Konusunu Oylayın.: Türkler'in Müslüman olmadan önce dini inaçları neydi?

5 üzerinden 4.33 | Toplam : 18 kişi
Türkler'in Müslüman olmadan önce dini inaçları neydi?
  1. 25.Temmuz.2011, 21:17
    1
    Misafir

    Türkler'in Müslüman olmadan önce dini inaçları neydi?






    Türkler'in Müslüman olmadan önce dini inaçları neydi? Mumsema türklerin müslüman olmadan dinleri ne idi ve ilk nerede tanıştılar sonra nasıl yayıldı peygamberimiz sağmıydı ,daha önce hıristiyanolmadılar o dinle tanışmadılarmı ?


  2. 25.Temmuz.2011, 21:17
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    türklerin müslüman olmadan dinleri ne idi ve ilk nerede tanıştılar sonra nasıl yayıldı peygamberimiz sağmıydı ,daha önce hıristiyanolmadılar o dinle tanışmadılarmı ?


    Benzer Konular

    - Türkler nasıl müslüman olmuştur?

    - Türkler zorla mı müslüman yapılmıştır yoksa kendi istekleriyle mi müslüman olmuştur?

    - Türkler müslüman olmadan önce hangi dinlere bağlıydılar ?

    - Türkler zorlami müslüman oldu

    - Kürtler ne zaman müslüman oluyor? Ayrıca Kürtler müslüman olmadan önce hangi dine ina

  3. 25.Temmuz.2011, 21:25
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Türkler'in Müslüman olmadan önce dini inaçları neydi?




    İslam öncesi Türkler'in dini

    “ İslamiyet öncesi göçebe olarak yaşayan Türkler Doğaya doğal var-lıklara yakın yaşayan göçebe kendisini de Doğa'nın bir parçası olarak görür Do-ğa ile birleşip uzlaşmaya onunla uyum içinde yaşamaya çalışırlar Onu aşağıya çağırırlar Onunla dans eder birleşir bütünleşir ve özdeşirler; simgesel anlamda tanrılaşırlar Törenin sonunda kendilerim yeterince arınmış güçlenmiş yeni-lenmiş hissederler Tanrı (Tengri)'yı indiği yere yolcu ederler Şaman tö-renlerinin en yalın özeti budur Töreni yöneten kişi ' Şaman ' olarak bilindiği için bu tür inançlara 'Şamanlık' adı verilmiştir Şamanlar küçük yaştan itibaren do-ğaüstü törenlere katılıp büyüsel işlemleri (âyinleri) yönetmek üzere cezbeye ka-pılarak topluluğu sürükleyebilecek kişilikteki adaylar arasından seçilirdi" (1)

    Her şeyde olduğu gibi Türklerin de din ve kültürleri zamanın şartlarına göre değişmiş gelişmiş birçok toplumları karşılıklı olarak etkilemiş ve etkilenmiş ve yeni sentezlere ulaşmış halen tarihten gelen bu kültürün akılcı ve yararlı tarafları tüm Türklerin dilinde inançlarında örf ve adetlerinde yaşamaktadır Türklerin din ve kültürlerini etkileyen diğer yakın din felsefe ve kültürlerden bahsedelim:

    Türklerle Çinliler komşu ve sürekli ilişki içerisinde olduklarından Çin kültürü ile tanışması ve etkilenmemesi mümkün değildi Çinlilerle komşu ol-dukları dönemlerde Çin'de yaygın olan inanç sistemi Konfücyusculuk idi Kon-füçyüs (MÖ 551 - 479) 'da Çin'de yaşamış evrenin bir yaratanı olduğuna inanan; insan - doğa insan - toplum insan- insan ilişkileri üzerinde düşünen; toplumun kültürel birikimini ahlâk (ethik) kuralları biçiminde yorumlayıp dile getirmeyi başaran bilge kişidir

    Konfüçyüs'e göre; atalara aileye anneye babaya komşuya yasalara ülkeye saygı bağlılık gerekli erdemlilik ilkeleriydi En yüce ibadet; insanlara saygı ve nezaketle davranmaktı

    İnsanları sevmek yüce gönüllülük gibi özelliklerin bütün insanlarda doğuştan var olduğuna inanır Bu nitelikleri geliştirerek erdemli olmayı sağlamak bütün insanların ortak görevi olarak görmüştür Bunların yanı sıra; DOĞRULUK GÜVENİRLİK BİLGELİK CESARET KARŞILIKLILIK BAĞLILIK gibi özelliklerin üstün insanın nitelikleri olduğunu söylemiştir Aynı zamanda insanın ibadet ettiği yerin bedeninin ruhunun da temiz olmasını öğütleyen Konfüçyüs'ün öğretileri halen uzak doğunun en büyük din ve felsefe öğretisi olarak yaşamaktadır

    Konfüçyüs'le aynı dönemde Hindistan’da yaşamış olan Budha din ve felsefesi de Türkleri etkilemiştir Budha öğretisinde de erdemli olmak temiz olmak anaya babaya saygı hiçbir canlıya kötülük etmemek doğaya saygı zina etmemek yoksullara yardım etmek oruç tutmak gibi semavi dinlerde bulunan ilkeler benzer şekilde vardır

    Türkler İslamiyet öncesi Çin'i Hindistan'da Orta Asya'da uzak doğuda birçok ülkeyi boylan egemenlikleri altına almış onlardan kız almış vermiş sosyal ekonomik kültürel askeri her konuda sürekli ilişki halinde bulunmuştur Bu ilişkiler sırasında her uygarlıkta olduğu gibi; karşılıklı olarak birbirlerini etkilemişlerdir

    Birçok bilim adamının ileri sürdüğü gibi; dünyada hiçbir kültür saf veya an değildir Tüm kültür veya uygarlıklar karşılıklı olarak birbirleri etkilemiş ve etkilenmişlerdir Bazı kültürler bu etkileşim sonucu diğer kültürlerin içinde eriyip gitmiştir Ama Türk kültürü gittiği her yerde; diğer kültürlerden yararlanırken; kendi özgün özelliklerini korumasını ve gelişmesini sürdürmüştür Bunun en doğru örneği Türk Dilidir Bugün Türk dili dünyanın her yerinde konuşulan evrensel bir dil konumuna gelmiştir Bu günkü anlayışımıza göre Türk dilini konuşan kendisini Türk kabul eden ve hisseden herkes Türk kabul edilmektedir Aynı zamanda İslamiyet öncesi Türkler; Penslerin dini olan Zerdüşlük Maniheizm dini ile de tanıştıkları bilinir Evreni iyilerle kötülerin savaş alanı olarak gören; insanın mutluluğunu bu tür karşıtlıkların dengelenmesinde arayan bu din ve inanç sisteminin; akılcı ve insancıl Türk örf adetlerine uygun olan yönleri Türk kültürü içerisinde yerini bulmuştur

    Uzakdoğu’da Türk kültürü ile tarihsel bağı olan Japonların da resmi dini Şintoizmdir MÖ VI yüzyılda ortaya çıkan Kanfücyusculuk ve Budhacılık uzak doğuda tüm komşu devletleri olduğu gibi Japon kültürünü de etkilemiştir Bilhassa Japonlar; Konfüçyüs ve Budha öğretilerinin iyi taraflarını benimsemişler ve kendi dinleri ile sentez hale getirmişlerdir Aynı şekilde o zamanlar Orta Asya'da yasamakta olan Türklerin de din ve kültürlerinde bu bölgedeki tüm kültürlerden benzer etkileşimler olmuştur

    İslamiyet öncesi Türklerin Sabahleyin erkenden kalkıp güneş doğarken çadırlarının önünde ellerini açıp dünyamızı aydınlatan ısıtan kara topraktan bin bir çeşit meyveleri sebzeleri dağlan ovalan yeşerten bizlere yurt ve evlat veren Tanrı (Tengri)'ya dua ettiklerini biliyoruz

