Konusunu Oylayın.: Günümüz Dünyasının Gelişen Teknolojisi ile Gelen Boş Meşguliyetler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Günümüz Dünyasının Gelişen Teknolojisi ile Gelen Boş Meşguliyetler
  1. 21.Temmuz.2011, 22:48
    1
    Misafir

    Günümüz Dünyasının Gelişen Teknolojisi ile Gelen Boş Meşguliyetler






    Günümüz Dünyasının Gelişen Teknolojisi ile Gelen Boş Meşguliyetler Mumsema Günümüz Dünyasının Gelişen Teknolojisi ile Gelen Boş Meşguliyetler


  2. 21.Temmuz.2011, 22:48
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 22.Temmuz.2011, 01:13
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Günümüz Dünyasının Gelişen Teknolojisi ile Gelen Boş Meşguliyetler




    İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. ( Lokman Suresi-6 )
    Evet, Kur’an-ı Kerim’in bu ayetine kulak verelim ve günümüz penceresinden bu ayet üzerinde tefekkür edelim.
    Kulluk şuurunun farkında olmayan insanlar, dünya hayatıyla sınırlı kalıp kendilerini dünyanın zevk ve eğlencelerine verdikçe, hem kendilerini hem de insanları Allah (c.c.) yolundan saptırıp, çeşitli boş işler ile meşgul olup, insanları da bu uğurda kendilerinin boş ve malayani işlerine alet ederler.
    İnsanoğlu boş, asılsız, faydasız ve malayani meşguliyetlerin peşinden koştukça, zamanını ve gençliklerini bu şekilde zayi ettiklerinin farkına çok geç varırlar. Zira böyle bir hayat, öbür âlemin yani sonsuz ahiret hayatı için bir hazırlık yapma gereksinimini de ortadan kaldırır. İnsan kendini faydasız ve boş işlere verdikçe zamanla mana âleminin kapıları ona kapanır ve Rabbimizin “İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır” tehdidi ile karşı karşıya kalırlar.
    Rabbimizin bizlere ikazda bulunduğu yukarıda ki ayette açık ve net anlaşıldığı gibi,
    “Eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın almak.”
    Evet, bu asılsız ve faydasız sözlerden kasıt çoğu âlimlerin görüşlerine ve Kur’an-ı Kerim’in yapılan tefsirlerine göre bazen bir şarkı olur, bazen boş ve asılsız konuşmalar ve malayani işler bazen de okuduğumuz bir yazı olabilir.
    Malayani, yani kendisiyle hiçbir hedef gözetilmeyen, iş olsun, eğlence olsun, lâf olsun, vakit geçsin diye yapılan boş konuşmalar ve faydasız işlerdir. Bu ayeti günümüz objektifinden incelediğimiz zaman, bazen izlediğimiz bir video, şarkı klipleri, çeşitli internet sayfaları veya bir film ve dizi olabilir, sonuç itibari ile dünya hayatımız için ve ahiretimiz için asılsız ve faydasız olunca, bizi Allah (c.c.) yolundan alıkoyar ve bizi büyük zarara uğratmış olur.
    Bizler, bu gibi işler ile Allah’ın (c.c.) bize verdiği zaman nimetini sarf edersek bilelim ki asılsız ve faydasız, Allah (c.c.) yolundan alıkoyan boş işleri ve sözleri, Rabbimizin bize verdiği en büyük servet olan zaman nimeti ile satınalmış oluyoruz, kendi zamanımızı asılsız ve faydasız işlerin alışverişinde harcamış oluruz. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için şöyle bir soru ile cevabını anlamak mümkündür.
    Günümüz dünyasının gelişen teknolojisiyle birlikte hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen internet ve sosyal paylaşım siteleri hayatımızı bu ayet ışığında nasıl etkiliyor?
    Hepimizce malum olan şu ki; Artık tüm gazete ve dergileri, haberleri internet ortamında takip etmeye başladık, üstelik hobilerimizi, vazgeçilmezlerimizi, eğlencelerimizi, paylaşımlarımızı dahi internet ortamına sunup, bu şekilde sevdiklerimizle, arkadaşlarımızla, akrabalarımızla bazen de tanımadığımız insanlarla paylaşıp, zamanımızı bu gibi işler ile meşgul ediyoruz.
