Konusunu Oylayın.: Göğüs ağrısının nedenleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Göğüs ağrısının nedenleri
  1. 30.Eylül.2011, 20:38
    1
    Misafir

    Göğüs ağrısının nedenleri






    Göğüs ağrısının nedenleri Mumsema Göğüs ağrısının nedenleri


  2. 30.Eylül.2011, 20:38
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 30.Eylül.2011, 20:59
    2
    maydın
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mayıs.2007
    Üye No: 761
    Mesaj Sayısı: 1,165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Bulunduğu yer: iskenderun

    Cevap: Göğüs ağrısının nedenleri




    GÖĞÜS AĞRISININ BAŞLICA NEDENLERİ:

    Kardiyak sebepler:

    Koroner ateroskleroz
    Angina pektoris ( stabil, unstabil, varyant)
    Akut Myokard Infarktüsü
    Perikardit
    Kapak hastalıkları (Aort darlığı, MVP)

    Vasküler nedenler:
    Aort diseksiyonu
    Pulmoner emboli
    Pulmoner Hipertansiyon

    Pulmoner nedenler:
    Plevral irritasyon nedenleri (İnfeksiyon, infiltrasyon, inflamasyon)
    Pnömotoraks, tansiyon pnömotoraks
    Pnömomediastinium

    Gastrointestinal nedenler:
    Gastroözefagiyal reflü
    Özofageal spazm
    Mailory - Weiss sendromu
    Peptik ülser hastalığı
    Safra yolları hastalıkları
    Pankreatit
    Özefagial rüptür.

    Muskuloskeletal nedenler:
    Servikal disk hastalıkları
    Omuz ve vertebra artriti
    Kostokondrit
    Interkostal kas krampları
    Interskalen, hiperabduksiyon sendromları
    Subakromial bursit

    Diğer nedenler:
    Meme hastalıkları
    Göğüs duvarı tümörleri
    Herpes zoster
    Emesyonel sebepler
    Nontravmatik göğüs ağrısının yaşamı tehdit edici sebeplerinden bazıları:
    En sık akut göğüs ağrısına sebep olan kardiyovasküler sebepler arasında anjina pektoris ve akut myokard enfarktüsü yer almaktadır.
    Avrupa ülkelerinde 75 yaş altı tüm ölümlerin % 40’ı kardiyovasküler nedenlerden kaynaklanmaktadır ve kalp hastalıkları ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer almaktadır.
    Akut myokard infarktüsü halen tüm ölümlerin %25’inden sorumludur.
    Akut myokard enfarktüsüne bağlı ölümlerin yaklaşık %50 - 65’i ilk 1-2 saat içinde meydana gelmektedir ve bunların çoğunluğu aritmiye bağlı ölümlerdir.

    Dolayısıyla hastane öncesi dönemde hastaya ne zaman ve nasıl müdahale edileceğini bilmek, yapılması gerekeni tam ve doğru olarak yapmak efektif tedavinin bir parçasını oluşturmaktadır.

    Erken reperfüzyonu sağlayacak tedavilerin ilk 1 saatte başlatılması ile akut myokard infarktüsüne bağlı ölümlerin %50 oranında azaltılabileceği bilinen bir gerçektir.

    Akut göğüs ağrısı yakınması olan hastanın değerlendirilmesinde ilk amaç, ayırıcı tanıdan ziyade hastayı stabilize etme girişimlerine yönelik olmalıdır.
    Öncelikle havayolu, solunum ve dolaşım kontrolü sağlanmalı, hastanın vital bulguları değerlendirilip yakından takip edilmelidir.
    Her hasta olası AMI hastası gibi hayatı tehdit altında olan bir vaka olarak değerlendirilmeli, damar yolu, oksijen ve monitörizasyon ile güvenlik çemberine alınmalıdır.

    İskemik göğüs ağrısının özellikleri,

    Retrosternal/parasternal baskı, sıkıştırma, boğulma hissi veya substernal yanma (lokalize edilemez).

