de vardır.

    Her iki görüşün özetini arz edecek olursak şöyle diyebiliriz:

    İmam-ı Azam ve İmam-ı Muhammed'e göre, darulharpde Müslümanla o ülkenin gayri müslim vatandaşı arasında faizli alışveriş caizdir. Yani Müslüman, Hristiyanlardan düşük faizli kredi alabileceği gibi, bankalarına bıraktığı dövizinin faizini de alabilir. Ancak bu faizli para almanın tek şartı, bunun Müslümanın lehine olmasıdır. Müslümanın bundan menfaati olmuyorsa, faiz alması da vermesi de caiz değildir.

    İmam Azam ve İmam Muhammed 'e göre küfür diyarında yaşayan bir Müslümanın gayri müslimden faiz almasında bir sakınca olmadığı hususu: "Daru'l-harpte müslüman ile gayri müslim arasında faiz olmaz." hadisi şerifine dayanmaktadır. (Zeylai, Nasbu'r-raye, IV. 44; İbn Hümam, VII. 39)

    Hanefi alimlerinden meşhur Serahsi (490) el-Mebsut'unda bu konuda bilgi verirken diyor ki:

    "Müslüman darulharbe pasaportla girdiğinde, onlarla yaptığı anlaşmalara sadık kalacağına söz vermiş demektir. Verdiği söze uymalı, anlaşmalarına sadık kalmalıdır. İtimat edilmeyen insan durumuna düşmemelidir. Onlara göre caiz ve meşru olan faizli alışverişle mallarını alması da caiz ve meşrudur. Anlaşmalarına aykırı değildir. Ancak bu faiz alışverişi gayri müslimlerle olur. Orada bulunan Müslümanların kendi aralarında birbirinin mallarını faizle almaları caiz değildir."
    Bu konuda Caferi mezhebinin görüşü de Hanefilerle birliktedir.

    İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik ve Hanbeli mezhebiyle Hanefilerden Ebu Yusuf'a göre ise:

    "Müslümanların darulharpte gayri müslimlerden faiz alıp vermeleri caiz değildir. İslam'ın kendi ülkesinde yasakladığı şey yabancı ülkelerde de yasaktır. Faiz yasağında ülke ayrımı yoktur!.."

    Her iki görüşü de delilleriyle geniş bir şekilde inceleyen ilahiyatçı Prof. Dr. Hamdi Döndüren Hocaefendi "İslami Ölçülerle Ticaret Rehberi" kitabında vardığı sonucu şöyle özetliyor:

    "Sonuç olarak: Hanefilerde ağırlıklı görüş, darulharp sayılan yerde, bir Müslümanın faizli alışveriş yapmasının caiz olduğu yönündedir. Ancak ilk temel kaynaklarda faiz alma veya verme ayırımının yapılmadığı dikkate alınarak, yapılacak faiz işleminin veya fasit bir ticaretin, dış görünüş ve tecrübelere göre "Müslümanın lehine olması" gerekir. Buna (lehine olma kaidesine) göre Avrupa ülkelerinde gayri müslim bankalara yatırılan dövizin faizi alınabileceği gibi, dış görünüş ve tecrübelere göre yıllık yüzde üç, beş gibi çok düşük bir faizle verilen mesken, iş kurma, işi büyütme, ya da kendi ülkesine transfer edebilme gibi nitelikleri bulunan kredilerin, Müslüman'ın lehine olduğunda şüphe yoktur. (Bunlar da bu düşük faizle alınıp istifade edilebilir.)"

    "Bununla birlikte İslam'ın üzerinde çok durduğu ve ağır yaptırımlar koyduğu faiz meselesini sürekli bir gelir kaynağı gibi düşünmemelidir. Özellikle hangi ülke olursa olsun, bir mü'minin faizli bankacılık, kumarhane, içki üretimi ve dağıtımı, içkili yerlerin işletilmesi veya domuz üretme çiftliği kurma gibi ticari faaliyetlerden uzak durması gerekir. Bunların gayri müslimlerle ortak olarak işletilmesi de sonucu değiştirmez."

    "Belirttiğimiz gayri müslim ülkede faizi meşru sayan ilk görüşün, mü'min için yalnız zaruret veya ihtiyaç durumunda yararlanabilecek bir ruhsattan ibaret olduğu düşünülmelidir."

    "Bu konuda çoğunluğun görüşünü esas almak ihtiyata ve takvaya daha yakındır!.."
    Adı geçen eserden naklettiğimiz bu açıklamalardan anlaşılan odur ki, Müslüman buralarda menfaatine olan faizli işlerde ruhsattan istifade edebilir. Başka türlü elde edemeyeceği ucuz maliyetli mesken kredisi gibi faizli kredileri alabilir. Elbette bu da ihtiyaç kadar olacaktır. Zaten ruhsattan ihtiyaç kadar istifade edilmektedir. Faizli işi meslek edinmek huzur vermeyen bir kazanç yoludur.


  3. 01.Ekim.2011, 14:01
    2
    Editör



    Bu konuda kimi, faiz alamaz da, veremez de, derken kimileri de faiz alabilirler ama veremezler, demekteler. Hristiyanların ülkelerinde Müslümanların faiz alıp vermelerine nasıl bakıyorsunuz?

