Konusunu Oylayın.: Şüpheli şeylerden kaçınmakla ilgili hadisi açıklar mısınız? "Helal belli haram da bellidir.

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şüpheli şeylerden kaçınmakla ilgili hadisi açıklar mısınız? "Helal belli haram da bellidir.
  1. 25.Eylül.2011, 16:59
    1
    Misafir

    Şüpheli şeylerden kaçınmakla ilgili hadisi açıklar mısınız? "Helal belli haram da bellidir.






    Şüpheli şeylerden kaçınmakla ilgili hadisi açıklar mısınız? "Helal belli haram da bellidir. Mumsema Şüpheli şeylerden kaçınmakla ilgili hadisi açıklar mısınız? "Helal belli haram da bellidir. İkisi arasında da şüpheli şeyler vardır ki, çok kimse onları bilmez. Şüpheli şeylerden her kim sakınırsa, dinini ve ırzını kurtarmış olur. Her kim şüpheli


  2. 25.Eylül.2011, 16:59
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Şüpheli şeylerden kaçınmakla ilgili hadisi açıklar mısınız? "Helal belli haram da bellidir. İkisi arasında da şüpheli şeyler vardır ki, çok kimse onları bilmez. Şüpheli şeylerden her kim sakınırsa, dinini ve ırzını kurtarmış olur. Her kim şüpheli


    Benzer Konular

    - Gaflet isabet eden mekanı değiştirmekle ilgili hadisi açıklar mısınız?

    - Helal Ve Haram Bellidir

    - Allahın "el-Alim" sıfatını açıklar mısınız?

    - Uyanınca burnun yıkanmasının tavsiye edilmesi ve şeytanın burunda gecelemesi ile ilgili hadisi açıkl

    - Beni İsrail'den abid bir kişinin ameline güvenmesinden dolayı cehenneme gitmesi ile ilgili hadisi aç

  3. 25.Eylül.2011, 17:00
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Şüpheli şeylerden kaçınmakla ilgili hadisi açıklar mısınız? "Helal belli haram da bellidir.




    "Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da tebrie etmiş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir." [Buharî, İman 39, Büyû 2; Müslim, Müsakat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû 3, (3329, 3330); Tirmizî, Büyû 1, (1205); Nesâî, Büyû 2, (7, 241).]
    AÇIKLAMA:

    1. Hadis, dinimizde eşya hakkında üç hükmün mevcudiyetini haber veriyor:

    a) Eğer bir şeyin yapılmasına hükmedilmiş, terkine vaid beyan edilmiş ise bu açık helaldir.

    b) Bir şeyin terkine hükmedilmiş yapılmasına da vaid beyan edilmiş ise bu da açık haramdır.

    c) Bir şey hakkında bunlardan birine hükmedilmemişse o da şüphelidir.

    "Helal olan, apaçık bellidir" sözü "açıklanmasına ihtiyaç yoktur, herkes onu aynıyla, vasfıyla, zahir delillerle bilmede müşterektir" demektir.

    Üçüncü kısım, hakkındaki kapalılık sebebiyle şüphelidir, haram mı, helal mi olduğu bilinemez. Hadis-i şerifin beyanına göre durumu böyle şüpheli olandan kaçınmak gerekmektedir. Çünkü, nefsü-l emirde haram idiyse ondan kaçınmakla ona bulaşmaktan beri olmuş olur." Helal idiyse, (ittika) kasıtla onu terk etmiş olmaktadır (ki helalin terki zarar vermez). Zira, eşyada asl olan, haramlık ve mübahlık yönüyle muhtalit olmasıdır. Eşya hakkında "helal" veya "haram" hükümleri bazan beraberce reddedilir. Bunlardan biri öncelik kazanamazsa, o şey hakkındaki hüküm, üçüncü kısma girer.

    2. Hadiste gelen "insanların çoğu bunları bilmez" ibaresi, "şüpheli şeylerin haram mı helal mi olduğunu bazı kimseler bilir" manasını ifade eder. Ancak bunlar sayıca azdır ki müçtehid dediğimiz alimleri kasteder. Öyle ise bunların şüphelilik hali, müçtehid olmayanlaradır. Ancak iki delilden birini tercih edememe durumunda onlara da şüphe arız olur.

