Konusunu Oylayın.: İslamda istişarenin gerekliliği nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslamda istişarenin gerekliliği nedir?
  1. 11.Eylül.2011, 14:27
    1
    Misafir

    İslamda istişarenin gerekliliği nedir?

  2. 11.Eylül.2011, 16:53
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: islamda istişarenin gerekliliği nedir?




    Herhangi bir konuda doğruya ulaşmak veya yaklaşmak için bir başkasinin görüşüne başvurma Müşavere, şivar, meşvure, meşvere, meşüre, istişare, danişip işaret ve görüş almak anlamina geldiği gibi, müşavere ve işaret ari kovanindan bal almak, rey vermek manalarina da kullanilir. Toplanip meşveret eden cemaate de şüra denir (ibn Manzür, Lisanü'l-Arab, iV, 434-437 Zebidi, Tacu'l-Arüs, iii, 318-320 Elmalili, Hak Dini, istanbul 1979, ii, 1213). istişarenin lügat manasi ile ist ilah manasi arasinda yakin bir bağ vardır

    Çeşitli görüşlere başvurmak suretiyle doğruyu elde etmek veya ona yaklaşmalarinin çeşitli çiçeklerden gerekli malzemeyi alip işledikten sonra ortaya çikardiği bali kovandan almasi gibidir. Bu bakimdan Kur'an-i Kerim olayin ehemmiyetini şu şekilde ortaya koymuştur iş hususunda onlarla müşavere et (Alu imran, 3/159) Onlarin işleri aralarinda istişare iledir (Şüra, 42/38).

    istişare, kişinin kendisini ilgilendiren konularda bir başkasinin görüşüne başvurmasi veya idarecilerin ümmetin durumunu ilgilendiren konularda müşaverede bulunmasi şeklinde iki cepheden ele alinabilir. Birinci durumda istişare sünnettir (Nevevi, Şerhu'l, Müslim, Kahire 1347-49/1929-30, iV, 76).

    idarecilerin ümmetin durumunu ilgilendiren konularda istişarede, bulunmasinin hükmü konusunda ise farkli görüşler vardir. iş hususunda onlarla istişare et (Alu imran, 3/159) ayetinin vücüb mu nedb mi ifade ettiği konusunda ulema ihtilaf etmişlerdir.

    Malikiler dini konularda islam devletinin yönetimi ile ilgili mevzularda idarecilerin istişarede bulunmalarinin vacipolduğu görüşündedirler. Hatta ibn Atiyye ve ibn Hüveyzimendad böyle bir durumda alimlere danişmayan idarecinin azlinin vacib olduğunu savunmuşlardir (Kurtubi, el- cami li-ahkami'l-Kur'an, Kahire 138687/1966-67, iV, 249-250 M. Tahir b. aşür, et-Tahrir ve't-Tenvir, Tunus 1984, iV, 148)

    imam Şafii istişareyi nedb'e hamletmiş, ancak daha sonraki Şafii fukahasi ayetin vücub ifade ettiği görüşünü benimsemişlerdir (Fahreddin er-Razi, Mefatihu'l-Gayb, Kahire 1934-62, iX, 76 Nevevi, a.g.e., iV, 76). Bu konuda Hanefilere nisbet edilen bir görüş bulunmamakla birlikte, Cessas (v.370/980)'in Şüra(42) 38. ayetinin tefsirinde istişarenin, iman ve namaz kilmakla birlikte ele alinmasi, konunun önemine ve bizim bununla emrolunduğumuza delalet etmektedir şeklindeki sözünden istişarenin vacipolduğu görüşünü benimsediğini anliyoruz (Cessas, Ahkamü'l-Kur'an, Beyrut, ts., V, 263 M. Tahir b. Aşür, a.g.e, iV, 148).

    Hz. Peygamber (s.a.s) istişareye teşvik etmiş kendisi de Bedir'de Ebü Sufyan'in geldiğini haber alinca ne gibi tedbir alinacaği konusunda Ensar'la müşavere etmiş ayrica Bedir esirleri konusunda, Uhud ve Hendek Gazvelerinde, Hudeybiye'de, Taif Seferinde, ifk hadisesinde, ezan konusunda olduğu gibi birçok mevzuda ashabiyla istişare etmiştir. Hatta Ebü Hureyre, Rasülullah'tan daha çok ashabiyla istişare eden kimse görmediğini belirtmektedir. Bundan dolayi ibn Teymiyye idareciler istişareden muaf olamazlar

    Çünkü allah onu peygamberine emretmiştir, demektedir (ibn Teymiyye, es-Siyasetü'ş Şer'iyye (Mecmü'u Fe tava içinde), Riyad 1381-86, XXVi il, 386, 387 Hemmam Abdurrahim Sa'd, Arzu'l Ehadisi'n-Nebeviyye el-Müteallike bi'ş-Şüra (eş-Şüra fi'l-islam içinde), Amman 1989, 1, 85-107). Bunun yanisira sahabe ve özellikle Hulefa-i raşidin istişareye, büyük önem vermişler, Hz. Ebü Bekir ve Ömer (r.a) istişare etmek üzere Hz. Osman, Hz. Ali, Abdurrahman b. Avf, Muaz b. Cebel, Ubey b. Ka'b, Zeyd b. Sabit ve diğer ashab'tan oluşan birer müşavere heyeti oluşturmuşlardir (ibn Sa'd, et-Tabakat (nşr. ihsan Abbas), Beyrut 1388/1968, ii, 350-352 Beyhaki, es-Sünenü'l-Kübra, Haydarabad 1355, X, 114- 115 Müttaki el-Hindi. Kenzu'l-Um mal, Beyrut 1405/1985, V, 627 Said ramazan el-Büt, eş-Şüra si Cahdi'l-Hulefai'r-Raşidin (eş-Şüra fi'l-islam içinde), l, 113-167).

    islam hükümeti Alu imran 3/159. ayette belirtildiği üzere meşveret (istişare) esasi üzerine kurulmuştur (Abdülkerim Zeydan, el- Veciz f usüli'l fikh, Bağdad 1405/1985, s. 358 M. Hamidullah, islam Peygamberi (Trc. S. Tuğ), istanbul 1980 ii, 942). Bu özelliğiyle islam idaresi bir şahsin diktatörlüğüne dayanan otokrasiden kendisinde ilahi bir sifat olduğu iddiasiyla ortaya çikan kişinin idaresine dayanan teokrasiden üstün azinlik sinifinin hakimiyetine dayanan oligarşiden kişilerin heva ve heveslerine göre idare ettiği demagojiden ayrilir (izzüddin et-Temimi, eş-Şüra beyne'l-Esale ve'l-Muasira, Amman 1405/1985, s. 27-28).

    islam'daki istişare sistemi çoğunluk veya azinlik-farki gözetilmeksizin imkan dahilinde herkesin görüşünü almayi gerektirmekte bunun yaninda görüşler içinde tercihe şayan olanin parmak hesabiyla değil, derin ve tarafsiz akli araştirma neticesi tesbit edilmiş olanin tatbik mecburiyetini içermektedir (Ma'ruf ed-Devalibi, islam'da devlet ve iktidar (trc. Mehmed S. Hatipoğlu), istanbul 1985, s. 55). Bu sistem iktidar nazariyesinde bir yenilik olup, kapitalist demokratik rejimlerdeki şekliyle ekseriyetin ekalliyete sosyalist demokratik rejimlerde olduğu gibi ekalliyetin ekseriyete tahakkümünü safdişi etmektedir. Bununla beraber islami müşavere sistemi arzu edilen neticeyi verebilmesi için belli bir pedagojik (terbiyevi) hazirlik devresini gerektirmektedir (Devalibi, a.g.e., s. 56).

    Devlet başkaninin istişare edeceği heyet değişik bir kadro teşkil edebilir. Şura meclisi Uhud savaşinda Hz. Peygamberin müslümanlarla istişaresinde olduğu gibi bazen halkin çoğunluğu (Ahmed b. Hanbel, Müsned, iii, 351) bazen Havazin ganimetleri meselesinde olduğu gibi istişare aninda mevcut müslümanlarin tamami bazen Hendek muhaşarasinda Gatafan'in çekilmesi için yapilacak antlaşmalarda görüldüğü üzere Sa'd b. Muaz ve Sa'd b. U bade gibi kendi kavimleri içinden yükselmiş kişiler (Abdurrezzak, el-Musannef, Beyrut 1403/1983, V, 367-368 Heysemi, Mecmau'z Zevaid, Beyrut 1967, Vi, 130-133) bazen de Bedir esirleri konusunda olduğu gibi, müslümanlarin bir kismi şüra meclisini oluştururlar (Ahmed b. Hanbel, a.g.e., iii, 105, 188, 219-220 Abdülkerim Zeydan, islam'da Ferd ve devlet, istanbul 1978, s. 99-100). Ancak şüra meclisi kimlerden oluşursa oluşsun ortaya çikan hükümler İslam'in genel prensiplerine aykiri olamayacağindan, halk üzerinde keyfi bir idare, diktatörlük, zulüm ve adaletsizlik meydana getirmeyecektir. Zira islam adil bir sistemdir.

    Devlet erkani bilmedikleri ve içinden çikamadiklari dini konularda alimlerle cihadla ilgili konularda ordu komutanlariyla ümmetin menfaatine yönelik mevzularda halk büyükleriyle memleket davalarinda yazarlar, nazirlar, işçi ve memur temsilcileriyle istişare etmeleri durumunda bu prensip amacina ulaşir. istişare yap ilan kişiler hakkiyla dindar, bilgili (sahasinda uzman), akilli ve tecrübeli olmalidir (Kurtubi, a.g.e., iV, 249-250).

    istişare bir nevi ictihad demektir. Konusunu ise Kur'an ve Sünnetin açikça beyan etmediği konular teşkil eder (Şerbasi, Yes'elüneke fi'd-dini ve'l-Hayat, Beyrut 1980, iV, 169 M. Vehbi, Hulasatü'l- beyan, istanbul, ts. (Üçdal), ii, 766). Devlet başkani ile şura meclisi arasinda anlaşmazlik çikmasi halinde, ihtilaf konusunu tartişip inceledikten sonra görüş bildirecek bilirkişilerden oluşacak hakem heyeti kurulabilir


  3. 11.Eylül.2011, 16:53
    2
    Editör



    Herhangi bir konuda doğruya ulaşmak veya yaklaşmak için bir başkasinin görüşüne başvurma Müşavere, şivar, meşvure, meşvere, meşüre, istişare, danişip işaret ve görüş almak anlamina geldiği gibi, müşavere ve işaret ari kovanindan bal almak, rey vermek manalarina da kullanilir. Toplanip meşveret eden cemaate de şüra denir (ibn Manzür, Lisanü'l-Arab, iV, 434-437 Zebidi, Tacu'l-Arüs, iii, 318-320 Elmalili, Hak Dini, istanbul 1979, ii, 1213). istişarenin lügat manasi ile ist ilah manasi arasinda yakin bir bağ vardır

    Çeşitli görüşlere başvurmak suretiyle doğruyu elde etmek veya ona yaklaşmalarinin çeşitli çiçeklerden gerekli malzemeyi alip işledikten sonra ortaya çikardiği bali kovandan almasi gibidir. Bu bakimdan Kur'an-i Kerim olayin ehemmiyetini şu şekilde ortaya koymuştur iş hususunda onlarla müşavere et (Alu imran, 3/159) Onlarin işleri aralarinda istişare iledir (Şüra, 42/38).

    istişare, kişinin kendisini ilgilendiren konularda bir başkasinin görüşüne başvurmasi veya idarecilerin ümmetin durumunu ilgilendiren konularda müşaverede bulunmasi şeklinde iki cepheden ele alinabilir. Birinci durumda istişare sünnettir (Nevevi, Şerhu'l, Müslim, Kahire 1347-49/1929-30, iV, 76).

    idarecilerin ümmetin durumunu ilgilendiren konularda istişarede, bulunmasinin hükmü konusunda ise farkli görüşler vardir. iş hususunda onlarla istişare et (Alu imran, 3/159) ayetinin vücüb mu nedb mi ifade ettiği konusunda ulema ihtilaf etmişlerdir.

