Konusunu Oylayın.: Kur'an da kader ile çelişkiler var mıdır varsa sebebi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kur'an da kader ile çelişkiler var mıdır varsa sebebi nedir?
  1. 31.Ağustos.2011, 22:00
    1
    Misafir

    Kur'an da kader ile çelişkiler var mıdır varsa sebebi nedir?






    Kur'an da kader ile çelişkiler var mıdır varsa sebebi nedir? Mumsema kaderile kuranda çelişki varmı varsa nedir yoksa niçin var deniliyor


  2. 31.Ağustos.2011, 23:58
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kur'an da kader ile çelişkiler var mıdır varsa sebebi nedir?




    Kazâ ve kader, İslâm inancının temel kavramlarındandır. İlmî çevrelerde ikisi birlikte tek kavram gibi kullanılsa da, halk arasında kader kavramı daha yaygındır. Biz önce bu iki kavramın Kur'ân-ı Kerîm'deki bazı kullanılışlarına verilen mânâları tespit edeceğiz, sonra da kelâm ilminde bir terim olarak kullanıldığı mânâyı izah etmeye çalışacağız. Kazâ ve kader kelimeleri Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok değişik mânâda kullanılmıştır.
    Kazânın Anlamları
    Kazâ lügatte; hükmetmek, yapmak, tamamlamak, ölmek, öldürmek, beyân etmek, yerine getirmek, mecbur etmek ve borcunu ödemek gibi çeşitli mânâlara gelir. (bkz. Fîruzâbâdî, Kâmûsu'l–muhit, s.1708). Kur'ân-ı Kerîm'de kazâ kelimesi genelde fiil formunda geçer ve şu mânâlarda kullanılır:
    1. فَقَضَاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ فِي يَوْمَيْنِ
    "Onları yedi gök olarak iki günde yarattı." (Fussilet Sûresi, 12) âyetindeki "kadâ" kelimesi yaratmak mânâsındadır. (Mâturîdî, Kitâbu't-Tevhid, s.306; Bâkıllânî, et-Temhid, s.367).
    2. وَقَضَيْنَا إِلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ فِي الْكِتَابِ
    "Biz kitapta İsrail oğullarına bildirdik." (İsrâ Sûresi, 4) âyetindeki " وَقَضَيْنَا kadaynâ" ifâdesi bildirmek, haber vermek, yazmak anlamlarındadır. (Mâturîdî, Tevhid, s.306; Bâkıllânî, a.g.e., s.367; Kâdî Abdülcebbâr, Şerhu usûli'l-hamse, s.770).
    3. وَقَضَى رَبُّكَ أَلاَّ تَعْبُدُوا إِلاَّ إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً
    "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve ana babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti." (İsrâ Sûresi, 23) âyetinde "kadâ" kelimesi, emretti ve vacip kıldı mânâsındadır. (Mâturîdî, Tevhid, s.306; Bâkıllânî, Temhid, s.367; Kâdî, a.g.e., s.770)
    4. فَاقْضِ مَا أَنْتَ قَاضٍ إِنَّمَا تَقْضِي هَذِهِ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
    "Öyleyse yapacağını yap, sen ancak dünya hayatına hükmünü geçirebilirsin." (Tâhâ Sûresi, 72) âyetinde " اقْضِ ıkdı" kelimesi, yapmak, " تَقْضِي takdî" ifâdesi ise hükmetmek anlamındadır. (Mâturîdî, Tevhid, s.306; İbn-i Kesir, Tefsir, III/490.)
    5. فَلَمَّا قَضَى مُوسَى الْأَجَلَ
    Musa süreyi tamam-ladığında..." (Kasas Sûresi, 29) ve فَإِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ "Hac ibadetinizi bitirdiğinizde Allah'ı zikrediniz." (Bakara Sûresi, 200) âyetlerindeki " قَضَى kadâ" kelimeleri ise, tamamlamak ve bitirmek mânâsındadır. (Mâturîdî, Tevhid, s.306; Kâdî, Şerh, s.770.)
    6. مُوسَى فَقَضَى عَلَيْهِ فَوَكَزَهُ
    "Musa ona bir yumruk vurdu ve onu öldürdü." (Kasas Sûresi, 15) âyetindeki " فَقَضَى عَلَيْه kadâ aleyhi" ifâdesi öldürmek anlamındadır. (Âlûsî, Rûhu'l-meâni, XX/54.)
    مَنْ قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ فَمِنْهُم