    Sol kol ulnar yüzüne, boyuna, sırta ve nadiren alt çeneye ve sağ kola yayılım gösterir.
    Anjina pektoris 3-5 dk sürer, 20-30 dk’ dan uzun sürerse miyokard infarktüsü düşünülmeli.

    Presipite eden faktörleri sorgulanmalı; efor, yemek sonrası, rüzgar ve soğuk v.b.
    Anjina pektoris nitritler ile 1-5 dk içinde azalır veya kaybolur. Ağrı nitrite rağmen devam ediyorsa ya miyokard infarktüsüdür veya anjina değildir.
    Her ne kadar koroner arter iskemisine bağlı göğüs ağrısı künt, bastırıcı, sıkıştırıcı vasıfta tanımlanırsa da, çeşitli çalışmalarda, Akut Miyokart İnfarktüsü geçiren hastaların %22'sinin ağrılarını keskin, lokalize, bıçak saplanır tarzda, tanımladıkları, bu hastaların %6’sının da plöretik tarzda tanımladıkları bildirilmiştir.

    Koroner Arter Hastalığı Risk Faktörleri (NCEP ATP ΙΙΙ):

    Lipid risk faktörleri (LDL, Trigliseridler, Non-HDL Kolesterol, HDL düşüklüğü, Aterojenik dislipidemi)
    Nonlipid risk faktörleri
    Modifiye edilebilen risk faktörleri
    Hipertansiyon
    Sigara içiyor olmak
    Diyabetes Mellitus
    Fazla kiloluluk/Obezite
    Fiziksel inaktivite
    Aterojenik diyet
    Trombojenik/ hemostatik durum

    Modifiye edilemeyen risk faktörleri
    Yaş (erkeklerde ≥45, kadınlarda ≥55 )
    Erkek cinsiyeti
    Ailede erken koroner kalp hastalığı öyküsü

    Koroner Arter Hastalığı İçin Bağımsız Risk Faktörleri (NCEP ATP ΙΙΙ):
    Yaş (erkeklerde ≥45, kadınlarda ≥55 )
    Ailede erken koroner kalp hastalığı öyküsü (birinci derece akrabalardan erkekte 55, kadında 65 yaşından önce koroner arter hastalığı bulunması)
    Sigara içiyor olmak
    Hipertansiyon ( Kan basıncı ≥140/90 mmHg veya antihipertansif ilaç kullanımı )
    Düşük HDL kolesterol ( HDL <40 mg/dl )
    Yüksek LDL kolesterol ( LDL ≥130 mg/dl )
    DM (Koroner arter hastalığı risk eşdeğeridir!!!!!)



  4. 30.Eylül.2011, 20:59
    2
    Özel Üye



    GÖĞÜS AĞRISININ BAŞLICA NEDENLERİ:

    Kardiyak sebepler:

    Koroner ateroskleroz
    Angina pektoris ( stabil, unstabil, varyant)
    Akut Myokard Infarktüsü
    Perikardit
    Kapak hastalıkları (Aort darlığı, MVP)

    Vasküler nedenler:
    Aort diseksiyonu
    Pulmoner emboli
    Pulmoner Hipertansiyon

    Pulmoner nedenler:
    Plevral irritasyon nedenleri (İnfeksiyon, infiltrasyon, inflamasyon)
    Pnömotoraks, tansiyon pnömotoraks
    Pnömomediastinium

    Gastrointestinal nedenler:
    Gastroözefagiyal reflü
    Özofageal spazm
    Mailory - Weiss sendromu
    Peptik ülser hastalığı
    Safra yolları hastalıkları
    Pankreatit
    Özefagial rüptür.

