Konusunu Oylayın.: Her insana hususi bir şeytan musallat olmaktadır. İnsan manen terakki ettikçe şeytanı da kendini geliştirip daha fazla z

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Her insana hususi bir şeytan musallat olmaktadır. İnsan manen terakki ettikçe şeytanı da kendini geliştirip daha fazla z
  1. 26.Eylül.2011, 12:10
    1
    Misafir

    Her insana hususi bir şeytan musallat olmaktadır. İnsan manen terakki ettikçe şeytanı da kendini geliştirip daha fazla z






    Her insana hususi bir şeytan musallat olmaktadır. İnsan manen terakki ettikçe şeytanı da kendini geliştirip daha fazla z Mumsema Her insana hususi bir şeytan musallat olmaktadır. İnsan manen terakki ettikçe şeytanı da kendini geliştirip daha fazla zarar verebilir mi?


  2. 26.Eylül.2011, 12:11
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Her insana hususi bir şeytan musallat olmaktadır. İnsan manen terakki ettikçe şeytanı da kendini geliştirip daha




    Değerli kardeşimiz;



    İnsanlar gibi şeytanlar da farklı farklıdır. Çok aşırı zararlıları olduğu gibi her insana özel verilmiş şeytanlar da vardır. Nitekim bazı hadislerde şeytanların bu farklılıkları farklı meselelerde anlatılmıştır.
    Hz. Cabir (r.a) anlatıyor: Rasülullah (s.) buyurdular ki: "İblis'in arşı deniz üzerindedir. Oradan askerlerini gönderip insanları fitneye atar. Bunlardan, yanında mertebece en yüksek olanı en büyük fitneyi çıkarandır. Askerlerinden biri gelip: Şunu şunu yaptım! der. İblis: Hiçbir şey yapmamışsın! der. Sonra bir diğeri gelip: Ben falanın peşini hanımıyla arasını açıncaya kadar bırakmadım! der. İblis onu kendisine yaklaştırıp: Sen ne iyisin! der" (Müslim, Münafikûn, 66-67).
    Başka bir hadis-i şerifte de "Ramazan ayı girince Cennet kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır ve merede-i şeyâtîn zincire vurulur." (Buhari, Savm, 5) buyurulmuştur.
    Hadiste geçen "Merede", inatçılar, direnenler, saldırganlar demektir. Bu ifadeyle, şeytanların en azgınları, ipe-sapa gelmezleri, gözü dönmüşleri kastedilmektedir.
    Yüce Allah insanı yol gösteren bir melekle desteklediği gibi onun yanına, kendisine vesvese veren, kötülüğü süslü gösteren, kötülük yapmaya teşvik eden ve fitneye çağıran bir de şeytan vermiştir. Bu konuda peygamberlerle diğer insanlar arasında hiçbir ayırım da yapılmamıştır. Şöyle ki: "Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı (içi bozuk dışı süslü ve aldatıcı) sözler söylerler. Yani vahyeder gibi seri bir ima ve işaretle öyle süslü, yaldızlı sözler telkin ederler ki, bunların sadece dışındaki süsüne bakanlar aldanır ve onların şeytanlıklarına meftûn olurlar" (En'am, 6/112-113). Hz. Peygamber de bir soru üzerine: "Her insanın yanında bir şeytan vardır, demiş. Seninle de mi ey Allah'ın elçisi diye sorulduğunda, evet, fakat Rabbim ona karşı bana yardım etti de, o da bana teslim oldu" (Müslim, Münâfikûn, II; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 115) cevabını vermiştir.
    Şeytandan Korunmanın Çaresi
    İnsan yüzünü hakka çevirdikçe kendi şahsi şeytanı da cılızlaşır. Manevi mertebesi yükseldikçe teslimiyeti artar. Bunun yanında şerli şeytanlar da ona musallat olmakta daha fazla gayret göstermektedir. İnsan ise bunların şerlerinden korunmak için Allah'a sığınarak kendini koruma altına alır. Manevi bir zırh ile korunma noktasına gelen insana şeytanların şerlileri dahi zarar verememektedir.
    İnsanı şeytana tutsak eden nefsî hastalıklar arasında zayıflık, ümitsizlik, emelsizlik, şımarıklık, aşırı sevinç, kendini beğenmişlik, yersiz övünme, zulüm, azgınlık, inkâr, nankörlük, acelecilik, başıboşluk, serserilik, cimrilik, açgözlülük, hırs, münakaşa, gösteriş, şüphe, kararsızlık, cehalet, gaflet, düşmanlıkta katılık, aldatma, yalan iddia, sabırsızlık, şikayet ve yakınma, infak etmeme, isyankârlık, inatçılık, tahakküm, haddi aşma, mala düşkünlük ve dünyaya dört elle sarılma sayılabilir. Nefis bu hastalıklardan kurtulup da mutmain olunca içini Allah'ın zikri, şeytandan sakınma, güç ve gayretin Allah ile mümkün olduğunu itiraf etme, gökleri ve yeri ayakta tutan ve yok olmaktan koruyan Allah'a yöneltme gibi, insanın maneviyatını güçlendiren ve rûhî kalitesini yükselten faziletlerle dolar. Bu duruma yükselen insandan şeytan artık çekinmeğe başlar ve onunla karşılaştığında yolunu değiştirir. Nitekim Hz. Peygamber Hz. Ömer'e hitaben şöyle demiştir: "Ey Hattab oğlu Ömer! Şeytan asla seninle karşılaşmaz. Sen bir yoldan giderken, o muhakkak senin yolundan başka bir yola yönelir gider."(Buhari, Fedâilü'l-Ashâb, 6)
    Gerek Peygamberimizin şahsi şeytanının kendisine teslim olması gerekse Hz. Ömer gibi bir şanlı sahabeye şerli şeytanların yaklaşmeya cesaret edememesi Şeytan'dan Allaha hakkıyla sığınanların korunduğunun açık bir göstegesidir.
    İlave bilgi için tıklayınız.
    Cinlerin şerrinden Allah’a sığınma nasıl olmalıdır?


