Konusunu Oylayın.: Kuran harflerinden be nin sırrı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kuran harflerinden be nin sırrı
  1. 30.Ağustos.2011, 22:13
    1
    Misafir

    Kuran harflerinden be nin sırrı

  2. 31.Ağustos.2011, 16:04
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: kuran harflerinden be nin sırrı




    "B"HARFİNİN SIRRI

    Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu

    Elifba da 'be' harfi 'elif' ten sonra gelir. Bu siralamanin hem Arab hem Latin alfabelerinin ortak ozelligi olmasi, keyfi olmaktan ote bir zarureti de ima eder. Elif'in sorumlu oldugu 'a', 'e', 'i' gibi sesler ve latin alfabesinin ilk harfi 'A' nin temsil ettigi ses , dudak temasi olmaksizin tek nefesle cikarilir. 'Be' ye gecildiginde ise, insan iki dudagina olan ihtiyacini, iki dudak da birbirine olan ihtiyaci hisseder. Dudaklar temas etmedikce cikmaz 'be' sesi. 'Be' sesinde 'a' demenin kolayligi, genisligi yoktur; bogazdan cikan nefese dudaktan gecerken dudak vurusuyla yon vermek gerekir.

    Arab alfabesinde 'elif' ve 'be' harflerinin sekilleri de bu ses nuansina uyan bir farklilik sergiler. Elif, elifbanin en kolay harfidir; tek bir cizgiden ibarettir; ilave bir noktasi ya da cizgisi yoktur. Yukaridan asagiya uzanan zarif, nazli bir cizgi halinde adeta butun harflere meydan okur.
    Kendi manasini ifade etmek icin baska bir seye, meselâ noktaya ya da cizgiye muhtac degildir; kendisi kendisinden ibarettir.

    Lakin hemen yanindaki 'be' harfi ayni istigna icinde degildir; bunyesinde bir cizgiyi barindirmakla birlikte manasini kendi disinda bir noktadan alir; o nokta yoksa ya da yanlis bir yerde ise 'be' de yoktur. Noktayi kaldirir kaldirmaz, 'be' cizgiden ibaret kalir ve aslinda, yani 'elif' e donusuverir.

    Aslinda, 'be' harfi 'elif' in noktalisidir. En basit harften ikincisine gecilirken kalemin en basit hareketine, yani cizgiye, kalem ucunun ilk dokunusunun isareti, yani nokta eklenmistir. Elif cizgisi kendi basina olmaktan cikmis, kendisi disindan bir nokta ile birliktelige razi olmus, hatta noktaya refakat etme ugruna beli bukulmus, boynu burulmustur. Bir diger ifadeyle, 'be', 'elif' in kendini kendineligine son verilmesidir; basina buyruk olmaktan cikip, noktaya gore hizaya girmesidir. Nitekim, elif'in kendi kendinden bilme saltanati sadece harf boyu -o da bir cizgiden ibaret- surer; daha sonra diger harfler boyu egilir bukulur; baskalari adina hareket etmeye baslar.
    Lâtif bir tevafukla, bizim kulluk seruvenimiz de elif'in basina gelenlere benzer. Once tipki 'elif' gibi kendimizi kendimizden ibaret biliriz. Kainata 'ene' nin gozlugunden bakariz. Tâbi olacagimiz bir makam ya da nokta tanimayiz, aklimiza gelmez. Kendi basina buyruk, sorumlulugu olmayan biri olarak yasamaya azmederiz.

    Fakat, ne zaman ki, aczimizi ve fakrimizi anlariz, o zaman kendimiz disinda bir istinad ve istimdad noktasi aramaya baslariz. Boylece ene kendini basina buyruk bilmekten vazgecip, tipki 'be' deki 'elif' gibi o dayanak ve medet noktasina gore boynunu buker, belini kirar. Kendi mahiyetinin ne oldugunu anlar, ubudiyet tavrini takinir.
    Besmele'nin 'be' si, bizim kendimizi besmele'nin hakikatine rabt etmemize, baglamamiza, nisbet etmemize denk gelir. Zira biz niyet etsek de etmesek de, bilsek de bilmesek de, zaten her an hersey 'Rahman ve Rahim olan ALLAH'in ism(ler)'i ile var edilmektedir, varligini surdurmektedir. Iste besmele'nin basindaki 'be' bizim kendi niyetimizle, kendi tercihimizle o gercegin golgesi altina kendimizi dahil etmemizin isaretidir. Biz her seyin Rahman ve Rahim ALLAH'in ismiyle varolusu gercegine 'be'yi dudagimiza degdirerek katiliriz. 'Be' hecesi/harfi, bu anlamda bizi de varligin ALLAH'i zikrine katar, tasir.
    "Iman bir intisabtir" sirrina gore, bizde kendimizi besmele'nin gercegine nisbet ederiz, intisabimizi beyan ederiz.

