Konusunu Oylayın.: Haksız ve gereksiz yere (masum birine) böyle bir bedduada bulunanların bedduası kabul olur mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Haksız ve gereksiz yere (masum birine) böyle bir bedduada bulunanların bedduası kabul olur mu?
  1. 29.Temmuz.2011, 23:00
    1
    Misafir

    Haksız ve gereksiz yere (masum birine) böyle bir bedduada bulunanların bedduası kabul olur mu?






    Haksız ve gereksiz yere (masum birine) böyle bir bedduada bulunanların bedduası kabul olur mu? Mumsema birine "Allah belanı versin" demek, onun hem dünya hemde ahirette Allahın rahmetinden uzaklaşmasını dilemek anlamına geliyor diye biliyorum. peki haksız ve gereksiz yere (masum birine) böyle bir bedduada bulunanların bedduası kabul olur mu ? ...


  2. 29.Temmuz.2011, 23:00
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    birine "Allah belanı versin" demek, onun hem dünya hemde ahirette Allahın rahmetinden uzaklaşmasını dilemek anlamına geliyor diye biliyorum. peki haksız ve gereksiz yere (masum birine) böyle bir bedduada bulunanların bedduası kabul olur mu ? ...


    Benzer Konular

    - Annenin bedduası kabul olur mu?

    - Beddua edenin bedduası kabul olur mu

    - Nuh (a.s.) niçin kavmi aleyhine bedduada bulunmuştur? Bedduası nedir?

    - Baba bedduası haksız ise tutar mı?

    - Babanın haksız yere evladına ettigi beddua kabul olur mu?

  3. 30.Temmuz.2011, 01:14
    2
    Guray
    Karadeniz

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Temmuz.2008
    Üye No: 24378
    Mesaj Sayısı: 579
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 28
    Bulunduğu yer: İzmir/Ksk

    Cevap: Haksız ve gereksiz yere (masum birine) böyle bir bedduada bulunanların bedduası kabul olur mu?




    İslâm, müslümanların kendileri ve diğer müslümanlar aleyhinde beddua etmelerini yasaklamıştır. Peygamber Efendimiz (a.s.m.): “Kendinize beddua etmeyiniz; çocuklarınıza beddua etmeyiniz; mallarınıza da beddua etmeyiniz. Dileklerin kabul edildiği zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir.” (Müslim, Zühd 74; Ebû Dâvûd, Vitir 27) buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) beddua etmekten kaçınırdı. Kendisinin lânet eden değil, aksine rahmet peygamberi olduğunu söylerdi. (Müslim, Birr 87)

    Mekke döneminde İslâmî tebliğ etmek üzere Tâif'e gittiğinde, orada kötü bir davranışla karşı karşıya kalmış; dönüşte taş yağmuruna tutulmuş, mübarek ayakları kanlar içerisinde kalmıştı. O sırada Allah tarafından kendisine "onlar aleyhinde yapacağı bedduanın kabul edileceği, dilerse onları helâk edeceği" bildirilmiş, fakat Peygamber Efendimiz "Hayır, belki bunların sulbünden sana ibadet edecek çocuklar doğar, yâ Rabb" demişti. Uhud'da dişini kıran, yüzünü yaralayan düşmanları için: "Allah'ım! Kavmimi hidayete erdir, çünkü onlar yaptıklarını bilmiyorlar" (Tecrîd-i Sarih Tercümesi, IV, 314) diye dua etmiştir. Bütün çalışmalara rağmen İslâmiyeti kabul etmeyen Devs kabilesine beddua etmesi istenince: "Yâ Rabbi! Devs kabilesine hidayet eyle de onları bizim saflarımıza kat" diye dua etmişti. (Tecrîd-i Sarih Tercümesi, VIII, 344)

    Sorularla islamiyet


  4. 30.Temmuz.2011, 01:14
    2
    Karadeniz



    İslâm, müslümanların kendileri ve diğer müslümanlar aleyhinde beddua etmelerini yasaklamıştır. Peygamber Efendimiz (a.s.m.): “Kendinize beddua etmeyiniz; çocuklarınıza beddua etmeyiniz; mallarınıza da beddua etmeyiniz. Dileklerin kabul edildiği zamana denk gelir de Allah bedduanızı kabul ediverir.” (Müslim, Zühd 74; Ebû Dâvûd, Vitir 27) buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) beddua etmekten kaçınırdı. Kendisinin lânet eden değil, aksine rahmet peygamberi olduğunu söylerdi. (Müslim, Birr 87)

    Mekke döneminde İslâmî tebliğ etmek üzere Tâif'e gittiğinde, orada kötü bir davranışla karşı karşıya kalmış; dönüşte taş yağmuruna tutulmuş, mübarek ayakları kanlar içerisinde kalmıştı. O sırada Allah tarafından kendisine "onlar aleyhinde yapacağı bedduanın kabul edileceği, dilerse onları helâk edeceği" bildirilmiş, fakat Peygamber Efendimiz "Hayır, belki bunların sulbünden sana ibadet edecek çocuklar doğar, yâ Rabb" demişti. Uhud'da dişini kıran, yüzünü yaralayan düşmanları için: "Allah'ım! Kavmimi hidayete erdir, çünkü onlar yaptıklarını bilmiyorlar" (Tecrîd-i Sarih Tercümesi, IV, 314) diye dua etmiştir. Bütün çalışmalara rağmen İslâmiyeti kabul etmeyen Devs kabilesine beddua etmesi istenince: "Yâ Rabbi! Devs kabilesine hidayet eyle de onları bizim saflarımıza kat" diye dua etmişti. (Tecrîd-i Sarih Tercümesi, VIII, 344)

    Sorularla islamiyet





+ Yorum Gönder