    Aynı zamanda Türkler doğan her çocuğa ölen her insana saygı gösteriyor doğum ve ölüm törenleri yapıyorlardı Ölen kişinin ruhlarının ölmediğine sevdikleri ile birlikte yaşadığına inanıyorlardı Ölen kişinin tekrar dirileceğine inandıklarından eşyaları silahları hatta atı ile birlikte gömüyorlardı Ölen kişi için kırk gün yas tutuyorlardı Atalara anaya babaya hanımlara çocuklara bilhassa dul ve yetimlere saygı yoksulu giydirmek yedirmek adaletli merhametli olmak kimseye haksızlık etmemek işbirliği danışma dayanışma akraba ve komşuları sevmek çevreyi temiz tutmak açık sözlülük edep törelerinde vardı Bu özellikleri nedeniyle; dünyada güçlü devletler kurmuşlar ve yönetmişlerdir


  4. 25.Temmuz.2011, 21:25
    2
    Silent and lonely rains



    İslam öncesi Türkler'in dini

    “ İslamiyet öncesi göçebe olarak yaşayan Türkler Doğaya doğal var-lıklara yakın yaşayan göçebe kendisini de Doğa'nın bir parçası olarak görür Do-ğa ile birleşip uzlaşmaya onunla uyum içinde yaşamaya çalışırlar Onu aşağıya çağırırlar Onunla dans eder birleşir bütünleşir ve özdeşirler; simgesel anlamda tanrılaşırlar Törenin sonunda kendilerim yeterince arınmış güçlenmiş yeni-lenmiş hissederler Tanrı (Tengri)'yı indiği yere yolcu ederler Şaman tö-renlerinin en yalın özeti budur Töreni yöneten kişi ' Şaman ' olarak bilindiği için bu tür inançlara 'Şamanlık' adı verilmiştir Şamanlar küçük yaştan itibaren do-ğaüstü törenlere katılıp büyüsel işlemleri (âyinleri) yönetmek üzere cezbeye ka-pılarak topluluğu sürükleyebilecek kişilikteki adaylar arasından seçilirdi" (1)

    Her şeyde olduğu gibi Türklerin de din ve kültürleri zamanın şartlarına göre değişmiş gelişmiş birçok toplumları karşılıklı olarak etkilemiş ve etkilenmiş ve yeni sentezlere ulaşmış halen tarihten gelen bu kültürün akılcı ve yararlı tarafları tüm Türklerin dilinde inançlarında örf ve adetlerinde yaşamaktadır Türklerin din ve kültürlerini etkileyen diğer yakın din felsefe ve kültürlerden bahsedelim:

    Türklerle Çinliler komşu ve sürekli ilişki içerisinde olduklarından Çin kültürü ile tanışması ve etkilenmemesi mümkün değildi Çinlilerle komşu ol-dukları dönemlerde Çin'de yaygın olan inanç sistemi Konfücyusculuk idi Kon-füçyüs (MÖ 551 - 479) 'da Çin'de yaşamış evrenin bir yaratanı olduğuna inanan; insan - doğa insan - toplum insan- insan ilişkileri üzerinde düşünen; toplumun kültürel birikimini ahlâk (ethik) kuralları biçiminde yorumlayıp dile getirmeyi başaran bilge kişidir

    Konfüçyüs'e göre; atalara aileye anneye babaya komşuya yasalara ülkeye saygı bağlılık gerekli erdemlilik ilkeleriydi En yüce ibadet; insanlara saygı ve nezaketle davranmaktı

    İnsanları sevmek yüce gönüllülük gibi özelliklerin bütün insanlarda doğuştan var olduğuna inanır Bu nitelikleri geliştirerek erdemli olmayı sağlamak bütün insanların ortak görevi olarak görmüştür Bunların yanı sıra; DOĞRULUK GÜVENİRLİK BİLGELİK CESARET KARŞILIKLILIK BAĞLILIK gibi özelliklerin üstün insanın nitelikleri olduğunu söylemiştir Aynı zamanda insanın ibadet ettiği yerin bedeninin ruhunun da temiz olmasını öğütleyen Konfüçyüs'ün öğretileri halen uzak doğunun en büyük din ve felsefe öğretisi olarak yaşamaktadır