    Bundan sonrasi cok cok enteresan!!!
    Bu yuzden denebilir ki, besmele'nin sirri 'be'de toplanmistir ; odaklanmistir. Yine bu sir hatirina olsa, Kur'an da her surenin ilk ayeti bir kavle gore 'besmele' ise, her sure 'be' ile baslar. Besmele'siz baslayan Berâe (Tevbe) suresi de yine besmelesizligine ragmen 'be' ile baslar. Yani, Kur'an'da besmelesiz baslayan sure olsa da 'be'siz baslayan sure yoktur. Berâe suresi vesilesiyle, 'be'nin hatirinin 'besmele'nin hatirina denk oldugunu anliyoruz. Yine ilginctir ki, Besmele'yle basladigi halde, besmele'den sonraki ayeti 'be' ile baslayan bir sure yoktur; ilk ayeti 'be' ile baslayan tek sure Berâe'dir ve onun oncesinde de besmele yoktur.
    Besmelenin 'be' ile baslamasindaki ince remz, hak ehlinin basindan beri dikkatini cekmis ki, bu remze riayet etmeye calisilmis, eserlere her daim 'be' ile baslamak onemsenmistir.

    Basta Hazreti Ali (r.a.)) Efendimiz, Celcelutiye kasidesine soyle baslar :

    "Bede'tü biBismillahi...
    Mevlana Celaleddin'in farsca kaleme aldigi Mesnev-i Serif'in o dillere destan "Dinle neyden ki sikayet etmede" seklindeki ilk beytinin farscasi da "Bisev in ney..." diye baslar.


    Risale-i Nurun Birinci Söz'u ise, hem Besmele'ye dairdir, hem de Besmelenin 'be'sindeki bu incelige riayet etmekten geri kalmaz :
    Birinci Söz
    "Bismillah her hayrin basidir
    Biz dahi basta ona baslariz.
    Bil, ey nefsim, su mubarek kelime, Ilsam nisani oldugu gibi, butun mevcudatin lisan-i haliyle vird-i zebanidir.
    Bismillah ne buyuk, tukenmez bir kuvvet, ne cok, bitmez bir bereket oldugunu anlamak istersen, su temsili hikayecige bak, dinle."

    Senai Demirci'nin "birincisöz" (bir risale-i nur yorumu) isimli kitabindan alintidir (Timas yayinlari).


  3. 31.Ağustos.2011, 16:04
    2
    Devamlı Üye



    "B"HARFİNİN SIRRI

    Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu

    Elifba da 'be' harfi 'elif' ten sonra gelir. Bu siralamanin hem Arab hem Latin alfabelerinin ortak ozelligi olmasi, keyfi olmaktan ote bir zarureti de ima eder. Elif'in sorumlu oldugu 'a', 'e', 'i' gibi sesler ve latin alfabesinin ilk harfi 'A' nin temsil ettigi ses , dudak temasi olmaksizin tek nefesle cikarilir. 'Be' ye gecildiginde ise, insan iki dudagina olan ihtiyacini, iki dudak da birbirine olan ihtiyaci hisseder. Dudaklar temas etmedikce cikmaz 'be' sesi. 'Be' sesinde 'a' demenin kolayligi, genisligi yoktur; bogazdan cikan nefese dudaktan gecerken dudak vurusuyla yon vermek gerekir.

    Arab alfabesinde 'elif' ve 'be' harflerinin sekilleri de bu ses nuansina uyan bir farklilik sergiler. Elif, elifbanin en kolay harfidir; tek bir cizgiden ibarettir; ilave bir noktasi ya da cizgisi yoktur. Yukaridan asagiya uzanan zarif, nazli bir cizgi halinde adeta butun harflere meydan okur.
    Kendi manasini ifade etmek icin baska bir seye, meselâ noktaya ya da cizgiye muhtac degildir; kendisi kendisinden ibarettir.

    Lakin hemen yanindaki 'be' harfi ayni istigna icinde degildir; bunyesinde bir cizgiyi barindirmakla birlikte manasini kendi disinda bir noktadan alir; o nokta yoksa ya da yanlis bir yerde ise 'be' de yoktur. Noktayi kaldirir kaldirmaz, 'be' cizgiden ibaret kalir ve aslinda, yani 'elif' e donusuverir.