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet




  3. 26.Eylül.2011, 12:11
    2
    Editör



    Değerli kardeşimiz;



    İnsanlar gibi şeytanlar da farklı farklıdır. Çok aşırı zararlıları olduğu gibi her insana özel verilmiş şeytanlar da vardır. Nitekim bazı hadislerde şeytanların bu farklılıkları farklı meselelerde anlatılmıştır.
    Hz. Cabir (r.a) anlatıyor: Rasülullah (s.) buyurdular ki: "İblis'in arşı deniz üzerindedir. Oradan askerlerini gönderip insanları fitneye atar. Bunlardan, yanında mertebece en yüksek olanı en büyük fitneyi çıkarandır. Askerlerinden biri gelip: Şunu şunu yaptım! der. İblis: Hiçbir şey yapmamışsın! der. Sonra bir diğeri gelip: Ben falanın peşini hanımıyla arasını açıncaya kadar bırakmadım! der. İblis onu kendisine yaklaştırıp: Sen ne iyisin! der" (Müslim, Münafikûn, 66-67).
    Başka bir hadis-i şerifte de "Ramazan ayı girince Cennet kapıları açılır, Cehennemin kapıları kapanır ve merede-i şeyâtîn zincire vurulur." (Buhari, Savm, 5) buyurulmuştur.
    Hadiste geçen "Merede", inatçılar, direnenler, saldırganlar demektir. Bu ifadeyle, şeytanların en azgınları, ipe-sapa gelmezleri, gözü dönmüşleri kastedilmektedir.
    Yüce Allah insanı yol gösteren bir melekle desteklediği gibi onun yanına, kendisine vesvese veren, kötülüğü süslü gösteren, kötülük yapmaya teşvik eden ve fitneye çağıran bir de şeytan vermiştir. Bu konuda peygamberlerle diğer insanlar arasında hiçbir ayırım da yapılmamıştır. Şöyle ki: "Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı (içi bozuk dışı süslü ve aldatıcı) sözler söylerler. Yani vahyeder gibi seri bir ima ve işaretle öyle süslü, yaldızlı sözler telkin ederler ki, bunların sadece dışındaki süsüne bakanlar aldanır ve onların şeytanlıklarına meftûn olurlar" (En'am, 6/112-113). Hz. Peygamber de bir soru üzerine: "Her insanın yanında bir şeytan vardır, demiş. Seninle de mi ey Allah'ın elçisi diye sorulduğunda, evet, fakat Rabbim ona karşı bana yardım etti de, o da bana teslim oldu" (Müslim, Münâfikûn, II; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 115) cevabını vermiştir.
    Şeytandan Korunmanın Çaresi
    İnsan yüzünü hakka çevirdikçe kendi şahsi şeytanı da cılızlaşır. Manevi mertebesi yükseldikçe teslimiyeti artar. Bunun yanında şerli şeytanlar da ona musallat olmakta daha fazla gayret göstermektedir. İnsan ise bunların şerlerinden korunmak için Allah'a sığınarak kendini koruma altına alır. Manevi bir zırh ile korunma noktasına gelen insana şeytanların şerlileri dahi zarar verememektedir.
    İnsanı şeytana tutsak eden nefsî hastalıklar arasında zayıflık, ümitsizlik, emelsizlik, şımarıklık, aşırı sevinç, kendini beğenmişlik, yersiz övünme, zulüm, azgınlık, inkâr, nankörlük, acelecilik, başıboşluk, serserilik, cimrilik, açgözlülük, hırs, münakaşa, gösteriş, şüphe, kararsızlık, cehalet, gaflet, düşmanlıkta katılık, aldatma, yalan iddia, sabırsızlık, şikayet ve yakınma, infak etmeme, isyankârlık, inatçılık, tahakküm, haddi aşma, mala düşkünlük ve dünyaya dört elle sarılma sayılabilir. Nefis bu hastalıklardan kurtulup da mutmain olunca içini Allah'ın zikri, şeytandan sakınma, güç ve gayretin Allah ile mümkün olduğunu itiraf etme, gökleri ve yeri ayakta tutan ve yok olmaktan koruyan Allah'a yöneltme gibi, insanın maneviyatını güçlendiren ve rûhî kalitesini yükselten faziletlerle dolar. Bu duruma yükselen insandan şeytan artık çekinmeğe başlar ve onunla karşılaştığında yolunu değiştirir. Nitekim Hz. Peygamber Hz. Ömer'e hitaben şöyle demiştir: "Ey Hattab oğlu Ömer! Şeytan asla seninle karşılaşmaz. Sen bir yoldan giderken, o muhakkak senin yolundan başka bir yola yönelir gider."(Buhari, Fedâilü'l-Ashâb, 6)
    Gerek Peygamberimizin şahsi şeytanının kendisine teslim olması gerekse Hz. Ömer gibi bir şanlı sahabeye şerli şeytanların yaklaşmeya cesaret edememesi Şeytan'dan Allaha hakkıyla sığınanların korunduğunun açık bir göstegesidir.
    İlave bilgi için tıklayınız.
    Cinlerin şerrinden Allah’a sığınma nasıl olmalıdır?


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet







+ Yorum Gönder