Konusunu Oylayın.: Kunut hadisi üzerindeki tartışma

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kunut hadisi üzerindeki tartışma
  1. 22.Eylül.2011, 06:45
    1
    Misafir

    Kunut hadisi üzerindeki tartışma

  2. 24.Eylül.2011, 13:49
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Kunut hadisi üzerindeki tartışma




    Ebu Cafer er-Râzî-er-Rebî b. Enes-Enes yoluyla Müsned, Tirmizî, vs. kitaplarda rivayet edilen: "ALLAH Rasûlü (s.a.) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunut okumayı bırakmadı" hadisine[622] gelince, sened-deki Ebu Cafer'i, Ahmed ve diğerleri zayıf saymış, onun hakkında îbnü'l-Medînî: "Karıştırırdı", Ebu Zür'a: "Çok vehme düşerdi." ve İbn Hıbbân: "Tek başına meşhur râvüerden münker rivayetlerde bulunurdu" demişlerdir.

    Üstadımız İbn Teymiye —ALLAH ruhunu şad etsin— bana dedi ki: Bu sened, "Hani Rabbin AdemoğuUarından onların sırtlarından zürriyetlerini aldığı zaman..." diye başlayan âyet[623] hakkında Übey b. Kâ'b'dan nakle­dilen uzunca bir hadisin senedinin aynıdır. Bu hadiste şöyle deniyor: "İsa Aleyhisseiâm'ın ruhu, ALLAH'ın Âdem zamanında ahd ve misak aldığı bu ruhlardandır. Bu ruhu, ALLAH, Meryem Aleyhisselâm, ailesinden ayrılıp do­ğu tarafına çekildiğinde ona göndermişti. ALLAH, bu ruhu insan suretinde göndermiş ve bu ruh, Hz. Meryem'e tam mutedil bir insan suretinde gö­rünmüştü. Böylece Hz. Meryem, kendisine hitap edene hamile kalmıştı. Bu ruh, Meryem'in ağzından girmişti."[624] Bu rivayet tam bir hatadır. Çün­kü Hz. Meryem'e gönderilen melek, ona: "Ben yalnızca sana salih bir ço­cuk bağışlamak için Rabbin tarafından gönderilmiş bir elçiyim"[625] demiş­ti. Bu sözlerle Hz. Meryem'e hitap eden Meryem'in oğlu İsa değildi. Böyle olması imkânsızdır.

    Sözün özü, Ebu Cafer er-Râzî münker hadisler rivayet eden bir râvi-dir, hadisçilerden hiç biri, onun tek başına rivayet ettiği hadisi asla delil olarak kullanmaz. Bu hadis sahih olsa bile onda bu muayyen kunuta asla, bir delil bulunmamaktadır. Çünkü bu hadiste kunutun bu dua olduğu be­lirtilmemiştir. [626]Zira kunut kelimesi (aşağıdaki âyetlerde de görüleceği üzere) kıyam, sükut, devamlı ibadet etme, dua, teşbih ve huşu anlamlarına gelir:

    "Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun eği­cidir."

    "Yoksa, o kimse âhiret (azabından) korkarak, Rabbinin rahmetini uma­rak gece vakitlerinde secdeye kapanır, kıyamda durur bir halde taat ve ibadet eden kimse (gibi) midir?"[627]

    "O (Meryem) Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik ettii'»jj de­vamlı itaat edenlerdendi."[628]

    Hz. Peygamber (s.a.) buyurdular ki: "Namazın en faziletlisi kunlnu (kıyamı) uzun olanıdır."[629]

    Zeyd b. Erkam diyor ki: "ALLAH'ın (divanına) tam bir huşu ve taatle durun" âyeti[630] inince sükut etmemiz emredildi ve konuşmamız yaf saklandı.[631]

    Enes (r.a.); "Hz. Peygamber (s.a.) rükûdan kalktıktan sonra yüksek sesle: "ALLAHümmehdinî fî men hedeyte..." diye başlayan duayı sonuna kadar okuyarak devamlı kunut duasında bulunurdu, arkasındakiler de âmîn derdi." demiştir. Şüphesiz Hz. Peygamber'in (s.a.) sonuna kadar okuduğu şu dua ve sena da kunuttur :[632]

    Bu (rükûdan kalkıp doğrulma durumu olan) rükün kunuttur; kı|&ati uzatmak kunuttur, bu muayyen dua da kunuttur. Şu halde Enes'in kunutun diğer kısımlarını değil de bu muayyen duayı kastettiğini nereden bili­yorsunuz?!

    Şu sözler yerinde değildir: Kunutu, diğer namazları bırakıp yalnızca sabah namazına tahsis etmiş olması muayyen duanın kastedildiğine bir de­lildir. Çünkü zikrettiğiniz kunutun Öteki kısımları, sabah namazı ile diğer namazlar arasında ortaktır. Enes ise kunutu diğer namazları bırakıp yal­nızca sabah namazına has kılmıştır. Kunut, kâfirlere beddua, zayıf müslü-manlara duadır, denemez. Zira Enes, Hz. Peygamber'in (s.a.) bir ay kunut okuduğunu, sonra terkettiğini haber vermişti. Böylece Hz. Peygamber'in (s.a.) devam buyurduğu bu duanın bilinen kunut olduğu ortaya çıkmıştır. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Berâ b. Âzib, Ebu Hureyre, Abdullah b. Abbâs, Ebu Musa el-Eş'arî, Enes b. Mâlik vs. sahabîler de kunut okumuştur. [633]


    4— Tartışmanın Çözümü:



    Bu itirazlara birkaç şekilde cevap verilebilir:

    1- Buharî'nin aktardığına göre Enes, Hz. Peygamber'in (s.a.) sabah ve akşam namazlarında kunut okuduğunu haber vermiş, kunutu yalnız sa­bah namazında okuduğunu söylememiştir. Berâ b. Âzib de aynısını bildir­miştir. O halde kunut neden sabah namazına mahsus kılınsın?!

    "Akşam kunutu mensûhtur ( = kaldırılmıştır)" derseniz, Kûfelilerden size karşı gelenler: "Sabahın kunutu da aynen böyle mensûhtur" derlerse, akşam kunutunun neshedildiğine dair getireceğiniz her delil, sabah kunutu­nun neshedildiğine de aynen delil olacak ve asla akşam kunutunun neshe­dildiğine ve sabah kunutunun hükmünün geçerliliğine bir delil ortaya koy­manız mümkün olmayacaktır.

