Konusunu Oylayın.: Hadislerde Geçen Çocuk İsimleri Ve Anlamları

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 5 kişi oyladı.

Hadislerde Geçen Çocuk İsimleri Ve Anlamları
  1. 24.Ağustos.2011, 14:36
    1
    Misafir

    Hadislerde Geçen Çocuk İsimleri Ve Anlamları






    Hadislerde Geçen Çocuk İsimleri Ve Anlamları Mumsema Hadislerde Geçen Çocuk İsimleri Ve Anlamları hakkında eğitici bir yazı yazar mısınız ?


  2. 24.Ağustos.2011, 14:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 02.Eylül.2016, 17:44
    2
    arifselim
    Yönetici

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Nisan.2007
    Üye No: 211
    Mesaj Sayısı: 20,814
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Yorum: Hadislerde Geçen Çocuk İsimleri Ve Anlamları




    Selamun aleykum. İslam dini isim verilmesi konusunu önemsemiştir ve her anne ve babaya evlatlarına güzel isimler verilmesini emretmiştir. Peygamber efendimiz aleyhisselam bu konuda hem fiili olarak hemde sözlü olarak örnek olmuştur. Hoş ve güzel olmayan, anlamı olmayan bir çok ismi değiştirmiştir. Her insanın kıyamet gününde Allah'ın huzuruna ismi ile çağrılacağını ve bundan dolayı da çocuklara en güzel isimler seçilerek verilmesini istemiştir. Ancak maalesef günümüzde bir çok anne ve baba güzel anlamı olan isimler yerine değişik olan ve pek kullanılmayan ve hatta isim bile olmayan kelimeleri evlatlarına verebilmektedirler. Bu son derece yanlıştır. Bu konuda bizlere örnek olan peygamberimiz aleyhisselamın bazı hadislerini buradan okuyarak bu tavsiyelerine kulak vermeliyiz.

    Hadis-i şeriflerde isim hakkında buyruldu ki:

    "Sizler Kıyamet Günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız; öyleyse isimlerinizi güzel yapın."
    (Ebu Davud / KS, 113)

    "Allah’ın en ziyade sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman’dır." (Allah’ın Kulu, Rahman’ın Kulu)
    (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi / KS, 114)

    "Allah katında en düşük isim Melikü’l-emlak (Mülklerin Maliki) ismidir. Allah’tan başka Malik yoktur."
    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi / KS, 116)

    "Kıyamet Günü, Allah’ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü’l-emlak (Bütün Mülklerin Sahibi) olan kimsedir. Allah’tan başka Malik yoktur."
    (Müslim / KS, 117)

    Bilgi: Alimler "Melikül-emlak" ismiyle benzer anlamlar taşıyan Şehinşah, Şahanşah (Şahlar Şahı), Ahkamul-hakimin (Hakimler Hakimi), Sultanus-selatin (Sultanlar Sultanı), Emirül-ümera (Emirler Emiri), Kadıl-kudat (Kadılar Kadısı), Hakimul-hükkam (Hakimler Hakimi) gibi isimleri de uygun görmemişlerdir.

    Hz. Cabir (r.a.) anlatıyor: "Hz. Peygamber (s.a.v.) Ya’la, Bereket, Eflah (Kurtuluş), Yesar (Zenginlik, Varlık; Sol, Sol Taraf), Nafi (Olumsuz Kılan, Nefyeden veya Faydalı, Yararlı) ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra Onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti."