    "Kimisi sözünü yerine getirip o yolda canını vermiş, kimisi de canını vermeyi beklemektedir." (Ahzâb Sûresi 23) âyetindeki "قَضَى نَحْبَهُ kadâ nahbehu" tabiriyle ölmek kastedilmiştir. (Isfahânî, el-Müfredat, s.406; Zemahşerî, Keşşaf, III/232.)
    Kaderin Anlamları
    Kader ise lügatte, ölçü, bir şeyi ölçüye göre tayin ve tespit etmek mânâlarında kullanılır. (İbn Manzur, Lisânü'l–Arab, VI/382–384.)
    Kur'ân-ı Kerîm'de kader kelimesi hem isim hem de fiil formlarında kullanılmakta ve şu anlamlara gelmektedir:
    1. إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
    "Biz, her şeyi bir kadere göre yarattık." (Kamer Sûresi, 49) âyetindeki " بِقَدَرٍ kader" kelimesine İmam Matüridi "ölçü" mânâsı vermiştir (Matüridi, Tevhid, 307). Yineوَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلاَّ عِنْدَنَا خَزَائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ إِلاَّ بِقَدَرٍمَعْلُومٍ «Hiçbir şey yoktur ki, onun hazineleri bizim yanımızda olmasın. Biz onu ancak bilinen bir kaderle indiririz." (Hicr Sûresi, 21) âyetindeki "بِقَدَر kader" kelimesine hem "ölçü" hem de "önceden takdir" anlamı vermiştir (Matüridi, Tevilat, VIII, 22).
    2. وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِمِقْدَارٍ
    "Her şey onun yanında bir mikdar iledir." (Ra'd Sûresi, 8) âyetindeki "مِقْدَار mikdar" kelimesine "takdir" anlamı vermiştir (Matüridi, Tevilat, VII, 394).
    2. وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدَى
    "Takdir edip yol gösteren..." (A'lâ Sûresi, 3) âyetindeki " قَدَّرَ kaddera" kelimesi bir ölçüye göre yapmak ve yaratmak anlamındadır. Bu ölçü "eşyayı cins, nevi, fert, sıfat, fiil ve ecel açısından kendine mahsus ölçüsüne göre yapmak" olarak tefsir edilmiştir. (Âlûsî,Tefsir, XXX/104.)
    3. اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ
    "Allah dilediğine rızkı bollaştırır ve daraltır (bir ölçüye göre verir)" (Ra'd Sûresi, 26) âyetindeki "يَقْدِرُ yakdiru" kelimesi, daraltma olarak izah edilmiştir. (Matüridi, Tevilât, VII, 424; Isfahânî, Müfredat, s.396).
    مِمَّا آتَاهُ اللّٰهُ لِيُنفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهِ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنفِقْ
    "Rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendine verdiği kadarından nafaka ödesin" (Talâk Sûresi, 7) âyetindeki " قُدِرَ kudira" kelimesi de bu mânâda kullanılmıştır.
    4. لاَ يَقْدِرُونَ عَلَى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُوا
    "Onlar kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremezler." (Bakara Sûresi, 264) âyetindeki " يَقْدِرُونَ yakdirûne" kelimesi, güç yetirmek anlamına gelir.
    5. إِلاَّ امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَا إِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ (Hicr Sûresi, 60);
    إِلَّا امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرِينَ (Neml Sûresi, 57)
    "Yalnız karısının, geride azaba uğrayanların içinde kalmasını takdir ettik." Âyetlerindeki " قَدَّرْنَا kaddernâ" fiiline Matüridi takdir etmek ve yazmak anlamları vermiştir. (Matüridi, Tevilât, VIII, 45; Tevhid, 307). Aynı şekilde وَقَدَّرْنَا فِيهَا السَّيْرَ "Biz orada seyahat etmelerini takdir ettik." (Sebe Sûresi, 18) âyetindeki " قَدَّرْنَا kaddernâ" kelimesine de aynı mânâyı vermiştir. (Matüridi, Tevhid, 307).
    6. وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ
    "Allah'ı hakkıyla takdir edemediler" (En'âm Sûresi, 91; Hac Sûresi, 77; Zümer Sûresi, 67) âyetlerindeki " مَا قَدَرُوا mâ kaderû" ifâdesi "bilemediler" demektir. (Matüridi, Tevilât, V, 138).