    Muskuloskeletal nedenler:
    Servikal disk hastalıkları
    Omuz ve vertebra artriti
    Kostokondrit
    Interkostal kas krampları
    Interskalen, hiperabduksiyon sendromları
    Subakromial bursit

    Diğer nedenler:
    Meme hastalıkları
    Göğüs duvarı tümörleri
    Herpes zoster
    Emesyonel sebepler
    Nontravmatik göğüs ağrısının yaşamı tehdit edici sebeplerinden bazıları:
    En sık akut göğüs ağrısına sebep olan kardiyovasküler sebepler arasında anjina pektoris ve akut myokard enfarktüsü yer almaktadır.
    Avrupa ülkelerinde 75 yaş altı tüm ölümlerin % 40’ı kardiyovasküler nedenlerden kaynaklanmaktadır ve kalp hastalıkları ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer almaktadır.
    Akut myokard infarktüsü halen tüm ölümlerin %25’inden sorumludur.
    Akut myokard enfarktüsüne bağlı ölümlerin yaklaşık %50 - 65’i ilk 1-2 saat içinde meydana gelmektedir ve bunların çoğunluğu aritmiye bağlı ölümlerdir.

    Dolayısıyla hastane öncesi dönemde hastaya ne zaman ve nasıl müdahale edileceğini bilmek, yapılması gerekeni tam ve doğru olarak yapmak efektif tedavinin bir parçasını oluşturmaktadır.

    Erken reperfüzyonu sağlayacak tedavilerin ilk 1 saatte başlatılması ile akut myokard infarktüsüne bağlı ölümlerin %50 oranında azaltılabileceği bilinen bir gerçektir.

    Akut göğüs ağrısı yakınması olan hastanın değerlendirilmesinde ilk amaç, ayırıcı tanıdan ziyade hastayı stabilize etme girişimlerine yönelik olmalıdır.
    Öncelikle havayolu, solunum ve dolaşım kontrolü sağlanmalı, hastanın vital bulguları değerlendirilip yakından takip edilmelidir.
    Her hasta olası AMI hastası gibi hayatı tehdit altında olan bir vaka olarak değerlendirilmeli, damar yolu, oksijen ve monitörizasyon ile güvenlik çemberine alınmalıdır.

    İskemik göğüs ağrısının özellikleri,

    Retrosternal/parasternal baskı, sıkıştırma, boğulma hissi veya substernal yanma (lokalize edilemez).

    Sol kol ulnar yüzüne, boyuna, sırta ve nadiren alt çeneye ve sağ kola yayılım gösterir.
    Anjina pektoris 3-5 dk sürer, 20-30 dk’ dan uzun sürerse miyokard infarktüsü düşünülmeli.

    Presipite eden faktörleri sorgulanmalı; efor, yemek sonrası, rüzgar ve soğuk v.b.
    Anjina pektoris nitritler ile 1-5 dk içinde azalır veya kaybolur. Ağrı nitrite rağmen devam ediyorsa ya miyokard infarktüsüdür veya anjina değildir.
    Her ne kadar koroner arter iskemisine bağlı göğüs ağrısı künt, bastırıcı, sıkıştırıcı vasıfta tanımlanırsa da, çeşitli çalışmalarda, Akut Miyokart İnfarktüsü geçiren hastaların %22'sinin ağrılarını keskin, lokalize, bıçak saplanır tarzda, tanımladıkları, bu hastaların %6’sının da plöretik tarzda tanımladıkları bildirilmiştir.

    Koroner Arter Hastalığı Risk Faktörleri (NCEP ATP ΙΙΙ):

    Lipid risk faktörleri (LDL, Trigliseridler, Non-HDL Kolesterol, HDL düşüklüğü, Aterojenik dislipidemi)
    Nonlipid risk faktörleri
    Modifiye edilebilen risk faktörleri
    Hipertansiyon
    Sigara içiyor olmak
    Diyabetes Mellitus
    Fazla kiloluluk/Obezite
    Fiziksel inaktivite
    Aterojenik diyet
    Trombojenik/ hemostatik durum

    Modifiye edilemeyen risk faktörleri
    Yaş (erkeklerde ≥45, kadınlarda ≥55 )
    Erkek cinsiyeti
    Ailede erken koroner kalp hastalığı öyküsü

