Konusunu Oylayın.: Aksırana Duâ Etmek Ve Esnemenin Hükmü

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Aksırana Duâ Etmek Ve Esnemenin Hükmü
  1. 08.Eylül.2011, 18:29
    1
    Misafir

    Aksırana Duâ Etmek Ve Esnemenin Hükmü






    Aksırana Duâ Etmek Ve Esnemenin Hükmü Mumsema Selâm vermek, eve girmek için izin istemek, aksırana karşılık duâ etmek ve bunlarla ilgili meseleler


  2. 08.Eylül.2011, 18:29
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Selâm vermek, eve girmek için izin istemek, aksırana karşılık duâ etmek ve bunlarla ilgili meseleler


    Benzer Konular

    - Aksırana Yerhamükellah Demek

    - Namazda esnemenin hükmü

    - Aksırınca ne denir? Aksırana ne demek gerekir?

    - Namazda esnemenin hoş olmadığı

    - Aksırana ne demelidir?

  3. 08.Eylül.2011, 22:54
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,581
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Aksırana Duâ Etmek Ve Esnemenin Hükmü




    Aksırana Duâ Etmek Ve Esnemenin Hükmü


    686-Ebû Hüreyre'den rivayet edilmiştir. O da, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle dediğini anlatmıştır: "Allah Tealâ aksırmayı sever (ondan razı olur). Esnemeyi hoş görmez. Sizden biriniz aksırır da Allah Teaîâ'ya hamd ederse, onu işiten her müslüman üzerine ona şöyle duâ etmek bir borç olur: "Yerhamükeîlâh" (Allah sana merhamet etsin). Esnemeye gelince, o Şeytandandır. Sizden biriniz esnediği zaman, gücü yeterince onu geri çevirsin. Çünkü sizden biriniz esneyince Şeytan ona gü­ler."[84]
    Derim ki âlimler şöyle ifade etmişlerdir: Aksırmayı gerektiren sebeb iyi bir şeydir. O da besin hafifliğinden ve yük ağırlığının azlığından ileri ge­len vücud hafifliğidir. Bu da iyi bir haldır ki şehveti zayıflatır ve ibâdeti kolaylaştırır. Esnemek bunun zıddıdır. Allah en iyisini bilir.
    687- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O da Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyîe dediğini anlatmıştır: "Siz­den biriniz aksırdiği zaman,
    "Elhamdülillah"
    "Allah'a hamd olsun" desin. Kardeşi yahut arkadaşı da ona:
    "Yerhamukellâhu"
    "Allah sana merhamet etsin", desin. Kardeşi ona yerhamukellâh de­yince, sksıran:
    "Yehdîkümullâhu ve yuslıhu bâteküm" "Allah size hidâyet etsin ve halinizi düzeltsin", desin."[85]
    688- Enes'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında iki adam aksırdı. Peygamber (s.a.v) bunlardan birine karşılık verdi (teşmit yaptı), diğerine teşmit yap­madı. Bunun üzerine peygamberini teşmit yapmadığı kimse dedi ki, fa­lanca aksırdı da ona teşmit yaptın., ben aksırdım da bana teşmit yapma­dın? Peygamber (s.a.v): Bu adam Allah Teaîâ'ya hamd etti. Sen ise Al­lah Teaîâ'ya hamd etmedin, buyurdu."[86]
    689- Ebû Musa El-Eş'arî'den rivayet edilmiştir. (Radıyallahu Anh) o demiştir ki,
    Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden biriniz aksırır da Allah Tealâ'ya hamd ederse, ona teşmit yapı­nız. Eğer Allah'a hamd etmezse, ona teşmit yapmayınız, (Yerhamukel-lâh, demeyiniz).[87]
    690- El-Berâ'dan (Radiyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O şöyle demiş­tir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyi emretti ve yedi şeyi bize yasakladı. Hastayı ziyareti, cenaze arkasında yürümeyi, aksira-na teşmit yapmayı, davetçiye icabet etmeyi, selâma karşılık vermeyi, hak­sızlığa uğrayana yardım etmeyi ve yeminde durmayı (yemini bozmamayı) bize emretti."[88]
    691- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anhu) rivayet edilmiştir. O da Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu anlatmıştır: "Müslümanın müslüman üzerine hakkı beştir: Selâmı cevablamak, has­tayı ziyaret etmek, cenazeler arkasında yürümek, davete icab etmek ve aksırana teşmit yapmak."[89]
    Müslim'in diğer bir rivayeti şöyledir: "Müslümanın müslüman üzerin­deki hakkı altıdır: Onunla karşılaşıinca ona selâm ver, seni davet ettiği zaman icabet et, senden öğüt istediği zaman ona öğüt ver, aksırır da Al­lah Tealâ'ya hamd ederse ona teşmit yap, hastalanınca onu ziyaret et ve ölünce cenazesini takip et."
