Konusunu Oylayın.: Dürüst olma öyküleri resimleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Dürüst olma öyküleri resimleri
  1. 20.Eylül.2011, 20:05
    1
    Misafir

    Dürüst olma öyküleri resimleri

  2. 25.Eylül.2011, 21:35
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: dürüst olma öyküleri resimleri




    Dürüstlükle ilgili bir öykü

    17.yüzyılda Cizre‘de Ahmet adında bir genç yaşardı. Henüz on sekiz yaşında annesini ve babasını kaybeder. Ve yalnız kalır belirli bir süre amcalarının yanında kalır ve sürekli ağır işlerde çalıştırılır. Ahmet ağır işe alışmadığı için bir süre hastalanır. Hastalığı döneminde amcaları tarafından sürekli azarlara maruz kalır. Ahmet’te bu duruma çok üzülür ve kendi kendine derki ben bu hastalıktan kurtulursam ekmeğimi kazanmak için başka memlekete giderim fikrini kafasına koyar. Çok geçmeden Ahmet iyileşir. Babadan kalma birkaç parça eşyasını satar ve yakınlarıyla helalleşip Musul’a doğru yola koyulur üç günlük yorucu yolculuktan sonra Musul’a varır. Ahmet geceyi geçirmek için bir hana yerleşir. O gece istirahat eder. Ertesi gün şehirde iş aramaya başlar ve bir türlü kendine uygun iş bulamaz. Bu iş arama çabası haftalarca sürer bir türlü kendine uygun iş bulamaz. Elde avuçta kalan parada suyu tükenir artık ne yapacağını şaşırmış bir şekilde düşünürken ikindi ezanı sesiyle kendine gelir. Ve camiye doğru gider abdest aldıktan sonra yanında bir kese görür ve bakar bide ne görsün kesenin içinde bin altın var. Etrafına bakar kimseyi göremez kendi kendine der bu bana Rabbimin bir nimetidir altınları alır ve namazını kıldıktan sonra hana doğru yürürken delal bağırıp derki ey ahali Bağdat tacirinin bin altını kayıp olmuştur görenler Allah rızası için sahibine teslim ederse yüz altın helalinden mükafat verilecektir. Ahmet bunu duyunca epey düşünür ve kendi kendine der vallahi helal yüz altın haram bin altından daha hayırlıdır der. Ve doğruca altınlar sahibine götürüp teslim eder. Altın sahibi de Ahmet’e helalinden yüz altın verir. Ahmet altınlarını alıp çarşıdan geçerken yolu köle pazarının yanından geçer bakar ki satışa çıkarılan kölelerin arasında çok mahzun yüzlü genç bir köle dikkatini çeker. Derki kim bilir bu genç nasıl bunların eline geçmiştir, ben bu genci alırsam hem beraber çalışır ekmeğimizi kazanırız, hem de Allah rızası için bir sevap kazanmış olurum. Hasan adında bu genci elli altın karşılığı alır. Hasanla beraber kalan elli altınla bir ev kiralar ve bir sürü eşya alırlar. Çok geçmeden beraber iş bulup çalışmaya başlarlar böyle bir yıl devam ederler ikisi de halinden memnun bir şekilde hayatını sürdürürler. Bir gün işten eve dönerlerken hasan birden ürker ve saklanmaya çalışır. Ahmet bu telaşa anlam veremez ne oldu diye sorar hasan acele et evde sana anlatırım der ve acele bir şekilde eve dönerler. Hasan derki kardeşim sen bana çok büyük bir iyilik etmişsin ömrüm boyunca senin bana yaptığın bu iyiliğin altından kalkamam. Lakin ben yemen kralının biricik oğluyum. Arkadaşlarımla Bağdat a gezmeye gitmiştik kervanımız haramilerin saldırısına maruz kaldı kervanda bulunan herkes oldu ve beni de esir aldılar. Önce Bağdat ta sonrada Musul da beni sattılar. Ve bildiğin gibi beni sen aldın. Senin bana çok emeğin geçti demin ürktüğüm şeye gelince çarşıda babamın adamlarını gördüm. Beni görmesinler diye kaçtım şimdi ne pahasına olursa olsun bu adamlar beni bulup götürecekler. Fakat sen beni gönül rızasıyla onlara satarsan istediğin kadar sana altın verirler. Beni onlara ucuz satma. Ahmet de bunu kabul eder ve bu adamların yanına giderek elli bin altına karşılık hasanı onlara satar.
    Ahmet elinde bulunan elli bin altınla ticarete atanır. Çok geçmeden şehrin sayılı tacirlerin arasında yer alır. Artık Ahmet kendi kervanını kurar ve Musul Bağdat arasında ticarete başlar. Bağdat ta alış veriş yaptığı tacir bir bayandır. Bir gün bu bayan tacir Ahmet’i evine yemeğe davet eder. Birbirlerini görür görmez aşık olurlar. Kızın bekar olduğunu öğrenen Ahmet evlendikten sonra Cizre ye taşınmak şartıyla evlenme teklif eder. Ve kız kabul eder. Çok geçmeden evlenirler. Cizre ye taşınmak için hazırlıklarını tamamladıktan sonra sıra eşinin altınlarını yüklemeye gelmiş altın keseleri arabaya yüklerken Ahmet in dikkatini bir kese çeker. Tüm keselerin üzerine bin altın yazarken bu kesenin üzerinde dokuz yüz altın yazılıydı. Ahmet bunu merak eder ve eşine sorar nedir bunun hikmeti. Eşi derki bu altın kesesi babam Musul a giderken kayıp etmişti helal süt emmiş bir adam bulup babama iade etmişti. Babamda bu keseden yüz altın alıp bu adama vermişti. Babamın vasiyeti üzerine bu keseyi dokuz yüz altın olarak saklıyordum. Bu arada Ahmet güler. Eşi merak eder peki sen neden güldün der. Ahmet de vallahi bu keseyi görüp babana veren bendim



