Konusunu Oylayın.: Hutbelerle Bayramlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hutbelerle Bayramlar
  1. 29.Ağustos.2011, 14:12
    1
    Misafir

    Hutbelerle Bayramlar






    Hutbelerle Bayramlar Mumsema ramazan bayramı hutbeleri


  2. 29.Ağustos.2011, 14:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 21.Haziran.2013, 01:36
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hutbelerle Bayramlar




    Bayram hutbeleri


    إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
    Hucurat Suresi – 10

    RAMAZAN BAYRAMI

    Aziz Kardeşlerim!
    Mü'minler olarak bir ay boyunca Allah (C.C) için oruç tut¬tuk. Bu ayı gündüz ve gece ibadetlerimizle, sahuru ve iftarı ile dopdolu yaşadık. Teravih Namazlarımız da ise kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla, beraberce camilere koş¬tuk. Kur’an-ı Kerim ve mukabelelerle evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu Cehennem azabından kurtuluş vesilesi olan Ramazan ayını geride bırakarak, bayram sabahına ulaşmış bulunuyoruz. Ramazan ayında yaptığımız ibadetlerin verdiği huzur ve mutluluğun sevincini hep birlikte yaşıyoruz. Bizi bu bayram sabahına ulaştıran Yüce Allah'a hamdolsun.

    Muhterem Mü'minler!
    Bayramlar, neşe ve sevinç günleridir. Toplumların millî birlik ve beraberlik duygularının zirveye ulaştığı, dayanışma ve kaynaşmanın daha yoğun yaşandığı müstesna zaman dilimleridir. Her toplumun kendisine özgü dinî ve millî bayramları vardır. Medinelilerin de cahiliye döneminden kalma bayramları vardı. İslam'la şereflenmelerinden sonra Peygamberimize bu günlerinden bahsettiklerinde, Efendimiz (s.a.v.) cevaben, "Allah, sizin için o iki sevinç gününden daha hayırlı iki gün vermiştir ki, onlar Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır." buyurmuşlardır. İşte bugün, tüm dünya Müslümanları ile birlikte Allah'ın bizlere bahşettiği iki hayırlı günden biri olan Ramazan Bayramını idrak ediyoruz.
    Müslümanların birbirlerine karşı gösterdikleri sevgi ve muhabbetin tadı, bayramları tatlı ve huzurlu yapar. O sevgi ve muhabbetin, tadına doyum olmaz. Allah Teàlâ bu mübarek bayram hürmetine


    Bizim gönüllerimizi sevgiyle doldursun ve bu sevgiyi de dâim eylesin... Hepimiz, bir olan Allah'ın kuluyuz. Hepimiz, aynı Peygamberin ümmetiyiz. Dolayısıyla hutbemizin başında okumuş olduğum Ayet-i Kerimede Yüce Allah (c.c) meâlen “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.” buyurmuştur.
    Muhterem Müslümanlar!
    Bayramlar sevmek, sevilmek ve sevindirmek günleridir. Bugünkü vazifelerimizden birisi, önce ana-babalarımızı ziyaret etmek; ölmüşlerse Kur’an okuyarak onların ruhlarını şad etmek olmalıdır. Sonra akraba ve komşularımızı ziyaret etmeliyiz. Fakirleri, yetimleri, kimsesizleri sevindirmeli ve gözetmeli, dargın olanlarımız varsa barıştırmalıyız. Zira Müslümanların birbirleriyle dargın durmaları, dinimizin hiç hoş karşılamadığı bir davranıştır. Dost ziyaretlerinin yanı sıra hastalar ziyaret edilmeli, yetimler ve çocuklar da sevindirilmelidir.
    Ayrıca ailemizin mutluluğu, milletimizin huzuru, millî birlik ve beraberliğimizin devamı, din kardeşlerimizin refahı, dünyadaki zulüm ve savaşların durması için dua ve niyazda bulunmalıyız.
    Bu mübarek Ramazan ayında kazandığımız ibadet aşkımızı ve güzel hasletlerimizi Ramazan ayından sonrada devam ettirmeliyiz.

    Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, bayramın başta milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ederim.



    KOCAELİ İL MÜFTÜLÜĞÜ


  4. 21.Haziran.2013, 01:36
    2
    Moderatör



    Bayram hutbeleri


    إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
    Hucurat Suresi – 10

    RAMAZAN BAYRAMI

    Aziz Kardeşlerim!
    Mü'minler olarak bir ay boyunca Allah (C.C) için oruç tut¬tuk. Bu ayı gündüz ve gece ibadetlerimizle, sahuru ve iftarı ile dopdolu yaşadık. Teravih Namazlarımız da ise kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla, beraberce camilere koş¬tuk. Kur’an-ı Kerim ve mukabelelerle evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu Cehennem azabından kurtuluş vesilesi olan Ramazan ayını geride bırakarak, bayram sabahına ulaşmış bulunuyoruz. Ramazan ayında yaptığımız ibadetlerin verdiği huzur ve mutluluğun sevincini hep birlikte yaşıyoruz. Bizi bu bayram sabahına ulaştıran Yüce Allah'a hamdolsun.