    Konfüçyüs'le aynı dönemde Hindistan’da yaşamış olan Budha din ve felsefesi de Türkleri etkilemiştir Budha öğretisinde de erdemli olmak temiz olmak anaya babaya saygı hiçbir canlıya kötülük etmemek doğaya saygı zina etmemek yoksullara yardım etmek oruç tutmak gibi semavi dinlerde bulunan ilkeler benzer şekilde vardır

    Türkler İslamiyet öncesi Çin'i Hindistan'da Orta Asya'da uzak doğuda birçok ülkeyi boylan egemenlikleri altına almış onlardan kız almış vermiş sosyal ekonomik kültürel askeri her konuda sürekli ilişki halinde bulunmuştur Bu ilişkiler sırasında her uygarlıkta olduğu gibi; karşılıklı olarak birbirlerini etkilemişlerdir

    Birçok bilim adamının ileri sürdüğü gibi; dünyada hiçbir kültür saf veya an değildir Tüm kültür veya uygarlıklar karşılıklı olarak birbirleri etkilemiş ve etkilenmişlerdir Bazı kültürler bu etkileşim sonucu diğer kültürlerin içinde eriyip gitmiştir Ama Türk kültürü gittiği her yerde; diğer kültürlerden yararlanırken; kendi özgün özelliklerini korumasını ve gelişmesini sürdürmüştür Bunun en doğru örneği Türk Dilidir Bugün Türk dili dünyanın her yerinde konuşulan evrensel bir dil konumuna gelmiştir Bu günkü anlayışımıza göre Türk dilini konuşan kendisini Türk kabul eden ve hisseden herkes Türk kabul edilmektedir Aynı zamanda İslamiyet öncesi Türkler; Penslerin dini olan Zerdüşlük Maniheizm dini ile de tanıştıkları bilinir Evreni iyilerle kötülerin savaş alanı olarak gören; insanın mutluluğunu bu tür karşıtlıkların dengelenmesinde arayan bu din ve inanç sisteminin; akılcı ve insancıl Türk örf adetlerine uygun olan yönleri Türk kültürü içerisinde yerini bulmuştur

    Uzakdoğu’da Türk kültürü ile tarihsel bağı olan Japonların da resmi dini Şintoizmdir MÖ VI yüzyılda ortaya çıkan Kanfücyusculuk ve Budhacılık uzak doğuda tüm komşu devletleri olduğu gibi Japon kültürünü de etkilemiştir Bilhassa Japonlar; Konfüçyüs ve Budha öğretilerinin iyi taraflarını benimsemişler ve kendi dinleri ile sentez hale getirmişlerdir Aynı şekilde o zamanlar Orta Asya'da yasamakta olan Türklerin de din ve kültürlerinde bu bölgedeki tüm kültürlerden benzer etkileşimler olmuştur

    İslamiyet öncesi Türklerin Sabahleyin erkenden kalkıp güneş doğarken çadırlarının önünde ellerini açıp dünyamızı aydınlatan ısıtan kara topraktan bin bir çeşit meyveleri sebzeleri dağlan ovalan yeşerten bizlere yurt ve evlat veren Tanrı (Tengri)'ya dua ettiklerini biliyoruz

