Konusunu Oylayın.: Ticari arsanın zekatı şu anki değerinden mi yoksa alındığında verilen değere göre mi hesaplanır ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ticari arsanın zekatı şu anki değerinden mi yoksa alındığında verilen değere göre mi hesaplanır ?
  1. 09.Ağustos.2011, 11:17
    1
    Misafir

    Ticari arsanın zekatı şu anki değerinden mi yoksa alındığında verilen değere göre mi hesaplanır ?






    Ticari arsanın zekatı şu anki değerinden mi yoksa alındığında verilen değere göre mi hesaplanır ? Mumsema örneğin ben 120 bin tl.ye ticari amaçlı bir arsa aldım.şu an ise değer fiyatı 160 bin tl yüz yirmibin lira üzerindenmi vermem gerek yada yüz altmışnit lira üzerindenmi vermem gerek selam.


  2. 09.Ağustos.2011, 11:17
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    örneğin ben 120 bin tl.ye ticari amaçlı bir arsa aldım.şu an ise değer fiyatı 160 bin tl yüz yirmibin lira üzerindenmi vermem gerek yada yüz altmışnit lira üzerindenmi vermem gerek selam.


    Benzer Konular

    - Arsanın zekatı varmı varsa neye göre hesaplanacak

    - Ticari taksinin ve gelirlerinin zekatı nasıl hesaplanır?

    - Kiraya verilen evin zekatı nasıl hesaplanır?

    - Ticaret malının zekatı neye göre hesaplanır?

    - Altının zekatı verilirken bedeli bir yıl önceki fiyattan mı yoksa verildiği günkü fiyattan mı hesapl

  3. 09.Ağustos.2011, 11:45
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Ticari arsanın zekatı şu anki değerinden mi yoksa alındığında verilen değere göre mi hesaplanır ?




    TİCARET MALLARININ ZEKÂTI NASIL VERİLİR?

    Alım ve satımı yapılan ve kâr etmek maksadıyla elde bulundurulan her türlü mal ticaret malı sayıldığından bunlar zekâta tâbidir. Ev, arsa, dükkan, han, hamam gibi gayr-ı menkuller; manifatura, halı, kilim, beyaz eşya gibi ihtiyaç malzemeleri; buğday, arpa, pirinç, mercimek gibi hubabat; demir, bakır, alüminyum gibi tartılan maddeler; koyun, sığır ve at gibi hayvanlar hep birer ticaret malıdır.

    Her şeyden önce ticaret mallarının zekâtı hesap edilirken üzerinden bir yılın geçmiş olması ve nisap miktarına ulaşması gerekir. Ticaret mallarının nisabında altın ve gümüşteki nisap miktarı esas alınır. Buna göre yıl başında 20 miskal (85 gram) altın veya 200 dirhem (595 gram) gümüş miktarı nisaba ulaşan bir ticaret malının zekâtı için yıl sonundaki değerine itibar edilir. Yıl içindeki eksilip artması zekâta tesir etmez. Fakat yıl sonundaki değeri nisap miktarının altına düşerse artık zekâtı verilmez. Yine yıl içinde tüccarın iflas etmesi veya elinde hiç mal ve paranın kalmaması durumunda da “üzerinden bir yıl geçme” şartı kalkmış ve zekâtın farziyeti düşmüş olur.

    Şâfiî ve Mâlikî mezheplerine göre, ticaret mallarının nisap miktarına ulaşma şartı sadece yıl sonundaki miktarına itibar edilir. Yılın başında veya ortasında malın değerinin nisap miktarının altına düşmüş olması zekâtın farziyetine engel olmaz. Meselâ, yıl başında 10 miskal (42.5 gram) altın değerinde bir sermaye ile ticarete başlayan bir kimsenin sermayesi bir yıl sonra nisap miktarına ulaşmışsa, bu artan miktarın üzerinden bir yıl geçmesine gerek kalmadan malın tamamından zekât verilir.