    "Akşam kunutu felâket ve musibet zamanlarında okunan bir kunuttu; râtib ( = devamlı) kunut değildi." derseniz, hadîs ehlinden size karşı gelen­ler ise: "Evet, öyledir. Sabah kunutu da aynen bu şekildedir. Ne farkı var ki?" derler. Bunlar şöyle diyorlar: Sabah kunutunun felâket ve musi­bet zamanlarında okunan bir kunut olduğunu, râtib bir kunut olmadığını Enes'in bizzat kendisinin böyle haber vermiş olması da göstermektedir. Râtib kunut olduğu konusunda tek dayanağınız yalnızca Enes'tir. Enes ise onun, felâket ve musibet zamanında Hz. Peygamber'in (s.a.) okuduğu, sonra da terkettiği bir kunut olduğunu haber vermiştir. Sahthayn'da Enes'in şöyle dediği rivayet edilmektedir: "ALLAH Rasûlü (s.a.), Arab kabilelerinden birine beddua ederek bir ay kunut okudu, sonra bunu terketti."

    2- Şebâbe, Kays b. er-Rebî yoluyla Âsim b. Süleyman'ın şöyle dediği­ni rivayet etmektedir: Enes b. Mâlik'e: "Bazı kimseler, Hz. Peygamber'in (s.a.) sabah namazında sürekli kunut okuduğunu iddia ediyorlar" dedik, o da cevaben: "Yanlışları var. ALLAH Rasûlü (s.a.), Arab kabilelerinden birine beddua ederek yalnızca bir ay kunut okudu" dedi.

    Kays b.er-Rebî'in, her ne kadar Yahya b. Mam zayıf olduğunu söyle-mişse de diğerleri onun sika ( = güvenilir) olduğunu belirtmişlerdir. Kays, Ebu Cafer er-Râzî'den daha alt seviyede değildir. O halde nasıl Ebu Cafer: "Aüah Rasûlü (s.a.) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunut okumayı bırakmadı" sözünde güvenilir bir delil oluyor da Kays bu hadiste güvenilir bir delil olmuyor? Oysa Kays, Ebu Cafer'den daha sika yahut onun dengidir. Ebu Caferi zayıf sayanlar, Kays'ı zayıf sayanlardan daha çoktur. Kays'ı yalnızca Yahya'nın zayıf saydığı bilinmektedir ve o da zayıf saymasının sebebini söylemiştir. Ahmed b. Saîd b. Ebî Meryem diyor ki: Yahya'ya Kays b. er-Rebî'i sordum, "Zayıftır. Rivayet ettiği hadis yazıl­maz. Mansûr'dan aldığı hadisi, Ubeyde'den almış gibi rivayet ederdi." di­ye cevap verdi. Böylesi bir durum râvinin rivayet ettiği hadisi reddetmeyi gerektirmez. Çünkü en nihayetinde olsa olsa Mansûr'a bedel, Ubeyde'nin söylenmesinde yanılgı ve hata vardır. Muhaddislerden bundan kurtulabilen kim vardır ki?

    3- Enes kendilerinin (önceleri) kunut okumadıklarm ve kunutun baş­langıcının Hz. Peygamber'in (s.a.) Ri'l ile Zekvân kabilelerine beddua et­mek için okuduğu kunut olduğunu haber vermiştir. Sahihayn'da Abdülaziz b. Suheyb'den rivayet edildiğine göre Enes şöyle demiştir: ALLAH Rasûlü (s.a.), Kurrâ denilen yetmiş adamı bir iş için gönderdi. Maûne Kuyusu denilen bir kuyu başında Süleym oğullarından Ri'l ve Zekvân kabileleri karşılarına çıktı. Bu eşkıyaya kafile: "Vallahi, niyetimiz siz değilsiniz. Biz yalnızca ALLAH Rasûlü'nün (s.a.) bir işini görmek için yola çıktık." dediyse de eşkıya, onları öldürdü. ALLAH Rasûlü (s.a.) bir ay sabah namazında o kâfirlere beddua etti. Kunut'un başlangıcı işte budur. Biz daha önceleri kunut okumazdık.[634]

    Bu da gösterir ki, devamlı kunut okumak Hz. Peygamber'in (s.a.) âdeti değildi. Enes'in "Kunutun başlangıcı işte budur" sözü ile "Bir ay kunut okudu, sonra terketti" sözü, okunduğunu söylediği kunutla felâket ve musibet zamanlarında okunan kunutu kastettiğine bir delildir. Bu, Enes'in bir aylık zamanla sınırladığı kunuttur. Yatsı namazında bir ay süreyle oku­nan kunuta benzemektedir. Nitekim Sahihayn'da. Yahya b. Ebî Kesîr —Ebu Seleme— Ebu Hureyre senediyle rivayet edildiğine göre ALLAH Rasû-lü (s.a.) bir ay süreyle yatsı namazmda şöyle diyerek kunut okudu: "Al­lah'ım! Velîd b. Velid'i kurtar. ALLAH'ım! Seleme b. Hişâm'ı kurtar. Al­lah'ım! Ayyaş b. Ebî Rabîa'yı kurtar. ALLAH'ım! Zayıf ve âciz Müslüman­ları kurtar. ALLAH'ım! Mudar kabilesini daha beter çiğne. ALLAH'ım! Bu yıllan onlara Yûsuf'un yılları gibi (kıtlık ve zorluk yılları) yap." Ebu Hu­reyre diyor ki: "Bir gün oldu, onlar için dua etmedi. O'na bunu hatırlat­tım. Bunun üzerine bana: "Geldiklerinden haberin yok mu?" dedi.[635]

    Hz. PeygamberMn (s.a.) sabah namazında okuduğu kunut da işte ay­nen böyle müslümanların başına önemli bir iş, felâket ve musibet geldiğin­de okuduğu kunuttu. Bundan dolayı Enes, bu kunutun bir ay okunduğunu söyledi.

