Konusunu Oylayın.: Prebiyotik ve probiyotik tüketimi neden önemli?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Prebiyotik ve probiyotik tüketimi neden önemli?
  1. 27.Eylül.2011, 10:28
    1
    Misafir

    Prebiyotik ve probiyotik tüketimi neden önemli?






    Prebiyotik ve probiyotik tüketimi neden önemli? Mumsema Prebiyotik ve probiyotik tüketimi neden önemli?


  2. 27.Eylül.2011, 10:28
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Eylül.2011, 11:49
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Prebiyotik ve probiyotik tüketimi neden önemli?




    Sağlıklı beslenme bilincinin hızla artması, bireylerin sağlığı olumlu yönde etkileyen, kardiyovasküler hastalıklar, enfeksiyonlar, kanser, ishal, kabızlık ve sendrom X gibi kronik hastalıkları önleyebilen doğal maddeler olan fonksiyonel besinlere yönelmesine neden olmaktadır. Prebiyotik ve probiyotikler de fonksiyonel besinler içerisinde önemli yer tutmaktadır. Peki nedir bu probiyotik ve prebiyotikler?

    Probiyotikler, sindirim sistemimizde belirli sayıda bulunan ve tüketildiğinde bireyin bağırsaklarındaki bakterilerin sayıca dengesini sağlayarak sindirim sistemi ve bağırsak sağlığını koruyan, dolayısıyla insan sağlığını olumlu yönde etkileyen canlı mikroorganizmalar ve/veya bileşenlerini içeren
    preparatlar olarak tanımlanabilir. Probiyotik terimi ilk kez 20.yüzyılın başlarında mayalanmış süt ürünleri tüketiminin sağlık ve yaşam süresi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu ileri süren Metchnikoff tarafından ortaya atılmıştır.
    Günümüzde giderek önem kazanan probiyotiklerin pek çok durum ve hastalıkta kullanıldığına dair yapılan çalışmalar vardır. Buna göre probiyotiklerin;
    - Sindirimin daha iyi sağlanmasında, bazı vitamin ve minerallerin emiliminin artmasında,
    - Bağırsak motilitesinin düzenlenerek kabızlığın önlenmesinde,
    - İnflamatuvar barsak hastalıklarının tedavisi ve atakların önlenmesinde,
    - Enfeksiyonların önlenmesinde ve tedavisinde,
    - Laktoz intoleransının önlenmesinde,
    - Serum kolesterol düzeyinin düşürülmesinde,
    - Karaciğerin ve böbreğin katabolik yükünün azaltılmasında,
    - Kanser oluşumunun azaltılmasında,
    - İmmün sistemin yani bağışıklığın güçlendirilmesinde etkisi olduğu söylenmektedir.
    Probiyotiklerin etkinliği için bazı özelliklerin olması gerekmektedir.

    Prebiyotikler ise; bağırsaklarımızda yaşayan yararlı bakterilerin sayı ve
    aktivitelerini ve probiyotiklerin etkisini artıran sindirilmeyen karbonhidratlardır. Besinlerde bulunan prebiyotikler; laktuloz, inülin, oligosakkaritler, oligofruktoz ve galaktoz içeren galaktooligosakkaritler(kurubaklagiller)‘dir. Fruktooligosakkaritlerin temel diyet kaynakları arasında buğday, soğan, muz, sarımsak, pırasa, yer elması, hindiba, kuşkonmaz, bezelye, arpa ve çavdar gibi bazı tahıllar da yer almaktadır.
    Prebiyotiklerin yararlı etkileri;
    - Mikrofloranın kompozisyonunu ve aktivitesini olumlu yönde etkileyerek bağırsak hareketlerini düzenler.
    - Kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimini ve biyoyararlığını yani vücutta kullanımını artırır.
    - Kan kolesterol ve trigliserid düzeylerini olumlu yönde düzenler.
    - Kolon kanserinin gelişim riskini azaltır.
    - Patojen mikroorganizmaların çoğalmasını önler.
    Gerektiği kadar tüketildiğinde son derece önemli işlevleri olan prebiyotikler gerektiğinden fazla tüketildiğinde şişkinlik, gaz, ishal gibi bir takım sorunlara yol açtığı unutulmamalıdır.