  3. 25.Eylül.2011, 21:35
    2
    Silent and lonely rains



    Dürüstlükle ilgili bir öykü

    17.yüzyılda Cizre‘de Ahmet adında bir genç yaşardı. Henüz on sekiz yaşında annesini ve babasını kaybeder. Ve yalnız kalır belirli bir süre amcalarının yanında kalır ve sürekli ağır işlerde çalıştırılır. Ahmet ağır işe alışmadığı için bir süre hastalanır. Hastalığı döneminde amcaları tarafından sürekli azarlara maruz kalır. Ahmet’te bu duruma çok üzülür ve kendi kendine derki ben bu hastalıktan kurtulursam ekmeğimi kazanmak için başka memlekete giderim fikrini kafasına koyar. Çok geçmeden Ahmet iyileşir. Babadan kalma birkaç parça eşyasını satar ve yakınlarıyla helalleşip Musul’a doğru yola koyulur üç günlük yorucu yolculuktan sonra Musul’a varır. Ahmet geceyi geçirmek için bir hana yerleşir. O gece istirahat eder. Ertesi gün şehirde iş aramaya başlar ve bir türlü kendine uygun iş bulamaz. Bu iş arama çabası haftalarca sürer bir türlü kendine uygun iş bulamaz. Elde avuçta kalan parada suyu tükenir artık ne yapacağını şaşırmış bir şekilde düşünürken ikindi ezanı sesiyle kendine gelir. Ve camiye doğru gider abdest aldıktan sonra yanında bir kese görür ve bakar bide ne görsün kesenin içinde bin altın var. Etrafına bakar kimseyi göremez kendi kendine der bu bana Rabbimin bir nimetidir altınları alır ve namazını kıldıktan sonra hana doğru yürürken delal bağırıp derki ey ahali Bağdat tacirinin bin altını kayıp olmuştur görenler Allah rızası için sahibine teslim ederse yüz altın helalinden mükafat verilecektir. Ahmet bunu duyunca epey düşünür ve kendi kendine der vallahi helal yüz altın haram bin altından daha hayırlıdır der. Ve doğruca altınlar sahibine götürüp teslim eder. Altın sahibi de Ahmet’e helalinden yüz altın verir. Ahmet altınlarını alıp çarşıdan geçerken yolu köle pazarının yanından geçer bakar ki satışa çıkarılan kölelerin arasında çok mahzun yüzlü genç bir köle dikkatini çeker. Derki kim bilir bu genç nasıl bunların eline geçmiştir, ben bu genci alırsam hem beraber çalışır ekmeğimizi kazanırız, hem de Allah rızası için bir sevap kazanmış olurum. Hasan adında bu genci elli altın karşılığı alır. Hasanla beraber kalan elli altınla bir ev kiralar ve bir sürü eşya alırlar. Çok geçmeden beraber iş bulup çalışmaya başlarlar böyle bir yıl devam ederler ikisi de halinden memnun bir şekilde hayatını sürdürürler. Bir gün işten eve dönerlerken hasan birden ürker ve saklanmaya çalışır. Ahmet bu telaşa anlam veremez ne oldu diye sorar hasan acele et evde sana anlatırım der ve acele bir şekilde eve dönerler. Hasan derki kardeşim sen bana çok büyük bir iyilik etmişsin ömrüm boyunca senin bana yaptığın bu iyiliğin altından kalkamam. Lakin ben yemen kralının biricik oğluyum. Arkadaşlarımla Bağdat a gezmeye gitmiştik kervanımız haramilerin saldırısına maruz kaldı kervanda bulunan herkes oldu ve beni de esir aldılar. Önce Bağdat ta sonrada Musul da beni sattılar. Ve bildiğin gibi beni sen aldın. Senin bana çok emeğin geçti demin ürktüğüm şeye gelince çarşıda babamın adamlarını gördüm. Beni görmesinler diye kaçtım şimdi ne pahasına olursa olsun bu adamlar beni bulup götürecekler. Fakat sen beni gönül rızasıyla onlara satarsan istediğin kadar sana altın verirler. Beni onlara ucuz satma. Ahmet de bunu kabul eder ve bu adamların yanına giderek elli bin altına karşılık hasanı onlara satar.
    Ahmet elinde bulunan elli bin altınla ticarete atanır. Çok geçmeden şehrin sayılı tacirlerin arasında yer alır. Artık Ahmet kendi kervanını kurar ve Musul Bağdat arasında ticarete başlar. Bağdat ta alış veriş yaptığı tacir bir bayandır. Bir gün bu bayan tacir Ahmet’i evine yemeğe davet eder. Birbirlerini görür görmez aşık olurlar. Kızın bekar olduğunu öğrenen Ahmet evlendikten sonra Cizre ye taşınmak şartıyla evlenme teklif eder. Ve kız kabul eder. Çok geçmeden evlenirler. Cizre ye taşınmak için hazırlıklarını tamamladıktan sonra sıra eşinin altınlarını yüklemeye gelmiş altın keseleri arabaya yüklerken Ahmet in dikkatini bir kese çeker. Tüm keselerin üzerine bin altın yazarken bu kesenin üzerinde dokuz yüz altın yazılıydı. Ahmet bunu merak eder ve eşine sorar nedir bunun hikmeti. Eşi derki bu altın kesesi babam Musul a giderken kayıp etmişti helal süt emmiş bir adam bulup babama iade etmişti. Babamda bu keseden yüz altın alıp bu adama vermişti. Babamın vasiyeti üzerine bu keseyi dokuz yüz altın olarak saklıyordum. Bu arada Ahmet güler. Eşi merak eder peki sen neden güldün der. Ahmet de vallahi bu keseyi görüp babana veren bendim



  4. 25.Eylül.2011, 21:37
    3
    talha b ubeydullah
    Devamlı Üye

    Üyelik Tarihi: 15.Mart.2008
    Üye No: 12710
    Mesaj Sayısı: 82
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: istanbul

    Cevap: dürüst olma öyküleri resimleri

    ALLAH cc RAZI olsun..


  5. 25.Eylül.2011, 21:37
    3
    Devamlı Üye
    ALLAH cc RAZI olsun..





+ Yorum Gönder