Konusunu Oylayın.: Hz. Aişe (r.a) Peygamberimize hitaben "Vallahi rabbin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum" dediği ve bu söz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Aişe (r.a) Peygamberimize hitaben "Vallahi rabbin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum" dediği ve bu söz
  1. 10.Eylül.2011, 15:46
    1
    Misafir

    Hz. Aişe (r.a) Peygamberimize hitaben "Vallahi rabbin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum" dediği ve bu söz






    Hz. Aişe (r.a) Peygamberimize hitaben "Vallahi rabbin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum" dediği ve bu söz Mumsema Hz. Aişe (r.a) Peygamberimize hitaben "Vallahi rabbin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum" dediği ve bu sözle cinsel arzuların yerine getirildiği iddiasına ne dersiniz?


  2. 10.Eylül.2011, 15:46
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Eylül.2011, 18:57
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hz. Aişe (r.a) Peygamberimize hitaben "Vallahi rabbin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum" dediği ve




    Hadisin tamamı şöyledir: Hişam (bin Urve) babasından naklen anlatıyor: Havle binti Hakîm, kendini Peygamber'e hibe eden kadınlardan biriydi. Bunun bu davranışı üzerine Âişe:

    “Kadın kendini erkeğe hibe etmekten haya etmiyor mu?” dedi.

    "Resulum! Eşlerinden dilediğini bir süre ihmal edip dilediğini de yanına alabilirsin. Kendisinden bir süre uzak durduğun eşlerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebâl yoktur. Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları bakımından daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah alîmdir, halîmdir/her şeyi hakkıyla bilir, müsamahası boldur”(Ahzâb, 33/51) âyeti inince de Âişe:“Yâ Rasülallah! Vallahi bana öyle geliyor ki, Rabb'in (kadınların değil) ancak Senin arzunu/rızanı, hoşnutluğunu tahakkuk ettirmek için böyle çabuk davranıyor” dediğini belirtmiştir(Buharî, Nikah,29; Müslim, Reda’ 49).

    İbn Hacer’in-Kurtubî’den naklen- belirttiğine göre, hadiste yer alan “heva” kelimesi “rıza” manasında kullanılmıştır. Çünkü, Hz. Aişe “O heva ve hevesinden konuşmaz”(Necm, 53/3) mealindeki ayette belirtildiği üzere, Hz. Peygamberin heva -hevesinin söz konusu olmayacağını çok iyi bilmektedir. Ancak, bu konuda -kendilerini Resulullah’a hibe den- kadınlara karşı duyduğu öfke ve fazla kıskançlık onu bu tabiri kullanmaya sürüklemiştir(İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi).

    Konu İlgili ayette meal olarak yer alan “Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları bakımından daha münasiptir” ifadesi Hz. Peygamberin eşlerinin hoşnutluklarının daha fazla göz önünde bulundurulduğunu göstermektedir. Hz. Aişe’nin o ifadesi biraz hissi gibi görünüyor. Bir insan olarak o anda eşler arasında olabilen bir konuşma tarzını tercih etmiş, onunla kendilerini Resulullah'a hibe eden kadınlara karşı duyduğu kıskançlık damarını tatmin etmiştir. Bu duygusal davranışı Hz. Aişe’nin o mualla konumunu asla zedelemez.

    Burada cinsellik kavramını ön plana çıkarmak isabetli değildir. Hz. Aişe’nin ifadesinde yer alan “heva” sözcüğü, cinsellikle ilgili heva değil, genel olarak onun hoşnutluk ve rızasının gözetildiğini, bununla da Allah’ın resulünü ne kadar sevdiğini, ona ne kadar değer verdiğini vurgulayan bir ifadedir. Nitekim, İmam Nevevî de Hz. Aişe’nin bu ifadesini şöyle açıklamıştır: “Yani; Allah senin bütün işlerini kolaylaştırıyor, zorluklarını gideriyor, zaten bunun için seni (peygamber olarak)seçmiştir”(Nevevî, ilgili hadisin şerhi).