    Ebu Hureyre'nin de o sahabîler için sabah namazında bir ay kunut okuduğu rivayet edilmiştir. Her ikisi (Hz. Peygamber (s.a.) ile Ebu Hurey­re'nin kunut okuması) de sahihtir. İkrime'nin îbn Abbas'tan rivayet ettiği: "ALLAH Rasûlü (s.a.) peşipeşine bir ay öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarında kunut okudu" hadisi yukarıda geçmişti. Bu hadis, Ebu Da-vud, vs.'nin rivayet ettiği sahih bir hadistir.[636]

    Taberânî'nin A/u'cem'inde Muhammed b. Enes-Mutarrif b. Tarîf-Ebu'l-Cehm-Berâ b. Âzib senediyle rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.) kıldığı her farz namazda kunut okumuştur.[637] Taberânî: "Bu hadisi, Mutarrif-ten yalnızca Muhammed b. Enes rivayet etmiştir." diyor.

    Her ne kadar bu isnad delil teşkil etmezse de hadis, mana itibariyle sahihtir. Çünkü kunut, duadır. Malumdur ki, yukarıda geçtiği üzere ALLAH Rasûlü (s.a.) kıldığı her farz namazda dua etmiştir. Şayet sahih ise, Ebu Cafer er-Râzi'nin rivayet ettiği "Hz. Peygamber (s.a.) dünyadan aynlıncaya kadar kunut okumayı bırakmadı" hadisi hakkında Enes'in kastettiği işte budur. Biz bunun doğru olduğunda ve Hz. Peygamber'in {s.a.) dünya­dan ayrılıncaya kadar sabah namazında sürekli dua ettiğinde şüphe ve te­reddüt etmiyoruz.


  3. 24.Eylül.2011, 13:49
    2
    Moderatör



    Ebu Cafer er-Râzî-er-Rebî b. Enes-Enes yoluyla Müsned, Tirmizî, vs. kitaplarda rivayet edilen: "ALLAH Rasûlü (s.a.) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunut okumayı bırakmadı" hadisine[622] gelince, sened-deki Ebu Cafer'i, Ahmed ve diğerleri zayıf saymış, onun hakkında îbnü'l-Medînî: "Karıştırırdı", Ebu Zür'a: "Çok vehme düşerdi." ve İbn Hıbbân: "Tek başına meşhur râvüerden münker rivayetlerde bulunurdu" demişlerdir.

    Üstadımız İbn Teymiye —ALLAH ruhunu şad etsin— bana dedi ki: Bu sened, "Hani Rabbin AdemoğuUarından onların sırtlarından zürriyetlerini aldığı zaman..." diye başlayan âyet[623] hakkında Übey b. Kâ'b'dan nakle­dilen uzunca bir hadisin senedinin aynıdır. Bu hadiste şöyle deniyor: "İsa Aleyhisseiâm'ın ruhu, ALLAH'ın Âdem zamanında ahd ve misak aldığı bu ruhlardandır. Bu ruhu, ALLAH, Meryem Aleyhisselâm, ailesinden ayrılıp do­ğu tarafına çekildiğinde ona göndermişti. ALLAH, bu ruhu insan suretinde göndermiş ve bu ruh, Hz. Meryem'e tam mutedil bir insan suretinde gö­rünmüştü. Böylece Hz. Meryem, kendisine hitap edene hamile kalmıştı. Bu ruh, Meryem'in ağzından girmişti."[624] Bu rivayet tam bir hatadır. Çün­kü Hz. Meryem'e gönderilen melek, ona: "Ben yalnızca sana salih bir ço­cuk bağışlamak için Rabbin tarafından gönderilmiş bir elçiyim"[625] demiş­ti. Bu sözlerle Hz. Meryem'e hitap eden Meryem'in oğlu İsa değildi. Böyle olması imkânsızdır.

    Sözün özü, Ebu Cafer er-Râzî münker hadisler rivayet eden bir râvi-dir, hadisçilerden hiç biri, onun tek başına rivayet ettiği hadisi asla delil olarak kullanmaz. Bu hadis sahih olsa bile onda bu muayyen kunuta asla, bir delil bulunmamaktadır. Çünkü bu hadiste kunutun bu dua olduğu be­lirtilmemiştir. [626]Zira kunut kelimesi (aşağıdaki âyetlerde de görüleceği üzere) kıyam, sükut, devamlı ibadet etme, dua, teşbih ve huşu anlamlarına gelir:

    "Göklerde ve yerde kim varsa O'nundur. Hepsi O'na boyun eği­cidir."

    "Yoksa, o kimse âhiret (azabından) korkarak, Rabbinin rahmetini uma­rak gece vakitlerinde secdeye kapanır, kıyamda durur bir halde taat ve ibadet eden kimse (gibi) midir?"[627]

    "O (Meryem) Rabbinin kelimelerini ve kitaplarını tasdik ettii'»jj de­vamlı itaat edenlerdendi."[628]

    Hz. Peygamber (s.a.) buyurdular ki: "Namazın en faziletlisi kunlnu (kıyamı) uzun olanıdır."[629]

    Zeyd b. Erkam diyor ki: "ALLAH'ın (divanına) tam bir huşu ve taatle durun" âyeti[630] inince sükut etmemiz emredildi ve konuşmamız yaf saklandı.[631]

    Enes (r.a.); "Hz. Peygamber (s.a.) rükûdan kalktıktan sonra yüksek sesle: "ALLAHümmehdinî fî men hedeyte..." diye başlayan duayı sonuna kadar okuyarak devamlı kunut duasında bulunurdu, arkasındakiler de âmîn derdi." demiştir. Şüphesiz Hz. Peygamber'in (s.a.) sonuna kadar okuduğu şu dua ve sena da kunuttur :[632]

    Bu (rükûdan kalkıp doğrulma durumu olan) rükün kunuttur; kı|&ati uzatmak kunuttur, bu muayyen dua da kunuttur. Şu halde Enes'in kunutun diğer kısımlarını değil de bu muayyen duayı kastettiğini nereden bili­yorsunuz?!

