Konusunu Oylayın.: Duada acele etmek

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Duada acele etmek
  1. 19.Ağustos.2011, 00:32
    1
    Misafir

    Duada acele etmek






    Duada acele etmek Mumsema Duada acele nedir

    Duada acele etmek ne demek nasıl sabretmek gerekir? Bilgi verir misiniz?



  2. 19.Ağustos.2011, 00:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 19.Ağustos.2011, 14:02
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Duada acele etmek




    İnsan fıtratı gereği aceleci bir varlıktır. Yaratılışındaki bu acelecilik ön plana çıktığı zamanlarda da hareketlerinin sonucunu düşünmeden davranabilmektedir. Nitekim bu yüzden Kuran’da, “İnsan aceleden (aceleci olarak) yaratıldı. Size ayetlerimi yakında göstereceğim. Şimdi hemen acele etmeyin” (Enbiya Suresi, 37) şeklinde bildirilmektedir. Bu acelecilik genellikle dünya nimetlerinin elde edilmesi konusunda ön plana çıkar.İnsan cennete ve Allah’ın nimetlerine karşı büyük bir istek duyar. Bu nimetlerin benzerlerinin dünyada da yaratılmışolmasının sebeplerinden biri, cennetin özelliklerini biraz daha iyi kavranmasını, cennete duyulan isteğin artmasını sağlamaktır. Oysa insan hem bu nimetlere duyduğu istekten, hem de aceleci olduğundan ötürü nefsinin arzu ettiklerinin hemen gerçekleşmesini ister. İnsanın bu aceleciliği zaman zaman dualarına da yansıyabilir. Dua ettiği zaman hemen duasına karşılık verilmesini ister. Duasına karşılık alması biraz gecikirse “dua da ediyorum, ancak kabul edilmiyor” şeklinde çok yanlışbir serzenişte bulunabilir. Sabırsızlık, zamanla ümitsizliğe hatta duanın terkedilmesine kadar gider.
    Oysa mümin bilir ki, kendisi için neyin hayırlı olduğunu en iyi bilen Allah’tır. “… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz” (Bakara Suresi, 216) ayeti, insana bunu haber verir. Bu nedenle insan Allah’tan bir şeyi istediğinde, takdiri O’na bırakmalı, O’ndan her şartta razı olmuşbir biçimde sabırla beklemelidir. Belki dua ederek talep ettiği şey kendisine bir fayda sağlamayacaktır, o nedenle Allah bunu kendisine vermemektedir. Belki de o hayra ulaşması için belirli bir olgunluğa kavuşması, bunun için de bir süre eğitilmesi gerekmektedir. Belki Allah kendisine daha da hayırlı bir başka nimet verecektir, ama sabrını ve sadakatini denemektedir.
    Tüm bunlar dua eden insanın, duasında sabırlı ve kararlı olması, Allah’ın rahmetinden asla ümit kesmemesi gerektiğini göstermektedir. Nitekim Kuran’da, duada sabırlı olmaya özellikle dikkat çekilir:
    “Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu şüphesiz, huşu duyanların dışındakiler için ağır bir yüktür.” (Bakara Suresi, 45)
    Kuran’da dua ederken kararlı olmak öğütlenmiştir. Dua bir ibadettir ve duada sabır, dua eden açısından önemlidir. Sabırla dua etmek duanın konusu olan isteklere olan ihtiyacın, bu konudaki sıkıntının, daha önemlisi Allah’a olan yakınlığın arttığının göstergesidir. Duada sabır göstermek mümini olgunlaştırır, güçlü bir irade ve karakter kazandırır. Duada sabır gösteren mümin, duasının karşılığını, istediği şeylerin birçoğundan daha değerli olan, derin bir manevi hal kazanarak alır.
    Peygamberlerin çoğu Allah’a olan taleplerini kimi zaman yıllar boyu hiç durmadan duayla ifade etmişler, Allah ise onlara istediklerini kimi zaman yıllar sonra vermiştir. Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’a kavuşması, Hz. Yusuf’un yıllar boyu kaldığı zindandan kurtularak güç ve iktidar sahibi olması, Hz. Eyüp’ün şeytanın kendisine dokundurduğu azaptan kurtulması, bunların hepsi büyük sabır örnekleridir.
    Allah bu salih kullarının dualarının karşılığını belirli bir süre ertelemekle onlara hayır dilemiş, onları bu sayede olgunlaştırmış, eğitmiş, sadakat ve ihlaslarını pekiştirmiş, onları cennette yüksek makamlara layık kullar haline getirmiştir.
    Bu nedenle yaptığı bir duanın karşılığını görmek için aceleci davranmak asla ve asla bir mümine yaraşmaz. Müminin yegane görevi Rabbimize kul olması ve O’nun kendisi için belirlediği kadere rıza göstermesidir. İşte salih bir mümin duasını, bu kulluk vazifesinin bir parçası olarak yapmalıdır.