    Aslında bu gelişmeler bilinçli olarak kontrolümüz altında olursa ve nerede ne şekilde kullanacağımızı bilirsek çok faydaları olacağı gibi, olumsuz yönlerinin de olduğunu unutmamak gerek. Örneğin Kur’an-ı Kerim’den bir ayetin paylaşılması, bir Hadis-i Şerif’in paylaşılıp okunması, dini meseleler hakkında sağlam kaynaklardan bilgi alınması ve bu bilgilere her an anında erişebilme gibi gelişmeler olumlu olan gelişmelerdir.
    Sonuç olarak web ortamı doğru kullanılırsa çok faydalı yönlerinin olduğunu ve bununda Sonsuz Kerem Sahibi Rabbimizin bize lütfettiği bir nimet olduğunu unutmayalım.
    İnternet olsun medya olsun ve buna benzer kuruluşlar olsun fark etmez, Bu gibi teknolojileri kullanan kuruluşların vazifeleri insanları doğru ahlak, kültür ve değerlerle Müslüman kimliği taşıyan milletimizi aydınlatmak, milletin duygu ve düşüncelerine yalan ve yanlışları karıştırmadan hakikat yolunu anlatmaya ve teşvik etmeye yol gösteren birer vasıta olmalıdırlar. Aksi halde kültür ve nesillerin manevi değerlerini yanlış tanıttırmak ve insanları malayani işler ile uğraştırdıkları için toplumların helakine sebep olabilirler ve kendi çıkarları adına veya bir takım ideolojilerini gerçekleştirme adına kullanmamalıdırlar.
    Günümüz teknolojisin bize sunduğu birtakım imkânları doğru ve yerinde kullanmamız lazımdır, belki farkındayız belki de farkında değiliz, bazen çok lüzumsuz yazıları ve haberleri okumakla veya bize fayda sağlamayan videoları izlemekle ve yazıları okumakla vaktimizi geçiyoruz, bunun adına da eğlence ve zaman geçirme diyoruz.
    Bazen haber okurken, çoğu sitelerde müstehcen görüntüler ile karşılaşıyoruz, göz ve nefsanî duygular ister istemez bu gibi şeylere meylediyor, bu vaziyette müslümanın günaha girmesine sebep veriyor. Göz harama baktıkça günah işlemeye meyil artıyor buda göz zinası olmaktan öteye geçmiyor, Oysaki Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde şöyle buyuruyor:
    “Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsra, 17/32)
    Bunun gibi ve buna benzer işler ile sanal ortamda boş işlerle zamanımızı tüketmeyelim. Böylesine boş işler bazen bize Allah (c.c.)’ın yasaklarını çiğnetip harama sevk eder, bizi gaflet bataklığına düşürür… Müslüman uyanık olmalı bu ve buna benzer ahiretine fayda sağlamayacak boş uğraşlar ile zamanını öldürmemeli, unutmayalım ki şeytan bizi hep boş işler ile uğraştırmak ister, çünkü bizim uyanık olmamızı istemez, hak ve hakikati görmemizi istemez, Allah (c.c.)’a ve Resulüne yaklaştıran hal ve hareketlerden bizi uzak tutmaya çalışır.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifte:
    “Faydasız ilimden Allah’a sığınırım” (Tirmizî, Daavât, 68) diye dua etmiştir.
    Bizlerde faydasız ilim ve fayda vermeyen uğraşlar ile zamanımızı tüketmekten Allah’a sığınmalıyız. Ve boş işlerle uğraşmamalıyız, çünkü müslüman boş işler ile uğraşmaz. Müslüman Allah rızasını nasıl kazanabilirim diye sürekli çaba içerisinde olur ve ahiretine ciddi çalışarak onu kurtaracak faydalı işler ile uğraşır.
    Unutmayalım ki mahşer meydanında sorgu ve sualde iken zamanını ve gençliğini nerede harcadın sualine cevap vermeden Allah (c.c.)’ın huzurundan ayrılmayacağımızın bilincinde yaşayıp, zamanımızı faydalı işler ile harcamalıyız, birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmeliyiz ve gençliğimizi heva heveslerimize esir etmemeliyiz.
    Yazımızın başındaki ayetin devamında,
    İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.”