    Şu sözler yerinde değildir: Kunutu, diğer namazları bırakıp yalnızca sabah namazına tahsis etmiş olması muayyen duanın kastedildiğine bir de­lildir. Çünkü zikrettiğiniz kunutun Öteki kısımları, sabah namazı ile diğer namazlar arasında ortaktır. Enes ise kunutu diğer namazları bırakıp yal­nızca sabah namazına has kılmıştır. Kunut, kâfirlere beddua, zayıf müslü-manlara duadır, denemez. Zira Enes, Hz. Peygamber'in (s.a.) bir ay kunut okuduğunu, sonra terkettiğini haber vermişti. Böylece Hz. Peygamber'in (s.a.) devam buyurduğu bu duanın bilinen kunut olduğu ortaya çıkmıştır. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, Berâ b. Âzib, Ebu Hureyre, Abdullah b. Abbâs, Ebu Musa el-Eş'arî, Enes b. Mâlik vs. sahabîler de kunut okumuştur. [633]


    4— Tartışmanın Çözümü:



    Bu itirazlara birkaç şekilde cevap verilebilir:

    1- Buharî'nin aktardığına göre Enes, Hz. Peygamber'in (s.a.) sabah ve akşam namazlarında kunut okuduğunu haber vermiş, kunutu yalnız sa­bah namazında okuduğunu söylememiştir. Berâ b. Âzib de aynısını bildir­miştir. O halde kunut neden sabah namazına mahsus kılınsın?!

    "Akşam kunutu mensûhtur ( = kaldırılmıştır)" derseniz, Kûfelilerden size karşı gelenler: "Sabahın kunutu da aynen böyle mensûhtur" derlerse, akşam kunutunun neshedildiğine dair getireceğiniz her delil, sabah kunutu­nun neshedildiğine de aynen delil olacak ve asla akşam kunutunun neshe­dildiğine ve sabah kunutunun hükmünün geçerliliğine bir delil ortaya koy­manız mümkün olmayacaktır.

    "Akşam kunutu felâket ve musibet zamanlarında okunan bir kunuttu; râtib ( = devamlı) kunut değildi." derseniz, hadîs ehlinden size karşı gelen­ler ise: "Evet, öyledir. Sabah kunutu da aynen bu şekildedir. Ne farkı var ki?" derler. Bunlar şöyle diyorlar: Sabah kunutunun felâket ve musi­bet zamanlarında okunan bir kunut olduğunu, râtib bir kunut olmadığını Enes'in bizzat kendisinin böyle haber vermiş olması da göstermektedir. Râtib kunut olduğu konusunda tek dayanağınız yalnızca Enes'tir. Enes ise onun, felâket ve musibet zamanında Hz. Peygamber'in (s.a.) okuduğu, sonra da terkettiği bir kunut olduğunu haber vermiştir. Sahthayn'da Enes'in şöyle dediği rivayet edilmektedir: "ALLAH Rasûlü (s.a.), Arab kabilelerinden birine beddua ederek bir ay kunut okudu, sonra bunu terketti."

    2- Şebâbe, Kays b. er-Rebî yoluyla Âsim b. Süleyman'ın şöyle dediği­ni rivayet etmektedir: Enes b. Mâlik'e: "Bazı kimseler, Hz. Peygamber'in (s.a.) sabah namazında sürekli kunut okuduğunu iddia ediyorlar" dedik, o da cevaben: "Yanlışları var. ALLAH Rasûlü (s.a.), Arab kabilelerinden birine beddua ederek yalnızca bir ay kunut okudu" dedi.

    Kays b.er-Rebî'in, her ne kadar Yahya b. Mam zayıf olduğunu söyle-mişse de diğerleri onun sika ( = güvenilir) olduğunu belirtmişlerdir. Kays, Ebu Cafer er-Râzî'den daha alt seviyede değildir. O halde nasıl Ebu Cafer: "Aüah Rasûlü (s.a.) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunut okumayı bırakmadı" sözünde güvenilir bir delil oluyor da Kays bu hadiste güvenilir bir delil olmuyor? Oysa Kays, Ebu Cafer'den daha sika yahut onun dengidir. Ebu Caferi zayıf sayanlar, Kays'ı zayıf sayanlardan daha çoktur. Kays'ı yalnızca Yahya'nın zayıf saydığı bilinmektedir ve o da zayıf saymasının sebebini söylemiştir. Ahmed b. Saîd b. Ebî Meryem diyor ki: Yahya'ya Kays b. er-Rebî'i sordum, "Zayıftır. Rivayet ettiği hadis yazıl­maz. Mansûr'dan aldığı hadisi, Ubeyde'den almış gibi rivayet ederdi." di­ye cevap verdi. Böylesi bir durum râvinin rivayet ettiği hadisi reddetmeyi gerektirmez. Çünkü en nihayetinde olsa olsa Mansûr'a bedel, Ubeyde'nin söylenmesinde yanılgı ve hata vardır. Muhaddislerden bundan kurtulabilen kim vardır ki?

    3- Enes kendilerinin (önceleri) kunut okumadıklarm ve kunutun baş­langıcının Hz. Peygamber'in (s.a.) Ri'l ile Zekvân kabilelerine beddua et­mek için okuduğu kunut olduğunu haber vermiştir. Sahihayn'da Abdülaziz b. Suheyb'den rivayet edildiğine göre Enes şöyle demiştir: ALLAH Rasûlü (s.a.), Kurrâ denilen yetmiş adamı bir iş için gönderdi. Maûne Kuyusu denilen bir kuyu başında Süleym oğullarından Ri'l ve Zekvân kabileleri karşılarına çıktı. Bu eşkıyaya kafile: "Vallahi, niyetimiz siz değilsiniz. Biz yalnızca ALLAH Rasûlü'nün (s.a.) bir işini görmek için yola çıktık." dediyse de eşkıya, onları öldürdü. ALLAH Rasûlü (s.a.) bir ay sabah namazında o kâfirlere beddua etti. Kunut'un başlangıcı işte budur. Biz daha önceleri kunut okumazdık.[634]

    Bu da gösterir ki, devamlı kunut okumak Hz. Peygamber'in (s.a.) âdeti değildi. Enes'in "Kunutun başlangıcı işte budur" sözü ile "Bir ay kunut okudu, sonra terketti" sözü, okunduğunu söylediği kunutla felâket ve musibet zamanlarında okunan kunutu kastettiğine bir delildir. Bu, Enes'in bir aylık zamanla sınırladığı kunuttur. Yatsı namazında bir ay süreyle oku­nan kunuta benzemektedir. Nitekim Sahihayn'da. Yahya b. Ebî Kesîr —Ebu Seleme— Ebu Hureyre senediyle rivayet edildiğine göre ALLAH Rasû-lü (s.a.) bir ay süreyle yatsı namazmda şöyle diyerek kunut okudu: "Al­lah'ım! Velîd b. Velid'i kurtar. ALLAH'ım! Seleme b. Hişâm'ı kurtar. Al­lah'ım! Ayyaş b. Ebî Rabîa'yı kurtar. ALLAH'ım! Zayıf ve âciz Müslüman­ları kurtar. ALLAH'ım! Mudar kabilesini daha beter çiğne. ALLAH'ım! Bu yıllan onlara Yûsuf'un yılları gibi (kıtlık ve zorluk yılları) yap." Ebu Hu­reyre diyor ki: "Bir gün oldu, onlar için dua etmedi. O'na bunu hatırlat­tım. Bunun üzerine bana: "Geldiklerinden haberin yok mu?" dedi.[635]

    Hz. PeygamberMn (s.a.) sabah namazında okuduğu kunut da işte ay­nen böyle müslümanların başına önemli bir iş, felâket ve musibet geldiğin­de okuduğu kunuttu. Bundan dolayı Enes, bu kunutun bir ay okunduğunu söyledi.