    Aksıran kimsenin aksırması arkasıhda ELHAMDÜ LİLLAH demesi­nin müstahab olduğunda âlimler ittifak etmişlerdir. Elhamdü lillahi Rab-bilalemin, derse daha güzel olur. Elhamdü Iillâhi alâ külli hâl, derse daha faziletli olur.
    692- Sahih bir isnadla Ebû Hüreysre'den (Radıyallahu Anh) rivayet edil­miştir. O da Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu­nu anlatmıştır: "Sizden biriniz aksırdığı zaman, ELHAMDÜ LİLLÂHİ ALA KÜLLİ HÂL, desin. Kardeşi yahut arkadaşı da: Yerhamukellah, desin. Buna karşılık olarak aksıran: Yehdîkümullahu ve yuslihu bâleküm (Allah size hidâyet versin ve halinizv düzeltsin, der.)"[90]
    693- İbni Ömer'den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edilmiştir ki: "Bir adam İbni Ömer'in yanında aksırdı da: Elhamdü lillah vesselâmu alâ Re-sûlillah, dedi. İbni Ömer ona şöyle dedi: Ben de, Elhamdü lillah vesselâ­mu Alâ Resûliüahi, derim. Fakat Resûlüllah Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem'in bize öğrettiği böyle değildir. Bize şöyle demeyi öğretti: Elhamdü Iillahî alâ külli hâl."[91]
    Derim ki: Aksırma arkasında hamd sözünü duyan herkesin ona Yer­hamukellah, yahut Yerhamukümullâh, yahut Rahirnekümullâh, demesi müstahab olur. Bundan sonra aksıranm şöyle demesi de müstahabdır: Yeh-dîkumullâhu ve Yuslihu bâleküm, yahut Yeğfirullâhu lenâ ve leküm.
    694- İmâmı Mâlik'ten rivayet edilmiştir. O da Nafi'den, Nafi'de İbni Ömer'den (Radıyallahu Anhüma) rivayet ettiğine göre, İbni Ömer şöyle dedi: "Sizden biriniz aksırır da ona YERHAMUKELLAH denilirse, o da şöyle der:
    "Yerhamunallâhu ve iyyâküm ve yağfirullâhu lenâ ve leküm (Allah bize ve size merhamet etsin. Allah bizi ve sizi bağışlasın).
    Bütün bunlar sünnettir, bunlarda vacib yoktur. Âlimlerimiz şöyle de­miştir: Teşmit denilen YERHAMUKELLAH sözünü söylemek sünneti ki-fayedir. Meclisde bulunanlardan biri bunu söylerse, hepsi için yeterli olur. Fakat faziletli olan, bunu mevcudlarm tümünün söylemesidir. Çünkü daha önce yazdığımız Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Aksıranm hamd sözünü işiten her müslüman üzerine YERHAMUKELLAH demek bir borçtur." sözü vardır. Bizim bu anlattığımız Şafi'i mezhebinin görü­şü olan teşmitin müstahab oluşudur. Mâliki âlimleri bunun vacib oldu­ğunda ayrılığa düşmüşlerdir. Kadî \bdülvahhab bu teşmit sünnettir. Bi­zim mezhebimizde olduğu gibi, cemaat içinden bir kişinin teşmiti yeterli­dir demiştir.
    İbni Müzeyn demiştir ki bütün cemaatın teşmit yapması gereklidir. İbnu'l-Arabî El-Mâlikî de bunu benimsemiştir.
    Daha önce geçen hadisten dolayı, aksıran hamd etmezse, ona teşmit yapılmaz. Hamdin, teşmitin ve buna cevab vermenin en azı, yanındaki arkadaşı işitecek kadar sesi yükseltmektir.
    Aksıran adam Allah'a hamd sözünden başka bir söz söylerse, teşmite hak kazanmaz:
    695- Sahabî olan Salim İbni Übeyd El-Eşca'i'den (Radıyallahu Tealâ Anh) yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "Biz Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında idik. O sırada cemaatten biri aksınp: Esselâmu Aley-küm, dedi. Bunun üzerine Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sana ve annene de selâm olsun (burada selâmın gereği ne)! Sonra peygamber (s.a.v): Sizden biriniz aksırdığı zaman Allah'a hamd etsin." dedi. Bundan sonra bazı hamd şekillerini anlattı ve dedi ki, hamd edip aksıran kimsenin yanında bulunan, Yerhamukellâh, desin. Aksıran da on­lara cevab olarak: Yeğfirullâhu lenâ ve leküm, desin."[92]
    Namazda iken aksfran kimsenin, kendine işittirecek bir sesle Elhamdü Lillâh, demesi bizim Şafi'i mezhebinde müstahabdır. Mâliki âlimleri için üç görüş vardır. Birincisi bu bizim görüşümüzdür. İbni Arabî bunu seç­miştir. İkincisi, içinden hamd eder. Üçüncüsü Sahnun'un söylediğidir ki, ne aşikâre hamd eder, ne de içinden...
    Aksırmaya gelince, sünnet olan elini yahut mendilini ağzına koymak ve sesi alçaltmaktir:
    696- Ebû Hüreyre'den (RadiyaHahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle de­miştir: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aksırdığı zaman elbisesini, yahut benzer bir şeyi ağzı üzerine kordu. Aksırma sesini alçaltır yahut kısardı." Ravi bu son iki lâfızda şübhe etmiştir. Tirmizî der ki, bu hadis sahilidir.[93]