    Aynı zamanda Türkler doğan her çocuğa ölen her insana saygı gösteriyor doğum ve ölüm törenleri yapıyorlardı Ölen kişinin ruhlarının ölmediğine sevdikleri ile birlikte yaşadığına inanıyorlardı Ölen kişinin tekrar dirileceğine inandıklarından eşyaları silahları hatta atı ile birlikte gömüyorlardı Ölen kişi için kırk gün yas tutuyorlardı Atalara anaya babaya hanımlara çocuklara bilhassa dul ve yetimlere saygı yoksulu giydirmek yedirmek adaletli merhametli olmak kimseye haksızlık etmemek işbirliği danışma dayanışma akraba ve komşuları sevmek çevreyi temiz tutmak açık sözlülük edep törelerinde vardı Bu özellikleri nedeniyle; dünyada güçlü devletler kurmuşlar ve yönetmişlerdir


  5. 25.Temmuz.2011, 21:26
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Türkler'in Müslüman olmadan önce dini inaçları neydi?

    Aynı zamanda Türkler; Ağaçları suları dağları gökyüzünü evin ocak başlarını bazı hayvanları kutsal biliyorlar Ormanları koruyor sulan kirletmiyor bedenlerini ve ruhlarını daima temiz tutmaya çalışıyorlardı
    Akraba evliliği yapmıyor yaban boylardan kız alıp veriyor böylece tüm boylar arasında akrabalık bağlan artıyordu Yurt ve konuk sever ve cesur bağımsızlığına ve özgürlüğüne düşkün olan Türkler; İslâmiyet'i kabul etmeden önce de yukarıda kısaca belirttiğim şekilde zengin bir kültüre sahiptiler
    Hicret'le (MS 632) yılında başlayan İslamiyet hızla yayılmış Müslümanlar 712'de Taşkent'e varmışlar 751'de Çin ordusunu yenerek Orta Asya'da İslamlaşma sürecini fiilen başlatmışlardır Bu tarih Uygur devletinin kuruluş yıllandır Bu tarihlerde İslam güçleri Türklerle ilişkiye girmişlerdir
    İslam dünyasına ilk ayak basanlar savaş tutsağı köleler ya da paralı askerler olarak Uygurlardan ayrılan Oğuz Türkleriydi Oğuz Türkleri tarihe "Büyük Selçuklu Devleti" adıyla geçen devleti kurduktan sonra 1055 yılından sonra İslam devletlerinin yönetimini tamamen ele geçirmişler 1071 tarihinden sonra da Anadolu'yu fethetmişlerdir
    Selçuklular Anadolu'yu fethettikten sonra Anadolu da yaşayan; Bizans yönetiminde çok tanrılı dinden; henüz Hıristiyanlığı kabul etme aşamasında olan halkları da zengin kültürü ve adaletli yönetimi ile egemenliği altına almışlar Ahmet Yesevi Mevlana Hacı Bektaş Veli Yunus Emre İbni Sina Farabi gibi tasavvuf ve bilgeleri sayesinde bu halklara kendi dillerini ve dinlerini kabul ettirerek Anadolu'da; Selçuklu Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde Türk-İslam-Anadolu kültür sentezini oluşturmuşlardır Anadolu kültürü aynı zamanda batı kültürünün de kökü - kaynağı olduğundan; Türk - İslam - Anadolu - Batı kültür sentezi halen oluşum aşamasındadır Bu oluşum Özgür laik demokratik sosyal hukuk devleti kapsamında gelişmesine yeni sentezlere evrimleşerek devam etmektedir Çünkü; kültürler canlı bir organizma gibidir Hele yüksek bilgi ve teknolojinin sağladığı olanaklar insanoğlunu birbirine daha çok yaklaştırmaktadır Önemli olan insanlığın ulaştığı bu yüksek bilgi ve teknolojiyi tüm insanlığın yararına kullanabilmektir
    Türkiye AB ile bütünleştiği zaman bu sentez daha olgun aşamalara ulaşacak dünya uygarlığında birlik ve beraberliği nihayet özlenen evrensel barışı - demokrasi ve erdemli insanlık ereğine yaklaşılacaktır Tabi ki bizim arzumuz tamamen evrensel erdemlilik esasına dayanan insanlık kardeşliğidir Hoşça kalın


    •Bozkurt Güvenç Türk Kimliği Kültür Tarihinin Kaynakları Kültür Bakanlığı Yayınları /1549