  3. 31.Ağustos.2011, 23:58
    2
    Silent and lonely rains



    Kazâ ve kader, İslâm inancının temel kavramlarındandır. İlmî çevrelerde ikisi birlikte tek kavram gibi kullanılsa da, halk arasında kader kavramı daha yaygındır. Biz önce bu iki kavramın Kur'ân-ı Kerîm'deki bazı kullanılışlarına verilen mânâları tespit edeceğiz, sonra da kelâm ilminde bir terim olarak kullanıldığı mânâyı izah etmeye çalışacağız. Kazâ ve kader kelimeleri Kur'ân-ı Kerîm'de pek çok değişik mânâda kullanılmıştır.
    Kazânın Anlamları
    Kazâ lügatte; hükmetmek, yapmak, tamamlamak, ölmek, öldürmek, beyân etmek, yerine getirmek, mecbur etmek ve borcunu ödemek gibi çeşitli mânâlara gelir. (bkz. Fîruzâbâdî, Kâmûsu'l–muhit, s.1708). Kur'ân-ı Kerîm'de kazâ kelimesi genelde fiil formunda geçer ve şu mânâlarda kullanılır:
    1. فَقَضَاهُنَّ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ فِي يَوْمَيْنِ
    "Onları yedi gök olarak iki günde yarattı." (Fussilet Sûresi, 12) âyetindeki "kadâ" kelimesi yaratmak mânâsındadır. (Mâturîdî, Kitâbu't-Tevhid, s.306; Bâkıllânî, et-Temhid, s.367).
    2. وَقَضَيْنَا إِلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ فِي الْكِتَابِ
    "Biz kitapta İsrail oğullarına bildirdik." (İsrâ Sûresi, 4) âyetindeki " وَقَضَيْنَا kadaynâ" ifâdesi bildirmek, haber vermek, yazmak anlamlarındadır. (Mâturîdî, Tevhid, s.306; Bâkıllânî, a.g.e., s.367; Kâdî Abdülcebbâr, Şerhu usûli'l-hamse, s.770).
    3. وَقَضَى رَبُّكَ أَلاَّ تَعْبُدُوا إِلاَّ إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً
    "Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve ana babanıza iyi davranmanızı kesin olarak emretti." (İsrâ Sûresi, 23) âyetinde "kadâ" kelimesi, emretti ve vacip kıldı mânâsındadır. (Mâturîdî, Tevhid, s.306; Bâkıllânî, Temhid, s.367; Kâdî, a.g.e., s.770)
    4. فَاقْضِ مَا أَنْتَ قَاضٍ إِنَّمَا تَقْضِي هَذِهِ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
    "Öyleyse yapacağını yap, sen ancak dünya hayatına hükmünü geçirebilirsin." (Tâhâ Sûresi, 72) âyetinde " اقْضِ ıkdı" kelimesi, yapmak, " تَقْضِي takdî" ifâdesi ise hükmetmek anlamındadır. (Mâturîdî, Tevhid, s.306; İbn-i Kesir, Tefsir, III/490.)
    5. فَلَمَّا قَضَى مُوسَى الْأَجَلَ
    Musa süreyi tamam-ladığında..." (Kasas Sûresi, 29) ve فَإِذَا قَضَيْتُمْ مَنَاسِكَكُمْ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ "Hac ibadetinizi bitirdiğinizde Allah'ı zikrediniz." (Bakara Sûresi, 200) âyetlerindeki " قَضَى kadâ" kelimeleri ise, tamamlamak ve bitirmek mânâsındadır. (Mâturîdî, Tevhid, s.306; Kâdî, Şerh, s.770.)
    6. مُوسَى فَقَضَى عَلَيْهِ فَوَكَزَهُ
    "Musa ona bir yumruk vurdu ve onu öldürdü." (Kasas Sûresi, 15) âyetindeki " فَقَضَى عَلَيْه kadâ aleyhi" ifâdesi öldürmek anlamındadır. (Âlûsî, Rûhu'l-meâni, XX/54.)
    مَنْ قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُ فَمِنْهُم
    "Kimisi sözünü yerine getirip o yolda canını vermiş, kimisi de canını vermeyi beklemektedir." (Ahzâb Sûresi 23) âyetindeki "قَضَى نَحْبَهُ kadâ nahbehu" tabiriyle ölmek kastedilmiştir. (Isfahânî, el-Müfredat, s.406; Zemahşerî, Keşşaf, III/232.)
    Kaderin Anlamları
    Kader ise lügatte, ölçü, bir şeyi ölçüye göre tayin ve tespit etmek mânâlarında kullanılır. (İbn Manzur, Lisânü'l–Arab, VI/382–384.)
