Konusunu Oylayın.: İslam dininin amacı, sadece insanların ibadet hayatlarını düzenleyip, öldükten sonra mutlu ve zengin bir hayat süreceğin

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslam dininin amacı, sadece insanların ibadet hayatlarını düzenleyip, öldükten sonra mutlu ve zengin bir hayat süreceğin
  1. 25.Eylül.2011, 16:53
    1
    Misafir

    İslam dininin amacı, sadece insanların ibadet hayatlarını düzenleyip, öldükten sonra mutlu ve zengin bir hayat süreceğin






    İslam dininin amacı, sadece insanların ibadet hayatlarını düzenleyip, öldükten sonra mutlu ve zengin bir hayat süreceğin Mumsema İslam dininin amacı, sadece insanların ibadet hayatlarını düzenleyip, öldükten sonra mutlu ve zengin bir hayat süreceğine inanmak mıdır?


  2. 25.Eylül.2011, 16:54
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: İslam dininin amacı, sadece insanların ibadet hayatlarını düzenleyip, öldükten sonra mutlu ve zengin bir hayat sü




    Bazı kesimlerin iddia ettikleri gibi, İslam dini sadece insanların ibadet hayatlarını tanzim etmemekte aksine insan hayatının her yönüne hitap etmektedir. Bu bakımdan İslam dinini sadece ibadetlere bakan yönüne indirgeme,k onun bilinmediği ve anlaşılmadığını göstermektedir.

    Allah Teala insanlara hayatları boyunca uyması gereken kurallar koymuş ve bunlara uyan kişilerin cennetle mükafatlandıracağını vadetmiştir. Ancak inananlar bu emirleri cenneti kazanmak için değil Allah emrettiği için yapmaktadır. Nitekim dinimiz ihlasla yapılan ibadetlerin Allah katında en güzel ibadet olduğunu buyurmaktadır. İhlas ise yapılan işin hiç bir dünyevi ve uhrevi mükafatı düşünülmeden sadece Allah emrettiği için yapmaktır.

    İhlas; ferdin, ibadet ve taatinde Cenab-ı Hakk'ı emir, istek ve ihsanlarının dışında her şeye karşı kapanmasıdır. Abd ve Mabud münasebetlerinde sır tutucu olması, tabiri diğerle, vazife ve sorumluluklarını O emrettiği için yerine getirmesi, yerine getirirkende Onun hoşnutluğunu hedeflemesi ve Onun uhrevi tevecühlerine yönelmesinden ibarettir. Ki, saflardan saf sadıkların en önemli vasıflarından biri sayılır.

    İhlas bir kalb amelidir, ve Allah da kalbi temayüllerine göre insana değer verir. Evet:

    "O, sizin suret, şekil ve dış görünüşlerinize değil, kalblerinize va kalbi temayüllernize bakar." (Müslim, Birr, 33)
    İhlas, Allah tarafından temiz kalblere bahşedilmiş, azları çok eden, sığ şeyleri derinleştiren ve sınırlı ibadet ve taati sınırsızlaştıran öyle sihirli bir kredidir ki, insan, onunla dünya ve ukba pazarlarında en pahalı nesnelere talip olabilir ve onun sayesinde alemin sürüm sürüm olduğu yerlerde hep elden ele dolaşır. İhlasın bu sırlı gücünden dolayıdır ki, Allah Rasülü (asm),
    "Dini hayatında ihlaslı ol, az amel yeter." (Münavi, Feyzul Kadir, I, 216)
    buyurur. Ve,
    "Her zaman amellerinizde ihlası gözetin, zira Allah, sadece amelin halis olanını kabul eder." (Münavi, Feyzul Kadir, I, 217)
    diyerek, amellerin ihlas yörüngeli olmasına tenbihte bulunur. İhlas, kul ile Mabud arasında bir sırdır ve bu sırrı Allah, sevdiklerinin kalbine koymuştur.