    Koroner Arter Hastalığı İçin Bağımsız Risk Faktörleri (NCEP ATP ΙΙΙ):
    Yaş (erkeklerde ≥45, kadınlarda ≥55 )
    Ailede erken koroner kalp hastalığı öyküsü (birinci derece akrabalardan erkekte 55, kadında 65 yaşından önce koroner arter hastalığı bulunması)
    Sigara içiyor olmak
    Hipertansiyon ( Kan basıncı ≥140/90 mmHg veya antihipertansif ilaç kullanımı )
    Düşük HDL kolesterol ( HDL <40 mg/dl )
    Yüksek LDL kolesterol ( LDL ≥130 mg/dl )
    DM (Koroner arter hastalığı risk eşdeğeridir!!!!!)



  5. 30.Eylül.2011, 21:00
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Göğüs ağrısının nedenleri

    Göğüs ağrıları hastayı en çok tedirgin eden ağrılar arasındadır. Göğüs ağrısından yakınan bir hastanın aklına ilk gelen etken bir kalp hastalığıdır. Halbuki göğüs ağrılarının %90'ı kalbe bağlı olarak ortaya çıkmaz. Kalple ilgili incelemeler de normal olarak saptanırsa hastanın kuşkulanmasına gerek kalmaz. Göğüs kaslarının romatizmal hastalıklarından kaynaklanan göğüs ağrıları sık görülmektedir. Bunun yanı sıra trafik kazaları sırasında göğüs kafesine gelen darbeler göğüs kaslarında hassas noktaların gelişmesine ve şiddetli ağrılara yol açabilir.

    Aynı şekilde bir darbe sonucu kırılan kaburgalar kaynadıktan sonra bile çok şiddetli, nevralji adını verdiğimiz bıçak saplanması, elektrik çarpması şeklinde ağrılara neden olabilir. Ağrı şiddeti hastanın nefes almasını güçleştirecek kadar olabilir. Batın ve göğüs boşluğunu birbirinden ayıran kasın yani diyaframın iltihapları, akciğeri çevreleyen plevra adını verdiğimiz zarın iltihapları yine göğüs ağrılarına yol açabilir.

    Batında aşırı büyüyen kitleler, gaz, yukarıya doğru baskı yaparak göğüs ağrısına neden olabilir. Yemek borusunun çeşitli hastalıkları sırasında da göğüs ağrıları görülebilir.
    Akciğerin iltihaplan, zatürre ve tüberküloz sırasında özellikle yan tarafa vuran göğüs ağrısı ortaya çıkmaktadır. Bütün bunların yanı sıra akciğer ve yemek borusu kanserleri özellikle ilerlemiş dönemlerde çok şiddetli ağrılara yol açabilir.


    Kalp ve Dolaşım Sisteminden Kaynaklanan Ağrılar

    Kalp ve dolaşım sistemi bir bütün oluştururlar. Özellikle kalp damarları, kol ve bacak damarları damar sertliği ve damar tıkanmalarının daha çok görüldüğü bölgelerdir. Bu üç bölgede dolaşım sisteminin daha fazla etkilenmesinin nedeni yardımcı damarların fazla olmayışıdır. Diğer bölgelerde meydana gelen bozukluklar bölgeye giden diğer damarlar tarafından dengelenir. Hasta belirgin bir rahatsızlık duymaz. Ancak kalp, kol ve bacak damarlarında meydana gelen değişiklikler bu damarların suladığı bölgelerde çok daha kısa süre içerisinde hissedilir.
    Kalp ve dolaşım sisteminin görevi vücuda kan pompalamaktır. Kanın görevi dokulara oksijen ve diğer gerekli besinlerin verilmesi ve dokuda bu besinler kullanıldıktan sonra artık zehir haline gelmiş artıkların toplanması ve temizlenmesidir. Bir bölgeye yeterince kan gitmediği takdirde bölge hem beslenemez hem de zehirli artıklar orada kalarak o dokuda tahribata yol açarlar. Kanla beslenememeye bağlı olarak ortaya çıkan oksijensizlik ve tahribat ağrı şeklinde baş gösterir.