    Ebu Hureyre'nin de o sahabîler için sabah namazında bir ay kunut okuduğu rivayet edilmiştir. Her ikisi (Hz. Peygamber (s.a.) ile Ebu Hurey­re'nin kunut okuması) de sahihtir. İkrime'nin îbn Abbas'tan rivayet ettiği: "ALLAH Rasûlü (s.a.) peşipeşine bir ay öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarında kunut okudu" hadisi yukarıda geçmişti. Bu hadis, Ebu Da-vud, vs.'nin rivayet ettiği sahih bir hadistir.[636]

    Taberânî'nin A/u'cem'inde Muhammed b. Enes-Mutarrif b. Tarîf-Ebu'l-Cehm-Berâ b. Âzib senediyle rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.) kıldığı her farz namazda kunut okumuştur.[637] Taberânî: "Bu hadisi, Mutarrif-ten yalnızca Muhammed b. Enes rivayet etmiştir." diyor.

    Her ne kadar bu isnad delil teşkil etmezse de hadis, mana itibariyle sahihtir. Çünkü kunut, duadır. Malumdur ki, yukarıda geçtiği üzere ALLAH Rasûlü (s.a.) kıldığı her farz namazda dua etmiştir. Şayet sahih ise, Ebu Cafer er-Râzi'nin rivayet ettiği "Hz. Peygamber (s.a.) dünyadan aynlıncaya kadar kunut okumayı bırakmadı" hadisi hakkında Enes'in kastettiği işte budur. Biz bunun doğru olduğunda ve Hz. Peygamber'in {s.a.) dünya­dan ayrılıncaya kadar sabah namazında sürekli dua ettiğinde şüphe ve te­reddüt etmiyoruz.


  4. 24.Eylül.2011, 13:49
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Kunut hadisi üzerindeki tartışma

    4- Enes'in rivayet ettiği hadislerin senedleri, maksadı ortaya koymakta ve bu senedler birbirlerini doğrulamaktadır. Bunlar arasında bir çelişki de yoktur. Sahihayn'da rivayet edildiğine göre Âsim el-Ahvel diyor ki: Enes b. Mâlik'e namazda kunut okumayı sordum: "Vaktiyle kunut vardı" ce­vabını verdi. Tekrar: "Rükûdan önce miydi, yoksa sonra mıydı?" diye sordum. "Önceydi" karşılığını verdi. Ben de: "Falan bana, senin: Hz. Peygamber (s.a.) rükûdan sonra kunut okudu, dediğini haber verdi." de­dim. Bunun üzerine yanlışı var. Ben yalnızca, ALLAH Rasûlü (s.a.) rükûdan sonra bir ay kunut okudu, dedim" cevabını verdi.[638]

    Bi'r grup sanmaktadır ki, bu hadis ma'lûldür; Âsim, onu tek başına rivayet etmiştir ve hadisi Enes'ten rivayet eden diğer râviler ona muhalefet etmişlerdir. "Âsim gerçekten sika = güvenilir biridir. Ancak iki kunutun yeri konusunda Enes'in talebelerine muhalefet etmiştir. Hafız da bazan vehme düşer, küheylan at da bazan sürçer" diyorlar ve İmam Ahmed'in bu hadisi illetli saydığını hikâye ediyorlar.

    el-Esrem anlatıyor: Ebu Abdillah Ahmed b. Hanbel'e: "Enes'ten riva­yet edilen hadiste, Âsim el-Ahvel'den başka herhangi bir râvi, ALLAH Rasû­lü (s.a.) rükûdan önce kunut okudu, demiş midir?" diye sordum. O da: "Ondan başka birinin söylediğini bilmiyorum.' 'cevabını verdi.

    Ebu Abdillah (Ahmed b. Hanbel) dedi ki: Âsim, Enes'ten gelen dört senedin hepsine de muhalefet etti:

    1- Hişâm-Katâde-Enes,

    2- et-Teymî-Ebu Miclez-Enes: Hz. Peygamber (s.a.) rükûdan sş kunut okudu,

    3- Eyyüb-Muhammed b. Şîrîn: Enes'e sordum,

    4- Hanzale es-Sedûsi-Enes.

    Âsim ise: "Enes'e sordum... O da: Yanlışları var, Hz. Peygamber (s.a.) rükûdan sonra yalnızca bir ay kunut okudu, diye cevap verdi." de­miştir.

    Ahmed b. Hanbel'e: "Bu hadisi Âsım'dan kim rivayet etmiştir?" diye sordular: "Ebu Muâviye, vs." cevabım verdi.

    Ebu Abdillah'a sordular: "Diğer hadisler, rükûdan sonra kunut okun­duğu yolunda değil midir?" O da: "Evet, öyledir. Hepsi de Hufâf b. îmâ b. Rahda ve Ebu Hureyre'den rivayet edilmiştir" diye cevap verdi.

    Ben (el-Esrem), Ebu Abdillah'a: "Öyleyse, kunutun rükûdan sonra olduğu yolundaki hadis sahih iken, neden rükûdan önce kunut okunması­na ruhsat veriyorsun?" diye sorunca, şöyle cevap verdi: "Sabah namazın­da kunut, rükûdan sonradır; vitirde ise rükûdan sonra olması tercih edilir. Kim de rükûdan önce kunut okursa —Hz. Peygamber'in (s.a.) ashabının böyle yapmış olmalarından ve bu konuda ihtilaf etmelerinden dolayı— bir sakıncası yoktur. Sabah namazında ise, rükûdan sonradır."

    Artık denilmektedir ki: Ebu Cafer er-Râzî, Kays b. er-Rebî, Amr b. Eyyûb, Amr b. Ubeyd, Dînâr, Câbir el-Ca'fî gibi râvilerin rivayet ettikleri hadislerle istidlal edip de sika, sebt (-güvenilir) hafız imamların rivayet ettiği ve sıhhatinde ittifak edilen bu sahih hadisi illetli göstermek, ne kadar şaşılacak bir durum! Bir mezhebi yüklenip de her konuda ona yardım et­meye çalışan kimsenin bu yola başvurmaya mecbur kalmaması pek nadirdir.

    Yalnız ALLAH'tan başarı dileyerek deriz ki: Enes'ten gelen hadislerin hepsi de sahih olup birbirlerini doğrulamaktadırlar. Aralarında bir çelişki yoktur. Rükûdan önce olduğunu söylediği kunut, rükûdan sonra olduğunu söylediği kunuttan; vakitle sınırladığı da mutlak ( = kayıtsız ve şartsız) bı­raktığından başkadır. Rükûdan önce olduğunu söylediği, kıraat için kıya­mı uzatmaktır ki, Hz. Peygamber (s.a.) bu konuda: "Namazın en faziletli­si kunutu ( = kıyamı) uzun olanıdır" buyurmuştur.[639] Rükûdan sonra ol­duğunu söylediği ise dua için kıyamı uzatmaktır; Hz. Peygamber (s.a.) bu işlemi biruopluluğa beddua, bir topluluğa da dua etmek için bir ay yaptı; sonra bu rüknü, dünyadan ayrılıncaya kadar, dua ve sena için uzat­maya devam buyurdu. Nitekim Sahihayn'da rivayet edildiğine göre Sabit, Enes'in "ALLAH Rasûlü (s.a.) bize nasıl namaz kıldırdıysa size de öylece namaz kıldırmaktan vazgeçmeyeceğim" dediğini naklediyor ve ekliyor: "Enes, sizin yaptığınız görmediğim bir şey yapardı: Başını rükûdan kaldı­rınca gören (secde etmeği) unuttu diyecek kadar ayakta dikilirdi. Başını secdeden kaldırdığı vakit de (iki secde arasında) gören unuttu diyecek ka-darbeklerdi."[640] İşte Hz. Peygamber'in (s.a.) dünyadan ayrılıncaya kadar bırakmadığı kunut budur.

    Bilinmektedir ki, Hz. Peygamber (s.a.) bu kadar uzun bekleyiş esna­sında sükut etmezdi. Rabbine sena eder, O'na tazimde bulunur ve dua ederdi. Bu ise bir ayla sınırlı kunuttan başkadır. Çünkü bu, Ri'l, Zekvân, Usayye ve Benû Lihyân kabilelerine beddua; Mekke'de bulunan zayıf ve âciz müslümanlar için de duadır. Bunun, sabah namazına mahsus gösteril­mesi ise soran kişinin sorusuna göre bir cevap olmasından kaynaklanmak­tadır. Zira o kişi, sadece sabah kunutunu sormuştu; O da kendisine sorula­na cevap vermişti. Bir de şu var ki, Hz. Peygamber (s.a.) sabah namazını, diğer namazlara göre daha çok uzatır ve bu namazda 60-100 âyet okurdu. Berâ b. Âzib'in de dediği gibi rükûsu, rükûdan sonra ayakta bekleyişi ( = i'tidâli), secdesi ve kıyamı takriben birbirine yakındı. Sabah namazında rükûdan sonra —bu namazı uzatmasından dolayı— diğer namazlarda yap-tığı görülmeyen şeyler yaptığı görülürdü. Bilinmektedir ki, yukarıdaki ha­dislerde de geçtiği üzere bu i'tidal esnasında Rabbine dua ve sena eder, tazimde bulunurdu. Bu da şüphesiz onun kunutudur. Artık biz, Hz. Pey­gamber'in (s.a.) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunuttan vazgeçmediğinde ne şüphe ediyoruz, ne de tereddüt.

    Kunut kelimesi, fakihlerin ve halkın çoğunluğunun dilinde "ALLAHüm-mehdinî fî men hedeyte..." diye başlayan bu meşhur dua anlamında kulla­nılıp Hz. Peygamber'in (s.a.) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazın­da kunuttan vazgeçmediğini, aynı şekilde Râşid Halifeler ve diğer sahabîle-rin buna devam ettiklerini duydukları vakit, sahabenin kullanımındaki ku­nut kelimesini kendi terimleri olan "kunut" kelimesi anlamına aldılar. Ar­kadan bundan başkasını bilmeyenler ortaya çıktılar ve böylece ALLAH Rasû­lü (s.a.) ile ashabının her sabah ona devam ettiklerinde şüphe etmez oldu­lar. İşte âlimlerin çoğunluğunun onlara karşı çıktıkları ve: "Bu, Hz. Pey­gamber'in (s.a.) râtib fiillerinden değildi. Hatta, onun bunu yaptığı da sa­bit değildir." dedikleri bu husustur. [641]

    [622] Hadisi Tirmizî rivayet etmemiş, hadis yalnızca şu kaynaklarda rivayet edilmiştir: Ah­med, 3/162; Beyhakî, es-Sünenü't-Kübrâ, 2/201; Dârakutnî, 2/39; Tahâvî, s.143. Ha­dis zayıftır.

    [623] A'râf, 7/172.

    [624] Hâkim, Müstedrek, 2/323, 324. Rivayetin senedinde Ebu Cafer er-Râzi vardır. Yuka­rıda geçtiği üzere zayıf râvidir. Bu yüzden Hafız tbn Kesîr, Tefsîr'inde (3/114) diyor ki: Bu rivayet sem derece garîb ve münkerdir. Herhalde Israiliyâttandır. Hâkim ve Zehebî sahih saymakla hata etmişlerdir.

    [625] Meryem, 19/19.

    [626] Rûm, 30/26.

    [627] Zümer, 39/9.

    [628] Tahrîm, 66/12.

    [629] Müslim, 756; Tirmizî, 387; İbn Mâce, 142; Nesâî, 5/58; Ahmed, 3/302, 391,

    [630] Bakara, 2/238.

