Konusunu Oylayın.: Günaha devam edip, dili ile istiğfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır (Hadis)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Günaha devam edip, dili ile istiğfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır (Hadis)
  1. 31.Temmuz.2011, 16:08
    1
    Misafir

    Günaha devam edip, dili ile istiğfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır (Hadis)






    Günaha devam edip, dili ile istiğfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır (Hadis) Mumsema selamün aleyküm....Günaha devam edip, dili ile istiğfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.) [Beyheki]
    bunun manası ne demek ha şa! hep alay mı ediyoruz....ha şa!şimdiden teşekkürler...her tövbemizde alay mı olur ha şa! şimdiden sağolun..


  2. 31.Temmuz.2011, 16:08
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    selamün aleyküm....Günaha devam edip, dili ile istiğfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır.) [Beyheki]
    bunun manası ne demek ha şa! hep alay mı ediyoruz....ha şa!şimdiden teşekkürler...her tövbemizde alay mı olur ha şa! şimdiden sağolun..


    Benzer Konular

    - Alay ve Alay Etmek Nedir? İslamda Alay ve Alay Etme Kavramları

    - Günaha hep devam eden cehennemlik mi?

    - Bu kadar günaha karşı kısa ömürdeki istiğfar ve nedametler kafi gelmiyor..

    - Hadis ile alay eden kişinin lafına gülmenin hükmü nedir?

    - Enam suresi 10. ayet: Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, bu yüzden onlarla alay edenleri

  3. 31.Temmuz.2011, 16:15
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Günaha devam edip, dili ile istiğfar eden, Rabbi ile alay etmiş sayılır (Hadis)




    Beyhakî(9/362) ve İbn Asakir’in İbn Abbas’tan rivayet ettiği hadisin tamamı şöyledir: “Günahlardan tövbe den kimse günahsız kimse gibi olur. Günaha devam ettiği halde, dili ile istiğfar eden kimse, Rabbi ile alay eden kimse gibidir. Kim bir müslümana eziyet ederse, hurmalıkların bitirdiğinin(hurma ağaçlarının dal-budak-yaprakları) sayısı kadar günah kazanmış olur”(bk. Kenzu’l-Ummal, h.no: 10176).

    Hafız Zeynu’l-Irakî, bu rivayetin zayıf olduğunu belirtmiştir(bk. Tahricu ahadis’l-İhya-ihya ile birlikte-,4/47).

    Konumuzla ilgili olan hadisin “Günaha devam ettiği halde, dili ile istiğfar eden kimse Rabbi ile alay eden kimse gibidir” manasındaki cümlesini şöyle açıklayabiliriz:

    İstiğfar etmek, yaptığı günahlarının bağışlanmasını istemektir. Günahların bağışlanmasını istemek, yaptığı günahlardan pişmanlık duyduğunu itiraf etmek demektir. Günahların kötü olduğunu, onlardan pişmanlık duyduğunu söyleyen bir kimsenin aynı işleri yapmaya devam etmesi, diliyle söylediği şeylere kalbiyle gerçek manada inanmadığını gösterir. Buradaki inanmamaktan maksat, inkâr anlamında değil, “ileride tövbe edeceğim, Allah’ın rahmeti boldur..” gibi gerekçelerin arkasına sığınarak ilgili günahın cezasının kesin olduğuna inanmamak manasınadır.

    Allah’ın affının olduğu kesindir. Ancak Allah’ın her günahı, herkesin bütün günahlarını affedeceğine dair bir sözü yoktur. Ancak samimi yapılan makbul bir tövbeden sonra af sözü vardır.

    Dolayısıyla, bir yandan “diliyle tövbe-istiğfar edip affedilmesini isterken, diğer yandan karşılığı azap olan günahta ısrar etmek bir çelişkidir. Hadiste bu çelişki “Rabbi ile alay etmek” şeklinde ifade edilmiştir.

    Şunu da unutmamak gerekir ki, bu hadiste “kişi diliyle tövbe-istiğfar ederken”, “günah işlemeye devam ettiği, aynı günahı işlemeye hiç ara vermediği” takdirde “alaycı” duruma düşeceğine vurgu yapılmıştır. Çünkü, bu durum gerçekten bir küstahlıktır. Yoksa bir insan, tövbe edip, günahtan vazgeçmekle beraber, daha sonra yine nefsin ve şeytanın tuzağına düşerek aynı günaha dönse, “alaycı” damgasını yemez. Çünkü, bu kimsenin o günahı terk etmesi, onun o andaki samimiyetini gösterir. Daha sonra aynı günahı işlemesi, o eski samimiyetine ters düşmez..

    Nitekim, bir hadis-i şerifte rivayet edildiğine göre, peygamberimiz “-Samimî olarak- tövbe, istiğfar eden kimse, -günde yetmiş kez dönse bile, yine de- günahta ısrar etmiş sayılmaz” buyurmuştur.(İhya,1/312; 4/47). Bu hadisi, Ebu Davud(Salat,361/Vitir/26) ve Tirmizî(Daavat, 106) rivayet etmiştir.