    Bu konuda iki görüşün olduğunu biliyorum. Avrupa'daki Müslümanlar bulundukları ülkenin gayri müslim vatandaşından faiz alabilir de verebilir de, diyen müctehitlerimiz olduğu gibi, alamaz da veremez de, diyen müctehitlerimiz de vardır.

    Her iki görüşün özetini arz edecek olursak şöyle diyebiliriz:

    İmam-ı Azam ve İmam-ı Muhammed'e göre, darulharpde Müslümanla o ülkenin gayri müslim vatandaşı arasında faizli alışveriş caizdir. Yani Müslüman, Hristiyanlardan düşük faizli kredi alabileceği gibi, bankalarına bıraktığı dövizinin faizini de alabilir. Ancak bu faizli para almanın tek şartı, bunun Müslümanın lehine olmasıdır. Müslümanın bundan menfaati olmuyorsa, faiz alması da vermesi de caiz değildir.

    İmam Azam ve İmam Muhammed 'e göre küfür diyarında yaşayan bir Müslümanın gayri müslimden faiz almasında bir sakınca olmadığı hususu: "Daru'l-harpte müslüman ile gayri müslim arasında faiz olmaz." hadisi şerifine dayanmaktadır. (Zeylai, Nasbu'r-raye, IV. 44; İbn Hümam, VII. 39)

    Hanefi alimlerinden meşhur Serahsi (490) el-Mebsut'unda bu konuda bilgi verirken diyor ki:

    "Müslüman darulharbe pasaportla girdiğinde, onlarla yaptığı anlaşmalara sadık kalacağına söz vermiş demektir. Verdiği söze uymalı, anlaşmalarına sadık kalmalıdır. İtimat edilmeyen insan durumuna düşmemelidir. Onlara göre caiz ve meşru olan faizli alışverişle mallarını alması da caiz ve meşrudur. Anlaşmalarına aykırı değildir. Ancak bu faiz alışverişi gayri müslimlerle olur. Orada bulunan Müslümanların kendi aralarında birbirinin mallarını faizle almaları caiz değildir."
    Bu konuda Caferi mezhebinin görüşü de Hanefilerle birliktedir.

    İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik ve Hanbeli mezhebiyle Hanefilerden Ebu Yusuf'a göre ise:

    "Müslümanların darulharpte gayri müslimlerden faiz alıp vermeleri caiz değildir. İslam'ın kendi ülkesinde yasakladığı şey yabancı ülkelerde de yasaktır. Faiz yasağında ülke ayrımı yoktur!.."

    Her iki görüşü de delilleriyle geniş bir şekilde inceleyen ilahiyatçı Prof. Dr. Hamdi Döndüren Hocaefendi "İslami Ölçülerle Ticaret Rehberi" kitabında vardığı sonucu şöyle özetliyor:

    "Sonuç olarak: Hanefilerde ağırlıklı görüş, darulharp sayılan yerde, bir Müslümanın faizli alışveriş yapmasının caiz olduğu yönündedir. Ancak ilk temel kaynaklarda faiz alma veya verme ayırımının yapılmadığı dikkate alınarak, yapılacak faiz işleminin veya fasit bir ticaretin, dış görünüş ve tecrübelere göre "Müslümanın lehine olması" gerekir. Buna (lehine olma kaidesine) göre Avrupa ülkelerinde gayri müslim bankalara yatırılan dövizin faizi alınabileceği gibi, dış görünüş ve tecrübelere göre yıllık yüzde üç, beş gibi çok düşük bir faizle verilen mesken, iş kurma, işi büyütme, ya da kendi ülkesine transfer edebilme gibi nitelikleri bulunan kredilerin, Müslüman'ın lehine olduğunda şüphe yoktur. (Bunlar da bu düşük faizle alınıp istifade edilebilir.)"

    "Bununla birlikte İslam'ın üzerinde çok durduğu ve ağır yaptırımlar koyduğu faiz meselesini sürekli bir gelir kaynağı gibi düşünmemelidir. Özellikle hangi ülke olursa olsun, bir mü'minin faizli bankacılık, kumarhane, içki üretimi ve dağıtımı, içkili yerlerin işletilmesi veya domuz üretme çiftliği kurma gibi ticari faaliyetlerden uzak durması gerekir. Bunların gayri müslimlerle ortak olarak işletilmesi de sonucu değiştirmez."

    "Belirttiğimiz gayri müslim ülkede faizi meşru sayan ilk görüşün, mü'min için yalnız zaruret veya ihtiyaç durumunda yararlanabilecek bir ruhsattan ibaret olduğu düşünülmelidir."

    "Bu konuda çoğunluğun görüşünü esas almak ihtiyata ve takvaya daha yakındır!.."
    Adı geçen eserden naklettiğimiz bu açıklamalardan anlaşılan odur ki, Müslüman buralarda menfaatine olan faizli işlerde ruhsattan istifade edebilir. Başka türlü elde edemeyeceği ucuz maliyetli mesken kredisi gibi faizli kredileri alabilir. Elbette bu da ihtiyaç kadar olacaktır. Zaten ruhsattan ihtiyaç kadar istifade edilmektedir. Faizli işi meslek edinmek huzur vermeyen bir kazanç yoludur.





+ Yorum Gönder