    Evet, Rabbimizin bize verdiği zaman nimetini şeytana alet edip asılsız ve faydasız işlerin hizmetinde zayi edersek, ayette belirtildiği gibi sonumuz aşağılayıcı bir azap olmaktan öteye geçemez. Çünkü Rabbimizin ikazı açık ve net, bize düşen görev boş işler ile uğraşmamak, bize fayda vermeyen şarkı ve sözlerden ve buna benzer hal ve davranışlardan uzak durmaktır. Unutmayalım ki her davranışımız, hal ve hareketlerimiz, dünyadaki her uğraşımız mahşer günü mahkeme-i kübrada bize sorulmak için saklanmaktadır, bunun için vazifemiz iyiliği emredip, kötülükten sakındırmak olmalıdır.
    Konumuza açıklık getirmesi için başka bir ayette Rabbimiz şöyle buyurur:
    “Boş ve yararsız olan sözü’ işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: “Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz” derler ”(Kasas Suresi, 55)
    Hakiki müminlerin hayatlarında böyle bir şuur açıklığı hâkim olduğu için her anlarını Allah (c.c.) yolunda hayırlı ve hikmetli konuşmalarla ve salih amellerde bulunarak geçirirler. Çünkü mümin kendisine sunulan hayatı Allah (c.c.) yolunda sarf ederek, O’nun rızasını kazanmaya çalışır. Ömrünü sermaye bilip o sermayeden nasıl kar edebilirim bilincinde olur.
    İbni Abbas (r.a.)’dan dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.” ( Buhârî, Rikak 1.)
    Muhterem Üstad Hazretleri (r.a.) bu konuda: Lüzumsuz ve malayani bir surette vazife-i hakikiyelerini ve elzem işlerini bırakıp âfâkî ve siyasî boğuşmalara ve kâinatın hâdisatına merak ile dinleyerek, karışarak ruhlarını sersem ve akıllarını geveze etmişler.” (Kastamonu Lahikası)
    Nefis daima kötülüğü emreder. Çünkü nefis boş işler ve malayani işler ile meşgul olmaya yatkındır, ahireti düşünmeye yanaşmaz. Şeytan da insanı yoldan çıkarmak için başarılı olmazsa, bu defa onu malayaniye yani boş işler ile meşgul etmeye sevk eder. Nefis ve şeytanın bu isteklerine uyan insan, günümüzün malayani işleri ile saatlerce uğraştırmaktan zevk alır ve gaflet bataklığının içinde battığının farkında olmaz.
    Bediüzzaman Hazretleri (r.a.) En hayırlı genç odur ki, ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak, gençlik hevesâtına esir olmayıp gaflette boğulmayandır. Ve ihtiyarlarınızın en kötüsü odur ki, gaflette ve hevesatta gençlere benzemek ister, çocukçasına hevesât-ı nefsâniyeye tâbiolur.(nefsinin heveslerine, arzularına uyar) (23. Mektup’tan)
    Bize düşen görevde ihtiyar gibi ölümü düşünmek, gençliğin heves ve arzularına aldanmayıp, boş vakitlerimizi zayi etmemek Allah yolundan alıkoyan asılsız, faydasız ve boş işler ile uğraşmayarak ahiretimize ciddi çalışmak, bunun için zamanımızı boş meşgalelerle harcamamalıyız. Nefsanî istek ve arzuların esiri olmamalıyız
    İmâm-ı Rabbâni(hz): “Bir kimsenin iyi müslüman olduğu, lüzumlu şeylerle meşgul olup faydasız şeylerden uzaklaşması ile belli olur. Zamanın boş şeylerle telef olmaması için insanın vakitleri muhafaza etmesi lazımdır. İnsan öyle yaşamalıdır ki yanında bulunanları da dağınıklıktan, başıboşluktan, mâlâyânîden kurtarıp toparlasın. Zîra zaman, nutuk çekecek, dedikodu yapacak zaman değildir.”
    Evet, Ramazan ayı yaklaşmakta iken bu ayın vereceği manevi atmosfer ile hayatımızı tekrar gözden geçirip, kendimize çeki düzen vermeliyiz ve Kur’an ayında Kur’an-ı Kerim-i bol bol okuyup, okunmasına vesile olalım. Rabbimizin bize verdiği zaman nimetini Kur’an ile harcayalım. Bu vesileyle üzerimizden gaflet bulutları kalksın ki asılsız, faydasız, malayani ve boş işleri görebilelim ve onlar ile uğraşmayalım.
    Rabbimiz bizleri eğlencelik asılsız ve faydasız sözlerden, malayani işlerden, faydasız ilimden uzak eylesin. Bizi hayatını Ku’ran ile yaşayanlardan ve onun hizmetkârı olanlardan eylesin… Âmin.