    __________________________________________________ __________________

    Cenâb-ı Hak buyuruyor:
    “Kullarım Sana Ben’i sorduklarında, (bilsinler ki) Ben onlara çok yakınım. Bana duâ edenlerin duâlarını kabûl ederim…” (Bakara, 186)

    Rasûlullah (sav) buyurdular:
    “Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl, secde hâlidir. İşte bu sebeple secdede çok duâ etmeye bakın!” (Müslim, Salât, 215)

    Fahr-i Kâinât Efendimiz:
    “–Bir kul günah olan veya akrabâsı ile darılmasına yol açan bir şeyi dilemedikçe yahut acele etmedikçe duâsı kabûl olunur.” buyurmuştu.
    “–Yâ Rasûlallâh! Acele etmek ne demektir?” diye sordular.
    Allâh Rasûlü (sav):
    “–Kul; Nice defâlar hep duâ ediyorum da Rabbim duâmı kabûl etmiyor. der. Duâsının hemen kabûl edilmemesi sebebiyle bıkar ve duâyı bırakır. (İşte o zaman acele etmiş olur.)” cevâbını verdi. (Müslim, Zikir, 92)


  4. 19.Ağustos.2011, 14:02
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    İnsan fıtratı gereği aceleci bir varlıktır. Yaratılışındaki bu acelecilik ön plana çıktığı zamanlarda da hareketlerinin sonucunu düşünmeden davranabilmektedir. Nitekim bu yüzden Kuran’da, “İnsan aceleden (aceleci olarak) yaratıldı. Size ayetlerimi yakında göstereceğim. Şimdi hemen acele etmeyin” (Enbiya Suresi, 37) şeklinde bildirilmektedir. Bu acelecilik genellikle dünya nimetlerinin elde edilmesi konusunda ön plana çıkar.İnsan cennete ve Allah’ın nimetlerine karşı büyük bir istek duyar. Bu nimetlerin benzerlerinin dünyada da yaratılmışolmasının sebeplerinden biri, cennetin özelliklerini biraz daha iyi kavranmasını, cennete duyulan isteğin artmasını sağlamaktır. Oysa insan hem bu nimetlere duyduğu istekten, hem de aceleci olduğundan ötürü nefsinin arzu ettiklerinin hemen gerçekleşmesini ister. İnsanın bu aceleciliği zaman zaman dualarına da yansıyabilir. Dua ettiği zaman hemen duasına karşılık verilmesini ister. Duasına karşılık alması biraz gecikirse “dua da ediyorum, ancak kabul edilmiyor” şeklinde çok yanlışbir serzenişte bulunabilir. Sabırsızlık, zamanla ümitsizliğe hatta duanın terkedilmesine kadar gider.
    Oysa mümin bilir ki, kendisi için neyin hayırlı olduğunu en iyi bilen Allah’tır. “… Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz” (Bakara Suresi, 216) ayeti, insana bunu haber verir. Bu nedenle insan Allah’tan bir şeyi istediğinde, takdiri O’na bırakmalı, O’ndan her şartta razı olmuşbir biçimde sabırla beklemelidir. Belki dua ederek talep ettiği şey kendisine bir fayda sağlamayacaktır, o nedenle Allah bunu kendisine vermemektedir. Belki de o hayra ulaşması için belirli bir olgunluğa kavuşması, bunun için de bir süre eğitilmesi gerekmektedir. Belki Allah kendisine daha da hayırlı bir başka nimet verecektir, ama sabrını ve sadakatini denemektedir.
    Tüm bunlar dua eden insanın, duasında sabırlı ve kararlı olması, Allah’ın rahmetinden asla ümit kesmemesi gerektiğini göstermektedir. Nitekim Kuran’da, duada sabırlı olmaya özellikle dikkat çekilir:
    “Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu şüphesiz, huşu duyanların dışındakiler için ağır bir yüktür.” (Bakara Suresi, 45)
    Kuran’da dua ederken kararlı olmak öğütlenmiştir. Dua bir ibadettir ve duada sabır, dua eden açısından önemlidir. Sabırla dua etmek duanın konusu olan isteklere olan ihtiyacın, bu konudaki sıkıntının, daha önemlisi Allah’a olan yakınlığın arttığının göstergesidir. Duada sabır göstermek mümini olgunlaştırır, güçlü bir irade ve karakter kazandırır. Duada sabır gösteren mümin, duasının karşılığını, istediği şeylerin birçoğundan daha değerli olan, derin bir manevi hal kazanarak alır.
    Peygamberlerin çoğu Allah’a olan taleplerini kimi zaman yıllar boyu hiç durmadan duayla ifade etmişler, Allah ise onlara istediklerini kimi zaman yıllar sonra vermiştir. Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’a kavuşması, Hz. Yusuf’un yıllar boyu kaldığı zindandan kurtularak güç ve iktidar sahibi olması, Hz. Eyüp’ün şeytanın kendisine dokundurduğu azaptan kurtulması, bunların hepsi büyük sabır örnekleridir.
    Allah bu salih kullarının dualarının karşılığını belirli bir süre ertelemekle onlara hayır dilemiş, onları bu sayede olgunlaştırmış, eğitmiş, sadakat ve ihlaslarını pekiştirmiş, onları cennette yüksek makamlara layık kullar haline getirmiştir.
    Bu nedenle yaptığı bir duanın karşılığını görmek için aceleci davranmak asla ve asla bir mümine yaraşmaz. Müminin yegane görevi Rabbimize kul olması ve O’nun kendisi için belirlediği kadere rıza göstermesidir. İşte salih bir mümin duasını, bu kulluk vazifesinin bir parçası olarak yapmalıdır.

    __________________________________________________ __________________

    Cenâb-ı Hak buyuruyor:
    “Kullarım Sana Ben’i sorduklarında, (bilsinler ki) Ben onlara çok yakınım. Bana duâ edenlerin duâlarını kabûl ederim…” (Bakara, 186)

    Rasûlullah (sav) buyurdular:
    “Kulun Rabbine en yakın olduğu hâl, secde hâlidir. İşte bu sebeple secdede çok duâ etmeye bakın!” (Müslim, Salât, 215)

    Fahr-i Kâinât Efendimiz:
    “–Bir kul günah olan veya akrabâsı ile darılmasına yol açan bir şeyi dilemedikçe yahut acele etmedikçe duâsı kabûl olunur.” buyurmuştu.
    “–Yâ Rasûlallâh! Acele etmek ne demektir?” diye sordular.
    Allâh Rasûlü (sav):
    “–Kul; Nice defâlar hep duâ ediyorum da Rabbim duâmı kabûl etmiyor. der. Duâsının hemen kabûl edilmemesi sebebiyle bıkar ve duâyı bırakır. (İşte o zaman acele etmiş olur.)” cevâbını verdi. (Müslim, Zikir, 92)


  5. 22.Haziran.2015, 00:57
    3
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Duada acele etmek

    Duada acele etmek ne demek?
    Dua ettim de Allah kabul etmedi deyip duayı terk etmek anlamındadır.


