Konusunu Oylayın.: Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden azat...

5 üzerinden 4.80 | Toplam : 5 kişi
Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden azat...
  1. 08.Ağustos.2011, 23:57
    1
    Misafir

    Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden azat...

  2. 09.Ağustos.2011, 00:20
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden azat...




    Ramazân-ı Şerîf’in evveli rahmet


    “Ramazan-ı Şerif’in evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennem’den âzâd olmaktır.” (İbn-i Huzeyme, Sahîh, III, 191)
    Rivayet olunur ki, Cenâb-ı Hak, nefsi yaratınca O’na sorar:
    “-Sen kimsin, ben kimim?”
    Nefis cevap verir:
    “-Sen sensin, ben de benim!”
    Cenâb-ı Hak, kendisini var eden Rabbini tanımak istemeyen nefsi, ceza olarak bin yıl ateşte yakar. Bin yıl sonra tekrar sorar:
    “-Sen kimsin, ben kimim?”
    Nefis tekrar azgınca cevap verir:
    “-Sen sensin, ben benim!”
    Allah Teâlâ, bin yıl daha nefsi ceza olarak yakar, tekrar sorduğunda yine aynı cevabı alır. Bu defa ceza olarak onu üç gün aç bırakır. Üç gün sonra nefse:
    “-Sen kimsin, ben kimim?” sorusunu sorunca nefis bitkin bir şekilde cevap verir:
    “-Sen Âlemlerin Rabbi Allahsın, ben ise âciz bir nefsim!..”
    Bu rivâyette de görüldüğü üzere, oruç, nefsi terbiye etmenin en kolay yoludur. Zira âyet-i kerîmede:
    “Ey imân edenler!.. Oruç, sizden evvelkilerin üzerine farz olduğu gibi sizin de üzerinize farz olmuştur. Tâ ki, (nefsinizi günahlardan) sakınabilesiniz.” (el-Bakara, 183) buyrularak orucun nefsin eğitimi ve başlı başına bir sabır okulu olduğuna dikkat çeker.
    “Bu, nasıl bir eğitimdir?” diyecek olursak;
    -Oruç, nefsi terbiye etmeyi kolaylaştırdığı için bizden önceki bütün ümmetlere de farz olmuştur.
    -Aç kalan nefis, kalbi ve rûhu istekleri ile istilâ etme gücünü kaybetmeye başlamıştır. Bu yüzden kalp, tefekküre (Allâh’a götüren düşüncelere) dalarak Cenâb-ı Hakk’ın bize verdiği nimetleri tek tek hatırlar. Bir lokmanın kadrini bilir, bir yudum suyun aslında ne kadar büyük nimet olduğunu hatırlar. Bu hâl de kulu, şükre götürür.
    -Vicdanımızın üzerindeki sis perdesi, aç kaldıkça temizlenir. Açların hâlini anlarız. Merhamet duygumuz beslenir. Böylece infak ve sadaka yapmak kolaylaşır. Allah için vermek lezzet hâline gelir.
    -Oruç, maddî ve mânevî hastalıklardan korur. Bir yıl boyunca yorulan vücut, Ramazan’da dinlenir.
    Ve kalp incelir, zarif hâle gelir. Belki bu yüzdendir ki, en büyük rehberimiz kulluk kitabımız Kur’ân-ı Kerim, bu ayda, incelen kalplere bir bir inmeye başlar. Ve oruç, ruhlarımızın kanayan yarasını temizledikçe, Kur’ân da rûhumuzu tedaviye ve yeniden ihyâya başlar.
    Bir hadisi şerifte de Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
    “Yine Ramazan geldi. (Bütün mağfiret imkânlarıyla) Cennet kapıları ardına kadar açılır, Cehennem kapıları sonuna kadar kapatılır ve şeytanlar bağlanıp kısıtlanır. Ramazan’ı idrâk edip de bağışlanmamış olan kimseye yazıklar olsun!.. Kişi Ramazan’da da günahlarını affettiremezse, peki ya, ne zaman mağfirete nail olunabilecek?!”
    “Hiçbiriniz oruçlu olduğu gün, çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer biri kendisine söver veya sataşırsa «Ben oruçlum!» desin.” (Buhârî, Savm, 9)
    Yine başka bir hadiste nakledilmiştir ki, Ashâb-ı Kirâm:
    “-Ey Allâh’ın Rasûlü!.. (Oruçlu) onu, ne ile zedeler?” diye sormuş, Peygamber Efendimiz de:
    “-Yalan ve gıybetle…” şeklinde cevap vermişlerdir. (Nesâî, Sıyâm, 43)