    697- Abdullah İbni Zübeyr'den (Radıyallahu Anhüma) yapılan riva­yetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu; "Aziz ve yüce olan Allah Esneme ve aksırmada ses yükseltmeyi hoş gör­mez. "[94]
    698- Ümmü Seleme'den yapılan rivayetde (Radıyallahu Anha) o şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini işit­tim: Yüksek sesle esnemek ve şiddetli aksırmak Şeytandandır."'[95]
    Bir insanın aksırması arka arkaya devam ederse sünnet olan üçe varın­caya kadar ona Teşmit etmektir:
    699- Seleme İbni'l-Ekvâ'dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre, o Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dinledi: "Bir adam Pey­gamberin yanında aksırdı. Peygamber ona: Yerhamukellâh, dedi. Sonra bir daha aksırınca, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun için dedi ki, adam nezlelidir. "Bu söz, Müslim'in rivayetidir. Amma Ebû Dâvud ve Tirmizî rivayetlerinde demişlerdir ki, Seleme anlattı: "Bir adam Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında aksırdı, ben de bulunuyor­dum. Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, YERHA­MUKELLÂH, dedi. Sonra ikinci defa yahut üçüncü defa aksırdı. Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, YERHAMUKELLÂH, bu nezleli bir adamdır. "[96]
    700- Sahabî olan UbeyduIIah İbni Rifâ'adan (Radıyallahu Anh) yapı­lan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle bu­yurdu: "Üç kez aksırana teşmit yapılır, (ona Yerhamukellâh, denilir). Eğer ziyade yaparsa, dilersen teşmit yaparsın, dilersen yapmazsın.[97]
    701- Ebû Hüreyre'den rivayet edilmiştir. Hadisin isnadında halini araş­tırmadığım bir adam vardır. Hadisin geri kalan isnadı sahihtir. Ebû Hü-reyre demiştir ki: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyur­duğunu işittim: "Sizden biriniz aksırınca, yanında oturan ona teşmit yap­sın, Üçten fazla aksırırsa o kimse nezledir. Üçten sonra teşmit yapılmaz. (Yerhamukellâh, denmez).”[98]
    Bu konuda âlimler ihtilâf etmişlerdir: Mâliki olan İbnu'l Ârâbî şöyle demiştir: İkinci aksırışında adama, sen nezlelisin, denilir, görüşü vardır. Üçüncüde ona denilir, dördüncüde (sen nezlelisin) denilir şeklinde deği­şik görüşler vardır. Doğru olan üçüncüde söylenmesidir. böyle (sen nez­lelisin) denmesinin manası, bundan sonra sen teşmit yapılacak kimse değilsin, demektir. Çünkü sende olan bu hal nezleden ve hastalıktandır. Ak­sırmadaki hafiflikten değildir.
    Eğer denilirse: Hastalık sebebiyle aksırma olursa, ona duâ ve teşmit yap­mak uygun olur. Çünkü hasta olan, hasta olmayandan duaya daha fazla hak sahibidir. Neden buna teşmit yapılmasın? Bunun cevabı: Ona duâ etmek müstahabdır. Fakat meşru olan aksırma duasından başka bir duâ yapılır. Müslümanın müslümana afiyet, selâmet ve benzeri duâ yapması teşmit kısmından değildir.
    Bir kimse aksırır da Allah Tealâ'ya hamd etmezse, daha önce anlattı­ğımız gibi ona teşmit yapılmaz. Eğer Allah Tealâ'ya hamd etse de insan bunu işitmezse yine ona teşmit yapılmaz.
    Aksiranın yanında bir topluluk olur da onlardan bir kısmı aksıranın hamdini duyar bir kısmı duymazsa, işitenler ona teşmit yapar, başkaları değil. Doğru kabul edilen budur.
    İbnu'l-Ârâbî, hamdi işitmcyenler hakkında bir muhalefeti anlatmıştır: Arkadaşlarının teşmitini işitince, hamdi işitmeyen de teşmit yapar; çün­kü başkasının teşmit yapmasıyla adamın aksırma ve hamd halini bilmiş olur. Bu görüşe karşı olarak denmiştir ki, hamdi itişmeyenler, bu durum­da da teşmit yapmazlar. Çünkü aslen hamdi işitmemişlerdir.
    Bil ki, aslen bir adam hamd etmeyince, yanında bulunan kimsenin hamdi hatırlatması müstahab olur. Doğru kabul edilen budur.
    Hattâbî'nin Sünen'inde bunun benzerini, büyük İmam İbrahim El-Nehâ'i'den rivayet ettik. Bu insanı uyarma işi, nasihat, iyiliği emretme, iyilik ve takva üzere yardımlaşma bölümüne girer.
    İbnu'l-Ârâbî demiştir ki, uyarmayı yapmaz. Bunu yapmayı cehalete ve hata işlemeye yormuştur. Doğru olan bizim anlattığımız uyarma işinin müstahab olduğudur. Muvaffakiyet Allah'dandır.