    Aslinda, 'be' harfi 'elif' in noktalisidir. En basit harften ikincisine gecilirken kalemin en basit hareketine, yani cizgiye, kalem ucunun ilk dokunusunun isareti, yani nokta eklenmistir. Elif cizgisi kendi basina olmaktan cikmis, kendisi disindan bir nokta ile birliktelige razi olmus, hatta noktaya refakat etme ugruna beli bukulmus, boynu burulmustur. Bir diger ifadeyle, 'be', 'elif' in kendini kendineligine son verilmesidir; basina buyruk olmaktan cikip, noktaya gore hizaya girmesidir. Nitekim, elif'in kendi kendinden bilme saltanati sadece harf boyu -o da bir cizgiden ibaret- surer; daha sonra diger harfler boyu egilir bukulur; baskalari adina hareket etmeye baslar.
    Lâtif bir tevafukla, bizim kulluk seruvenimiz de elif'in basina gelenlere benzer. Once tipki 'elif' gibi kendimizi kendimizden ibaret biliriz. Kainata 'ene' nin gozlugunden bakariz. Tâbi olacagimiz bir makam ya da nokta tanimayiz, aklimiza gelmez. Kendi basina buyruk, sorumlulugu olmayan biri olarak yasamaya azmederiz.

    Fakat, ne zaman ki, aczimizi ve fakrimizi anlariz, o zaman kendimiz disinda bir istinad ve istimdad noktasi aramaya baslariz. Boylece ene kendini basina buyruk bilmekten vazgecip, tipki 'be' deki 'elif' gibi o dayanak ve medet noktasina gore boynunu buker, belini kirar. Kendi mahiyetinin ne oldugunu anlar, ubudiyet tavrini takinir.
    Besmele'nin 'be' si, bizim kendimizi besmele'nin hakikatine rabt etmemize, baglamamiza, nisbet etmemize denk gelir. Zira biz niyet etsek de etmesek de, bilsek de bilmesek de, zaten her an hersey 'Rahman ve Rahim olan ALLAH'in ism(ler)'i ile var edilmektedir, varligini surdurmektedir. Iste besmele'nin basindaki 'be' bizim kendi niyetimizle, kendi tercihimizle o gercegin golgesi altina kendimizi dahil etmemizin isaretidir. Biz her seyin Rahman ve Rahim ALLAH'in ismiyle varolusu gercegine 'be'yi dudagimiza degdirerek katiliriz. 'Be' hecesi/harfi, bu anlamda bizi de varligin ALLAH'i zikrine katar, tasir.
    "Iman bir intisabtir" sirrina gore, bizde kendimizi besmele'nin gercegine nisbet ederiz, intisabimizi beyan ederiz.

    Bundan sonrasi cok cok enteresan!!!
    Bu yuzden denebilir ki, besmele'nin sirri 'be'de toplanmistir ; odaklanmistir. Yine bu sir hatirina olsa, Kur'an da her surenin ilk ayeti bir kavle gore 'besmele' ise, her sure 'be' ile baslar. Besmele'siz baslayan Berâe (Tevbe) suresi de yine besmelesizligine ragmen 'be' ile baslar. Yani, Kur'an'da besmelesiz baslayan sure olsa da 'be'siz baslayan sure yoktur. Berâe suresi vesilesiyle, 'be'nin hatirinin 'besmele'nin hatirina denk oldugunu anliyoruz. Yine ilginctir ki, Besmele'yle basladigi halde, besmele'den sonraki ayeti 'be' ile baslayan bir sure yoktur; ilk ayeti 'be' ile baslayan tek sure Berâe'dir ve onun oncesinde de besmele yoktur.
    Besmelenin 'be' ile baslamasindaki ince remz, hak ehlinin basindan beri dikkatini cekmis ki, bu remze riayet etmeye calisilmis, eserlere her daim 'be' ile baslamak onemsenmistir.

    Basta Hazreti Ali (r.a.)) Efendimiz, Celcelutiye kasidesine soyle baslar :

    "Bede'tü biBismillahi...
    Mevlana Celaleddin'in farsca kaleme aldigi Mesnev-i Serif'in o dillere destan "Dinle neyden ki sikayet etmede" seklindeki ilk beytinin farscasi da "Bisev in ney..." diye baslar.


    Risale-i Nurun Birinci Söz'u ise, hem Besmele'ye dairdir, hem de Besmelenin 'be'sindeki bu incelige riayet etmekten geri kalmaz :
    Birinci Söz
    "Bismillah her hayrin basidir
    Biz dahi basta ona baslariz.
    Bil, ey nefsim, su mubarek kelime, Ilsam nisani oldugu gibi, butun mevcudatin lisan-i haliyle vird-i zebanidir.
    Bismillah ne buyuk, tukenmez bir kuvvet, ne cok, bitmez bir bereket oldugunu anlamak istersen, su temsili hikayecige bak, dinle."

    Senai Demirci'nin "birincisöz" (bir risale-i nur yorumu) isimli kitabindan alintidir (Timas yayinlari).





+ Yorum Gönder