    [631] Buharî, 21/2, 65/43; Müslim, 539; Tirmizî, 405 ve 2989; Ebu Davud, 949; Nesat,

    [632] Bk. dipnot: 45.

    [633] İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 1/253-256.

    [634] Yukarıda geçti. Bk. dipnot: 4.

    [635] Buharı, 15/2, 56/98, 60/19, 65/9 (Âl-İ tmrân), 65/21 (Nisa), 78/110, 80/58, 89/1; Müslim, 675;Nesâî, 2/201; Îbn Mâce, 1244; Ebu Davud, İ442.

    [636] Ebu Davud, 1443; Ahmed, 1/301. İsnadı hasendir. Bk. dipnot: 6.

    [637] Râvileri sikadır. Ancak Muhammed b. Enes, sadık bir râvi olmakla birlikte garîb rivayetlerde bulunur. Hadisi, Heysemî Mecmau'z-Zevâid'de (2/138) Taberânî'nin Ev-sat'ınûan aktarıp "Râvileri sikadır" demiştir.

    [638] Yukarıda geçti. Bk. dipnot: 4.

    [639] Müslim, 756. Bk. dipnot: 18.

    [640] Buharî, 10/140; Müslim, 472; Ahmed, 3/226.

    [641] İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 1/256-261.


  5. 24.Eylül.2011, 13:49
    3
    Moderatör
    4- Enes'in rivayet ettiği hadislerin senedleri, maksadı ortaya koymakta ve bu senedler birbirlerini doğrulamaktadır. Bunlar arasında bir çelişki de yoktur. Sahihayn'da rivayet edildiğine göre Âsim el-Ahvel diyor ki: Enes b. Mâlik'e namazda kunut okumayı sordum: "Vaktiyle kunut vardı" ce­vabını verdi. Tekrar: "Rükûdan önce miydi, yoksa sonra mıydı?" diye sordum. "Önceydi" karşılığını verdi. Ben de: "Falan bana, senin: Hz. Peygamber (s.a.) rükûdan sonra kunut okudu, dediğini haber verdi." de­dim. Bunun üzerine yanlışı var. Ben yalnızca, ALLAH Rasûlü (s.a.) rükûdan sonra bir ay kunut okudu, dedim" cevabını verdi.[638]

    Bi'r grup sanmaktadır ki, bu hadis ma'lûldür; Âsim, onu tek başına rivayet etmiştir ve hadisi Enes'ten rivayet eden diğer râviler ona muhalefet etmişlerdir. "Âsim gerçekten sika = güvenilir biridir. Ancak iki kunutun yeri konusunda Enes'in talebelerine muhalefet etmiştir. Hafız da bazan vehme düşer, küheylan at da bazan sürçer" diyorlar ve İmam Ahmed'in bu hadisi illetli saydığını hikâye ediyorlar.

    el-Esrem anlatıyor: Ebu Abdillah Ahmed b. Hanbel'e: "Enes'ten riva­yet edilen hadiste, Âsim el-Ahvel'den başka herhangi bir râvi, ALLAH Rasû­lü (s.a.) rükûdan önce kunut okudu, demiş midir?" diye sordum. O da: "Ondan başka birinin söylediğini bilmiyorum.' 'cevabını verdi.

    Ebu Abdillah (Ahmed b. Hanbel) dedi ki: Âsim, Enes'ten gelen dört senedin hepsine de muhalefet etti:

    1- Hişâm-Katâde-Enes,

    2- et-Teymî-Ebu Miclez-Enes: Hz. Peygamber (s.a.) rükûdan sş kunut okudu,

    3- Eyyüb-Muhammed b. Şîrîn: Enes'e sordum,

    4- Hanzale es-Sedûsi-Enes.

    Âsim ise: "Enes'e sordum... O da: Yanlışları var, Hz. Peygamber (s.a.) rükûdan sonra yalnızca bir ay kunut okudu, diye cevap verdi." de­miştir.

    Ahmed b. Hanbel'e: "Bu hadisi Âsım'dan kim rivayet etmiştir?" diye sordular: "Ebu Muâviye, vs." cevabım verdi.

    Ebu Abdillah'a sordular: "Diğer hadisler, rükûdan sonra kunut okun­duğu yolunda değil midir?" O da: "Evet, öyledir. Hepsi de Hufâf b. îmâ b. Rahda ve Ebu Hureyre'den rivayet edilmiştir" diye cevap verdi.

    Ben (el-Esrem), Ebu Abdillah'a: "Öyleyse, kunutun rükûdan sonra olduğu yolundaki hadis sahih iken, neden rükûdan önce kunut okunması­na ruhsat veriyorsun?" diye sorunca, şöyle cevap verdi: "Sabah namazın­da kunut, rükûdan sonradır; vitirde ise rükûdan sonra olması tercih edilir. Kim de rükûdan önce kunut okursa —Hz. Peygamber'in (s.a.) ashabının böyle yapmış olmalarından ve bu konuda ihtilaf etmelerinden dolayı— bir sakıncası yoktur. Sabah namazında ise, rükûdan sonradır."

    Artık denilmektedir ki: Ebu Cafer er-Râzî, Kays b. er-Rebî, Amr b. Eyyûb, Amr b. Ubeyd, Dînâr, Câbir el-Ca'fî gibi râvilerin rivayet ettikleri hadislerle istidlal edip de sika, sebt (-güvenilir) hafız imamların rivayet ettiği ve sıhhatinde ittifak edilen bu sahih hadisi illetli göstermek, ne kadar şaşılacak bir durum! Bir mezhebi yüklenip de her konuda ona yardım et­meye çalışan kimsenin bu yola başvurmaya mecbur kalmaması pek nadirdir.