    Mehmet Kazar– Araştırmacı Yazar


  4. 22.Temmuz.2011, 01:13
    2
    Silent and lonely rains



    İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır. ( Lokman Suresi-6 )
    Evet, Kur’an-ı Kerim’in bu ayetine kulak verelim ve günümüz penceresinden bu ayet üzerinde tefekkür edelim.
    Kulluk şuurunun farkında olmayan insanlar, dünya hayatıyla sınırlı kalıp kendilerini dünyanın zevk ve eğlencelerine verdikçe, hem kendilerini hem de insanları Allah (c.c.) yolundan saptırıp, çeşitli boş işler ile meşgul olup, insanları da bu uğurda kendilerinin boş ve malayani işlerine alet ederler.
    İnsanoğlu boş, asılsız, faydasız ve malayani meşguliyetlerin peşinden koştukça, zamanını ve gençliklerini bu şekilde zayi ettiklerinin farkına çok geç varırlar. Zira böyle bir hayat, öbür âlemin yani sonsuz ahiret hayatı için bir hazırlık yapma gereksinimini de ortadan kaldırır. İnsan kendini faydasız ve boş işlere verdikçe zamanla mana âleminin kapıları ona kapanır ve Rabbimizin “İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır” tehdidi ile karşı karşıya kalırlar.
    Rabbimizin bizlere ikazda bulunduğu yukarıda ki ayette açık ve net anlaşıldığı gibi,
    “Eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın almak.”
    Evet, bu asılsız ve faydasız sözlerden kasıt çoğu âlimlerin görüşlerine ve Kur’an-ı Kerim’in yapılan tefsirlerine göre bazen bir şarkı olur, bazen boş ve asılsız konuşmalar ve malayani işler bazen de okuduğumuz bir yazı olabilir.
    Malayani, yani kendisiyle hiçbir hedef gözetilmeyen, iş olsun, eğlence olsun, lâf olsun, vakit geçsin diye yapılan boş konuşmalar ve faydasız işlerdir. Bu ayeti günümüz objektifinden incelediğimiz zaman, bazen izlediğimiz bir video, şarkı klipleri, çeşitli internet sayfaları veya bir film ve dizi olabilir, sonuç itibari ile dünya hayatımız için ve ahiretimiz için asılsız ve faydasız olunca, bizi Allah (c.c.) yolundan alıkoyar ve bizi büyük zarara uğratmış olur.
    Bizler, bu gibi işler ile Allah’ın (c.c.) bize verdiği zaman nimetini sarf edersek bilelim ki asılsız ve faydasız, Allah (c.c.) yolundan alıkoyan boş işleri ve sözleri, Rabbimizin bize verdiği en büyük servet olan zaman nimeti ile satınalmış oluyoruz, kendi zamanımızı asılsız ve faydasız işlerin alışverişinde harcamış oluruz. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için şöyle bir soru ile cevabını anlamak mümkündür.
    Günümüz dünyasının gelişen teknolojisiyle birlikte hayatımızın vazgeçilmezi haline gelen internet ve sosyal paylaşım siteleri hayatımızı bu ayet ışığında nasıl etkiliyor?
    Hepimizce malum olan şu ki; Artık tüm gazete ve dergileri, haberleri internet ortamında takip etmeye başladık, üstelik hobilerimizi, vazgeçilmezlerimizi, eğlencelerimizi, paylaşımlarımızı dahi internet ortamına sunup, bu şekilde sevdiklerimizle, arkadaşlarımızla, akrabalarımızla bazen de tanımadığımız insanlarla paylaşıp, zamanımızı bu gibi işler ile meşgul ediyoruz.
    Aslında bu gelişmeler bilinçli olarak kontrolümüz altında olursa ve nerede ne şekilde kullanacağımızı bilirsek çok faydaları olacağı gibi, olumsuz yönlerinin de olduğunu unutmamak gerek. Örneğin Kur’an-ı Kerim’den bir ayetin paylaşılması, bir Hadis-i Şerif’in paylaşılıp okunması, dini meseleler hakkında sağlam kaynaklardan bilgi alınması ve bu bilgilere her an anında erişebilme gibi gelişmeler olumlu olan gelişmelerdir.
    Sonuç olarak web ortamı doğru kullanılırsa çok faydalı yönlerinin olduğunu ve bununda Sonsuz Kerem Sahibi Rabbimizin bize lütfettiği bir nimet olduğunu unutmayalım.
    İnternet olsun medya olsun ve buna benzer kuruluşlar olsun fark etmez, Bu gibi teknolojileri kullanan kuruluşların vazifeleri insanları doğru ahlak, kültür ve değerlerle Müslüman kimliği taşıyan milletimizi aydınlatmak, milletin duygu ve düşüncelerine yalan ve yanlışları karıştırmadan hakikat yolunu anlatmaya ve teşvik etmeye yol gösteren birer vasıta olmalıdırlar. Aksi halde kültür ve nesillerin manevi değerlerini yanlış tanıttırmak ve insanları malayani işler ile uğraştırdıkları için toplumların helakine sebep olabilirler ve kendi çıkarları adına veya bir takım ideolojilerini gerçekleştirme adına kullanmamalıdırlar.
    Günümüz teknolojisin bize sunduğu birtakım imkânları doğru ve yerinde kullanmamız lazımdır, belki farkındayız belki de farkında değiliz, bazen çok lüzumsuz yazıları ve haberleri okumakla veya bize fayda sağlamayan videoları izlemekle ve yazıları okumakla vaktimizi geçiyoruz, bunun adına da eğlence ve zaman geçirme diyoruz.
    Bazen haber okurken, çoğu sitelerde müstehcen görüntüler ile karşılaşıyoruz, göz ve nefsanî duygular ister istemez bu gibi şeylere meylediyor, bu vaziyette müslümanın günaha girmesine sebep veriyor. Göz harama baktıkça günah işlemeye meyil artıyor buda göz zinası olmaktan öteye geçmiyor, Oysaki Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde şöyle buyuruyor:
    “Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsra, 17/32)
    Bunun gibi ve buna benzer işler ile sanal ortamda boş işlerle zamanımızı tüketmeyelim. Böylesine boş işler bazen bize Allah (c.c.)’ın yasaklarını çiğnetip harama sevk eder, bizi gaflet bataklığına düşürür… Müslüman uyanık olmalı bu ve buna benzer ahiretine fayda sağlamayacak boş uğraşlar ile zamanını öldürmemeli, unutmayalım ki şeytan bizi hep boş işler ile uğraştırmak ister, çünkü bizim uyanık olmamızı istemez, hak ve hakikati görmemizi istemez, Allah (c.c.)’a ve Resulüne yaklaştıran hal ve hareketlerden bizi uzak tutmaya çalışır.
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifte:
    “Faydasız ilimden Allah’a sığınırım” (Tirmizî, Daavât, 68) diye dua etmiştir.
    Bizlerde faydasız ilim ve fayda vermeyen uğraşlar ile zamanımızı tüketmekten Allah’a sığınmalıyız. Ve boş işlerle uğraşmamalıyız, çünkü müslüman boş işler ile uğraşmaz. Müslüman Allah rızasını nasıl kazanabilirim diye sürekli çaba içerisinde olur ve ahiretine ciddi çalışarak onu kurtaracak faydalı işler ile uğraşır.
    Unutmayalım ki mahşer meydanında sorgu ve sualde iken zamanını ve gençliğini nerede harcadın sualine cevap vermeden Allah (c.c.)’ın huzurundan ayrılmayacağımızın bilincinde yaşayıp, zamanımızı faydalı işler ile harcamalıyız, birbirimize hakkı ve sabrı tavsiye etmeliyiz ve gençliğimizi heva heveslerimize esir etmemeliyiz.
    Yazımızın başındaki ayetin devamında,
    İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.”
    Evet, Rabbimizin bize verdiği zaman nimetini şeytana alet edip asılsız ve faydasız işlerin hizmetinde zayi edersek, ayette belirtildiği gibi sonumuz aşağılayıcı bir azap olmaktan öteye geçemez. Çünkü Rabbimizin ikazı açık ve net, bize düşen görev boş işler ile uğraşmamak, bize fayda vermeyen şarkı ve sözlerden ve buna benzer hal ve davranışlardan uzak durmaktır. Unutmayalım ki her davranışımız, hal ve hareketlerimiz, dünyadaki her uğraşımız mahşer günü mahkeme-i kübrada bize sorulmak için saklanmaktadır, bunun için vazifemiz iyiliği emredip, kötülükten sakındırmak olmalıdır.
