Konusunu Oylayın.: Bir ayette Peygamber Efendimizin evine misafirler gitmesin diyor, bunu nasıl açıklayabiliriz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bir ayette Peygamber Efendimizin evine misafirler gitmesin diyor, bunu nasıl açıklayabiliriz?
  1. 10.Eylül.2011, 11:56
    1
    Misafir

    Bir ayette Peygamber Efendimizin evine misafirler gitmesin diyor, bunu nasıl açıklayabiliriz?






    Bir ayette Peygamber Efendimizin evine misafirler gitmesin diyor, bunu nasıl açıklayabiliriz? Mumsema Bir ayette Peygamber Efendimizin evine misafirler gitmesin diyor, bunu nasıl açıklayabiliriz?


  2. 10.Eylül.2011, 11:57
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Bir ayette Peygamber Efendimizin evine misafirler gitmesin diyor, bunu nasıl açıklayabiliriz?




    Hz. Peygamber (sav) Zeyneb (ra)'le evlenmişlerdi ki, annem Ümmü Süleym bana:

    "Resulullah (sav)'a bir hediyede bulunsak." dedi. Ben kendisine: "Bir şeyler yap!" dedim. Bunun üzerine hurma ve yağ ve keş getirdi, bir tencereye koyarak bunlarla yemek yaptı ve benimle gönderdi. Resulullah (sav)'a götürdüm.

    "Yemeği bırak!" dedi. Sonra bana emredip: "Bana falancaları çağır." dedi ve teker teker isimlerim söyledi. Ayrıca: "Kime rastlarsan çağır." diye emretti.

    Enes der ki: Emri yerine getirdim, sonra döndüm. Ev insanlarla dolmuştu. Resulullah (sav) elini mezkur yemeğin üzerine koydu ve Allah'tan başka kimsenin bilmediği bir şeyler söyledi. Sonra cemaati onar onar çağırdı. Herkes o yemekten yiyordu. Resulullah (sav) yiyenlere:

    "Yemeğe Allah'ın ismini zikrederek başlayın! Herkes önünden yesin!" dedi. Bu hal herkesin yemekten yeyip dağılmasına kadar devam etti. Sonunda çıkanlar çıktı. Bazıları da kalıp sohbete devam ettiler. Bir müddet sonra Resulullah (sav) da çıkıp hücrelere doğru yürüdü. Peşi sıra ben de çıktım ve:

    "Davetliler gitti artık!" dedim. Resulullah (sav) evine geri döndü (ve derhal vahiy alameti olan) örtüyü üzerine çekti. Bu sırada ben hücrede idim. (Vahiy hali geçince) o (sav) şu vahyi okuyordu:

    "Ey iman edenler, (bundan sonra) Peygamberin evlerine -yemeğe davet olunmaksızın, vaktine de bakmaksızın- girmeyin. Fakat davet olunduğunuz zaman girin. Yemeği yiyince dağılın. Söz dinlemek veya sohbet etmek için de (izinsiz) girmeyin. Çünkü bu Peygamber'e eza vermekte, o sizden utanmaktadır. Allah ise, hak(kı açıklamak)tan çekinmez." (Ahzab, 33/53) (1)
    Ayrıca İslâm dininde meskenlere giriş çıkışların belli esaslar dahilinde yapılması istenmiş ve şöyle buyurulmuştur:
    "Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz..." (Nûr, 24/27-29).
    Görüldüğü gibi eve girerken izin isteme ve ev sahibine selâm verme, Kur'ân'ın emrettiği bir görgü kuralıdır. Hatta evden çıkarken bile izin istemek, inanmış olmanın gerektirdiği ince bir davranıştır (Nûr, 24/62). Özellikle şu üç vakitte -ev halkından olanların bile- mutlaka izin isteyerek evlere girmeleri gerektiği şöyle belirtilmiştir:
    "Ey inananlar! Ellerinizin altında olan köle ve cariyeler ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar (çocuklar), üç vakitte odalarınıza girebilmek için izin istesinler: Sabah namazından önce, öğleden sonra elbiselerinizi çıkarıp yatacağınız vakit ve yatsı namazından sonra. Bunlar sizin üstünüzün açılabileceği üç vakittir. Bunların dışında hizmetçilerin ve çocukların, izin almadan içeri girmelerinden dolayı size ve onlara bir günah yoktur..." (Nur, 24/58).
    Bu üç vakitte, özel durumlarından dolayı, anne-babanın odasına köle ve çocukların izinsiz girmesi yasaklanmıştır. Bulûğ çağına ermiş çocuklar ise, her zaman izin isteyeceklerdir (Nur, 24/59). Eve girerken de mutlaka selam verilmesi istenmiş ve şöyle buyurulmuştur:
    "...Evlere girdiğiniz vakit Allah tarafından kutlu, güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (kendinizden olan ev halkına) selâm verin..." (Nûr, 24/61).
    Hz. Peygamber (asm) de, Enes b. Malik'e şu tavsiyede bulunmuştur:
    "Yavrucuğum, ailenin yanına girdiğin zaman selâm ver. Bu, kendin ve ev halkı için berekettir." (Tirmizî, İsti'zân, IO).
    Evlere izinsiz girilmesinin yasaklanması, özel hayatın korunması amacına yöneliktir. Binaenaleyh, evlere izinsiz ve habersiz girilmesi ile özel hayatın gizliliği ihlâl edilmiş olur. Uyulması istenen kurallardan birisi de, evlere kapılarından girilmesidir. Çünkü Kur'ân-ı Kerim'de:
    "Evlere arkalarından girmeniz iyi değildir... evlere kapılarından girin..." (Bakara, 2/189)
    buyurulmuştur. Böylece cahiliyye devri âdetlerinden olan, eve arkadan veya pencereden girme alışkanlığı da kaldırılmıştır. (Fahruddin er-Râzi, Mefâtîhu'l-Gayb, II, 144).

    Verilen bilgilerden de anlaşılacağı gibi, başkasına ait olup hiç bir suretle giriş hakkı bulunmayan evlere girmek için mutlaka izin almak gerekir. Yoksa yapılan hareket meskene tecavüz sayılır. Hane halkının o kimseye karşı her türlü savunma hakkı doğar. Bu arada korku veya yanlışlıkla bir yakının yaralanması veya öldürülmesi muhtemeldir. Bu yüzden, girme hakkı bulunan evlere veya odalara bile girerken izin istemek veya kapıyı ya da zili çalmak hem edebe uygun, hem de bir tedbirdir. İzin isteme işi de üç defa yapılmalı, üçüncüde de izin verilmezse geri dönülmelidir (Buhâri, İsti'zân, 13).

    İzin isterken de önce selâm, sonra izin esasına riayet edilmelidir. Hz. Peygamber (asm) de, yanına gelen birine böyle yapmasını tavsiye etmiştir (Tirmizi, İsti'zân, 18). Aynı şekilde, kapıyı çalan kimseye "kim o" denildiği zaman, kimliğini açık bir şekilde belirtmelidir. Aksi halde ev sahibi zor durumda bırakılmış olabilir.

    Bir defasında Câbir (r.a.), Resulullah (asm)'ın kapısını çalmış, "Kim o." diye sorduğunda Câbir (r.a.), "Ben, ben" diye cevap vermiştir. Resulullah (asm), onun bu şekilde cevap vermesinden hoşlanmamış ve kimliğini açık bir şekilde belirtmesi gerektiğine işaret etmiştir (Buhârî, İsti'zân, 17; Tirmizî, İsti'zân, 18).

    İzin isterken uyulması gereken ahlâkî esaslardan biri de, evin içine bakılmamasıdır. Bunun sebebi, İslâm'da aile mahremiyetine son derece önem verilmiş olması ve gözün de haramdan korunmak istenmesidir. İzin istemedeki asıl amaç da budur. Ebû Zer (r.a), Resulullah (asm)'ın konu ile ilgili olarak şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    "Kim kendisine izin verilmeden bir perdeyi (kapıyı) aralar, evin içine bakar ve ev halkının mahrem yerlerini görürse, yapılması kendisine helâl olmayan bir şeyi yapmış olur. Şayet o, evin içerisine bakarken, evin erkeği karşılasa da onun gözlerini çıkarmış olsaydı, ona karşı tavır almazdım. Şayet bir kimsenin gözü, perdesi örtülmemiş (veya kapısı kapatılmamış) bir eve takılır da evin içine bakarsa, burada bakanın hatası yoktur, hata, kapısını kapatmadığı için ev sahibinindir." (Tirmizî, Zühd,16).