    Malikiler dini konularda islam devletinin yönetimi ile ilgili mevzularda idarecilerin istişarede bulunmalarinin vacipolduğu görüşündedirler. Hatta ibn Atiyye ve ibn Hüveyzimendad böyle bir durumda alimlere danişmayan idarecinin azlinin vacib olduğunu savunmuşlardir (Kurtubi, el- cami li-ahkami'l-Kur'an, Kahire 138687/1966-67, iV, 249-250 M. Tahir b. aşür, et-Tahrir ve't-Tenvir, Tunus 1984, iV, 148)

    imam Şafii istişareyi nedb'e hamletmiş, ancak daha sonraki Şafii fukahasi ayetin vücub ifade ettiği görüşünü benimsemişlerdir (Fahreddin er-Razi, Mefatihu'l-Gayb, Kahire 1934-62, iX, 76 Nevevi, a.g.e., iV, 76). Bu konuda Hanefilere nisbet edilen bir görüş bulunmamakla birlikte, Cessas (v.370/980)'in Şüra(42) 38. ayetinin tefsirinde istişarenin, iman ve namaz kilmakla birlikte ele alinmasi, konunun önemine ve bizim bununla emrolunduğumuza delalet etmektedir şeklindeki sözünden istişarenin vacipolduğu görüşünü benimsediğini anliyoruz (Cessas, Ahkamü'l-Kur'an, Beyrut, ts., V, 263 M. Tahir b. Aşür, a.g.e, iV, 148).

    Hz. Peygamber (s.a.s) istişareye teşvik etmiş kendisi de Bedir'de Ebü Sufyan'in geldiğini haber alinca ne gibi tedbir alinacaği konusunda Ensar'la müşavere etmiş ayrica Bedir esirleri konusunda, Uhud ve Hendek Gazvelerinde, Hudeybiye'de, Taif Seferinde, ifk hadisesinde, ezan konusunda olduğu gibi birçok mevzuda ashabiyla istişare etmiştir. Hatta Ebü Hureyre, Rasülullah'tan daha çok ashabiyla istişare eden kimse görmediğini belirtmektedir. Bundan dolayi ibn Teymiyye idareciler istişareden muaf olamazlar

    Çünkü allah onu peygamberine emretmiştir, demektedir (ibn Teymiyye, es-Siyasetü'ş Şer'iyye (Mecmü'u Fe tava içinde), Riyad 1381-86, XXVi il, 386, 387 Hemmam Abdurrahim Sa'd, Arzu'l Ehadisi'n-Nebeviyye el-Müteallike bi'ş-Şüra (eş-Şüra fi'l-islam içinde), Amman 1989, 1, 85-107). Bunun yanisira sahabe ve özellikle Hulefa-i raşidin istişareye, büyük önem vermişler, Hz. Ebü Bekir ve Ömer (r.a) istişare etmek üzere Hz. Osman, Hz. Ali, Abdurrahman b. Avf, Muaz b. Cebel, Ubey b. Ka'b, Zeyd b. Sabit ve diğer ashab'tan oluşan birer müşavere heyeti oluşturmuşlardir (ibn Sa'd, et-Tabakat (nşr. ihsan Abbas), Beyrut 1388/1968, ii, 350-352 Beyhaki, es-Sünenü'l-Kübra, Haydarabad 1355, X, 114- 115 Müttaki el-Hindi. Kenzu'l-Um mal, Beyrut 1405/1985, V, 627 Said ramazan el-Büt, eş-Şüra si Cahdi'l-Hulefai'r-Raşidin (eş-Şüra fi'l-islam içinde), l, 113-167).

    islam hükümeti Alu imran 3/159. ayette belirtildiği üzere meşveret (istişare) esasi üzerine kurulmuştur (Abdülkerim Zeydan, el- Veciz f usüli'l fikh, Bağdad 1405/1985, s. 358 M. Hamidullah, islam Peygamberi (Trc. S. Tuğ), istanbul 1980 ii, 942). Bu özelliğiyle islam idaresi bir şahsin diktatörlüğüne dayanan otokrasiden kendisinde ilahi bir sifat olduğu iddiasiyla ortaya çikan kişinin idaresine dayanan teokrasiden üstün azinlik sinifinin hakimiyetine dayanan oligarşiden kişilerin heva ve heveslerine göre idare ettiği demagojiden ayrilir (izzüddin et-Temimi, eş-Şüra beyne'l-Esale ve'l-Muasira, Amman 1405/1985, s. 27-28).