    Yalnız ALLAH'tan başarı dileyerek deriz ki: Enes'ten gelen hadislerin hepsi de sahih olup birbirlerini doğrulamaktadırlar. Aralarında bir çelişki yoktur. Rükûdan önce olduğunu söylediği kunut, rükûdan sonra olduğunu söylediği kunuttan; vakitle sınırladığı da mutlak ( = kayıtsız ve şartsız) bı­raktığından başkadır. Rükûdan önce olduğunu söylediği, kıraat için kıya­mı uzatmaktır ki, Hz. Peygamber (s.a.) bu konuda: "Namazın en faziletli­si kunutu ( = kıyamı) uzun olanıdır" buyurmuştur.[639] Rükûdan sonra ol­duğunu söylediği ise dua için kıyamı uzatmaktır; Hz. Peygamber (s.a.) bu işlemi biruopluluğa beddua, bir topluluğa da dua etmek için bir ay yaptı; sonra bu rüknü, dünyadan ayrılıncaya kadar, dua ve sena için uzat­maya devam buyurdu. Nitekim Sahihayn'da rivayet edildiğine göre Sabit, Enes'in "ALLAH Rasûlü (s.a.) bize nasıl namaz kıldırdıysa size de öylece namaz kıldırmaktan vazgeçmeyeceğim" dediğini naklediyor ve ekliyor: "Enes, sizin yaptığınız görmediğim bir şey yapardı: Başını rükûdan kaldı­rınca gören (secde etmeği) unuttu diyecek kadar ayakta dikilirdi. Başını secdeden kaldırdığı vakit de (iki secde arasında) gören unuttu diyecek ka-darbeklerdi."[640] İşte Hz. Peygamber'in (s.a.) dünyadan ayrılıncaya kadar bırakmadığı kunut budur.

    Bilinmektedir ki, Hz. Peygamber (s.a.) bu kadar uzun bekleyiş esna­sında sükut etmezdi. Rabbine sena eder, O'na tazimde bulunur ve dua ederdi. Bu ise bir ayla sınırlı kunuttan başkadır. Çünkü bu, Ri'l, Zekvân, Usayye ve Benû Lihyân kabilelerine beddua; Mekke'de bulunan zayıf ve âciz müslümanlar için de duadır. Bunun, sabah namazına mahsus gösteril­mesi ise soran kişinin sorusuna göre bir cevap olmasından kaynaklanmak­tadır. Zira o kişi, sadece sabah kunutunu sormuştu; O da kendisine sorula­na cevap vermişti. Bir de şu var ki, Hz. Peygamber (s.a.) sabah namazını, diğer namazlara göre daha çok uzatır ve bu namazda 60-100 âyet okurdu. Berâ b. Âzib'in de dediği gibi rükûsu, rükûdan sonra ayakta bekleyişi ( = i'tidâli), secdesi ve kıyamı takriben birbirine yakındı. Sabah namazında rükûdan sonra —bu namazı uzatmasından dolayı— diğer namazlarda yap-tığı görülmeyen şeyler yaptığı görülürdü. Bilinmektedir ki, yukarıdaki ha­dislerde de geçtiği üzere bu i'tidal esnasında Rabbine dua ve sena eder, tazimde bulunurdu. Bu da şüphesiz onun kunutudur. Artık biz, Hz. Pey­gamber'in (s.a.) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazında kunuttan vazgeçmediğinde ne şüphe ediyoruz, ne de tereddüt.

    Kunut kelimesi, fakihlerin ve halkın çoğunluğunun dilinde "ALLAHüm-mehdinî fî men hedeyte..." diye başlayan bu meşhur dua anlamında kulla­nılıp Hz. Peygamber'in (s.a.) dünyadan ayrılıncaya kadar sabah namazın­da kunuttan vazgeçmediğini, aynı şekilde Râşid Halifeler ve diğer sahabîle-rin buna devam ettiklerini duydukları vakit, sahabenin kullanımındaki ku­nut kelimesini kendi terimleri olan "kunut" kelimesi anlamına aldılar. Ar­kadan bundan başkasını bilmeyenler ortaya çıktılar ve böylece ALLAH Rasû­lü (s.a.) ile ashabının her sabah ona devam ettiklerinde şüphe etmez oldu­lar. İşte âlimlerin çoğunluğunun onlara karşı çıktıkları ve: "Bu, Hz. Pey­gamber'in (s.a.) râtib fiillerinden değildi. Hatta, onun bunu yaptığı da sa­bit değildir." dedikleri bu husustur. [641]

    [622] Hadisi Tirmizî rivayet etmemiş, hadis yalnızca şu kaynaklarda rivayet edilmiştir: Ah­med, 3/162; Beyhakî, es-Sünenü't-Kübrâ, 2/201; Dârakutnî, 2/39; Tahâvî, s.143. Ha­dis zayıftır.

    [623] A'râf, 7/172.

    [624] Hâkim, Müstedrek, 2/323, 324. Rivayetin senedinde Ebu Cafer er-Râzi vardır. Yuka­rıda geçtiği üzere zayıf râvidir. Bu yüzden Hafız tbn Kesîr, Tefsîr'inde (3/114) diyor ki: Bu rivayet sem derece garîb ve münkerdir. Herhalde Israiliyâttandır. Hâkim ve Zehebî sahih saymakla hata etmişlerdir.

    [625] Meryem, 19/19.

    [626] Rûm, 30/26.

    [627] Zümer, 39/9.

    [628] Tahrîm, 66/12.

    [629] Müslim, 756; Tirmizî, 387; İbn Mâce, 142; Nesâî, 5/58; Ahmed, 3/302, 391,

    [630] Bakara, 2/238.

    [631] Buharî, 21/2, 65/43; Müslim, 539; Tirmizî, 405 ve 2989; Ebu Davud, 949; Nesat,

    [632] Bk. dipnot: 45.

    [633] İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 1/253-256.

    [634] Yukarıda geçti. Bk. dipnot: 4.

    [635] Buharı, 15/2, 56/98, 60/19, 65/9 (Âl-İ tmrân), 65/21 (Nisa), 78/110, 80/58, 89/1; Müslim, 675;Nesâî, 2/201; Îbn Mâce, 1244; Ebu Davud, İ442.

    [636] Ebu Davud, 1443; Ahmed, 1/301. İsnadı hasendir. Bk. dipnot: 6.

    [637] Râvileri sikadır. Ancak Muhammed b. Enes, sadık bir râvi olmakla birlikte garîb rivayetlerde bulunur. Hadisi, Heysemî Mecmau'z-Zevâid'de (2/138) Taberânî'nin Ev-sat'ınûan aktarıp "Râvileri sikadır" demiştir.

    [638] Yukarıda geçti. Bk. dipnot: 4.

    [639] Müslim, 756. Bk. dipnot: 18.

    [640] Buharî, 10/140; Müslim, 472; Ahmed, 3/226.

    [641] İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead, İklim Yayınları: 1/256-261.





+ Yorum Gönder