Konusunu Oylayın.: Andolsun ki biz göğü yıldızlarla bezedik ve bazılarıyla şeytanların taşlanmasını sağladık Onlara alevli ateş azabını

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Andolsun ki biz göğü yıldızlarla bezedik ve bazılarıyla şeytanların taşlanmasını sağladık Onlara alevli ateş azabını
  1. 17.Eylül.2011, 16:47
    1
    Misafir

    Andolsun ki biz göğü yıldızlarla bezedik ve bazılarıyla şeytanların taşlanmasını sağladık Onlara alevli ateş azabını






    Andolsun ki biz göğü yıldızlarla bezedik ve bazılarıyla şeytanların taşlanmasını sağladık Onlara alevli ateş azabını Mumsema "Andolsun ki biz, göğü yıldızlarla bezedik ve bazılarıyla şeytanların taşlanmasını sağladık. Onlara alevli ateş azabını hazırladık." (Mülk, 67/5) ayetini açıklar mısınız?


  2. 17.Eylül.2011, 16:53
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: "Andolsun ki biz, göğü yıldızlarla bezedik ve bazılarıyla şeytanların taşlanmasını sağladık. Onlara alevli ateş a




    Kur'an-ı Kerim'de ve hadisi şeriflerde, cin ve şeytanların, Peygamberimiz (asm) doğmadan önce, hatta vahiy gelmeye başlamadan önce gökyüzüne tırmanıp bazı olaylar ve insanların kaderine ait melekler tarafından icra edilmek üzere yola çıkmış bazı haberler hakkında önceden malumat sahibi olduğuna dair açıkça işaret edilmektedir. Konuyla ilgili bazı ayetler şöyle:
    "Onlar, artık mele-i a'laya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli azap vardır. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onuda delip geçen bir parlak ışık takip eder."

    "Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık."

    "Doğrusu biz (cinler) göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor."(1)
    Peygamberimiz (asm) doğduğu andan itibaren, özellikle vahiy gelmeye başladığı andan itibaren casus cin ve şeytanların kahinlerle olan irtibatlarına gölge düştü. Çünkü artık cahiliyye ve daha önceki dönemlerde kahinlere getirdikleri haberleri getiremez oldular. Zaten getirdikleri haberlerden bir tanesi doğruysa, yüz de yalan ilave ederek anlatıp kahinleri kandırıyorlardı. Yüzde biri doğru çıktığı için kısmen insanları aldatmaya muvaffak olan kahinler artık kimseyi aldatmaz oldular. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de
    "Onları, taşlanmış, (kovulmuş) her şeytandan koruduk, ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onunda peşine açık bir alev sütunu düşmüştür."

    "Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk." (2) buyurulmakatadır.
    Kahinler yoluyla cinlere casusluk yaptırılıp haber getirttikleri konusunda Bediüzzaman da şöyle bildirmektedir:

    "Resuli ekrem (asm) dünyaya geldikten sonra, özellikle veladet / doğum gecesinde yıldızların düşmesinin çoğalmasıdır ki; şu hadise şu yıldızların düşmesi şeytanların ve cinlerin gaybe ait haberlerden kesilmesine alamet ve işarettir. İşte madem Resuli Ekrem (asm) vahiy ile dünyaya çıktı. Elbette yarım yamalak ve yalanlar ile karışık kahinlerin ve gaibten haber verenlerin ve cinlerin ihbarlarına sed çekmek lazımdır ki, vahye bir şüphe iras etmesinler ve vahye benzemesin. Evet bi'setten evvel kahinlik çoktu. Kur'an nazil olduktan sonra onlara son verdi. Hatta çok kahinler imana geldiler. Çünkü daha cinler taifesinden olan muhbirlerini bulamadılar. Demek kuran hatime çekmiş."(3)
    Bunlardanda anlaşıldığı üzere, cinlerin semaya haber almak için çıktıklarında yıldızlar ve gök taşlarıyla kovalandıkları doğrudur. Şu varki, gök yüzünden düşen gök taşları atmosferde parçalanarak toz haline gelmektedir.


  3. 17.Eylül.2011, 16:53
    2
    Editör



    Kur'an-ı Kerim'de ve hadisi şeriflerde, cin ve şeytanların, Peygamberimiz (asm) doğmadan önce, hatta vahiy gelmeye başlamadan önce gökyüzüne tırmanıp bazı olaylar ve insanların kaderine ait melekler tarafından icra edilmek üzere yola çıkmış bazı haberler hakkında önceden malumat sahibi olduğuna dair açıkça işaret edilmektedir. Konuyla ilgili bazı ayetler şöyle:
    "Onlar, artık mele-i a'laya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli azap vardır. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onuda delip geçen bir parlak ışık takip eder."

    "Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık."

    "Doğrusu biz (cinler) göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor."(1)
    Peygamberimiz (asm) doğduğu andan itibaren, özellikle vahiy gelmeye başladığı andan itibaren casus cin ve şeytanların kahinlerle olan irtibatlarına gölge düştü. Çünkü artık cahiliyye ve daha önceki dönemlerde kahinlere getirdikleri haberleri getiremez oldular. Zaten getirdikleri haberlerden bir tanesi doğruysa, yüz de yalan ilave ederek anlatıp kahinleri kandırıyorlardı. Yüzde biri doğru çıktığı için kısmen insanları aldatmaya muvaffak olan kahinler artık kimseyi aldatmaz oldular. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de
    "Onları, taşlanmış, (kovulmuş) her şeytandan koruduk, ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onunda peşine açık bir alev sütunu düşmüştür."

    "Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk." (2) buyurulmakatadır.
    Kahinler yoluyla cinlere casusluk yaptırılıp haber getirttikleri konusunda Bediüzzaman da şöyle bildirmektedir:

    "Resuli ekrem (asm) dünyaya geldikten sonra, özellikle veladet / doğum gecesinde yıldızların düşmesinin çoğalmasıdır ki; şu hadise şu yıldızların düşmesi şeytanların ve cinlerin gaybe ait haberlerden kesilmesine alamet ve işarettir. İşte madem Resuli Ekrem (asm) vahiy ile dünyaya çıktı. Elbette yarım yamalak ve yalanlar ile karışık kahinlerin ve gaibten haber verenlerin ve cinlerin ihbarlarına sed çekmek lazımdır ki, vahye bir şüphe iras etmesinler ve vahye benzemesin. Evet bi'setten evvel kahinlik çoktu. Kur'an nazil olduktan sonra onlara son verdi. Hatta çok kahinler imana geldiler. Çünkü daha cinler taifesinden olan muhbirlerini bulamadılar. Demek kuran hatime çekmiş."(3)
    Bunlardanda anlaşıldığı üzere, cinlerin semaya haber almak için çıktıklarında yıldızlar ve gök taşlarıyla kovalandıkları doğrudur. Şu varki, gök yüzünden düşen gök taşları atmosferde parçalanarak toz haline gelmektedir.





+ Yorum Gönder