    Hanbelî mezhebine göre ise, bir ticaret malının zekâta tâbi olabilmesi için, yılın başından sonuna kadar nisap miktarından aşağı düşmemesi gerekir. Yıl içinde malın değeri nisap miktarının altına düşmesi halinde “üzerinden bir sene geçme” şartı kalkmış sayılır, böylece zekâtı da verilmez. Bu malın zekâta tâbi olabilmesi için nisaba ulaştıktan sonra yeniden üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. (Yusuf el-Kardâvî, Fıkhu’z-Zekât, 1:329-31)

    Ticareti yapılan bir mal yıl içinde kendi cinsiyle veya başka bir cins malla değiştirilse “üzerinden bir yıl geçme müddeti” kalkmış olmaz. Yıl sonunda yapılan hesaba göre zekâtının verilmesi gerekir. Meselâ, yıl başında nisap miktarı tutarında inşaat demiri bulunan bir kimse, yıl içinde bunu satıp yerine tuğla alsa, daha sonra bunu da satarak çimento alacak olsa, bu mal yıl sonunda nisap miktarının altına düşmediği müddetçe zekâtını hesaplayıp vermesi gerekir.

    Ticaret mallarının zekâtı hesap edilirken kıymetleri, bulundukları yerdeki piyasa şartlarına göre takdir edilir. Bunda malın rayiç bedeli ve satış fiyatı değil de, alış fiyatı ve maliyeti esas alınır. Çünkü çoğu defa bir malın satış fiyatı ancak piyasa şartlarına, arz-talep dengesine ve müşterinin durumuna göre değişiklik arz eder. Bu da ancak satış olunca kesin olarak belli olur. Oysa henüz mal elden çıkmamış, kesin satış fiyatı belli olmamıştır. Bunun yanında maliyeti veya alış fiyatı bellidir. Bunun için ticaret malının zekâtı hesap edilirken maliyet yahut alış fiyatının esas alınması daha sıhhatli ve kolay olur.

    Altın ve gümüşte olduğu gibi, ticaret mallarında da verilecek zekât nisbeti kırkta birdir. Ticaret malları ya altına göre veya gümüşe göre hesap edilir. Fakat bunlardan birisine göre malın değeri nisaba ulaşmayıp diğerine göre ulaşsa, ulaşan maddeye göre verilir. Meselâ, bir malın değeri altına göre nisap miktarını bulmasa da, gümüşe göre bulsa gümüş üzerinden hesap edilerek zekâtı verilir.

    Ticaret malının zekâtı, malın değeri üzerinden para olarak verilebileceği gibi, malın kendi cinsinden de verilebilir. Meselâ, kumaş ticareti yapan bir kimse malının zekâtını para olarak verebileceği gibi, kumaş olarak da verebilir. Bunda fakirin ihtiyacını göz önünde bulundurmakta fayda vardır. Hangisi fakirin işine yarayacaksa o tercih edilir. Ticaret mallarının zekâtı hesap edilirken borçlar düşülür, kalan meblağ zekâta tâbi kılınır.

    Mehmed Paksu



  4. 09.Ağustos.2011, 11:45
    2
    Silent and lonely rains



    TİCARET MALLARININ ZEKÂTI NASIL VERİLİR?

    Alım ve satımı yapılan ve kâr etmek maksadıyla elde bulundurulan her türlü mal ticaret malı sayıldığından bunlar zekâta tâbidir. Ev, arsa, dükkan, han, hamam gibi gayr-ı menkuller; manifatura, halı, kilim, beyaz eşya gibi ihtiyaç malzemeleri; buğday, arpa, pirinç, mercimek gibi hubabat; demir, bakır, alüminyum gibi tartılan maddeler; koyun, sığır ve at gibi hayvanlar hep birer ticaret malıdır.

    Her şeyden önce ticaret mallarının zekâtı hesap edilirken üzerinden bir yılın geçmiş olması ve nisap miktarına ulaşması gerekir. Ticaret mallarının nisabında altın ve gümüşteki nisap miktarı esas alınır. Buna göre yıl başında 20 miskal (85 gram) altın veya 200 dirhem (595 gram) gümüş miktarı nisaba ulaşan bir ticaret malının zekâtı için yıl sonundaki değerine itibar edilir. Yıl içindeki eksilip artması zekâta tesir etmez. Fakat yıl sonundaki değeri nisap miktarının altına düşerse artık zekâtı verilmez. Yine yıl içinde tüccarın iflas etmesi veya elinde hiç mal ve paranın kalmaması durumunda da “üzerinden bir yıl geçme” şartı kalkmış ve zekâtın farziyeti düşmüş olur.