    Özetle ihlas; bu dünyada, özellikle uhrevi hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en sağlam bir dayanak noktası, bizi hakikata ulaştıran en kısa bir yol, en makbul bir manevi duadır. Bizi maksatlarımıza ulaştıran en kerametli bir vesile, en yüksek bir haslet, en safi bir ubudiyettir... (bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a)

    (Ahmet Ünal, Kur'an'da Temel Kavramlar)



  3. 25.Eylül.2011, 16:54
    2
    Editör



    Bazı kesimlerin iddia ettikleri gibi, İslam dini sadece insanların ibadet hayatlarını tanzim etmemekte aksine insan hayatının her yönüne hitap etmektedir. Bu bakımdan İslam dinini sadece ibadetlere bakan yönüne indirgeme,k onun bilinmediği ve anlaşılmadığını göstermektedir.

    Allah Teala insanlara hayatları boyunca uyması gereken kurallar koymuş ve bunlara uyan kişilerin cennetle mükafatlandıracağını vadetmiştir. Ancak inananlar bu emirleri cenneti kazanmak için değil Allah emrettiği için yapmaktadır. Nitekim dinimiz ihlasla yapılan ibadetlerin Allah katında en güzel ibadet olduğunu buyurmaktadır. İhlas ise yapılan işin hiç bir dünyevi ve uhrevi mükafatı düşünülmeden sadece Allah emrettiği için yapmaktır.

    İhlas; ferdin, ibadet ve taatinde Cenab-ı Hakk'ı emir, istek ve ihsanlarının dışında her şeye karşı kapanmasıdır. Abd ve Mabud münasebetlerinde sır tutucu olması, tabiri diğerle, vazife ve sorumluluklarını O emrettiği için yerine getirmesi, yerine getirirkende Onun hoşnutluğunu hedeflemesi ve Onun uhrevi tevecühlerine yönelmesinden ibarettir. Ki, saflardan saf sadıkların en önemli vasıflarından biri sayılır.

    İhlas bir kalb amelidir, ve Allah da kalbi temayüllerine göre insana değer verir. Evet:

    "O, sizin suret, şekil ve dış görünüşlerinize değil, kalblerinize va kalbi temayüllernize bakar." (Müslim, Birr, 33)
    İhlas, Allah tarafından temiz kalblere bahşedilmiş, azları çok eden, sığ şeyleri derinleştiren ve sınırlı ibadet ve taati sınırsızlaştıran öyle sihirli bir kredidir ki, insan, onunla dünya ve ukba pazarlarında en pahalı nesnelere talip olabilir ve onun sayesinde alemin sürüm sürüm olduğu yerlerde hep elden ele dolaşır. İhlasın bu sırlı gücünden dolayıdır ki, Allah Rasülü (asm),
    "Dini hayatında ihlaslı ol, az amel yeter." (Münavi, Feyzul Kadir, I, 216)
    buyurur. Ve,
    "Her zaman amellerinizde ihlası gözetin, zira Allah, sadece amelin halis olanını kabul eder." (Münavi, Feyzul Kadir, I, 217)
    diyerek, amellerin ihlas yörüngeli olmasına tenbihte bulunur. İhlas, kul ile Mabud arasında bir sırdır ve bu sırrı Allah, sevdiklerinin kalbine koymuştur.

    Özetle ihlas; bu dünyada, özellikle uhrevi hizmetlerde en mühim bir esas, en büyük bir kuvvet, en makbul bir şefaatçi, en sağlam bir dayanak noktası, bizi hakikata ulaştıran en kısa bir yol, en makbul bir manevi duadır. Bizi maksatlarımıza ulaştıran en kerametli bir vesile, en yüksek bir haslet, en safi bir ubudiyettir... (bk. Lem'alar, Yirmi Birinci Lem'a)

    (Ahmet Ünal, Kur'an'da Temel Kavramlar)






+ Yorum Gönder