Konusunu Oylayın.: Allah´ın işi gücü yok mu neden insanlarla uğraşşsın diyen ateiste nasıl cevap vermeliyiz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah´ın işi gücü yok mu neden insanlarla uğraşşsın diyen ateiste nasıl cevap vermeliyiz?
  1. 26.Ağustos.2011, 12:14
    1
    Misafir

    Allah´ın işi gücü yok mu neden insanlarla uğraşşsın diyen ateiste nasıl cevap vermeliyiz?






    Allah´ın işi gücü yok mu neden insanlarla uğraşşsın diyen ateiste nasıl cevap vermeliyiz? Mumsema Allah´ın işi gücü yok mu neden insanlarla uğraşşsın diyen ateiste nasıl cevap vermeliyiz?
    teşekkürlerrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr


  2. 26.Ağustos.2011, 13:57
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Allah´ın işi gücü yok mu neden insanlarla uğraşşsın diyen ateiste nasıl cevap vermeliyiz?




    Evvela bunu söyleyen ateist ise zaten Allah’a inanmıyordur. Böyle bir sözü söylemesi düşünülemez. Eğer deist ise, peygambere inanmıyordur. Allah’ın vahiy gönderdiğine inanmayan bir kimsenin öncelikle Hz. Muhammed(a.s.m)’in hayatına, mucizelerine bakmalıdır. Gerçekten bir adam gerçeklerin müşterisi ise, alacağı malın sağlam olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdür. İslam’ın gerçeklerine talip olan kimsenin de böyle bir araştırma yapması kaçınılmazdır. Bugün binlerce gayr-ı müslim kökenli insan İslam’ı araştırmak suretiyle imana gelmiş ve İslam’ın hak bir din olduğunu can-u gönülden kabul etmiştir.
    İkincisi, kâinatta en önemli varlık hayattır. Hayatın en üst mertebesinde oturan ise şuurlu bir varlık olan insanlar ve cinlerdir. Allah insanları yeryüzü halifesi olarak yaratmış ve evrendeki diğer varlıkların hal diliyle Allah’a yaptıkları ibadeti kavlî (sözlü), fiilî, fikrî, aklî, kalbî ve davranış biçimiyle de ortaya koymasını istemiştir. Kendisine bu kadar önem verilen bir varlık olarak insanların hayvan gibi başıboş bırakılması, herhangi bir görevi olmayan avare bir zavallı konumunda tutulması ve böylece çok değersiz bir yere yerleştirilmesi, ne aklen, ne vicdanen, ne dinen ve ne de insanlık camiasında kabul görmüş değerler bakımından mümkün değildir. Güneşin, ayın, yıldızların, denizlerin, yeryüzünün kendisinin hizmetine sunulduğu insanoğluna verilen bu değeri, onu sorumsuz bir konuma sokarak bir paçavra değersizliğine indirgemek izah edilecek bir şey değildir. Herşeyi hikmetle yapan, herşeyi bir gaye için yaratan, herşeyi bir görevle görevlendiren Allah’ın varlıkların en mükemmeli ve en şereflisi olarak takdim ettiği insanoğlunu sorumsuz, işsiz/görevsiz, başıboş bırakması, ne o sonsuz hikmetine, ne o gayeli sanatkârlığına, ne o abes iş yapmaktan münzzeh olan ilim ve kudretine yakışır.
    Evrenin mavcut harika nizam ve intizamının zembereği ilahî adaletin yansıması olan denge faktörüdür. Her şeye hakkını vermek manasında olan denge sistemi evrenin her tarafında kendini göstermektedir. Bütün canlı-cansız varlıklar için sözkonusu edilen bu adalet ölçüsünün, bu dengelerin -etimolijk anlamıyla “göz bebeği” manasına gelen İnsan gibi evrenin göz bebeği bir varlık için bu adalet ölçüsünün olmaması mümkün değildir. O halde, zalim ile mazlumu, suçlu ile masumu, hırsız ile mal sahibini, iaat eden ile isyan eden, iman eden ile inkâr edenler için bir hesap gününün olmaması gözle görülen bu sonsuz ilahî adaletle asla bağdaşmaz.
    Aşağıdaki ayetler bu konuda bize önemli dersler vermektedir:
    “Elbette Biz göğü, yeri ve aralarında olan varlıkları oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık”(Enbiya, 21/16).
    “ Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Muminun, 23/115)
    “Ben cinleri ve insanları sırf Beni tanıyıp yalnız Bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariyat, 51/56)