    (Bir Yahudi Aksırınca)


    702- Ebû Musa El-Eş'arî'den (Radıyaîlahu Anh) yapılan rivayete göre şöyle demiştir:
    Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında aksırışırlardi. Bununla peygamberin kendilerine, Yerhamukümullâh, demesini umarlardı. Peygamber de (onlara) derdi: Allah size hidâyet versin ve halinizi düzeltsin."[99]
    703- Ebû Hüreyre'den (Radıyaîlahu Anh) rivayet edilmiştir. O demiş­tir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim bir olay anlatır da o sırada aksırırsa, o doğrudur.[100]
    Bir insan esnediği zaman, daha önce anlattığımız hadisten dolayı, onu gücü yeterince geri çevirmesi sünnettir. Müslim'in Sahih'inde rivayet et­tiğimiz gibi, elini ağzı üzerine koyması da sünnettir.
    704- Ebû Saîd El-Hudrî'den rivayete göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini anlatmıştır: "Sizden biriniz esnediği zaman eli ile ağzı üzerini tutsun. Çünkü Şeytan girer."[101]
    Derim ki, esneme namazda yahut namaz dışında olsa hüküm birdir, eli ağız üzerine koymak müstahab olur. Ancak esneme ve benzeri bir ge­rek olmadığı zaman eli ağıza koymak, namaz kılan için mekruhtur. En doğrusunu Allah bilir.
    _________________
    [84] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî.
    [85] Buhârî. Ebû Dâvud. Nesâî, fil yevmi velleyleti.
    [86] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.
    [87] Müslim.
    [88] Buhârî. Müslim. Tirmîzî. Nesâî.
    [89] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvııd. Tirmizî. Nesâî.
    [90] Ebû Dâvud.
    [91] Tirmizî.
    [92] Ebû Dâvud. Tİrmizî.
    [93] Ebû Dâvud. Tirmizî.
    [94] İbni Sünnî.
    [95] İbni Sünnî.
    [96] Müslim. Ebû Dâvud. Tİrmizî. İbni Mâce. Nesâî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis şahindir, hasendir.)
    [97] Ebû Dâvud. Tirmizî. (Bu, zayıf hadistir. Tirmizî bu hadîs için garibdir ve isnadı meçhuldür, demiştir.)
    [98] îbni Sünnî.
    [99] Ebû Dâviid. Tirmizî. Nesâî. fi i yevmi-velleyleti. Ahmed b. Hanbel. (Tirmizî demişîir ki, bu sahih ve hasen bir hadistir.
    [100] Ebû Ya'lâ El-Mevsilî, Müsned.
    [101] Müslim. Ebû Dâvud.


  4. 08.Eylül.2011, 22:54
    2
    Moderatör



    Aksırana Duâ Etmek Ve Esnemenin Hükmü


    686-Ebû Hüreyre'den rivayet edilmiştir. O da, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyle dediğini anlatmıştır: "Allah Tealâ aksırmayı sever (ondan razı olur). Esnemeyi hoş görmez. Sizden biriniz aksırır da Allah Teaîâ'ya hamd ederse, onu işiten her müslüman üzerine ona şöyle duâ etmek bir borç olur: "Yerhamükeîlâh" (Allah sana merhamet etsin). Esnemeye gelince, o Şeytandandır. Sizden biriniz esnediği zaman, gücü yeterince onu geri çevirsin. Çünkü sizden biriniz esneyince Şeytan ona gü­ler."[84]
    Derim ki âlimler şöyle ifade etmişlerdir: Aksırmayı gerektiren sebeb iyi bir şeydir. O da besin hafifliğinden ve yük ağırlığının azlığından ileri ge­len vücud hafifliğidir. Bu da iyi bir haldır ki şehveti zayıflatır ve ibâdeti kolaylaştırır. Esnemek bunun zıddıdır. Allah en iyisini bilir.
    687- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O da Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şöyîe dediğini anlatmıştır: "Siz­den biriniz aksırdiği zaman,
    "Elhamdülillah"
    "Allah'a hamd olsun" desin. Kardeşi yahut arkadaşı da ona:
    "Yerhamukellâhu"
    "Allah sana merhamet etsin", desin. Kardeşi ona yerhamukellâh de­yince, sksıran:
    "Yehdîkümullâhu ve yuslıhu bâteküm" "Allah size hidâyet etsin ve halinizi düzeltsin", desin."[85]
    688- Enes'den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde şöyle demiştir: "Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında iki adam aksırdı. Peygamber (s.a.v) bunlardan birine karşılık verdi (teşmit yaptı), diğerine teşmit yap­madı. Bunun üzerine peygamberini teşmit yapmadığı kimse dedi ki, fa­lanca aksırdı da ona teşmit yaptın., ben aksırdım da bana teşmit yapma­dın? Peygamber (s.a.v): Bu adam Allah Teaîâ'ya hamd etti. Sen ise Al­lah Teaîâ'ya hamd etmedin, buyurdu."[86]
    689- Ebû Musa El-Eş'arî'den rivayet edilmiştir. (Radıyallahu Anh) o demiştir ki,
    Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden biriniz aksırır da Allah Tealâ'ya hamd ederse, ona teşmit yapı­nız. Eğer Allah'a hamd etmezse, ona teşmit yapmayınız, (Yerhamukel-lâh, demeyiniz).[87]
    690- El-Berâ'dan (Radiyallahu Anh) rivayet edilmiştir. O şöyle demiş­tir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyi emretti ve yedi şeyi bize yasakladı. Hastayı ziyareti, cenaze arkasında yürümeyi, aksira-na teşmit yapmayı, davetçiye icabet etmeyi, selâma karşılık vermeyi, hak­sızlığa uğrayana yardım etmeyi ve yeminde durmayı (yemini bozmamayı) bize emretti."[88]
    691- Ebû Hüreyre'den (Radıyallahu Anhu) rivayet edilmiştir. O da Pey­gamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu anlatmıştır: "Müslümanın müslüman üzerine hakkı beştir: Selâmı cevablamak, has­tayı ziyaret etmek, cenazeler arkasında yürümek, davete icab etmek ve aksırana teşmit yapmak."[89]
    Müslim'in diğer bir rivayeti şöyledir: "Müslümanın müslüman üzerin­deki hakkı altıdır: Onunla karşılaşıinca ona selâm ver, seni davet ettiği zaman icabet et, senden öğüt istediği zaman ona öğüt ver, aksırır da Al­lah Tealâ'ya hamd ederse ona teşmit yap, hastalanınca onu ziyaret et ve ölünce cenazesini takip et."
    Aksıran kimsenin aksırması arkasıhda ELHAMDÜ LİLLAH demesi­nin müstahab olduğunda âlimler ittifak etmişlerdir. Elhamdü lillahi Rab-bilalemin, derse daha güzel olur. Elhamdü Iillâhi alâ külli hâl, derse daha faziletli olur.
    692- Sahih bir isnadla Ebû Hüreysre'den (Radıyallahu Anh) rivayet edil­miştir. O da Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu­nu anlatmıştır: "Sizden biriniz aksırdığı zaman, ELHAMDÜ LİLLÂHİ ALA KÜLLİ HÂL, desin. Kardeşi yahut arkadaşı da: Yerhamukellah, desin. Buna karşılık olarak aksıran: Yehdîkümullahu ve yuslihu bâleküm (Allah size hidâyet versin ve halinizv düzeltsin, der.)"[90]