    Muhterem Mü'minler!
    Bayramlar, neşe ve sevinç günleridir. Toplumların millî birlik ve beraberlik duygularının zirveye ulaştığı, dayanışma ve kaynaşmanın daha yoğun yaşandığı müstesna zaman dilimleridir. Her toplumun kendisine özgü dinî ve millî bayramları vardır. Medinelilerin de cahiliye döneminden kalma bayramları vardı. İslam'la şereflenmelerinden sonra Peygamberimize bu günlerinden bahsettiklerinde, Efendimiz (s.a.v.) cevaben, "Allah, sizin için o iki sevinç gününden daha hayırlı iki gün vermiştir ki, onlar Ramazan ve Kurban Bayramlarıdır." buyurmuşlardır. İşte bugün, tüm dünya Müslümanları ile birlikte Allah'ın bizlere bahşettiği iki hayırlı günden biri olan Ramazan Bayramını idrak ediyoruz.
    Müslümanların birbirlerine karşı gösterdikleri sevgi ve muhabbetin tadı, bayramları tatlı ve huzurlu yapar. O sevgi ve muhabbetin, tadına doyum olmaz. Allah Teàlâ bu mübarek bayram hürmetine


    Bizim gönüllerimizi sevgiyle doldursun ve bu sevgiyi de dâim eylesin... Hepimiz, bir olan Allah'ın kuluyuz. Hepimiz, aynı Peygamberin ümmetiyiz. Dolayısıyla hutbemizin başında okumuş olduğum Ayet-i Kerimede Yüce Allah (c.c) meâlen “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.” buyurmuştur.
    Muhterem Müslümanlar!
    Bayramlar sevmek, sevilmek ve sevindirmek günleridir. Bugünkü vazifelerimizden birisi, önce ana-babalarımızı ziyaret etmek; ölmüşlerse Kur’an okuyarak onların ruhlarını şad etmek olmalıdır. Sonra akraba ve komşularımızı ziyaret etmeliyiz. Fakirleri, yetimleri, kimsesizleri sevindirmeli ve gözetmeli, dargın olanlarımız varsa barıştırmalıyız. Zira Müslümanların birbirleriyle dargın durmaları, dinimizin hiç hoş karşılamadığı bir davranıştır. Dost ziyaretlerinin yanı sıra hastalar ziyaret edilmeli, yetimler ve çocuklar da sevindirilmelidir.
    Ayrıca ailemizin mutluluğu, milletimizin huzuru, millî birlik ve beraberliğimizin devamı, din kardeşlerimizin refahı, dünyadaki zulüm ve savaşların durması için dua ve niyazda bulunmalıyız.
    Bu mübarek Ramazan ayında kazandığımız ibadet aşkımızı ve güzel hasletlerimizi Ramazan ayından sonrada devam ettirmeliyiz.

    Ramazan Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, bayramın başta milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah'tan niyaz ederim.



    KOCAELİ İL MÜFTÜLÜĞÜ


  5. 21.Haziran.2013, 01:37
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hutbelerle Bayramlar