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 26.Ağustos.2011, 13:57
    2
    Moderatör



    Evvela bunu söyleyen ateist ise zaten Allah’a inanmıyordur. Böyle bir sözü söylemesi düşünülemez. Eğer deist ise, peygambere inanmıyordur. Allah’ın vahiy gönderdiğine inanmayan bir kimsenin öncelikle Hz. Muhammed(a.s.m)’in hayatına, mucizelerine bakmalıdır. Gerçekten bir adam gerçeklerin müşterisi ise, alacağı malın sağlam olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdür. İslam’ın gerçeklerine talip olan kimsenin de böyle bir araştırma yapması kaçınılmazdır. Bugün binlerce gayr-ı müslim kökenli insan İslam’ı araştırmak suretiyle imana gelmiş ve İslam’ın hak bir din olduğunu can-u gönülden kabul etmiştir.
    İkincisi, kâinatta en önemli varlık hayattır. Hayatın en üst mertebesinde oturan ise şuurlu bir varlık olan insanlar ve cinlerdir. Allah insanları yeryüzü halifesi olarak yaratmış ve evrendeki diğer varlıkların hal diliyle Allah’a yaptıkları ibadeti kavlî (sözlü), fiilî, fikrî, aklî, kalbî ve davranış biçimiyle de ortaya koymasını istemiştir. Kendisine bu kadar önem verilen bir varlık olarak insanların hayvan gibi başıboş bırakılması, herhangi bir görevi olmayan avare bir zavallı konumunda tutulması ve böylece çok değersiz bir yere yerleştirilmesi, ne aklen, ne vicdanen, ne dinen ve ne de insanlık camiasında kabul görmüş değerler bakımından mümkün değildir. Güneşin, ayın, yıldızların, denizlerin, yeryüzünün kendisinin hizmetine sunulduğu insanoğluna verilen bu değeri, onu sorumsuz bir konuma sokarak bir paçavra değersizliğine indirgemek izah edilecek bir şey değildir. Herşeyi hikmetle yapan, herşeyi bir gaye için yaratan, herşeyi bir görevle görevlendiren Allah’ın varlıkların en mükemmeli ve en şereflisi olarak takdim ettiği insanoğlunu sorumsuz, işsiz/görevsiz, başıboş bırakması, ne o sonsuz hikmetine, ne o gayeli sanatkârlığına, ne o abes iş yapmaktan münzzeh olan ilim ve kudretine yakışır.
    Evrenin mavcut harika nizam ve intizamının zembereği ilahî adaletin yansıması olan denge faktörüdür. Her şeye hakkını vermek manasında olan denge sistemi evrenin her tarafında kendini göstermektedir. Bütün canlı-cansız varlıklar için sözkonusu edilen bu adalet ölçüsünün, bu dengelerin -etimolijk anlamıyla “göz bebeği” manasına gelen İnsan gibi evrenin göz bebeği bir varlık için bu adalet ölçüsünün olmaması mümkün değildir. O halde, zalim ile mazlumu, suçlu ile masumu, hırsız ile mal sahibini, iaat eden ile isyan eden, iman eden ile inkâr edenler için bir hesap gününün olmaması gözle görülen bu sonsuz ilahî adaletle asla bağdaşmaz.
    Aşağıdaki ayetler bu konuda bize önemli dersler vermektedir:
    “Elbette Biz göğü, yeri ve aralarında olan varlıkları oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık”(Enbiya, 21/16).
    “ Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (Muminun, 23/115)
    “Ben cinleri ve insanları sırf Beni tanıyıp yalnız Bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariyat, 51/56)


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder