Konusunu Oylayın.: Hadis ile sünnetin-Tövbe ile istiğfarın farkları nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hadis ile sünnetin-Tövbe ile istiğfarın farkları nedir?
  1. 23.Eylül.2011, 13:40
    1
    Misafir

    Hadis ile sünnetin-Tövbe ile istiğfarın farkları nedir?






    Hadis ile sünnetin-Tövbe ile istiğfarın farkları nedir? Mumsema hadis ile sunnetin farki? ve tovbe ile istigfarin farki?


  2. 23.Eylül.2011, 13:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 23.Eylül.2011, 14:11
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hadis ile sünnetin-Tövbe ile istiğfarın farkları nedir?




    Hadis

    Hadisin terim anlami, Hz. Peygamber'in sözü, fiili, ashabinin yaptigini görüp de reddetmedigi davranislar (takrir) ve onun yaratilisi veya huyu ile ilgili her türlü bilgi demektir.



    Sünnet

    sözlükte yol demektir. Yolun iyisine de kötüsüne de sünnet denir. Yalin halde söylendigi zaman "güzel yol" anlamindadir. Kur'an-i Kerîm'de bu kelime, devamli adet, kainatin düzeninde geçerli olan tabiî kanunlar, gidilen yol gibi anlamlarda kullanilir. Bir de sünnetullah terimi vardir. Bu, Allah'in koydugu kurallar, toplumlarin hayatlarinda görülen ilerleme, gerileme ve hatta yok olmada geçerli olan ilahî kanunlar demektir.


    Tevbe (Tövbe)

    Tevbe kelimesinin sözlük anlamı, dönmektir. Terim anlamı ise, dine göre, çirkin görülen kötü durumdan vazgeçip, dinin övdüğü bir duruma dönmektir. Allah'a yönelmektir. Tevbenin üç şartı vardır: Birincisi: şimdiye kadar yaptığı kötülüklerden dolayı ciddi pişmanlık duymak. "Pişmanlık tevbedir"(Ahmed b. Hanbel, I/376, 423) hadisi şerifi, tevbenin önemine işaret etmektedir. İkincisi: Kişinin içinde bulunduğu zamanını iyice değerlendirmesi, yani, kötü hallerinden sıyrılıp, güzel şeylerle donanması. Üçüncü olarak, tevbe edenin bundan böyle eski kötülüklere dönmeyeceğine dair azm-u cezm etmesi/kesin karar vermesi.(bk. Kuşeyrî, Risale, s.91-94) "Allah tevbe edenleri ve temizlenenleri sever"(Bakara, 2/222) mealindeki ayette, samimi tevbe edenler için büyük bir müjde vardır. Evbe kelimesinin sözlük anlamı: iradeye bağlı olarak bir yerden bir yere dönmektir. Terim olarak evbe de tevbe gibi, günahlarından vazgeçip, Allah'a itaat etme yoluna girmektir. "Eğer iyi kimseler olursanız, şüphesiz Allah evbe/tevbe edenleri bağışlayacaktır. (İsra, 17/25) mealindeki ayetten de bu mana anlaşılmaktadır. İnabe kelimesinin sözlük anlamı; tekrar, tekrar -defalarca- dönmek, bir şeye dönüş yapmaktır. Terim olarak anlamı: Samimi bir şekilde Allah'a teslim olmak, ona yönelmek ve tevbe etmektir. (Isfahanî, "NVB" maddesi). "Allah, kendisine inabe eden/samimi olarak kendisine yönelen kimseleri doğru yola iletir" (Rad, 13/27) mealindeki ayetten de bu kelimenin, samimi olarak Allah'a yönelmek, ona dönmek manasında olduğunu anlamak mümkündür.


    İstiğfar kelimesinin sözlük anlamı: bağışlanmayı dilemektir. Terim anlamı ise: yaptığı kötülüklerden pişman olup, Allah'tan bağışlamasını dilemektir. "Rabbini hamd ile tesbih et ve ondan bağışlanmanı iste. Şüphesi o tevbeleri çok kabul edendir" (Nasr, 110/3)

    mealindeki ayette görüldüğü gibi, istiğfar ile tevbe arasında yakın bir ilişki vardır. Onun için ikisi birlikte seslendirilmiştir. Bazı âlimlere göre; Tevbe üç kısımdır: Başlangıcı tevbe, ortası inabe, sonu ise evbedir" (bk. Kuşeyrî, s.94). Bazılarına göre, Cehennem korkusuyla yapılan tevbenin adı: Tevbedir. Cennet arzusuyla yapılan tevbenin adı: İnabedir. Ne cennet sevdası ve ne de cehennem korkusu olmaksızın yapılan tevbenin adı: Evbedir(a.g.y). Bazılarına göre; Tevbe, sade müminlerin vasfıdır. "Ey Müminler! Hepiniz top yekun Allah'a tevbe edin" (Nur, 24/31) mealindeki ayette bunu görmekteyiz. İnabe ise, Allah'a yakın olanların, evliyanın vasfıdır. Şu ayette bunu görmekteyiz. "Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır. O, zaten uzak değildir. (Onlara denir ki “İşte size v’ad edilen cennet budur. Allah’a yönelen ve Onun emirlerini koruyan herkes için.. Görmediği halde, Rahmândan korkan ve inabe etmiş/Allah’a yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir" (Kaf, 50/31-33). Tevbe ise, peygamberlerin vasfıdır. Nitekim Kur'an'da bu vasıf, Hz. Eyyub için kullanılmıştır: "O ne güzel bir kuldur. Gerçekten her zaman "evbe den"/ Allah'a yönelen, yakarıp yalvaran bir kimseydi" (Sad, 38/44).