    Şâfiî ve Mâlikî mezheplerine göre, ticaret mallarının nisap miktarına ulaşma şartı sadece yıl sonundaki miktarına itibar edilir. Yılın başında veya ortasında malın değerinin nisap miktarının altına düşmüş olması zekâtın farziyetine engel olmaz. Meselâ, yıl başında 10 miskal (42.5 gram) altın değerinde bir sermaye ile ticarete başlayan bir kimsenin sermayesi bir yıl sonra nisap miktarına ulaşmışsa, bu artan miktarın üzerinden bir yıl geçmesine gerek kalmadan malın tamamından zekât verilir.

    Hanbelî mezhebine göre ise, bir ticaret malının zekâta tâbi olabilmesi için, yılın başından sonuna kadar nisap miktarından aşağı düşmemesi gerekir. Yıl içinde malın değeri nisap miktarının altına düşmesi halinde “üzerinden bir sene geçme” şartı kalkmış sayılır, böylece zekâtı da verilmez. Bu malın zekâta tâbi olabilmesi için nisaba ulaştıktan sonra yeniden üzerinden bir yıl geçmesi gerekir. (Yusuf el-Kardâvî, Fıkhu’z-Zekât, 1:329-31)

    Ticareti yapılan bir mal yıl içinde kendi cinsiyle veya başka bir cins malla değiştirilse “üzerinden bir yıl geçme müddeti” kalkmış olmaz. Yıl sonunda yapılan hesaba göre zekâtının verilmesi gerekir. Meselâ, yıl başında nisap miktarı tutarında inşaat demiri bulunan bir kimse, yıl içinde bunu satıp yerine tuğla alsa, daha sonra bunu da satarak çimento alacak olsa, bu mal yıl sonunda nisap miktarının altına düşmediği müddetçe zekâtını hesaplayıp vermesi gerekir.

    Ticaret mallarının zekâtı hesap edilirken kıymetleri, bulundukları yerdeki piyasa şartlarına göre takdir edilir. Bunda malın rayiç bedeli ve satış fiyatı değil de, alış fiyatı ve maliyeti esas alınır. Çünkü çoğu defa bir malın satış fiyatı ancak piyasa şartlarına, arz-talep dengesine ve müşterinin durumuna göre değişiklik arz eder. Bu da ancak satış olunca kesin olarak belli olur. Oysa henüz mal elden çıkmamış, kesin satış fiyatı belli olmamıştır. Bunun yanında maliyeti veya alış fiyatı bellidir. Bunun için ticaret malının zekâtı hesap edilirken maliyet yahut alış fiyatının esas alınması daha sıhhatli ve kolay olur.

    Altın ve gümüşte olduğu gibi, ticaret mallarında da verilecek zekât nisbeti kırkta birdir. Ticaret malları ya altına göre veya gümüşe göre hesap edilir. Fakat bunlardan birisine göre malın değeri nisaba ulaşmayıp diğerine göre ulaşsa, ulaşan maddeye göre verilir. Meselâ, bir malın değeri altına göre nisap miktarını bulmasa da, gümüşe göre bulsa gümüş üzerinden hesap edilerek zekâtı verilir.

    Ticaret malının zekâtı, malın değeri üzerinden para olarak verilebileceği gibi, malın kendi cinsinden de verilebilir. Meselâ, kumaş ticareti yapan bir kimse malının zekâtını para olarak verebileceği gibi, kumaş olarak da verebilir. Bunda fakirin ihtiyacını göz önünde bulundurmakta fayda vardır. Hangisi fakirin işine yarayacaksa o tercih edilir. Ticaret mallarının zekâtı hesap edilirken borçlar düşülür, kalan meblağ zekâta tâbi kılınır.

    Mehmed Paksu






+ Yorum Gönder