    Kan, atardamar adı verilen borucuklarla vücuda taşınır. Bu damarlar üç tabakadan meydana gelir. En içteki ince tabaka kan ile temas eden tabakadır. Kanın içinde bulunan alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositler (kan pulcukları) bu tabaka ile temas halindedir. Normal, sağlıklı insanda bu elemanlar damarın iç yüzüne yapışmazlar. Yapışmayı engelleyici çeşitli mekanizmalar sürekli olarak hareket halindedir.

    Buna karşın bir çok neden bağlı olarak damar yüzeyine yapışma ve birikme başlayabilir. Bu birikime pıhtı adı verilir. Bu pıhtılar yavaş yavaş damar yüzeyini kaplayarak damar cidarının kalınlaşmasına yol açarlar. Böylelikle damar eski esnekliğini yitirir. Damar sertliği dediğimiz durum ortaya çıkar. Damar sertliği daha da gelişerek damarların tümüyle tıkanmasına neden olabilir. Birçok etken damar sertliğinden sorumlu tutulmuştur. Aşırı yağlı yiyecekler, sigara, aşırı stres gibi faktörlere bağlı olarak kan kimyası yeterince düzelememekte ve bu maddeler damar cidarında birikerek tıkanmaya yol açmaktadır.


    Kalpte Ağrı Gelişimi, Göğüs Ağrısı

    Diğer organlar gibi kalbin de kendi damarları (koroner damarlar) vardır ve bu damarlardan gelen kanla beslenir. Bu damarlarda meydana gelen değişiklikler iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Birincisi kalbe giden damarlarda damar sertliği ve daralmanın yavaş yavaş gelişmesidir. Buna bağlı olarak gittikçe daha az kan almaya başlar. Hasta dinlenme halinde iken fazla rahatsızlık çekmez. Yürüdüğü zaman ağrısı artar. Buna anjina pektoris ya da vitrin hastalığı adı verilir. Diğer ise kalbe giden damarların ani olarak tıkanmasıdır. Kalp krizi ya da miyokard enfarktüsü dediğimiz durumdur. Ani olarak gelişen bu olay hastanın yaşamını yitirmesine bile yol açabilir.

    Anjinal Pektoris ya da Vitrin Hastalığı

    Anjina Latince boğulma anlamındadır. Yani kalbe giden damarların artık kalbi yeterince besleyememesine bağlı olarak kalbin oksijensiz kalmasıdır. Erkeklerde 30 yaşından sonra, kadınlarda daha seyrek ve daha geç olarak ortaya çıkar. Şişmanlık, şeker hastalığı, aşırı sigara kullanma ve kalıtsal özellikler bu hastalıktan sorumlu tutulmaktadır.

    Bu nedenlere bağlı olarak kalbe giden damarlarda çeşitli maddelerin birikmesi sonucu damarlar zamanla daralır. Kalbe yeterince kan gidemez hale gelir. Kalbe kan gidememesi kalbin yeterince kanı vücudun diğer bölgelere pompalayamaması ve diğer bölgeleri de oksijensiz bırakması ile sonuçlanır. Hasta istirahat halinde iken durumundan yakınmaz. Ancak fazladan bir iş yaptığında, yürüdüğünde, merdiven çıktığında kalbin kapasitesi yetersiz hale gelmektedir. Kalp kasında oksijensizliğe bağlı olarak biriken atık maddeler yine kan tarafından temizlenir. Kalbin görevini yeterince yerine getirememesi nedeniyle bu maddeler birikirler. Bu birikim ağrı olarak ortaya çıkar. Anjina ağrısı çok şiddetli, boğulma hissine benzer bir ağrıdır. Göğüsün tam ortasında hissedilir. Hasta dinlendiğinde geçer. Bu tip hastalar ağrılarını belli etmemek için vitrine bakar gibi yaparak yolda dinlendiklerinden vitrin hastalığı adı verilmektedir. Ağrı sol kola, sırta, omuz ve boyuna ve çeneye vurabilir. Bazı hastalarda sağ omuza da vurabilir. Anjinanın önlenmesinde önce hastanın kendini koruması gelir. Çeşitli damar genişletici ilaçlar ile geçici sürelerle rahatlama sağlanabilir. Çok ileri boyutlara varan şikayeti olan hastalarda by-pass gerekebilir.