    islam'daki istişare sistemi çoğunluk veya azinlik-farki gözetilmeksizin imkan dahilinde herkesin görüşünü almayi gerektirmekte bunun yaninda görüşler içinde tercihe şayan olanin parmak hesabiyla değil, derin ve tarafsiz akli araştirma neticesi tesbit edilmiş olanin tatbik mecburiyetini içermektedir (Ma'ruf ed-Devalibi, islam'da devlet ve iktidar (trc. Mehmed S. Hatipoğlu), istanbul 1985, s. 55). Bu sistem iktidar nazariyesinde bir yenilik olup, kapitalist demokratik rejimlerdeki şekliyle ekseriyetin ekalliyete sosyalist demokratik rejimlerde olduğu gibi ekalliyetin ekseriyete tahakkümünü safdişi etmektedir. Bununla beraber islami müşavere sistemi arzu edilen neticeyi verebilmesi için belli bir pedagojik (terbiyevi) hazirlik devresini gerektirmektedir (Devalibi, a.g.e., s. 56).

    Devlet başkaninin istişare edeceği heyet değişik bir kadro teşkil edebilir. Şura meclisi Uhud savaşinda Hz. Peygamberin müslümanlarla istişaresinde olduğu gibi bazen halkin çoğunluğu (Ahmed b. Hanbel, Müsned, iii, 351) bazen Havazin ganimetleri meselesinde olduğu gibi istişare aninda mevcut müslümanlarin tamami bazen Hendek muhaşarasinda Gatafan'in çekilmesi için yapilacak antlaşmalarda görüldüğü üzere Sa'd b. Muaz ve Sa'd b. U bade gibi kendi kavimleri içinden yükselmiş kişiler (Abdurrezzak, el-Musannef, Beyrut 1403/1983, V, 367-368 Heysemi, Mecmau'z Zevaid, Beyrut 1967, Vi, 130-133) bazen de Bedir esirleri konusunda olduğu gibi, müslümanlarin bir kismi şüra meclisini oluştururlar (Ahmed b. Hanbel, a.g.e., iii, 105, 188, 219-220 Abdülkerim Zeydan, islam'da Ferd ve devlet, istanbul 1978, s. 99-100). Ancak şüra meclisi kimlerden oluşursa oluşsun ortaya çikan hükümler İslam'in genel prensiplerine aykiri olamayacağindan, halk üzerinde keyfi bir idare, diktatörlük, zulüm ve adaletsizlik meydana getirmeyecektir. Zira islam adil bir sistemdir.

    Devlet erkani bilmedikleri ve içinden çikamadiklari dini konularda alimlerle cihadla ilgili konularda ordu komutanlariyla ümmetin menfaatine yönelik mevzularda halk büyükleriyle memleket davalarinda yazarlar, nazirlar, işçi ve memur temsilcileriyle istişare etmeleri durumunda bu prensip amacina ulaşir. istişare yap ilan kişiler hakkiyla dindar, bilgili (sahasinda uzman), akilli ve tecrübeli olmalidir (Kurtubi, a.g.e., iV, 249-250).

    istişare bir nevi ictihad demektir. Konusunu ise Kur'an ve Sünnetin açikça beyan etmediği konular teşkil eder (Şerbasi, Yes'elüneke fi'd-dini ve'l-Hayat, Beyrut 1980, iV, 169 M. Vehbi, Hulasatü'l- beyan, istanbul, ts. (Üçdal), ii, 766). Devlet başkani ile şura meclisi arasinda anlaşmazlik çikmasi halinde, ihtilaf konusunu tartişip inceledikten sonra görüş bildirecek bilirkişilerden oluşacak hakem heyeti kurulabilir





+ Yorum Gönder