  6. 22.Haziran.2015, 00:57
    3
    Üye
    Duada acele etmek ne demek?
    Dua ettim de Allah kabul etmedi deyip duayı terk etmek anlamındadır.


  7. 24.Mayıs.2017, 20:24
    4
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yorum: Duada acele etmek

    Duada acele etmemek gerektiği konusunda hadisler

    Peygamber (s.a.) de Ebu Said el-Hudrî tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:

    "Kendisinde günah ve akrabalık bağını kesme amacı bulunmayan bir duada bulunan her bir müslümana bu duası sebebiyle Allah mutlaka şu üç şeyden birisini verir: Ya acilen onun bu duasındaki isteğini verir, ya ona (ahirete) saklar ya da onun (istediği iyiliğin) bir misli kötülüğü ondan alıkoy ar."

    Müslim'de yer alan Ebu Hureyre tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifte de Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:

    "Bir günah yahut akrabalık bağını kesmeyi istemediği sürece müslüman kulun duası- acele etmediçe- kabul olunur." "Ey Allah'ın Rasulü acele etmek nedir? diye sorulunca, şöyle buyurdu: "Kul dua ettim, dua ettim ama duamın kabul olunduğunu görmedim, der ve artık dua itmekten vazgeçer."



    Alıntı
    Duanın kabul edilmesini engelleyen hususlardan birisi de haram yemek ve bu anlamdaki işlerdir. Çünkü Resulullah (s.a.) sahih hadiste şöyle buyurmuştur: "Kişi saçı birbirine karışmış, toza bulanmış olarak uzunca bir yolculuk yapar. Ellerini: Yarabbi! Yarabbi! diye semaya uzatır, fakat yediği haram, içtiği haram, giydiği haram. Haram ile beslenmiş. Böyle birisinin duası nasıl kabul olunur?"
    Duanın kabul olunması için dua edende, duanın kendisinde ve duada talep edilende bulunması gereken diğer bir takım şartlar vardır



  8. 24.Mayıs.2017, 20:24
    4
    Administrator
    Duada acele etmemek gerektiği konusunda hadisler

    Peygamber (s.a.) de Ebu Said el-Hudrî tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:

    "Kendisinde günah ve akrabalık bağını kesme amacı bulunmayan bir duada bulunan her bir müslümana bu duası sebebiyle Allah mutlaka şu üç şeyden birisini verir: Ya acilen onun bu duasındaki isteğini verir, ya ona (ahirete) saklar ya da onun (istediği iyiliğin) bir misli kötülüğü ondan alıkoy ar."

    Müslim'de yer alan Ebu Hureyre tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifte de Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:

    "Bir günah yahut akrabalık bağını kesmeyi istemediği sürece müslüman kulun duası- acele etmediçe- kabul olunur." "Ey Allah'ın Rasulü acele etmek nedir? diye sorulunca, şöyle buyurdu: "Kul dua ettim, dua ettim ama duamın kabul olunduğunu görmedim, der ve artık dua itmekten vazgeçer."



    Alıntı
    Duanın kabul edilmesini engelleyen hususlardan birisi de haram yemek ve bu anlamdaki işlerdir. Çünkü Resulullah (s.a.) sahih hadiste şöyle buyurmuştur: "Kişi saçı birbirine karışmış, toza bulanmış olarak uzunca bir yolculuk yapar. Ellerini: Yarabbi! Yarabbi! diye semaya uzatır, fakat yediği haram, içtiği haram, giydiği haram. Haram ile beslenmiş. Böyle birisinin duası nasıl kabul olunur?"
    Duanın kabul olunması için dua edende, duanın kendisinde ve duada talep edilende bulunması gereken diğer bir takım şartlar vardır






+ Yorum Gönder