  6. 30.Eylül.2011, 21:00
    3
    Editör
    Göğüs ağrıları hastayı en çok tedirgin eden ağrılar arasındadır. Göğüs ağrısından yakınan bir hastanın aklına ilk gelen etken bir kalp hastalığıdır. Halbuki göğüs ağrılarının %90'ı kalbe bağlı olarak ortaya çıkmaz. Kalple ilgili incelemeler de normal olarak saptanırsa hastanın kuşkulanmasına gerek kalmaz. Göğüs kaslarının romatizmal hastalıklarından kaynaklanan göğüs ağrıları sık görülmektedir. Bunun yanı sıra trafik kazaları sırasında göğüs kafesine gelen darbeler göğüs kaslarında hassas noktaların gelişmesine ve şiddetli ağrılara yol açabilir.

    Aynı şekilde bir darbe sonucu kırılan kaburgalar kaynadıktan sonra bile çok şiddetli, nevralji adını verdiğimiz bıçak saplanması, elektrik çarpması şeklinde ağrılara neden olabilir. Ağrı şiddeti hastanın nefes almasını güçleştirecek kadar olabilir. Batın ve göğüs boşluğunu birbirinden ayıran kasın yani diyaframın iltihapları, akciğeri çevreleyen plevra adını verdiğimiz zarın iltihapları yine göğüs ağrılarına yol açabilir.

    Batında aşırı büyüyen kitleler, gaz, yukarıya doğru baskı yaparak göğüs ağrısına neden olabilir. Yemek borusunun çeşitli hastalıkları sırasında da göğüs ağrıları görülebilir.
    Akciğerin iltihaplan, zatürre ve tüberküloz sırasında özellikle yan tarafa vuran göğüs ağrısı ortaya çıkmaktadır. Bütün bunların yanı sıra akciğer ve yemek borusu kanserleri özellikle ilerlemiş dönemlerde çok şiddetli ağrılara yol açabilir.


    Kalp ve Dolaşım Sisteminden Kaynaklanan Ağrılar

    Kalp ve dolaşım sistemi bir bütün oluştururlar. Özellikle kalp damarları, kol ve bacak damarları damar sertliği ve damar tıkanmalarının daha çok görüldüğü bölgelerdir. Bu üç bölgede dolaşım sisteminin daha fazla etkilenmesinin nedeni yardımcı damarların fazla olmayışıdır. Diğer bölgelerde meydana gelen bozukluklar bölgeye giden diğer damarlar tarafından dengelenir. Hasta belirgin bir rahatsızlık duymaz. Ancak kalp, kol ve bacak damarlarında meydana gelen değişiklikler bu damarların suladığı bölgelerde çok daha kısa süre içerisinde hissedilir.
    Kalp ve dolaşım sisteminin görevi vücuda kan pompalamaktır. Kanın görevi dokulara oksijen ve diğer gerekli besinlerin verilmesi ve dokuda bu besinler kullanıldıktan sonra artık zehir haline gelmiş artıkların toplanması ve temizlenmesidir. Bir bölgeye yeterince kan gitmediği takdirde bölge hem beslenemez hem de zehirli artıklar orada kalarak o dokuda tahribata yol açarlar. Kanla beslenememeye bağlı olarak ortaya çıkan oksijensizlik ve tahribat ağrı şeklinde baş gösterir.


    Kan, atardamar adı verilen borucuklarla vücuda taşınır. Bu damarlar üç tabakadan meydana gelir. En içteki ince tabaka kan ile temas eden tabakadır. Kanın içinde bulunan alyuvarlar, akyuvarlar ve trombositler (kan pulcukları) bu tabaka ile temas halindedir. Normal, sağlıklı insanda bu elemanlar damarın iç yüzüne yapışmazlar. Yapışmayı engelleyici çeşitli mekanizmalar sürekli olarak hareket halindedir.