  4. 27.Eylül.2011, 11:49
    2
    Editör



    Sağlıklı beslenme bilincinin hızla artması, bireylerin sağlığı olumlu yönde etkileyen, kardiyovasküler hastalıklar, enfeksiyonlar, kanser, ishal, kabızlık ve sendrom X gibi kronik hastalıkları önleyebilen doğal maddeler olan fonksiyonel besinlere yönelmesine neden olmaktadır. Prebiyotik ve probiyotikler de fonksiyonel besinler içerisinde önemli yer tutmaktadır. Peki nedir bu probiyotik ve prebiyotikler?

    Probiyotikler, sindirim sistemimizde belirli sayıda bulunan ve tüketildiğinde bireyin bağırsaklarındaki bakterilerin sayıca dengesini sağlayarak sindirim sistemi ve bağırsak sağlığını koruyan, dolayısıyla insan sağlığını olumlu yönde etkileyen canlı mikroorganizmalar ve/veya bileşenlerini içeren
    preparatlar olarak tanımlanabilir. Probiyotik terimi ilk kez 20.yüzyılın başlarında mayalanmış süt ürünleri tüketiminin sağlık ve yaşam süresi üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğunu ileri süren Metchnikoff tarafından ortaya atılmıştır.
    Günümüzde giderek önem kazanan probiyotiklerin pek çok durum ve hastalıkta kullanıldığına dair yapılan çalışmalar vardır. Buna göre probiyotiklerin;
    - Sindirimin daha iyi sağlanmasında, bazı vitamin ve minerallerin emiliminin artmasında,
    - Bağırsak motilitesinin düzenlenerek kabızlığın önlenmesinde,
    - İnflamatuvar barsak hastalıklarının tedavisi ve atakların önlenmesinde,
    - Enfeksiyonların önlenmesinde ve tedavisinde,
    - Laktoz intoleransının önlenmesinde,
    - Serum kolesterol düzeyinin düşürülmesinde,
    - Karaciğerin ve böbreğin katabolik yükünün azaltılmasında,
    - Kanser oluşumunun azaltılmasında,
    - İmmün sistemin yani bağışıklığın güçlendirilmesinde etkisi olduğu söylenmektedir.
    Probiyotiklerin etkinliği için bazı özelliklerin olması gerekmektedir.

    Prebiyotikler ise; bağırsaklarımızda yaşayan yararlı bakterilerin sayı ve
    aktivitelerini ve probiyotiklerin etkisini artıran sindirilmeyen karbonhidratlardır. Besinlerde bulunan prebiyotikler; laktuloz, inülin, oligosakkaritler, oligofruktoz ve galaktoz içeren galaktooligosakkaritler(kurubaklagiller)‘dir. Fruktooligosakkaritlerin temel diyet kaynakları arasında buğday, soğan, muz, sarımsak, pırasa, yer elması, hindiba, kuşkonmaz, bezelye, arpa ve çavdar gibi bazı tahıllar da yer almaktadır.
    Prebiyotiklerin yararlı etkileri;
    - Mikrofloranın kompozisyonunu ve aktivitesini olumlu yönde etkileyerek bağırsak hareketlerini düzenler.
    - Kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimini ve biyoyararlığını yani vücutta kullanımını artırır.
    - Kan kolesterol ve trigliserid düzeylerini olumlu yönde düzenler.
    - Kolon kanserinin gelişim riskini azaltır.
    - Patojen mikroorganizmaların çoğalmasını önler.
    Gerektiği kadar tüketildiğinde son derece önemli işlevleri olan prebiyotikler gerektiğinden fazla tüketildiğinde şişkinlik, gaz, ishal gibi bir takım sorunlara yol açtığı unutulmamalıdır.





+ Yorum Gönder