    3. Hadis, şüpheli şeylerden kaçınanların dinlerini noksanlıktan, ırzlarını ta'ndan berî kılacaklarını haber vermektedir. Hadis, kazanç ve yaşayışında şüpheli şeylerden kaçınmayan kimsenin kendini bir kısım ta'nlara maruz kılacağını haber vermektedir. Böylece, dinî emirlere ve mürüvvetin gereklerine uymak gerektiği ifade edilmiş olmaktadır.

    4. Şüpheli şeylerin hükmü hususunda alimler ihtilaf etmiştir.

    * Bazısı: "Haram" demişse de bu merduddur.

    * Bazısı: "Mekruh" demiştir.

    * Bazısı: "Hüküm verilmez, tevakkuf edilir" demiştir.

    5. Ulemanın şüpheliler hakkında ileri sürdüğü yorumlar dört kısımdır. Buna göre şüpheliler:

    1) Delillerin tearuzuyla ortaya çıkar.

    2) Ulemanın ihtilafıyla ortaya çıkar. Bu da önceki durumdan ileri gelir.

    3) Bundan murad "mekruh"la kastedilen şeydir. Zira "mekruh" da "yapılan" veya "terkedilen" bir şeydir.

    4) Bununla "mübah" murad edilmektedir.

    İbnu Hacer, kişilere şartlara göre bu yorumlardan her birinin haklılığı olduğunu söyler.

    Bazı alimler: "Mekruh, kulla haram arasında bulunan bir eşiktir, mekruha çokca yer veren, harama girmiş olur; mübah da, kulla mekruh arasında yer alan bir eşiktir, mübaha çokca yer veren mekruha girmiş olur." demiştir. Bu görüşü şu hadis desteklemektedir:

    اِجْعَلُوا بَيْنَكُمْ وَبيْنَ الْحَرَامِ سُتْرَةً مِنَ الْحََلِ مَنْ فَعَلَ ذلِكَ اِسْتَبْرأ لِعِرْضِهِ وَدِينهِ وَمَنِ ارْتَع فيهِ كَانَ كَالْمَرْتَعِ الى جَنْبِ الْحِمَى يُوشَكُ اَنْ يَقَعَ فيهِ

    "Haramla aranızda helalden bir sütre (engel) koyun. Kim bunu yaparsa dinini ve ırzını tebrie etmiş olur. Kim de (arada bir sütre olmadan) oralarda dolaşırsa koruluk (yasak bölge) kenarında otlayan her an oraya düşecek durumda olan koyun gibidir."

    İbnu Hacer der ki: "Bunun manası şudur: Helalin işlenmesi, kişiyi mekruha veya harama atacak endişesinin bulunduğu hallerde, o helali işlemekten kaçınmak gerekir. Mesela, temiz şeylerin fazla istihlaki böyledir. Zira fazla istihlak, kişiyi fazla kazanmaya muhtaç kılar. Bu ise kişiyi müstehak olmadığı şeyi almaya sevkedebilir veya fazla istihlak kişiyi gaflete, anlayış kıtlığına atabilir. Fazla istihlak hiçbir zarar vermese bile en azından ibadete mani oluşu meşguliyetleri artırır. Bu, herkesçe bilinen bir husustur."



  4. 25.Eylül.2011, 17:00
    2
    Editör



    "Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da tebrie etmiş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah'ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir." [Buharî, İman 39, Büyû 2; Müslim, Müsakat 107, (1599); Ebu Davud, Büyû 3, (3329, 3330); Tirmizî, Büyû 1, (1205); Nesâî, Büyû 2, (7, 241).]
    AÇIKLAMA:

    1. Hadis, dinimizde eşya hakkında üç hükmün mevcudiyetini haber veriyor:

    a) Eğer bir şeyin yapılmasına hükmedilmiş, terkine vaid beyan edilmiş ise bu açık helaldir.

    b) Bir şeyin terkine hükmedilmiş yapılmasına da vaid beyan edilmiş ise bu da açık haramdır.

    c) Bir şey hakkında bunlardan birine hükmedilmemişse o da şüphelidir.

    "Helal olan, apaçık bellidir" sözü "açıklanmasına ihtiyaç yoktur, herkes onu aynıyla, vasfıyla, zahir delillerle bilmede müşterektir" demektir.