  3. 10.Eylül.2011, 11:57
    2
    Editör



    Hz. Peygamber (sav) Zeyneb (ra)'le evlenmişlerdi ki, annem Ümmü Süleym bana:

    "Resulullah (sav)'a bir hediyede bulunsak." dedi. Ben kendisine: "Bir şeyler yap!" dedim. Bunun üzerine hurma ve yağ ve keş getirdi, bir tencereye koyarak bunlarla yemek yaptı ve benimle gönderdi. Resulullah (sav)'a götürdüm.

    "Yemeği bırak!" dedi. Sonra bana emredip: "Bana falancaları çağır." dedi ve teker teker isimlerim söyledi. Ayrıca: "Kime rastlarsan çağır." diye emretti.

    Enes der ki: Emri yerine getirdim, sonra döndüm. Ev insanlarla dolmuştu. Resulullah (sav) elini mezkur yemeğin üzerine koydu ve Allah'tan başka kimsenin bilmediği bir şeyler söyledi. Sonra cemaati onar onar çağırdı. Herkes o yemekten yiyordu. Resulullah (sav) yiyenlere:

    "Yemeğe Allah'ın ismini zikrederek başlayın! Herkes önünden yesin!" dedi. Bu hal herkesin yemekten yeyip dağılmasına kadar devam etti. Sonunda çıkanlar çıktı. Bazıları da kalıp sohbete devam ettiler. Bir müddet sonra Resulullah (sav) da çıkıp hücrelere doğru yürüdü. Peşi sıra ben de çıktım ve:

    "Davetliler gitti artık!" dedim. Resulullah (sav) evine geri döndü (ve derhal vahiy alameti olan) örtüyü üzerine çekti. Bu sırada ben hücrede idim. (Vahiy hali geçince) o (sav) şu vahyi okuyordu:

    "Ey iman edenler, (bundan sonra) Peygamberin evlerine -yemeğe davet olunmaksızın, vaktine de bakmaksızın- girmeyin. Fakat davet olunduğunuz zaman girin. Yemeği yiyince dağılın. Söz dinlemek veya sohbet etmek için de (izinsiz) girmeyin. Çünkü bu Peygamber'e eza vermekte, o sizden utanmaktadır. Allah ise, hak(kı açıklamak)tan çekinmez." (Ahzab, 33/53) (1)
    Ayrıca İslâm dininde meskenlere giriş çıkışların belli esaslar dahilinde yapılması istenmiş ve şöyle buyurulmuştur:
    "Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz..." (Nûr, 24/27-29).
    Görüldüğü gibi eve girerken izin isteme ve ev sahibine selâm verme, Kur'ân'ın emrettiği bir görgü kuralıdır. Hatta evden çıkarken bile izin istemek, inanmış olmanın gerektirdiği ince bir davranıştır (Nûr, 24/62). Özellikle şu üç vakitte -ev halkından olanların bile- mutlaka izin isteyerek evlere girmeleri gerektiği şöyle belirtilmiştir:
    "Ey inananlar! Ellerinizin altında olan köle ve cariyeler ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar (çocuklar), üç vakitte odalarınıza girebilmek için izin istesinler: Sabah namazından önce, öğleden sonra elbiselerinizi çıkarıp yatacağınız vakit ve yatsı namazından sonra. Bunlar sizin üstünüzün açılabileceği üç vakittir. Bunların dışında hizmetçilerin ve çocukların, izin almadan içeri girmelerinden dolayı size ve onlara bir günah yoktur..." (Nur, 24/58).
    Bu üç vakitte, özel durumlarından dolayı, anne-babanın odasına köle ve çocukların izinsiz girmesi yasaklanmıştır. Bulûğ çağına ermiş çocuklar ise, her zaman izin isteyeceklerdir (Nur, 24/59). Eve girerken de mutlaka selam verilmesi istenmiş ve şöyle buyurulmuştur:
    "...Evlere girdiğiniz vakit Allah tarafından kutlu, güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (kendinizden olan ev halkına) selâm verin..." (Nûr, 24/61).
    Hz. Peygamber (asm) de, Enes b. Malik'e şu tavsiyede bulunmuştur:
    "Yavrucuğum, ailenin yanına girdiğin zaman selâm ver. Bu, kendin ve ev halkı için berekettir." (Tirmizî, İsti'zân, IO).
    Evlere izinsiz girilmesinin yasaklanması, özel hayatın korunması amacına yöneliktir. Binaenaleyh, evlere izinsiz ve habersiz girilmesi ile özel hayatın gizliliği ihlâl edilmiş olur. Uyulması istenen kurallardan birisi de, evlere kapılarından girilmesidir. Çünkü Kur'ân-ı Kerim'de:
    "Evlere arkalarından girmeniz iyi değildir... evlere kapılarından girin..." (Bakara, 2/189)
    buyurulmuştur. Böylece cahiliyye devri âdetlerinden olan, eve arkadan veya pencereden girme alışkanlığı da kaldırılmıştır. (Fahruddin er-Râzi, Mefâtîhu'l-Gayb, II, 144).

    Verilen bilgilerden de anlaşılacağı gibi, başkasına ait olup hiç bir suretle giriş hakkı bulunmayan evlere girmek için mutlaka izin almak gerekir. Yoksa yapılan hareket meskene tecavüz sayılır. Hane halkının o kimseye karşı her türlü savunma hakkı doğar. Bu arada korku veya yanlışlıkla bir yakının yaralanması veya öldürülmesi muhtemeldir. Bu yüzden, girme hakkı bulunan evlere veya odalara bile girerken izin istemek veya kapıyı ya da zili çalmak hem edebe uygun, hem de bir tedbirdir. İzin isteme işi de üç defa yapılmalı, üçüncüde de izin verilmezse geri dönülmelidir (Buhâri, İsti'zân, 13).

    İzin isterken de önce selâm, sonra izin esasına riayet edilmelidir. Hz. Peygamber (asm) de, yanına gelen birine böyle yapmasını tavsiye etmiştir (Tirmizi, İsti'zân, 18). Aynı şekilde, kapıyı çalan kimseye "kim o" denildiği zaman, kimliğini açık bir şekilde belirtmelidir. Aksi halde ev sahibi zor durumda bırakılmış olabilir.

    Bir defasında Câbir (r.a.), Resulullah (asm)'ın kapısını çalmış, "Kim o." diye sorduğunda Câbir (r.a.), "Ben, ben" diye cevap vermiştir. Resulullah (asm), onun bu şekilde cevap vermesinden hoşlanmamış ve kimliğini açık bir şekilde belirtmesi gerektiğine işaret etmiştir (Buhârî, İsti'zân, 17; Tirmizî, İsti'zân, 18).

    İzin isterken uyulması gereken ahlâkî esaslardan biri de, evin içine bakılmamasıdır. Bunun sebebi, İslâm'da aile mahremiyetine son derece önem verilmiş olması ve gözün de haramdan korunmak istenmesidir. İzin istemedeki asıl amaç da budur. Ebû Zer (r.a), Resulullah (asm)'ın konu ile ilgili olarak şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

    "Kim kendisine izin verilmeden bir perdeyi (kapıyı) aralar, evin içine bakar ve ev halkının mahrem yerlerini görürse, yapılması kendisine helâl olmayan bir şeyi yapmış olur. Şayet o, evin içerisine bakarken, evin erkeği karşılasa da onun gözlerini çıkarmış olsaydı, ona karşı tavır almazdım. Şayet bir kimsenin gözü, perdesi örtülmemiş (veya kapısı kapatılmamış) bir eve takılır da evin içine bakarsa, burada bakanın hatası yoktur, hata, kapısını kapatmadığı için ev sahibinindir." (Tirmizî, Zühd,16).






+ Yorum Gönder