    Ebu Davud’un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "...Zira kişi "Bereket burada mı?" diye sorar da "Hayır yok!" diye cevap verirler."
    (Müslim, Ebu Davud / KS, 118)


    Hz. Peygamber’in (s.a.v.) İsim ve Künye Koyduğu Kimseler:


    Sehl İbnu Sa’d es-Saidi (r.a.) buyurdu ki: Hz. Peygamber (s.a.v.) Fatıma (r.a.) annemizin evine uğramıştı. Hz. Ali’yi (r.a.) evde bulamayınca: "Amca oğlun nerede?" diye sordu.
    Fatıma (r.a.): "Aramızda bir şekerlenme oldu. Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti." dedi.
    Resulullah (s.a.v.) birine: "Hele bir arayıver nereye gitmiş." diye emretti.
    "Mescidde yatıyor!" diye haber verince, Resulullah (s.a.v.):
    "Kalk ey Ebu Turab, kalk ey Ebu Turab (Toprak Babası)!" diye seslendi.
    Sehl (r.a.) der ki: "Hz. Ali’nin (r.a.) en çok sevdiği ismi bu isimdi."
    (Buhari, Müslim / KS, 121)


    Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Değiştirdiği İsimler

    Hz. Aişe (r.a.), "Resulullah (s.a.v.) çirkin isimleri değiştirirdi." buyurmuştur.
    (Tirmizi / KS, 126)

    Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor: "Zeyneb Bintu Ebi Seleme’nin ismi Berre (Kusursuz Kimse, İyi İnsan, Günahsız; Temizleyici) idi. "Nefsini tezkiye ediyor (temize çıkarıyor)!" denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) onu Zeyneb diye isimlendirdi."
    (Buhari, Müslim / KS, 127)

    İbnu Abbas (r.a.) anlatıyor: "Cüveyriye Bintu’l-Haris’in ismi Berre idi. Resulullah (s.a.v.) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resulullah (s.a.v.) "Berre’nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu."
    (Müslim / KS, 128)

    Üsame İbnu Ahdari anlatıyor: İsmi Asram (Kesik; Kesen) olan bir adam vardı. Resulullah (s.a.v.) ona:
    "İsmin nedir?" diye sordu.
    Adam "Asram." diye cevap verdi. Resulullah (s.a.v.);
    "Hayır sen Zür’a’sın (Biten, Büyüyen, Tohum; Eken)." buyurdu.
    (Ebu Davud / KS, 130)

    Said İbnu’l-Müseyyeb babası vasıtasıyla dedesinden naklediyor: "Dedem, Resulullah’a (s.a.v.) uğramıştı.
    "İsmin ne?" diye sordu.
    "Hazn (Sert, Kaba, Katı, Zor)." diye cevap verdi.

    Resulullah (s.a.v.): "Hayır, sen Sehl’sin (Kolay, Kolaylık, Yumuşaklık)." dedi..."
    Ebu Davud merhum der ki: "Resulullah (s.a.v.) Asi, Aziz, Atele (Şiddet, Sertlik), Şeytan, Hakem, Ğurab (Karga), Habbab (Seven, Sevgili; Dost), Şihab (Kıvılcım, Alev, Ateş) isimlerini değiştirdi. Şihab’ı Hişam (Cömert), Harb’i Silm (Sulh, Barış), Muzdaci’yi (Yatan, Yatıp Uzanan’ı) Münbais (Kalkan, Kalkıp Hareket Eden) yaptı. Afire (Çorak) adını taşıyan bir araziyi de Hadire (Yeşillik) diye, Şi’bu’d Dalalet’i (Sapıklık Geçidi’ni) Şi’bu’l-Hüda (Hidayet Geçidi, Yol Gösterici Geçit) diye isimledi. Benu’z-Zinye’yi / Benu Muğviye’yi (Zina/Gayrimeşru Oğulları’nı) Benu’r-Rüşd/Rişde (Helal/Meşru Oğulları) olarak değiştirdi."
    (Buhari, Ebu Davud / KS, 131)

    Hz. Abdullah İbnu Ömer (r.a.) diyor ki: Hz. Peygamber (s.a.v.) Âsiye (İsyankar, İtaatsiz Kadın) ismini değiştirip Cemile (Güzel Kadın) yaptı.
    (Müslim, Tirmizi, Ebu Davud / KS, 132)

    Mesruk anlatıyor: "Hz. Ömer (r.a.) ile karşılaştım. Bana "Sen kimsin?" diye sordu. "Mesruk İbnu’l-Ecda." dedim. Dedi ki: "Ben Resulullah’ın (s.a.v.) "Ecda şeytandır." dediğini işittim."
    (Ebu Davud / KS, 133)



  4. 02.Eylül.2016, 17:44
    2
    Yönetici



    Selamun aleykum. İslam dini isim verilmesi konusunu önemsemiştir ve her anne ve babaya evlatlarına güzel isimler verilmesini emretmiştir. Peygamber efendimiz aleyhisselam bu konuda hem fiili olarak hemde sözlü olarak örnek olmuştur. Hoş ve güzel olmayan, anlamı olmayan bir çok ismi değiştirmiştir. Her insanın kıyamet gününde Allah'ın huzuruna ismi ile çağrılacağını ve bundan dolayı da çocuklara en güzel isimler seçilerek verilmesini istemiştir. Ancak maalesef günümüzde bir çok anne ve baba güzel anlamı olan isimler yerine değişik olan ve pek kullanılmayan ve hatta isim bile olmayan kelimeleri evlatlarına verebilmektedirler. Bu son derece yanlıştır. Bu konuda bizlere örnek olan peygamberimiz aleyhisselamın bazı hadislerini buradan okuyarak bu tavsiyelerine kulak vermeliyiz.

    Hadis-i şeriflerde isim hakkında buyruldu ki:

    "Sizler Kıyamet Günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız; öyleyse isimlerinizi güzel yapın."
    (Ebu Davud / KS, 113)

    "Allah’ın en ziyade sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman’dır." (Allah’ın Kulu, Rahman’ın Kulu)
    (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi / KS, 114)

    "Allah katında en düşük isim Melikü’l-emlak (Mülklerin Maliki) ismidir. Allah’tan başka Malik yoktur."
    (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi / KS, 116)

    "Kıyamet Günü, Allah’ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü’l-emlak (Bütün Mülklerin Sahibi) olan kimsedir. Allah’tan başka Malik yoktur."
    (Müslim / KS, 117)

    Bilgi: Alimler "Melikül-emlak" ismiyle benzer anlamlar taşıyan Şehinşah, Şahanşah (Şahlar Şahı), Ahkamul-hakimin (Hakimler Hakimi), Sultanus-selatin (Sultanlar Sultanı), Emirül-ümera (Emirler Emiri), Kadıl-kudat (Kadılar Kadısı), Hakimul-hükkam (Hakimler Hakimi) gibi isimleri de uygun görmemişlerdir.

    Hz. Cabir (r.a.) anlatıyor: "Hz. Peygamber (s.a.v.) Ya’la, Bereket, Eflah (Kurtuluş), Yesar (Zenginlik, Varlık; Sol, Sol Taraf), Nafi (Olumsuz Kılan, Nefyeden veya Faydalı, Yararlı) ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra Onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti."

    Ebu Davud’un rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "...Zira kişi "Bereket burada mı?" diye sorar da "Hayır yok!" diye cevap verirler."
    (Müslim, Ebu Davud / KS, 118)


    Hz. Peygamber’in (s.a.v.) İsim ve Künye Koyduğu Kimseler:


    Sehl İbnu Sa’d es-Saidi (r.a.) buyurdu ki: Hz. Peygamber (s.a.v.) Fatıma (r.a.) annemizin evine uğramıştı. Hz. Ali’yi (r.a.) evde bulamayınca: "Amca oğlun nerede?" diye sordu.
    Fatıma (r.a.): "Aramızda bir şekerlenme oldu. Bunun üzerine bana kızdı ve çekip gitti." dedi.
    Resulullah (s.a.v.) birine: "Hele bir arayıver nereye gitmiş." diye emretti.
    "Mescidde yatıyor!" diye haber verince, Resulullah (s.a.v.):
    "Kalk ey Ebu Turab, kalk ey Ebu Turab (Toprak Babası)!" diye seslendi.
    Sehl (r.a.) der ki: "Hz. Ali’nin (r.a.) en çok sevdiği ismi bu isimdi."
    (Buhari, Müslim / KS, 121)


    Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Değiştirdiği İsimler

    Hz. Aişe (r.a.), "Resulullah (s.a.v.) çirkin isimleri değiştirirdi." buyurmuştur.
    (Tirmizi / KS, 126)

    Ebu Hüreyre (r.a.) anlatıyor: "Zeyneb Bintu Ebi Seleme’nin ismi Berre (Kusursuz Kimse, İyi İnsan, Günahsız; Temizleyici) idi. "Nefsini tezkiye ediyor (temize çıkarıyor)!" denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) onu Zeyneb diye isimlendirdi."
    (Buhari, Müslim / KS, 127)

    İbnu Abbas (r.a.) anlatıyor: "Cüveyriye Bintu’l-Haris’in ismi Berre idi. Resulullah (s.a.v.) onun ismini Cüveyriye diye değiştirdi. Zira, Resulullah (s.a.v.) "Berre’nin yanından çıktı" denmesini sevmiyordu."
    (Müslim / KS, 128)

    Üsame İbnu Ahdari anlatıyor: İsmi Asram (Kesik; Kesen) olan bir adam vardı. Resulullah (s.a.v.) ona:
    "İsmin nedir?" diye sordu.
    Adam "Asram." diye cevap verdi. Resulullah (s.a.v.);
    "Hayır sen Zür’a’sın (Biten, Büyüyen, Tohum; Eken)." buyurdu.
    (Ebu Davud / KS, 130)

    Said İbnu’l-Müseyyeb babası vasıtasıyla dedesinden naklediyor: "Dedem, Resulullah’a (s.a.v.) uğramıştı.
    "İsmin ne?" diye sordu.
    "Hazn (Sert, Kaba, Katı, Zor)." diye cevap verdi.

    Resulullah (s.a.v.): "Hayır, sen Sehl’sin (Kolay, Kolaylık, Yumuşaklık)." dedi..."
    Ebu Davud merhum der ki: "Resulullah (s.a.v.) Asi, Aziz, Atele (Şiddet, Sertlik), Şeytan, Hakem, Ğurab (Karga), Habbab (Seven, Sevgili; Dost), Şihab (Kıvılcım, Alev, Ateş) isimlerini değiştirdi. Şihab’ı Hişam (Cömert), Harb’i Silm (Sulh, Barış), Muzdaci’yi (Yatan, Yatıp Uzanan’ı) Münbais (Kalkan, Kalkıp Hareket Eden) yaptı. Afire (Çorak) adını taşıyan bir araziyi de Hadire (Yeşillik) diye, Şi’bu’d Dalalet’i (Sapıklık Geçidi’ni) Şi’bu’l-Hüda (Hidayet Geçidi, Yol Gösterici Geçit) diye isimledi. Benu’z-Zinye’yi / Benu Muğviye’yi (Zina/Gayrimeşru Oğulları’nı) Benu’r-Rüşd/Rişde (Helal/Meşru Oğulları) olarak değiştirdi."
    (Buhari, Ebu Davud / KS, 131)

    Hz. Abdullah İbnu Ömer (r.a.) diyor ki: Hz. Peygamber (s.a.v.) Âsiye (İsyankar, İtaatsiz Kadın) ismini değiştirip Cemile (Güzel Kadın) yaptı.
    (Müslim, Tirmizi, Ebu Davud / KS, 132)

    Mesruk anlatıyor: "Hz. Ömer (r.a.) ile karşılaştım. Bana "Sen kimsin?" diye sordu. "Mesruk İbnu’l-Ecda." dedim. Dedi ki: "Ben Resulullah’ın (s.a.v.) "Ecda şeytandır." dediğini işittim."
    (Ebu Davud / KS, 133)






+ Yorum Gönder