    Konumuza açıklık getirmesi için başka bir ayette Rabbimiz şöyle buyurur:
    “Boş ve yararsız olan sözü’ işittikleri zaman ondan yüz çevirirler ve: “Bizim yapıp-ettiklerimiz bizim, sizin yapıp-ettikleriniz sizindir; size selam olsun, biz cahilleri benimsemeyiz” derler ”(Kasas Suresi, 55)
    Hakiki müminlerin hayatlarında böyle bir şuur açıklığı hâkim olduğu için her anlarını Allah (c.c.) yolunda hayırlı ve hikmetli konuşmalarla ve salih amellerde bulunarak geçirirler. Çünkü mümin kendisine sunulan hayatı Allah (c.c.) yolunda sarf ederek, O’nun rızasını kazanmaya çalışır. Ömrünü sermaye bilip o sermayeden nasıl kar edebilirim bilincinde olur.
    İbni Abbas (r.a.)’dan dan rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.” ( Buhârî, Rikak 1.)
    Muhterem Üstad Hazretleri (r.a.) bu konuda: Lüzumsuz ve malayani bir surette vazife-i hakikiyelerini ve elzem işlerini bırakıp âfâkî ve siyasî boğuşmalara ve kâinatın hâdisatına merak ile dinleyerek, karışarak ruhlarını sersem ve akıllarını geveze etmişler.” (Kastamonu Lahikası)
    Nefis daima kötülüğü emreder. Çünkü nefis boş işler ve malayani işler ile meşgul olmaya yatkındır, ahireti düşünmeye yanaşmaz. Şeytan da insanı yoldan çıkarmak için başarılı olmazsa, bu defa onu malayaniye yani boş işler ile meşgul etmeye sevk eder. Nefis ve şeytanın bu isteklerine uyan insan, günümüzün malayani işleri ile saatlerce uğraştırmaktan zevk alır ve gaflet bataklığının içinde battığının farkında olmaz.
    Bediüzzaman Hazretleri (r.a.) En hayırlı genç odur ki, ihtiyar gibi ölümü düşünüp âhiretine çalışarak, gençlik hevesâtına esir olmayıp gaflette boğulmayandır. Ve ihtiyarlarınızın en kötüsü odur ki, gaflette ve hevesatta gençlere benzemek ister, çocukçasına hevesât-ı nefsâniyeye tâbiolur.(nefsinin heveslerine, arzularına uyar) (23. Mektup’tan)
    Bize düşen görevde ihtiyar gibi ölümü düşünmek, gençliğin heves ve arzularına aldanmayıp, boş vakitlerimizi zayi etmemek Allah yolundan alıkoyan asılsız, faydasız ve boş işler ile uğraşmayarak ahiretimize ciddi çalışmak, bunun için zamanımızı boş meşgalelerle harcamamalıyız. Nefsanî istek ve arzuların esiri olmamalıyız
    İmâm-ı Rabbâni(hz): “Bir kimsenin iyi müslüman olduğu, lüzumlu şeylerle meşgul olup faydasız şeylerden uzaklaşması ile belli olur. Zamanın boş şeylerle telef olmaması için insanın vakitleri muhafaza etmesi lazımdır. İnsan öyle yaşamalıdır ki yanında bulunanları da dağınıklıktan, başıboşluktan, mâlâyânîden kurtarıp toparlasın. Zîra zaman, nutuk çekecek, dedikodu yapacak zaman değildir.”
    Evet, Ramazan ayı yaklaşmakta iken bu ayın vereceği manevi atmosfer ile hayatımızı tekrar gözden geçirip, kendimize çeki düzen vermeliyiz ve Kur’an ayında Kur’an-ı Kerim-i bol bol okuyup, okunmasına vesile olalım. Rabbimizin bize verdiği zaman nimetini Kur’an ile harcayalım. Bu vesileyle üzerimizden gaflet bulutları kalksın ki asılsız, faydasız, malayani ve boş işleri görebilelim ve onlar ile uğraşmayalım.
    Rabbimiz bizleri eğlencelik asılsız ve faydasız sözlerden, malayani işlerden, faydasız ilimden uzak eylesin. Bizi hayatını Ku’ran ile yaşayanlardan ve onun hizmetkârı olanlardan eylesin… Âmin.
    Mehmet Kazar– Araştırmacı Yazar





+ Yorum Gönder