    693- İbni Ömer'den (Radıyallahu Anhüma) rivayet edilmiştir ki: "Bir adam İbni Ömer'in yanında aksırdı da: Elhamdü lillah vesselâmu alâ Re-sûlillah, dedi. İbni Ömer ona şöyle dedi: Ben de, Elhamdü lillah vesselâ­mu Alâ Resûliüahi, derim. Fakat Resûlüllah Sallaîlahu Aleyhi ve Sellem'in bize öğrettiği böyle değildir. Bize şöyle demeyi öğretti: Elhamdü Iillahî alâ külli hâl."[91]
    Derim ki: Aksırma arkasında hamd sözünü duyan herkesin ona Yer­hamukellah, yahut Yerhamukümullâh, yahut Rahirnekümullâh, demesi müstahab olur. Bundan sonra aksıranm şöyle demesi de müstahabdır: Yeh-dîkumullâhu ve Yuslihu bâleküm, yahut Yeğfirullâhu lenâ ve leküm.
    694- İmâmı Mâlik'ten rivayet edilmiştir. O da Nafi'den, Nafi'de İbni Ömer'den (Radıyallahu Anhüma) rivayet ettiğine göre, İbni Ömer şöyle dedi: "Sizden biriniz aksırır da ona YERHAMUKELLAH denilirse, o da şöyle der:
    "Yerhamunallâhu ve iyyâküm ve yağfirullâhu lenâ ve leküm (Allah bize ve size merhamet etsin. Allah bizi ve sizi bağışlasın).
    Bütün bunlar sünnettir, bunlarda vacib yoktur. Âlimlerimiz şöyle de­miştir: Teşmit denilen YERHAMUKELLAH sözünü söylemek sünneti ki-fayedir. Meclisde bulunanlardan biri bunu söylerse, hepsi için yeterli olur. Fakat faziletli olan, bunu mevcudlarm tümünün söylemesidir. Çünkü daha önce yazdığımız Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in: "Aksıranm hamd sözünü işiten her müslüman üzerine YERHAMUKELLAH demek bir borçtur." sözü vardır. Bizim bu anlattığımız Şafi'i mezhebinin görü­şü olan teşmitin müstahab oluşudur. Mâliki âlimleri bunun vacib oldu­ğunda ayrılığa düşmüşlerdir. Kadî \bdülvahhab bu teşmit sünnettir. Bi­zim mezhebimizde olduğu gibi, cemaat içinden bir kişinin teşmiti yeterli­dir demiştir.
    İbni Müzeyn demiştir ki bütün cemaatın teşmit yapması gereklidir. İbnu'l-Arabî El-Mâlikî de bunu benimsemiştir.
    Daha önce geçen hadisten dolayı, aksıran hamd etmezse, ona teşmit yapılmaz. Hamdin, teşmitin ve buna cevab vermenin en azı, yanındaki arkadaşı işitecek kadar sesi yükseltmektir.
    Aksıran adam Allah'a hamd sözünden başka bir söz söylerse, teşmite hak kazanmaz:
    695- Sahabî olan Salim İbni Übeyd El-Eşca'i'den (Radıyallahu Tealâ Anh) yapılan rivayetde o şöyle demiştir: "Biz Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında idik. O sırada cemaatten biri aksınp: Esselâmu Aley-küm, dedi. Bunun üzerine Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Sana ve annene de selâm olsun (burada selâmın gereği ne)! Sonra peygamber (s.a.v): Sizden biriniz aksırdığı zaman Allah'a hamd etsin." dedi. Bundan sonra bazı hamd şekillerini anlattı ve dedi ki, hamd edip aksıran kimsenin yanında bulunan, Yerhamukellâh, desin. Aksıran da on­lara cevab olarak: Yeğfirullâhu lenâ ve leküm, desin."[92]
    Namazda iken aksfran kimsenin, kendine işittirecek bir sesle Elhamdü Lillâh, demesi bizim Şafi'i mezhebinde müstahabdır. Mâliki âlimleri için üç görüş vardır. Birincisi bu bizim görüşümüzdür. İbni Arabî bunu seç­miştir. İkincisi, içinden hamd eder. Üçüncüsü Sahnun'un söylediğidir ki, ne aşikâre hamd eder, ne de içinden...
    Aksırmaya gelince, sünnet olan elini yahut mendilini ağzına koymak ve sesi alçaltmaktir:
    696- Ebû Hüreyre'den (RadiyaHahu Anh) yapılan rivayetde o şöyle de­miştir: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem aksırdığı zaman elbisesini, yahut benzer bir şeyi ağzı üzerine kordu. Aksırma sesini alçaltır yahut kısardı." Ravi bu son iki lâfızda şübhe etmiştir. Tirmizî der ki, bu hadis sahilidir.[93]
    697- Abdullah İbni Zübeyr'den (Radıyallahu Anhüma) yapılan riva­yetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu; "Aziz ve yüce olan Allah Esneme ve aksırmada ses yükseltmeyi hoş gör­mez. "[94]