    Kur'ân-ı Kerîm'de kader kelimesi hem isim hem de fiil formlarında kullanılmakta ve şu anlamlara gelmektedir:
    1. إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
    "Biz, her şeyi bir kadere göre yarattık." (Kamer Sûresi, 49) âyetindeki " بِقَدَرٍ kader" kelimesine İmam Matüridi "ölçü" mânâsı vermiştir (Matüridi, Tevhid, 307). Yineوَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلاَّ عِنْدَنَا خَزَائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ إِلاَّ بِقَدَرٍمَعْلُومٍ «Hiçbir şey yoktur ki, onun hazineleri bizim yanımızda olmasın. Biz onu ancak bilinen bir kaderle indiririz." (Hicr Sûresi, 21) âyetindeki "بِقَدَر kader" kelimesine hem "ölçü" hem de "önceden takdir" anlamı vermiştir (Matüridi, Tevilat, VIII, 22).
    2. وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِمِقْدَارٍ
    "Her şey onun yanında bir mikdar iledir." (Ra'd Sûresi, 8) âyetindeki "مِقْدَار mikdar" kelimesine "takdir" anlamı vermiştir (Matüridi, Tevilat, VII, 394).
    2. وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدَى
    "Takdir edip yol gösteren..." (A'lâ Sûresi, 3) âyetindeki " قَدَّرَ kaddera" kelimesi bir ölçüye göre yapmak ve yaratmak anlamındadır. Bu ölçü "eşyayı cins, nevi, fert, sıfat, fiil ve ecel açısından kendine mahsus ölçüsüne göre yapmak" olarak tefsir edilmiştir. (Âlûsî,Tefsir, XXX/104.)
    3. اَللّٰهُ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ
    "Allah dilediğine rızkı bollaştırır ve daraltır (bir ölçüye göre verir)" (Ra'd Sûresi, 26) âyetindeki "يَقْدِرُ yakdiru" kelimesi, daraltma olarak izah edilmiştir. (Matüridi, Tevilât, VII, 424; Isfahânî, Müfredat, s.396).
    مِمَّا آتَاهُ اللّٰهُ لِيُنفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِهِ وَمَنْ قُدِرَ عَلَيْهِ رِزْقُهُ فَلْيُنفِقْ
    "Rızkı daralmış bulunan da Allah'ın kendine verdiği kadarından nafaka ödesin" (Talâk Sûresi, 7) âyetindeki " قُدِرَ kudira" kelimesi de bu mânâda kullanılmıştır.
    4. لاَ يَقْدِرُونَ عَلَى شَيْءٍ مِمَّا كَسَبُوا
    "Onlar kazandıklarından hiçbir şeye güç yetiremezler." (Bakara Sûresi, 264) âyetindeki " يَقْدِرُونَ yakdirûne" kelimesi, güç yetirmek anlamına gelir.
    5. إِلاَّ امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَا إِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ (Hicr Sûresi, 60);
    إِلَّا امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَاهَا مِنَ الْغَابِرِينَ (Neml Sûresi, 57)
    "Yalnız karısının, geride azaba uğrayanların içinde kalmasını takdir ettik." Âyetlerindeki " قَدَّرْنَا kaddernâ" fiiline Matüridi takdir etmek ve yazmak anlamları vermiştir. (Matüridi, Tevilât, VIII, 45; Tevhid, 307). Aynı şekilde وَقَدَّرْنَا فِيهَا السَّيْرَ "Biz orada seyahat etmelerini takdir ettik." (Sebe Sûresi, 18) âyetindeki " قَدَّرْنَا kaddernâ" kelimesine de aynı mânâyı vermiştir. (Matüridi, Tevhid, 307).
    6. وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ
    "Allah'ı hakkıyla takdir edemediler" (En'âm Sûresi, 91; Hac Sûresi, 77; Zümer Sûresi, 67) âyetlerindeki " مَا قَدَرُوا mâ kaderû" ifâdesi "bilemediler" demektir. (Matüridi, Tevilât, V, 138).






+ Yorum Gönder