  3. 09.Ağustos.2011, 00:20
    2
    Silent and lonely rains



    Ramazân-ı Şerîf’in evveli rahmet


    “Ramazan-ı Şerif’in evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da Cehennem’den âzâd olmaktır.” (İbn-i Huzeyme, Sahîh, III, 191)
    Rivayet olunur ki, Cenâb-ı Hak, nefsi yaratınca O’na sorar:
    “-Sen kimsin, ben kimim?”
    Nefis cevap verir:
    “-Sen sensin, ben de benim!”
    Cenâb-ı Hak, kendisini var eden Rabbini tanımak istemeyen nefsi, ceza olarak bin yıl ateşte yakar. Bin yıl sonra tekrar sorar:
    “-Sen kimsin, ben kimim?”
    Nefis tekrar azgınca cevap verir:
    “-Sen sensin, ben benim!”
    Allah Teâlâ, bin yıl daha nefsi ceza olarak yakar, tekrar sorduğunda yine aynı cevabı alır. Bu defa ceza olarak onu üç gün aç bırakır. Üç gün sonra nefse:
    “-Sen kimsin, ben kimim?” sorusunu sorunca nefis bitkin bir şekilde cevap verir:
    “-Sen Âlemlerin Rabbi Allahsın, ben ise âciz bir nefsim!..”
    Bu rivâyette de görüldüğü üzere, oruç, nefsi terbiye etmenin en kolay yoludur. Zira âyet-i kerîmede:
    “Ey imân edenler!.. Oruç, sizden evvelkilerin üzerine farz olduğu gibi sizin de üzerinize farz olmuştur. Tâ ki, (nefsinizi günahlardan) sakınabilesiniz.” (el-Bakara, 183) buyrularak orucun nefsin eğitimi ve başlı başına bir sabır okulu olduğuna dikkat çeker.
    “Bu, nasıl bir eğitimdir?” diyecek olursak;
    -Oruç, nefsi terbiye etmeyi kolaylaştırdığı için bizden önceki bütün ümmetlere de farz olmuştur.
    -Aç kalan nefis, kalbi ve rûhu istekleri ile istilâ etme gücünü kaybetmeye başlamıştır. Bu yüzden kalp, tefekküre (Allâh’a götüren düşüncelere) dalarak Cenâb-ı Hakk’ın bize verdiği nimetleri tek tek hatırlar. Bir lokmanın kadrini bilir, bir yudum suyun aslında ne kadar büyük nimet olduğunu hatırlar. Bu hâl de kulu, şükre götürür.
    -Vicdanımızın üzerindeki sis perdesi, aç kaldıkça temizlenir. Açların hâlini anlarız. Merhamet duygumuz beslenir. Böylece infak ve sadaka yapmak kolaylaşır. Allah için vermek lezzet hâline gelir.
    -Oruç, maddî ve mânevî hastalıklardan korur. Bir yıl boyunca yorulan vücut, Ramazan’da dinlenir.
    Ve kalp incelir, zarif hâle gelir. Belki bu yüzdendir ki, en büyük rehberimiz kulluk kitabımız Kur’ân-ı Kerim, bu ayda, incelen kalplere bir bir inmeye başlar. Ve oruç, ruhlarımızın kanayan yarasını temizledikçe, Kur’ân da rûhumuzu tedaviye ve yeniden ihyâya başlar.
    Bir hadisi şerifte de Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
    “Yine Ramazan geldi. (Bütün mağfiret imkânlarıyla) Cennet kapıları ardına kadar açılır, Cehennem kapıları sonuna kadar kapatılır ve şeytanlar bağlanıp kısıtlanır. Ramazan’ı idrâk edip de bağışlanmamış olan kimseye yazıklar olsun!.. Kişi Ramazan’da da günahlarını affettiremezse, peki ya, ne zaman mağfirete nail olunabilecek?!”
    “Hiçbiriniz oruçlu olduğu gün, çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer biri kendisine söver veya sataşırsa «Ben oruçlum!» desin.” (Buhârî, Savm, 9)
    Yine başka bir hadiste nakledilmiştir ki, Ashâb-ı Kirâm:
    “-Ey Allâh’ın Rasûlü!.. (Oruçlu) onu, ne ile zedeler?” diye sormuş, Peygamber Efendimiz de:
    “-Yalan ve gıybetle…” şeklinde cevap vermişlerdir. (Nesâî, Sıyâm, 43)





+ Yorum Gönder