    698- Ümmü Seleme'den yapılan rivayetde (Radıyallahu Anha) o şöyle demiştir: "Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini işit­tim: Yüksek sesle esnemek ve şiddetli aksırmak Şeytandandır."'[95]
    Bir insanın aksırması arka arkaya devam ederse sünnet olan üçe varın­caya kadar ona Teşmit etmektir:
    699- Seleme İbni'l-Ekvâ'dan (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre, o Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den dinledi: "Bir adam Pey­gamberin yanında aksırdı. Peygamber ona: Yerhamukellâh, dedi. Sonra bir daha aksırınca, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun için dedi ki, adam nezlelidir. "Bu söz, Müslim'in rivayetidir. Amma Ebû Dâvud ve Tirmizî rivayetlerinde demişlerdir ki, Seleme anlattı: "Bir adam Resû­lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında aksırdı, ben de bulunuyor­dum. Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, YERHA­MUKELLÂH, dedi. Sonra ikinci defa yahut üçüncü defa aksırdı. Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, YERHAMUKELLÂH, bu nezleli bir adamdır. "[96]
    700- Sahabî olan UbeyduIIah İbni Rifâ'adan (Radıyallahu Anh) yapı­lan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle bu­yurdu: "Üç kez aksırana teşmit yapılır, (ona Yerhamukellâh, denilir). Eğer ziyade yaparsa, dilersen teşmit yaparsın, dilersen yapmazsın.[97]
    701- Ebû Hüreyre'den rivayet edilmiştir. Hadisin isnadında halini araş­tırmadığım bir adam vardır. Hadisin geri kalan isnadı sahihtir. Ebû Hü-reyre demiştir ki: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyur­duğunu işittim: "Sizden biriniz aksırınca, yanında oturan ona teşmit yap­sın, Üçten fazla aksırırsa o kimse nezledir. Üçten sonra teşmit yapılmaz. (Yerhamukellâh, denmez).”[98]
    Bu konuda âlimler ihtilâf etmişlerdir: Mâliki olan İbnu'l Ârâbî şöyle demiştir: İkinci aksırışında adama, sen nezlelisin, denilir, görüşü vardır. Üçüncüde ona denilir, dördüncüde (sen nezlelisin) denilir şeklinde deği­şik görüşler vardır. Doğru olan üçüncüde söylenmesidir. böyle (sen nez­lelisin) denmesinin manası, bundan sonra sen teşmit yapılacak kimse değilsin, demektir. Çünkü sende olan bu hal nezleden ve hastalıktandır. Ak­sırmadaki hafiflikten değildir.
    Eğer denilirse: Hastalık sebebiyle aksırma olursa, ona duâ ve teşmit yap­mak uygun olur. Çünkü hasta olan, hasta olmayandan duaya daha fazla hak sahibidir. Neden buna teşmit yapılmasın? Bunun cevabı: Ona duâ etmek müstahabdır. Fakat meşru olan aksırma duasından başka bir duâ yapılır. Müslümanın müslümana afiyet, selâmet ve benzeri duâ yapması teşmit kısmından değildir.
    Bir kimse aksırır da Allah Tealâ'ya hamd etmezse, daha önce anlattı­ğımız gibi ona teşmit yapılmaz. Eğer Allah Tealâ'ya hamd etse de insan bunu işitmezse yine ona teşmit yapılmaz.
    Aksiranın yanında bir topluluk olur da onlardan bir kısmı aksıranın hamdini duyar bir kısmı duymazsa, işitenler ona teşmit yapar, başkaları değil. Doğru kabul edilen budur.
    İbnu'l-Ârâbî, hamdi işitmcyenler hakkında bir muhalefeti anlatmıştır: Arkadaşlarının teşmitini işitince, hamdi işitmeyen de teşmit yapar; çün­kü başkasının teşmit yapmasıyla adamın aksırma ve hamd halini bilmiş olur. Bu görüşe karşı olarak denmiştir ki, hamdi itişmeyenler, bu durum­da da teşmit yapmazlar. Çünkü aslen hamdi işitmemişlerdir.
    Bil ki, aslen bir adam hamd etmeyince, yanında bulunan kimsenin hamdi hatırlatması müstahab olur. Doğru kabul edilen budur.
    Hattâbî'nin Sünen'inde bunun benzerini, büyük İmam İbrahim El-Nehâ'i'den rivayet ettik. Bu insanı uyarma işi, nasihat, iyiliği emretme, iyilik ve takva üzere yardımlaşma bölümüne girer.
    İbnu'l-Ârâbî demiştir ki, uyarmayı yapmaz. Bunu yapmayı cehalete ve hata işlemeye yormuştur. Doğru olan bizim anlattığımız uyarma işinin müstahab olduğudur. Muvaffakiyet Allah'dandır.