  4. 23.Eylül.2011, 14:11
    2
    Silent and lonely rains



    Hadis

    Hadisin terim anlami, Hz. Peygamber'in sözü, fiili, ashabinin yaptigini görüp de reddetmedigi davranislar (takrir) ve onun yaratilisi veya huyu ile ilgili her türlü bilgi demektir.



    Sünnet

    sözlükte yol demektir. Yolun iyisine de kötüsüne de sünnet denir. Yalin halde söylendigi zaman "güzel yol" anlamindadir. Kur'an-i Kerîm'de bu kelime, devamli adet, kainatin düzeninde geçerli olan tabiî kanunlar, gidilen yol gibi anlamlarda kullanilir. Bir de sünnetullah terimi vardir. Bu, Allah'in koydugu kurallar, toplumlarin hayatlarinda görülen ilerleme, gerileme ve hatta yok olmada geçerli olan ilahî kanunlar demektir.


    Tevbe (Tövbe)

    Tevbe kelimesinin sözlük anlamı, dönmektir. Terim anlamı ise, dine göre, çirkin görülen kötü durumdan vazgeçip, dinin övdüğü bir duruma dönmektir. Allah'a yönelmektir. Tevbenin üç şartı vardır: Birincisi: şimdiye kadar yaptığı kötülüklerden dolayı ciddi pişmanlık duymak. "Pişmanlık tevbedir"(Ahmed b. Hanbel, I/376, 423) hadisi şerifi, tevbenin önemine işaret etmektedir. İkincisi: Kişinin içinde bulunduğu zamanını iyice değerlendirmesi, yani, kötü hallerinden sıyrılıp, güzel şeylerle donanması. Üçüncü olarak, tevbe edenin bundan böyle eski kötülüklere dönmeyeceğine dair azm-u cezm etmesi/kesin karar vermesi.(bk. Kuşeyrî, Risale, s.91-94) "Allah tevbe edenleri ve temizlenenleri sever"(Bakara, 2/222) mealindeki ayette, samimi tevbe edenler için büyük bir müjde vardır. Evbe kelimesinin sözlük anlamı: iradeye bağlı olarak bir yerden bir yere dönmektir. Terim olarak evbe de tevbe gibi, günahlarından vazgeçip, Allah'a itaat etme yoluna girmektir. "Eğer iyi kimseler olursanız, şüphesiz Allah evbe/tevbe edenleri bağışlayacaktır. (İsra, 17/25) mealindeki ayetten de bu mana anlaşılmaktadır. İnabe kelimesinin sözlük anlamı; tekrar, tekrar -defalarca- dönmek, bir şeye dönüş yapmaktır. Terim olarak anlamı: Samimi bir şekilde Allah'a teslim olmak, ona yönelmek ve tevbe etmektir. (Isfahanî, "NVB" maddesi). "Allah, kendisine inabe eden/samimi olarak kendisine yönelen kimseleri doğru yola iletir" (Rad, 13/27) mealindeki ayetten de bu kelimenin, samimi olarak Allah'a yönelmek, ona dönmek manasında olduğunu anlamak mümkündür.


    İstiğfar kelimesinin sözlük anlamı: bağışlanmayı dilemektir. Terim anlamı ise: yaptığı kötülüklerden pişman olup, Allah'tan bağışlamasını dilemektir. "Rabbini hamd ile tesbih et ve ondan bağışlanmanı iste. Şüphesi o tevbeleri çok kabul edendir" (Nasr, 110/3)

    mealindeki ayette görüldüğü gibi, istiğfar ile tevbe arasında yakın bir ilişki vardır. Onun için ikisi birlikte seslendirilmiştir. Bazı âlimlere göre; Tevbe üç kısımdır: Başlangıcı tevbe, ortası inabe, sonu ise evbedir" (bk. Kuşeyrî, s.94). Bazılarına göre, Cehennem korkusuyla yapılan tevbenin adı: Tevbedir. Cennet arzusuyla yapılan tevbenin adı: İnabedir. Ne cennet sevdası ve ne de cehennem korkusu olmaksızın yapılan tevbenin adı: Evbedir(a.g.y). Bazılarına göre; Tevbe, sade müminlerin vasfıdır. "Ey Müminler! Hepiniz top yekun Allah'a tevbe edin" (Nur, 24/31) mealindeki ayette bunu görmekteyiz. İnabe ise, Allah'a yakın olanların, evliyanın vasfıdır. Şu ayette bunu görmekteyiz. "Cennet de takvâ sahiplerine yaklaştırılır. O, zaten uzak değildir. (Onlara denir ki “İşte size v’ad edilen cennet budur. Allah’a yönelen ve Onun emirlerini koruyan herkes için.. Görmediği halde, Rahmândan korkan ve inabe etmiş/Allah’a yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir" (Kaf, 50/31-33). Tevbe ise, peygamberlerin vasfıdır. Nitekim Kur'an'da bu vasıf, Hz. Eyyub için kullanılmıştır: "O ne güzel bir kuldur. Gerçekten her zaman "evbe den"/ Allah'a yönelen, yakarıp yalvaran bir kimseydi" (Sad, 38/44).





+ Yorum Gönder