    RAMAZAN BAYRAMI HUTBESİ

    Muhterem Müminler;
    Rahmet ve mağfiret ayı Ramazanı geride bırakarak, bayram sevincimizi paylaşmak ve yaratanımıza bağlılığımızı ifade etmek amacıyla bu mabette toplanmış bulunuyoruz.
    Bayramlar sevinç günleridir. Bayramların namazla başlaması, bu sevincin kulluk çizgisinde yapılma gereğini ortaya koymaktadır. Bayramlar toplumsal sevinç günleri olduğundan bu sevincin toplumun her tabakasına yayılması gerekmektedir. İçimizden biri, "bayram gelmiş neyime" duygusu içerisinde ise burada bir noksanlık var demektir. Zengin-fakir, hasta-sağlıklı, büyük-küçük herkesin birlikte ve sevinçle bayram yapabilmesi, bu günlerde kardeşlik ve yardımlaşma duygularının daha yüksek seviyede tutulmasına bağlıdır. Kalbimizdeki sevgimizi ve bir miktar maddi varlığımızı akrabalarımızla, komşularımızla ve etrafımızdaki yardıma muhtaç insanlarla paylaşabildiğimiz ölçüde bu konuda başarılı olmuş olacağız.
    Aziz Müminler;
    İnsanın yaratılış gayesi Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmektir. İnsan için dünya hayatı bir imtihandan ibarettir. Ölümle başlayacak olan Ahiret hayatı, dünya hayatımızdaki yaptıklarımızla şekillenecektir. Bu sebeple yeryüzünde İnsanın en büyük sorumluluğu yaratanını tanıması, ona ibadet etmesi ve yasakladığı davranışlardan uzak durmasıdır.
    Muhterem müminler;
    Sosyal bir varlık olan insan, diğer insanlarla birlikte yaşamak zorundadır. Hayatı boyunca insan, bazen güçlü, bazen de zayıf duruma düşer. Bu sebeple insanlar arası yardımlaşma, büyük bir önem arz eder.
    Çocuklarımız, anne ve babalarımız, akrabalarımız, komşularımız ve hayatımız boyunca karşılaştığımız tüm insanlarla aramızda çeşitli haklar ve görevler oluşmaktadır. İnsanlarla olan ilişkilerimizde adaletle hareket etmek, kimsenin hakkını yememek ve onlara karşı görevlerimizi tam olarak yapmak zorundayız. Bunu yaparken sevgi, saygı ve merhamet, temel anlayışımız olmalıdır. İnsan ilişkilerimizle ilgili olarak Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır.
    "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız"[2]
    "Kıyamet gününde haklar sahiplerine ödenecektir. Hatta boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun öcü alınacaktır"[3]
    Değerli Müminler;
    Aile hayatındaki huzur, insanın mutluluğunu ve başarısını olumlu yönde etkilemektedir. Aile içerisinde eşler birbirlerine karşı görevlerini eksiksiz yerine getirerek bu huzurlu ortamı oluşturmaya çalışmalıdır. Kadınlara karşı davranışlarımızda, Yüce Rabbimizin "Onlarla hoşça ve güzelce geçinin,”[4] emrine uyarak, kadınların karşılaştıkları çeşitli kötü davranışlardan uzak durmak aile içerisinde her erkeğin görevi olmalıdır.
    Muhterem müminler
    Günümüz insanının en önemli sorunlarından birisi de çevre sorunlarıdır. Çevreyi gelecek nesillerimizin bir emaneti olarak bütün unsurları ile korumak ve tabii kaynaklarımızı tüketirken israftan uzak durmak dinimizin bir emridir. Etrafımızdaki canlı-cansız her varlığın bir görevi vardır. Bu varlıkların gelişi güzel bir şekilde yok edilmesi bu görevlerin aksamasına sebep olmakta ve hayatımızı olumsuz yönde etkilemektedir.
    Aziz müminler;
    Milli ve dini bayramlarımız birlik ve beraberlik duygularımızın zirveye çıktığı önemli günlerdir. Bu güzel günlerde, dargınlarımız varsa barıştıralım. Eş dost ve akrabalarımızı ziyaret edelim. Ahirete göçmüş yakınlarımızı analım. İmkanlarımız ölçüsünde hediyeleşelim. Başkaları için bir şeyler yapalım ki bu güzel günde bizim için dua edenler olsun.
    Dinen zengin sayılanlarımızın hem kendileri hem de aile fertleri adına, fakirlere vermeleri gereken fıtır sadakasını vermeyenlerimiz varsa, namazdan sonra bu borçlarımızı eda ederek yardıma muhtaçlarımızı sevindirelim. İbadetlerin hayırlısı devamlı olanıdır düsturundan hareketle Ramazan ayı kazanımlarımızı devam ettirelim.
    Mübarek ramazan bayramınızı tebrik eder ülkemiz ve tüm insanlık alemine hayırlar getirmesini cenabı haktan niyaz ederim.
    HAZILAYANIN ADI: İrfan ÜSTÜNDAĞ
    ÜNVANI: İlçe Müftüsü
    GÖREV YERİ : İlçe Müftülüğü LALAPAŞA/EDİRNE

    Edirne Müftülüğü’nün 30/09/2008 tarihli hutbesidir
    [1]Hücürat S. 10
    [2] Müslim, îman 93
    [3] Tirmizî, Sıfati'I-Kıyame, 2
    [4] Nisa, S. 19