  6. 25.Temmuz.2011, 21:26
    3
    Silent and lonely rains
    Aynı zamanda Türkler; Ağaçları suları dağları gökyüzünü evin ocak başlarını bazı hayvanları kutsal biliyorlar Ormanları koruyor sulan kirletmiyor bedenlerini ve ruhlarını daima temiz tutmaya çalışıyorlardı
    Akraba evliliği yapmıyor yaban boylardan kız alıp veriyor böylece tüm boylar arasında akrabalık bağlan artıyordu Yurt ve konuk sever ve cesur bağımsızlığına ve özgürlüğüne düşkün olan Türkler; İslâmiyet'i kabul etmeden önce de yukarıda kısaca belirttiğim şekilde zengin bir kültüre sahiptiler
    Hicret'le (MS 632) yılında başlayan İslamiyet hızla yayılmış Müslümanlar 712'de Taşkent'e varmışlar 751'de Çin ordusunu yenerek Orta Asya'da İslamlaşma sürecini fiilen başlatmışlardır Bu tarih Uygur devletinin kuruluş yıllandır Bu tarihlerde İslam güçleri Türklerle ilişkiye girmişlerdir
    İslam dünyasına ilk ayak basanlar savaş tutsağı köleler ya da paralı askerler olarak Uygurlardan ayrılan Oğuz Türkleriydi Oğuz Türkleri tarihe "Büyük Selçuklu Devleti" adıyla geçen devleti kurduktan sonra 1055 yılından sonra İslam devletlerinin yönetimini tamamen ele geçirmişler 1071 tarihinden sonra da Anadolu'yu fethetmişlerdir
    Selçuklular Anadolu'yu fethettikten sonra Anadolu da yaşayan; Bizans yönetiminde çok tanrılı dinden; henüz Hıristiyanlığı kabul etme aşamasında olan halkları da zengin kültürü ve adaletli yönetimi ile egemenliği altına almışlar Ahmet Yesevi Mevlana Hacı Bektaş Veli Yunus Emre İbni Sina Farabi gibi tasavvuf ve bilgeleri sayesinde bu halklara kendi dillerini ve dinlerini kabul ettirerek Anadolu'da; Selçuklu Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti dönemlerinde Türk-İslam-Anadolu kültür sentezini oluşturmuşlardır Anadolu kültürü aynı zamanda batı kültürünün de kökü - kaynağı olduğundan; Türk - İslam - Anadolu - Batı kültür sentezi halen oluşum aşamasındadır Bu oluşum Özgür laik demokratik sosyal hukuk devleti kapsamında gelişmesine yeni sentezlere evrimleşerek devam etmektedir Çünkü; kültürler canlı bir organizma gibidir Hele yüksek bilgi ve teknolojinin sağladığı olanaklar insanoğlunu birbirine daha çok yaklaştırmaktadır Önemli olan insanlığın ulaştığı bu yüksek bilgi ve teknolojiyi tüm insanlığın yararına kullanabilmektir
    Türkiye AB ile bütünleştiği zaman bu sentez daha olgun aşamalara ulaşacak dünya uygarlığında birlik ve beraberliği nihayet özlenen evrensel barışı - demokrasi ve erdemli insanlık ereğine yaklaşılacaktır Tabi ki bizim arzumuz tamamen evrensel erdemlilik esasına dayanan insanlık kardeşliğidir Hoşça kalın


    •Bozkurt Güvenç Türk Kimliği Kültür Tarihinin Kaynakları Kültür Bakanlığı Yayınları /1549


  7. 15.Mayıs.2017, 20:38
    4
    Misafir

    Yorum: Türkler'in Müslüman olmadan önce dini inaçları neydi?

    Türkler müslüman olmadan önce göktanrı ya inananıyorlardı


  8. 15.Mayıs.2017, 20:38
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Türkler müslüman olmadan önce göktanrı ya inananıyorlardı





+ Yorum Gönder