    Üçüncü kısım, hakkındaki kapalılık sebebiyle şüphelidir, haram mı, helal mi olduğu bilinemez. Hadis-i şerifin beyanına göre durumu böyle şüpheli olandan kaçınmak gerekmektedir. Çünkü, nefsü-l emirde haram idiyse ondan kaçınmakla ona bulaşmaktan beri olmuş olur." Helal idiyse, (ittika) kasıtla onu terk etmiş olmaktadır (ki helalin terki zarar vermez). Zira, eşyada asl olan, haramlık ve mübahlık yönüyle muhtalit olmasıdır. Eşya hakkında "helal" veya "haram" hükümleri bazan beraberce reddedilir. Bunlardan biri öncelik kazanamazsa, o şey hakkındaki hüküm, üçüncü kısma girer.

    2. Hadiste gelen "insanların çoğu bunları bilmez" ibaresi, "şüpheli şeylerin haram mı helal mi olduğunu bazı kimseler bilir" manasını ifade eder. Ancak bunlar sayıca azdır ki müçtehid dediğimiz alimleri kasteder. Öyle ise bunların şüphelilik hali, müçtehid olmayanlaradır. Ancak iki delilden birini tercih edememe durumunda onlara da şüphe arız olur.

    3. Hadis, şüpheli şeylerden kaçınanların dinlerini noksanlıktan, ırzlarını ta'ndan berî kılacaklarını haber vermektedir. Hadis, kazanç ve yaşayışında şüpheli şeylerden kaçınmayan kimsenin kendini bir kısım ta'nlara maruz kılacağını haber vermektedir. Böylece, dinî emirlere ve mürüvvetin gereklerine uymak gerektiği ifade edilmiş olmaktadır.

    4. Şüpheli şeylerin hükmü hususunda alimler ihtilaf etmiştir.

    * Bazısı: "Haram" demişse de bu merduddur.

    * Bazısı: "Mekruh" demiştir.

    * Bazısı: "Hüküm verilmez, tevakkuf edilir" demiştir.

    5. Ulemanın şüpheliler hakkında ileri sürdüğü yorumlar dört kısımdır. Buna göre şüpheliler:

    1) Delillerin tearuzuyla ortaya çıkar.

    2) Ulemanın ihtilafıyla ortaya çıkar. Bu da önceki durumdan ileri gelir.

    3) Bundan murad "mekruh"la kastedilen şeydir. Zira "mekruh" da "yapılan" veya "terkedilen" bir şeydir.

    4) Bununla "mübah" murad edilmektedir.

    İbnu Hacer, kişilere şartlara göre bu yorumlardan her birinin haklılığı olduğunu söyler.

    Bazı alimler: "Mekruh, kulla haram arasında bulunan bir eşiktir, mekruha çokca yer veren, harama girmiş olur; mübah da, kulla mekruh arasında yer alan bir eşiktir, mübaha çokca yer veren mekruha girmiş olur." demiştir. Bu görüşü şu hadis desteklemektedir:

    اِجْعَلُوا بَيْنَكُمْ وَبيْنَ الْحَرَامِ سُتْرَةً مِنَ الْحََلِ مَنْ فَعَلَ ذلِكَ اِسْتَبْرأ لِعِرْضِهِ وَدِينهِ وَمَنِ ارْتَع فيهِ كَانَ كَالْمَرْتَعِ الى جَنْبِ الْحِمَى يُوشَكُ اَنْ يَقَعَ فيهِ

    "Haramla aranızda helalden bir sütre (engel) koyun. Kim bunu yaparsa dinini ve ırzını tebrie etmiş olur. Kim de (arada bir sütre olmadan) oralarda dolaşırsa koruluk (yasak bölge) kenarında otlayan her an oraya düşecek durumda olan koyun gibidir."

    İbnu Hacer der ki: "Bunun manası şudur: Helalin işlenmesi, kişiyi mekruha veya harama atacak endişesinin bulunduğu hallerde, o helali işlemekten kaçınmak gerekir. Mesela, temiz şeylerin fazla istihlaki böyledir. Zira fazla istihlak, kişiyi fazla kazanmaya muhtaç kılar. Bu ise kişiyi müstehak olmadığı şeyi almaya sevkedebilir veya fazla istihlak kişiyi gaflete, anlayış kıtlığına atabilir. Fazla istihlak hiçbir zarar vermese bile en azından ibadete mani oluşu meşguliyetleri artırır. Bu, herkesçe bilinen bir husustur."






+ Yorum Gönder