  6. 21.Haziran.2013, 01:37
    3
    Moderatör
    RAMAZAN BAYRAMI HUTBESİ

    Muhterem Müminler;
    Rahmet ve mağfiret ayı Ramazanı geride bırakarak, bayram sevincimizi paylaşmak ve yaratanımıza bağlılığımızı ifade etmek amacıyla bu mabette toplanmış bulunuyoruz.
    Bayramlar sevinç günleridir. Bayramların namazla başlaması, bu sevincin kulluk çizgisinde yapılma gereğini ortaya koymaktadır. Bayramlar toplumsal sevinç günleri olduğundan bu sevincin toplumun her tabakasına yayılması gerekmektedir. İçimizden biri, "bayram gelmiş neyime" duygusu içerisinde ise burada bir noksanlık var demektir. Zengin-fakir, hasta-sağlıklı, büyük-küçük herkesin birlikte ve sevinçle bayram yapabilmesi, bu günlerde kardeşlik ve yardımlaşma duygularının daha yüksek seviyede tutulmasına bağlıdır. Kalbimizdeki sevgimizi ve bir miktar maddi varlığımızı akrabalarımızla, komşularımızla ve etrafımızdaki yardıma muhtaç insanlarla paylaşabildiğimiz ölçüde bu konuda başarılı olmuş olacağız.
    Aziz Müminler;
    İnsanın yaratılış gayesi Allah'ı tanımak ve ona ibadet etmektir. İnsan için dünya hayatı bir imtihandan ibarettir. Ölümle başlayacak olan Ahiret hayatı, dünya hayatımızdaki yaptıklarımızla şekillenecektir. Bu sebeple yeryüzünde İnsanın en büyük sorumluluğu yaratanını tanıması, ona ibadet etmesi ve yasakladığı davranışlardan uzak durmasıdır.
    Muhterem müminler;
    Sosyal bir varlık olan insan, diğer insanlarla birlikte yaşamak zorundadır. Hayatı boyunca insan, bazen güçlü, bazen de zayıf duruma düşer. Bu sebeple insanlar arası yardımlaşma, büyük bir önem arz eder.
    Çocuklarımız, anne ve babalarımız, akrabalarımız, komşularımız ve hayatımız boyunca karşılaştığımız tüm insanlarla aramızda çeşitli haklar ve görevler oluşmaktadır. İnsanlarla olan ilişkilerimizde adaletle hareket etmek, kimsenin hakkını yememek ve onlara karşı görevlerimizi tam olarak yapmak zorundayız. Bunu yaparken sevgi, saygı ve merhamet, temel anlayışımız olmalıdır. İnsan ilişkilerimizle ilgili olarak Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır.
    "İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız"[2]
    "Kıyamet gününde haklar sahiplerine ödenecektir. Hatta boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun öcü alınacaktır"[3]
    Değerli Müminler;
    Aile hayatındaki huzur, insanın mutluluğunu ve başarısını olumlu yönde etkilemektedir. Aile içerisinde eşler birbirlerine karşı görevlerini eksiksiz yerine getirerek bu huzurlu ortamı oluşturmaya çalışmalıdır. Kadınlara karşı davranışlarımızda, Yüce Rabbimizin "Onlarla hoşça ve güzelce geçinin,”[4] emrine uyarak, kadınların karşılaştıkları çeşitli kötü davranışlardan uzak durmak aile içerisinde her erkeğin görevi olmalıdır.
    Muhterem müminler
    Günümüz insanının en önemli sorunlarından birisi de çevre sorunlarıdır. Çevreyi gelecek nesillerimizin bir emaneti olarak bütün unsurları ile korumak ve tabii kaynaklarımızı tüketirken israftan uzak durmak dinimizin bir emridir. Etrafımızdaki canlı-cansız her varlığın bir görevi vardır. Bu varlıkların gelişi güzel bir şekilde yok edilmesi bu görevlerin aksamasına sebep olmakta ve hayatımızı olumsuz yönde etkilemektedir.
    Aziz müminler;
    Milli ve dini bayramlarımız birlik ve beraberlik duygularımızın zirveye çıktığı önemli günlerdir. Bu güzel günlerde, dargınlarımız varsa barıştıralım. Eş dost ve akrabalarımızı ziyaret edelim. Ahirete göçmüş yakınlarımızı analım. İmkanlarımız ölçüsünde hediyeleşelim. Başkaları için bir şeyler yapalım ki bu güzel günde bizim için dua edenler olsun.
    Dinen zengin sayılanlarımızın hem kendileri hem de aile fertleri adına, fakirlere vermeleri gereken fıtır sadakasını vermeyenlerimiz varsa, namazdan sonra bu borçlarımızı eda ederek yardıma muhtaçlarımızı sevindirelim. İbadetlerin hayırlısı devamlı olanıdır düsturundan hareketle Ramazan ayı kazanımlarımızı devam ettirelim.
    Mübarek ramazan bayramınızı tebrik eder ülkemiz ve tüm insanlık alemine hayırlar getirmesini cenabı haktan niyaz ederim.
    HAZILAYANIN ADI: İrfan ÜSTÜNDAĞ
    ÜNVANI: İlçe Müftüsü
    GÖREV YERİ : İlçe Müftülüğü LALAPAŞA/EDİRNE

    Edirne Müftülüğü’nün 30/09/2008 tarihli hutbesidir
    [1]Hücürat S. 10
    [2] Müslim, îman 93
    [3] Tirmizî, Sıfati'I-Kıyame, 2
    [4] Nisa, S. 19





+ Yorum Gönder