    Şunu da unutmamak gerekir ki, insanın bakış açısı, işlerin mahiyetini değiştirir, kömürü elmasa, elması da kömüre dönüştürür. Bunun gibi, bu konuda da imanı sağlam bir müminin bundan rahatsızlık duyacak bir şeyi olmamalıdır. Çünkü, mevzu bahis Allah’ın resulüdür. Konuşan ise, onun en sevdiği ve Kur’an’ın övgüsüne mazhar olmuş biricik eşidir. Allah’ın şanına, elçisinin kadr-u kıymetine yakışan İmam Nevevî gibi alimlerin değerlendirmesi dururken, dinini çoktan dünyaya satan Turan Dursun gibilerin zırvalarına iltifat etmek, imanla bağdaşır bir şey değildir.



  4. 10.Eylül.2011, 18:57
    2
    Silent and lonely rains



    Hadisin tamamı şöyledir: Hişam (bin Urve) babasından naklen anlatıyor: Havle binti Hakîm, kendini Peygamber'e hibe eden kadınlardan biriydi. Bunun bu davranışı üzerine Âişe:

    “Kadın kendini erkeğe hibe etmekten haya etmiyor mu?” dedi.

    "Resulum! Eşlerinden dilediğini bir süre ihmal edip dilediğini de yanına alabilirsin. Kendisinden bir süre uzak durduğun eşlerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebâl yoktur. Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları bakımından daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah alîmdir, halîmdir/her şeyi hakkıyla bilir, müsamahası boldur”(Ahzâb, 33/51) âyeti inince de Âişe:“Yâ Rasülallah! Vallahi bana öyle geliyor ki, Rabb'in (kadınların değil) ancak Senin arzunu/rızanı, hoşnutluğunu tahakkuk ettirmek için böyle çabuk davranıyor” dediğini belirtmiştir(Buharî, Nikah,29; Müslim, Reda’ 49).

    İbn Hacer’in-Kurtubî’den naklen- belirttiğine göre, hadiste yer alan “heva” kelimesi “rıza” manasında kullanılmıştır. Çünkü, Hz. Aişe “O heva ve hevesinden konuşmaz”(Necm, 53/3) mealindeki ayette belirtildiği üzere, Hz. Peygamberin heva -hevesinin söz konusu olmayacağını çok iyi bilmektedir. Ancak, bu konuda -kendilerini Resulullah’a hibe den- kadınlara karşı duyduğu öfke ve fazla kıskançlık onu bu tabiri kullanmaya sürüklemiştir(İbn Hacer, ilgili hadisin şerhi).

    Konu İlgili ayette meal olarak yer alan “Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları bakımından daha münasiptir” ifadesi Hz. Peygamberin eşlerinin hoşnutluklarının daha fazla göz önünde bulundurulduğunu göstermektedir. Hz. Aişe’nin o ifadesi biraz hissi gibi görünüyor. Bir insan olarak o anda eşler arasında olabilen bir konuşma tarzını tercih etmiş, onunla kendilerini Resulullah'a hibe eden kadınlara karşı duyduğu kıskançlık damarını tatmin etmiştir. Bu duygusal davranışı Hz. Aişe’nin o mualla konumunu asla zedelemez.

    Burada cinsellik kavramını ön plana çıkarmak isabetli değildir. Hz. Aişe’nin ifadesinde yer alan “heva” sözcüğü, cinsellikle ilgili heva değil, genel olarak onun hoşnutluk ve rızasının gözetildiğini, bununla da Allah’ın resulünü ne kadar sevdiğini, ona ne kadar değer verdiğini vurgulayan bir ifadedir. Nitekim, İmam Nevevî de Hz. Aişe’nin bu ifadesini şöyle açıklamıştır: “Yani; Allah senin bütün işlerini kolaylaştırıyor, zorluklarını gideriyor, zaten bunun için seni (peygamber olarak)seçmiştir”(Nevevî, ilgili hadisin şerhi).

    Şunu da unutmamak gerekir ki, insanın bakış açısı, işlerin mahiyetini değiştirir, kömürü elmasa, elması da kömüre dönüştürür. Bunun gibi, bu konuda da imanı sağlam bir müminin bundan rahatsızlık duyacak bir şeyi olmamalıdır. Çünkü, mevzu bahis Allah’ın resulüdür. Konuşan ise, onun en sevdiği ve Kur’an’ın övgüsüne mazhar olmuş biricik eşidir. Allah’ın şanına, elçisinin kadr-u kıymetine yakışan İmam Nevevî gibi alimlerin değerlendirmesi dururken, dinini çoktan dünyaya satan Turan Dursun gibilerin zırvalarına iltifat etmek, imanla bağdaşır bir şey değildir.






+ Yorum Gönder