    (Bir Yahudi Aksırınca)


    702- Ebû Musa El-Eş'arî'den (Radıyaîlahu Anh) yapılan rivayete göre şöyle demiştir:
    Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında aksırışırlardi. Bununla peygamberin kendilerine, Yerhamukümullâh, demesini umarlardı. Peygamber de (onlara) derdi: Allah size hidâyet versin ve halinizi düzeltsin."[99]
    703- Ebû Hüreyre'den (Radıyaîlahu Anh) rivayet edilmiştir. O demiş­tir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Kim bir olay anlatır da o sırada aksırırsa, o doğrudur.[100]
    Bir insan esnediği zaman, daha önce anlattığımız hadisten dolayı, onu gücü yeterince geri çevirmesi sünnettir. Müslim'in Sahih'inde rivayet et­tiğimiz gibi, elini ağzı üzerine koyması da sünnettir.
    704- Ebû Saîd El-Hudrî'den rivayete göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle dediğini anlatmıştır: "Sizden biriniz esnediği zaman eli ile ağzı üzerini tutsun. Çünkü Şeytan girer."[101]
    Derim ki, esneme namazda yahut namaz dışında olsa hüküm birdir, eli ağız üzerine koymak müstahab olur. Ancak esneme ve benzeri bir ge­rek olmadığı zaman eli ağıza koymak, namaz kılan için mekruhtur. En doğrusunu Allah bilir.
    _________________
    [84] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî.
    [85] Buhârî. Ebû Dâvud. Nesâî, fil yevmi velleyleti.
    [86] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvud. Tirmizî. Nesâî.
    [87] Müslim.
    [88] Buhârî. Müslim. Tirmîzî. Nesâî.
    [89] Buhârî. Müslim. Ebû Dâvııd. Tirmizî. Nesâî.
    [90] Ebû Dâvud.
    [91] Tirmizî.
    [92] Ebû Dâvud. Tİrmizî.
    [93] Ebû Dâvud. Tirmizî.
    [94] İbni Sünnî.
    [95] İbni Sünnî.
    [96] Müslim. Ebû Dâvud. Tİrmizî. İbni Mâce. Nesâî. (Tirmizî demiştir ki, bu hadis şahindir, hasendir.)
    [97] Ebû Dâvud. Tirmizî. (Bu, zayıf hadistir. Tirmizî bu hadîs için garibdir ve isnadı meçhuldür, demiştir.)
    [98] îbni Sünnî.
    [99] Ebû Dâviid. Tirmizî. Nesâî. fi i yevmi-velleyleti. Ahmed b. Hanbel. (Tirmizî demişîir ki, bu sahih ve hasen bir hadistir.
    [100] Ebû Ya'lâ El-Mevsilî, Müsned.
    [101] Müslim. Ebû Dâvud.





+ Yorum Gönder