    Buna karşın bir çok neden bağlı olarak damar yüzeyine yapışma ve birikme başlayabilir. Bu birikime pıhtı adı verilir. Bu pıhtılar yavaş yavaş damar yüzeyini kaplayarak damar cidarının kalınlaşmasına yol açarlar. Böylelikle damar eski esnekliğini yitirir. Damar sertliği dediğimiz durum ortaya çıkar. Damar sertliği daha da gelişerek damarların tümüyle tıkanmasına neden olabilir. Birçok etken damar sertliğinden sorumlu tutulmuştur. Aşırı yağlı yiyecekler, sigara, aşırı stres gibi faktörlere bağlı olarak kan kimyası yeterince düzelememekte ve bu maddeler damar cidarında birikerek tıkanmaya yol açmaktadır.


    Kalpte Ağrı Gelişimi, Göğüs Ağrısı

    Diğer organlar gibi kalbin de kendi damarları (koroner damarlar) vardır ve bu damarlardan gelen kanla beslenir. Bu damarlarda meydana gelen değişiklikler iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Birincisi kalbe giden damarlarda damar sertliği ve daralmanın yavaş yavaş gelişmesidir. Buna bağlı olarak gittikçe daha az kan almaya başlar. Hasta dinlenme halinde iken fazla rahatsızlık çekmez. Yürüdüğü zaman ağrısı artar. Buna anjina pektoris ya da vitrin hastalığı adı verilir. Diğer ise kalbe giden damarların ani olarak tıkanmasıdır. Kalp krizi ya da miyokard enfarktüsü dediğimiz durumdur. Ani olarak gelişen bu olay hastanın yaşamını yitirmesine bile yol açabilir.

    Anjinal Pektoris ya da Vitrin Hastalığı

    Anjina Latince boğulma anlamındadır. Yani kalbe giden damarların artık kalbi yeterince besleyememesine bağlı olarak kalbin oksijensiz kalmasıdır. Erkeklerde 30 yaşından sonra, kadınlarda daha seyrek ve daha geç olarak ortaya çıkar. Şişmanlık, şeker hastalığı, aşırı sigara kullanma ve kalıtsal özellikler bu hastalıktan sorumlu tutulmaktadır.

    Bu nedenlere bağlı olarak kalbe giden damarlarda çeşitli maddelerin birikmesi sonucu damarlar zamanla daralır. Kalbe yeterince kan gidemez hale gelir. Kalbe kan gidememesi kalbin yeterince kanı vücudun diğer bölgelere pompalayamaması ve diğer bölgeleri de oksijensiz bırakması ile sonuçlanır. Hasta istirahat halinde iken durumundan yakınmaz. Ancak fazladan bir iş yaptığında, yürüdüğünde, merdiven çıktığında kalbin kapasitesi yetersiz hale gelmektedir. Kalp kasında oksijensizliğe bağlı olarak biriken atık maddeler yine kan tarafından temizlenir. Kalbin görevini yeterince yerine getirememesi nedeniyle bu maddeler birikirler. Bu birikim ağrı olarak ortaya çıkar. Anjina ağrısı çok şiddetli, boğulma hissine benzer bir ağrıdır. Göğüsün tam ortasında hissedilir. Hasta dinlendiğinde geçer. Bu tip hastalar ağrılarını belli etmemek için vitrine bakar gibi yaparak yolda dinlendiklerinden vitrin hastalığı adı verilmektedir. Ağrı sol kola, sırta, omuz ve boyuna ve çeneye vurabilir. Bazı hastalarda sağ omuza da vurabilir. Anjinanın önlenmesinde önce hastanın kendini koruması gelir. Çeşitli damar genişletici ilaçlar ile geçici sürelerle rahatlama sağlanabilir. Çok ileri boyutlara varan şikayeti olan hastalarda by-pass gerekebilir.








+ Yorum Gönder