Konusunu Oylayın.: Fethedilen Mısır, Tunus, Cezayir gibi yerlerin halkının dil, kültür ve kimlik olarak Araplara benzemesinin sebebi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Fethedilen Mısır, Tunus, Cezayir gibi yerlerin halkının dil, kültür ve kimlik olarak Araplara benzemesinin sebebi nedir?
  1. 17.Ağustos.2011, 21:16
    1
    Misafir

    Fethedilen Mısır, Tunus, Cezayir gibi yerlerin halkının dil, kültür ve kimlik olarak Araplara benzemesinin sebebi nedir?






    Fethedilen Mısır, Tunus, Cezayir gibi yerlerin halkının dil, kültür ve kimlik olarak Araplara benzemesinin sebebi nedir? Mumsema Fethedilen Mısır, Tunus, Cezayir gibi yerlerin halkının dil, kültür ve kimlik olarak Araplara benzemesinin sebebi nedir? Bu durum zorla mı meydana geldi?


  2. 17.Ağustos.2011, 21:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 23.Ağustos.2011, 03:04
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Fethedilen Mısır, Tunus, Cezayir gibi yerlerin halkının dil, kültür ve kimlik olarak Araplara benzemesinin sebebi




    İslam ordularının fethettiği yerlerdeki halkın zaman içerisinde Arapça lisanını konuşmaya başlamaları kendilerinin bir tercihi olmuştur. Hiç bir zaman bu halklar -asimilasyon manasında- Arapça dilini konuşmaya zorlanmamışlardır.

    Arapçanın Kur’an dili olması hasebiyle ilgili halklar üzerinde etkili olduğu gibi, İslam literatürünün dili ve kaynağı olduğu için insanları kendine çeken bir cazibeye sahip olmuştur.
    -
    Arapça’nın zorla kabul ettirilmesinin söz konusu olmadığını gösteren deliller bulmak da mümkündür. Evvela, Kur’an’da bütün diller “Allah’ın birer ayeti” (Rum, 30/22), onun kudret, ilim ve hikmetinin bir belgesi olduğuna vurgu yapılmıştır.

    Bu ayetin açık ifadesi ortada olduğu halde dillere kilit vurmaları düşünülemez.

    Asr-ı saadette Hz. Peygamberin yanında pek değerli bir yere sahip olan Suheyb-i Rumî, Bilal-i habeşî, Selaman-ı Farisî gibi Arap kökenli olmayan insanların varlığı, onların dillerinin yasaklanması gibi bir şeyin vuku bulmaması, müslümanlar için şaşmaz bir nebevî rehber olmuştur.

    Bununla beraber, İslam ordularının fethettiği yerlerde yerli halkın dillerini yasakladıklarına dair herhangi bir tarihi kaydın bulunmaması da böyle bir şeyin olmadığının delilidir.

    Kuvvetli bir ihtimalle ilgili ülkelerde önce ilim sahibi olanlar -imanın verdiği şevkle- yazdıklarını İslam dili olan Arapçayla yazmayı tercih etmişler. Çünkü bütün müslümanların ortak dili olan bir dili kullanmak daha uygundur.

    Zaman içerisinde bu aydın kesim tarafından benimsenen Arapça lisanı genel halk kesimi tarafından da benimsenmiş ve kullanılmıştır.

    Özetle, bir dili yasaklamak, bir halkı asimilasyona tabi tutmak İslam’da haram olan bir davranıştır. Böyle bir haram karşısında müslümanların duyarsız kalmaları, buna rağmen bazı halkları zorla Araplaştırmaya çalışmaları düşünülemez.


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  4. 23.Ağustos.2011, 03:04
    2
    Üye



    İslam ordularının fethettiği yerlerdeki halkın zaman içerisinde Arapça lisanını konuşmaya başlamaları kendilerinin bir tercihi olmuştur. Hiç bir zaman bu halklar -asimilasyon manasında- Arapça dilini konuşmaya zorlanmamışlardır.

    Arapçanın Kur’an dili olması hasebiyle ilgili halklar üzerinde etkili olduğu gibi, İslam literatürünün dili ve kaynağı olduğu için insanları kendine çeken bir cazibeye sahip olmuştur.
    -
    Arapça’nın zorla kabul ettirilmesinin söz konusu olmadığını gösteren deliller bulmak da mümkündür. Evvela, Kur’an’da bütün diller “Allah’ın birer ayeti” (Rum, 30/22), onun kudret, ilim ve hikmetinin bir belgesi olduğuna vurgu yapılmıştır.

    Bu ayetin açık ifadesi ortada olduğu halde dillere kilit vurmaları düşünülemez.

    Asr-ı saadette Hz. Peygamberin yanında pek değerli bir yere sahip olan Suheyb-i Rumî, Bilal-i habeşî, Selaman-ı Farisî gibi Arap kökenli olmayan insanların varlığı, onların dillerinin yasaklanması gibi bir şeyin vuku bulmaması, müslümanlar için şaşmaz bir nebevî rehber olmuştur.

    Bununla beraber, İslam ordularının fethettiği yerlerde yerli halkın dillerini yasakladıklarına dair herhangi bir tarihi kaydın bulunmaması da böyle bir şeyin olmadığının delilidir.

    Kuvvetli bir ihtimalle ilgili ülkelerde önce ilim sahibi olanlar -imanın verdiği şevkle- yazdıklarını İslam dili olan Arapçayla yazmayı tercih etmişler. Çünkü bütün müslümanların ortak dili olan bir dili kullanmak daha uygundur.

    Zaman içerisinde bu aydın kesim tarafından benimsenen Arapça lisanı genel halk kesimi tarafından da benimsenmiş ve kullanılmıştır.

    Özetle, bir dili yasaklamak, bir halkı asimilasyona tabi tutmak İslam’da haram olan bir davranıştır. Böyle bir haram karşısında müslümanların duyarsız kalmaları, buna rağmen bazı halkları zorla Araplaştırmaya çalışmaları düşünülemez.


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder