Konusunu Oylayın.: Ey müslüman abilerim ablalarım sabır denen şeyi nasıl yaparım?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ey müslüman abilerim ablalarım sabır denen şeyi nasıl yaparım?
  1. 17.Eylül.2011, 09:15
    1
    Misafir

    Ey müslüman abilerim ablalarım sabır denen şeyi nasıl yaparım?






    Ey müslüman abilerim ablalarım sabır denen şeyi nasıl yaparım? Mumsema ey müslüman abilerim ablalarım sabır denen şeyi nasıl yaparım bana bir cevap allah rızası için herkeze hayırlı günler bu siteden çok memnunum yapanlardan allah razı olsun,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,


  2. 17.Eylül.2011, 09:15
    1
    lalegün - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    lalegün
    Misafir



  3. 17.Eylül.2011, 13:15
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: ey müslüman abilerim ablalarım sabır denen şeyi nasıl yaparım?




    Bir adam sorusunu şöyle sordu:

    – Ya RâsulALLAH, bana öyle bir şey haber ver ki onu yapınca cennete gideyim! Şöyle cevap verdi ALLAH Râsulü, cennete gitmek isteyen adama:

    – ALLAH’ın senin hakkındaki kaza ve kaderine razı ol, şikâyet etme, istediğine kavuştun gitti!

    - Neden böyle? Çünkü insanın hayatında hep iyi şeyler yaşanmaz. Bazen yokluk, hastalık, çeşitli sıkıntılar hayatı sıkar, zorlaştırır. Dayanma gücünü azaltabilir..

    İşte böyle zor anlarda ALLAH’ın takdirine rıza göstermek, Müslüman’ın temel vasfıdır. Şayet bu temel vasfını koruyabilirise tabi.Bu vasfın imanlı insana kazandırdığı misilsiz sevabı Efendimiz (sas) bir hadislerinde şöyle ifade buyurmuşlardır: – Hayret edilir müminin ALLAH’ın takdiri karşısındaki teslimiyetine. ALLAH (cc)O'na üzücü bir musibet verse sabreder kazanır. Sevindirici bir nimet lütfetse şükreder kazanır! Daha doğrusu kadere razı olan mümin, başına gelen her hali teslimiyetle karşıladığından rahatlık gelse de kazanır, sıkıntı gelse de kazanır. Kadere razı olma hali onu her halde kazanma durumuna yükseltir.

    Şurası bir gerçektir ki; insan, hayatı boyunca maruz kaldığı sıkıntı ve musibetlere ne kadar dayanır, sabır ve teslimiyetle mukabele ederse o nisbette olgunlaşır, ALLAH yanında makamı yükselir.


    Bu konuda bir hadislerinde Efendimiz (sas) Hazretleri şöyle buyuruyor:

    – Sıkıntı ve musibetlere sabreden insanlar ALLAH yanında öyle yüce makamlara mazhar olurlar ki, ibadetleriyle o makamlara çıkamazlar!

    Nitekim bu konuyu bir misalle izah eden Lokman Hekim de şöyle der:

    – Nasıl madenin kıymetlisi ateşe verilince üzerindeki pası dökülüp altından öz cevheri meydana çıkarsa, ALLAH’ın sevdiği kulları da maruz kaldıkları musibetleri teslimiyet ve sabırla karşılayarak olgunlaşır, ALLAH’ın saf, temiz kulları olduklarını meydana çıkarmış olurlar.

    Başa gelen musibet ve sıkıntıları ikiye ayıran alimlerimiz derler ki:

    – Kulun maruz kaldığı musibetler bazen makamının yükselmesi için olur. Bazen de işlemiş olduğu günahın cezasının ahirete tehir edilmeyip burada verilmesinden dolayı olur. Her iki hal de kulun lehinedir. Kul bu inceliği bilirse tabii.

    Bu konuda yaşanmış şu olay fevkalade çarpıcı bir belge mahiyetindedir. Sahabeden bir zat, cahiliye devrinde tanıdığı bir kadınla karşılaşır yolda. Sohbetten sonra ayrılıp da giderken kadına doğru bakarak yürüdüğünden ayağı çukura girip yere düşer, kolu kırılır. Doğruca Râsulüllah’ın huzuruna gelen sahabi, durumu aynen anlatınca Efendimiz (sas) şöyle açıklamada bulunur:

    – ALLAH, bir kulunu severse onun işlemiş olduğu günahının cezasını burada takdir eder, ahirete tehir etmez! Böylece kul, burada cezasını çektiğinden ahirette kurtulur. Anlaşılan kolun kırılması, geriye doğru ısrarla bakmanın dünyevi bir cezası olarak yorumlanmıştır.

    Başa gelen sıkıntı ve üzücü o olaylar ister makamın yükselmesi için gelsin, isterse günahın cezası olarak musallat olsun sonuçta sabreden kazanır. Hatta kaybediyor gibi görünürken kazanır. ALLAH’ın takdirine rıza inancı insanı böylesine teslimiyetli hale getirir. Bu inanç sıkıntılara dayanma gücü verir, imanlı insanlar kolay kolay yıkılmaz, hep ayakta dururlar. Başkalarının boğulduğu yerlerde onların ayakları bile ıslanmaz.

    Aslında korkulacak musibet dine gelen musibettir. Dinin emrini yaşama imkanından mahrum kalma musibetidir. Bu musibetin insana kazandıracak bir şeyi yoktur. Ama dünyevi musibetler zahmetini burada bırakır rahmetini ahirete seninle gönderir. Onun kazancı kesindir

    AHMED ŞAHİN



  4. 17.Eylül.2011, 13:15
    2
    Silent and lonely rains



    Bir adam sorusunu şöyle sordu:

    – Ya RâsulALLAH, bana öyle bir şey haber ver ki onu yapınca cennete gideyim! Şöyle cevap verdi ALLAH Râsulü, cennete gitmek isteyen adama:

    – ALLAH’ın senin hakkındaki kaza ve kaderine razı ol, şikâyet etme, istediğine kavuştun gitti!

    - Neden böyle? Çünkü insanın hayatında hep iyi şeyler yaşanmaz. Bazen yokluk, hastalık, çeşitli sıkıntılar hayatı sıkar, zorlaştırır. Dayanma gücünü azaltabilir..

    İşte böyle zor anlarda ALLAH’ın takdirine rıza göstermek, Müslüman’ın temel vasfıdır. Şayet bu temel vasfını koruyabilirise tabi.Bu vasfın imanlı insana kazandırdığı misilsiz sevabı Efendimiz (sas) bir hadislerinde şöyle ifade buyurmuşlardır: – Hayret edilir müminin ALLAH’ın takdiri karşısındaki teslimiyetine. ALLAH (cc)O'na üzücü bir musibet verse sabreder kazanır. Sevindirici bir nimet lütfetse şükreder kazanır! Daha doğrusu kadere razı olan mümin, başına gelen her hali teslimiyetle karşıladığından rahatlık gelse de kazanır, sıkıntı gelse de kazanır. Kadere razı olma hali onu her halde kazanma durumuna yükseltir.

    Şurası bir gerçektir ki; insan, hayatı boyunca maruz kaldığı sıkıntı ve musibetlere ne kadar dayanır, sabır ve teslimiyetle mukabele ederse o nisbette olgunlaşır, ALLAH yanında makamı yükselir.


    Bu konuda bir hadislerinde Efendimiz (sas) Hazretleri şöyle buyuruyor:

    – Sıkıntı ve musibetlere sabreden insanlar ALLAH yanında öyle yüce makamlara mazhar olurlar ki, ibadetleriyle o makamlara çıkamazlar!

    Nitekim bu konuyu bir misalle izah eden Lokman Hekim de şöyle der:

    – Nasıl madenin kıymetlisi ateşe verilince üzerindeki pası dökülüp altından öz cevheri meydana çıkarsa, ALLAH’ın sevdiği kulları da maruz kaldıkları musibetleri teslimiyet ve sabırla karşılayarak olgunlaşır, ALLAH’ın saf, temiz kulları olduklarını meydana çıkarmış olurlar.

    Başa gelen musibet ve sıkıntıları ikiye ayıran alimlerimiz derler ki:

    – Kulun maruz kaldığı musibetler bazen makamının yükselmesi için olur. Bazen de işlemiş olduğu günahın cezasının ahirete tehir edilmeyip burada verilmesinden dolayı olur. Her iki hal de kulun lehinedir. Kul bu inceliği bilirse tabii.

    Bu konuda yaşanmış şu olay fevkalade çarpıcı bir belge mahiyetindedir. Sahabeden bir zat, cahiliye devrinde tanıdığı bir kadınla karşılaşır yolda. Sohbetten sonra ayrılıp da giderken kadına doğru bakarak yürüdüğünden ayağı çukura girip yere düşer, kolu kırılır. Doğruca Râsulüllah’ın huzuruna gelen sahabi, durumu aynen anlatınca Efendimiz (sas) şöyle açıklamada bulunur:

    – ALLAH, bir kulunu severse onun işlemiş olduğu günahının cezasını burada takdir eder, ahirete tehir etmez! Böylece kul, burada cezasını çektiğinden ahirette kurtulur. Anlaşılan kolun kırılması, geriye doğru ısrarla bakmanın dünyevi bir cezası olarak yorumlanmıştır.

    Başa gelen sıkıntı ve üzücü o olaylar ister makamın yükselmesi için gelsin, isterse günahın cezası olarak musallat olsun sonuçta sabreden kazanır. Hatta kaybediyor gibi görünürken kazanır. ALLAH’ın takdirine rıza inancı insanı böylesine teslimiyetli hale getirir. Bu inanç sıkıntılara dayanma gücü verir, imanlı insanlar kolay kolay yıkılmaz, hep ayakta dururlar. Başkalarının boğulduğu yerlerde onların ayakları bile ıslanmaz.

    Aslında korkulacak musibet dine gelen musibettir. Dinin emrini yaşama imkanından mahrum kalma musibetidir. Bu musibetin insana kazandıracak bir şeyi yoktur. Ama dünyevi musibetler zahmetini burada bırakır rahmetini ahirete seninle gönderir. Onun kazancı kesindir

    AHMED ŞAHİN



  5. 17.Eylül.2011, 13:35
    3
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: ey müslüman abilerim ablalarım sabır denen şeyi nasıl yaparım?

    zahidlerden birine birisi
    "bugün hava çok soğuk" demiş
    zahid de ona
    "ne oldu? böyle söyleyince ısındın mı?" demiş

    sabretmen gereken şeye sabretmesen kaç yazar?
    keskin sirke küpüne zarar


  6. 17.Eylül.2011, 13:35
    3
    âb ü kil
    zahidlerden birine birisi
    "bugün hava çok soğuk" demiş
    zahid de ona
    "ne oldu? böyle söyleyince ısındın mı?" demiş

    sabretmen gereken şeye sabretmesen kaç yazar?
    keskin sirke küpüne zarar





+ Yorum Gönder