    Bize düşen tövbe-istiğfar ettiğimiz andaki samimiyetimizi ölçmektir. Eğer maksat, “bir tövbe edeyim de şimdiki günahlar silinsin, arkasından yapacağım günahlar için tekrar tövbe edeceğim; böylece ne şiş yansın ne de kebap..” ise, bu takdirde Allah’ın şu ayetinin uyarısına çok ciddi kulak vermemiz gerekir:

    “Allah’ın içinizde saklı olan her şeye hakkıyla vakıf olduğunu bilin, O’nun emrine aykırı davranmaktan sakının!”(Bakara, 2/235).



  4. 31.Temmuz.2011, 16:15
    2
    Silent and lonely rains



    Beyhakî(9/362) ve İbn Asakir’in İbn Abbas’tan rivayet ettiği hadisin tamamı şöyledir: “Günahlardan tövbe den kimse günahsız kimse gibi olur. Günaha devam ettiği halde, dili ile istiğfar eden kimse, Rabbi ile alay eden kimse gibidir. Kim bir müslümana eziyet ederse, hurmalıkların bitirdiğinin(hurma ağaçlarının dal-budak-yaprakları) sayısı kadar günah kazanmış olur”(bk. Kenzu’l-Ummal, h.no: 10176).

    Hafız Zeynu’l-Irakî, bu rivayetin zayıf olduğunu belirtmiştir(bk. Tahricu ahadis’l-İhya-ihya ile birlikte-,4/47).

    Konumuzla ilgili olan hadisin “Günaha devam ettiği halde, dili ile istiğfar eden kimse Rabbi ile alay eden kimse gibidir” manasındaki cümlesini şöyle açıklayabiliriz:

    İstiğfar etmek, yaptığı günahlarının bağışlanmasını istemektir. Günahların bağışlanmasını istemek, yaptığı günahlardan pişmanlık duyduğunu itiraf etmek demektir. Günahların kötü olduğunu, onlardan pişmanlık duyduğunu söyleyen bir kimsenin aynı işleri yapmaya devam etmesi, diliyle söylediği şeylere kalbiyle gerçek manada inanmadığını gösterir. Buradaki inanmamaktan maksat, inkâr anlamında değil, “ileride tövbe edeceğim, Allah’ın rahmeti boldur..” gibi gerekçelerin arkasına sığınarak ilgili günahın cezasının kesin olduğuna inanmamak manasınadır.

    Allah’ın affının olduğu kesindir. Ancak Allah’ın her günahı, herkesin bütün günahlarını affedeceğine dair bir sözü yoktur. Ancak samimi yapılan makbul bir tövbeden sonra af sözü vardır.

    Dolayısıyla, bir yandan “diliyle tövbe-istiğfar edip affedilmesini isterken, diğer yandan karşılığı azap olan günahta ısrar etmek bir çelişkidir. Hadiste bu çelişki “Rabbi ile alay etmek” şeklinde ifade edilmiştir.

    Şunu da unutmamak gerekir ki, bu hadiste “kişi diliyle tövbe-istiğfar ederken”, “günah işlemeye devam ettiği, aynı günahı işlemeye hiç ara vermediği” takdirde “alaycı” duruma düşeceğine vurgu yapılmıştır. Çünkü, bu durum gerçekten bir küstahlıktır. Yoksa bir insan, tövbe edip, günahtan vazgeçmekle beraber, daha sonra yine nefsin ve şeytanın tuzağına düşerek aynı günaha dönse, “alaycı” damgasını yemez. Çünkü, bu kimsenin o günahı terk etmesi, onun o andaki samimiyetini gösterir. Daha sonra aynı günahı işlemesi, o eski samimiyetine ters düşmez..

    Nitekim, bir hadis-i şerifte rivayet edildiğine göre, peygamberimiz “-Samimî olarak- tövbe, istiğfar eden kimse, -günde yetmiş kez dönse bile, yine de- günahta ısrar etmiş sayılmaz” buyurmuştur.(İhya,1/312; 4/47). Bu hadisi, Ebu Davud(Salat,361/Vitir/26) ve Tirmizî(Daavat, 106) rivayet etmiştir.

    Bize düşen tövbe-istiğfar ettiğimiz andaki samimiyetimizi ölçmektir. Eğer maksat, “bir tövbe edeyim de şimdiki günahlar silinsin, arkasından yapacağım günahlar için tekrar tövbe edeceğim; böylece ne şiş yansın ne de kebap..” ise, bu takdirde Allah’ın şu ayetinin uyarısına çok ciddi kulak vermemiz gerekir:

    “Allah’ın içinizde saklı olan her şeye hakkıyla vakıf olduğunu bilin, O’nun emrine aykırı davranmaktan sakının!”(Bakara, 2/235).






+ Yorum Gönder