Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin cenaze namazını kıldıran sahabini adı nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
Peygamberimizin cenaze namazını kıldıran sahabini adı nedir?
  1. 21.Temmuz.2011, 16:01
    1
    Misafir

    Peygamberimizin cenaze namazını kıldıran sahabini adı nedir?

  2. 21.Temmuz.2011, 16:04
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Peygamberimizin cenaze namazını kıldıran sahabini adı nedir?




    Sevgili Peygamber Efendimiz, Medîne’de, Hicretin on birinci yılının Rebîülevvel ayının on ikisinde (8 Haziran 632) Pazartesi günü öğleye doğru vefat etti Sahâbe-i kirâm efendilerimiz, önce bu vefat olayını kabul edemediler Hz Ebû Bekir (ra) gelip bu gerçeği ilan ettikten sonra herkes O’nun vefat ettiğini kabul etti Bilindiği gibi Hz Ebû Bekir, Sevgili Peygamberimizin kayın pederiydi Peygamberimiz, onun kızı Âişe’nin odasında vefat etmişti Bu odaya herkes giremiyordu; buradan çevreye yayılan vefat haberine kimi sahâbîler inanıyor, kimileri de bu acı haberi kabul edemiyorlardı Bu acı haberi kabul edemeyenlerden biri de Hz Ömer’di O, Hz Peygamber’in vefat etmediğini, Hz Mûsâ (as)’ın bayıldığı gibi bayıldığını iddia ediyordu

    Perşembe günü yatsı namazından beri Hz Peygamber tarafından imamlığa tâyin edilen Hz Ebû Bekir, Pazartesi sabah namazını kıldırdıktan sonra, mescide biraz uzakta olan Sunh mahallesindeki evine gitmek için Hz Peygamber’den izin istedi Hz Peygamber de istenilen izini verdiPerşembe günü yatsı namazı vaktinden beri rahatsızlığı gittikçe ağırlaşan Hz Peygamber, Pazartesi sabah namazından sonra kendini çok iyi hissediyordu Öylesine iyi hissediyordu ki, rahatsızlığından evvel, Suriye’ye doğru gönderilmek üzere hazırladığı ve fakat rahatsızlığından dolayı gitmesini tehir ettiği Üsâme ordusuna bu sabah hareket etme emri verdi Hz Üsâme, ordusunun başına gidip hareket hazırlıklarını yaparken; Hz Ebû Bekir, Hz Peygamber’in iyileştiğini zannederek kendisinden izin alıp ev işleri ile meşgul olurken gelen vefat haberi ile sarsıldılar ve hemen mescide koştular Mescid ve çevresi çok kalabalıktı; çünkü, bu acı haberi duyan herkes oraya koşmuştu Herkes koşmuştu ama, odaya kimse giremiyordu Hz Peygamber’i ve ev halkını rahatsız etmek istemiyorlardı İşte tam bu sırada Hz Ebû Bekir geldi ve kızının odasına girdi, Hz Peygamber’in yüzüne örtülen yüz örtüsünü açtı ve ağlayarak alnından öptü, sonra da örtüyü örttü ve şunları söyledi:

    “Vallâhi, Rasûlullah (sav) vefat etmiş! İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn Babam, anam sana fedâ olsun! Allah’a yemin ederim ki, Allah sana hiçbir zaman iki kere ölüm acısı tattırmayacak Sen, bir kere ölmüş ve mukadder olan ölüm geçidini geçmiş bulunuyorsun Bundan sonra senin için bir daha ölmek yoktur Vâh benim peygamberim!”

    Hz Ebû Bekir, bu sözlerinden sonra tekrar eğilip Hz Peygamber’in yüzünü açtı ve öptü, başını kaldırdıktan sonra sözlerini şöyle devam ettirdi:

    “Vâh benim dostum! Sen sağ iken de güzeldin, vefatından sonra da güzelsin Senin sağlığında vefatında ne güzel!” Hz Ebû Bekir, bu sözleri söyledikten ve yüz örtüsünü örttükten sonra dışarı çıktı Hz Ömer, Hz Peygamberin vefat etmediği yönündeki konuşmasını sürdürüyordu HzEbû Bekir’in dışarı çıktığını gören kalabalık onun etrafına toplandılar O da “Otur artık ey Ömer!” dedi ama, HzÖmer oturmaya yanaşmadı HzEbû Bekir sözünü üç kez tekrarladı ve sükuneti temin ettikten sonra konuşmaya başladı ve şunları söyledi:

    “Yüce Allah, peygamberine daha aranızda iken vefat haberini vermişti Sizlerin de eceliniz gelince öleceğinizi haber vermiştir Rasûlullah (sav) vefat etmiştir Sizlerden de hiç kimse sağ kalmayacaktır Kim, Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki, Muhammed ölmüştür Kim de Allah’a tapıyorsa şüphesiz ki, Allah diridir ve ölümsüzdür”

    Hz Ebû Bekir, bu sözlerinden sonra Uhud savaşında nâzil olan şu âyet-i kerîmeyi okudu: “Muhammed, ancak bir elçidir Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir Şimdi O, ölür ve öldürülürse ökçenizin üzerine gerisin geriye dönecek misiniz? Kim, böyle iki ökçesi üzerinde ardına dönerse, elbette ki Allah’a hiç bir şeyle zarar vermiş olamaz Allah, şükür ve sebat edenlere mükafat verecektir” (Âl-i İmrân, 144)

    İnsanlar bu âyeti işitince, HzPeygamber’in vefat ettiğine artık iyice kanaat getirdiler Acı haber onları öyle sarsmıştı ki, HzEbû Bekir, okuyuncaya kadar bu âyetin nâzil olduğunu bilmiyor gibiydiler O anı, Hz Ömer şöyle anlatır:

    “Vallahi, o güne kadar bu âyeti sanki hiç işitmemiş gibiydim Onu, Ebû Bekir’den dinleyince dehşet içinde kaldım Ayaklarım beni taşıyamaz oldu, dizlerimin bağı çözüldü ve bulunduğum yere yığılıverdim”

    HzÖmer’in bu tavrı, HzPeygambere karşı olan aşırı sevgisinden kaynaklanıyordu HzEbû Bekir, durumu tahkik edip mezkûr âyeti okuduktan sonra HzÖmer de dahil herkes, HzPeygamber’in vefat ettiğini kabullenmek zorunda kaldı Peki, şimdi ne yapacaklardı? Vefat eden bir insan için ne yapılırsa onu yapacaklardı Techîz, tekfîn ve tedfîn işi ile meşgul olacaklardı Yani, Hz Peygamber’in mübârek cesedini yıkamak için lazım gelen şeyleri hazırlayacaklar, cenazeyi yıkayacaklar, kefenleyecekler ve defnedeceklerdi Acaba öyle mi yaptılar? Hayır, öyle yapmadılar Siyer ve İslâm Tarihi kaynaklarımızın bize verdiği bilgilere göre, önce Hz Peygamber’den sonraki devlet başkanını seçtiler, sonra da techîz, tekfîn ve tedfîn işi ile meşgul oldular Sahâbe-i kiram efendilerimiz, bu hareketleri ile bize, İslam’da devlet başkanlığının ne kadar önemli olduğu mesajını vermektedirler Onlar diyorlar ki: “Önce halifemizi seçelim, ondan sonra da Hz Peygamber efendimizin cenazesini kaldıralım”

    Hz Peygamber, Hz Âişe’nin odasında vefat etti Bu oda küçüktü Birinci derecedeki yakınlar ancak sığabiliyordu Sahâbe-i kiram efendilerimiz mescidde ve mescid çevresinde toplanmışlardı Hz Peygamber’in kesin olarak vefat ettiğini öğrendikten sonra Sâide oğullarının gölgeliğine gitti ve orada Hz Peygamber’den sonra kimin devlet başkanı olacağı konusunu görüşmeye ve istişâreye açtılar Yapılan istişâreler sonucunda Hz Ebû Bekir, devlet başkanı olarak seçildi O tarihte, dünyanın her tarafında krallıklar hüküm sürerken Medine’de güzel bir seçim yapıldıMevcut adaylar içerisinde Hz Ebû Bekir’in devlet başkanlığı kabul edildi Bu kabul, salı günü mescide yapılan bey’at (halkın genel kabûlü) ile resmiyet kazandı

    Pazartesi günü, Hz Peygamber’in vefatının şoku ve Sâide oğulları gölgeliğindeki devlet başkanlığı seçimi ile geçti Hz Peygamber’in birinci derecedeki yakınları da onun başucundan ayrılmadılar Bunların başında Hz Ali ve bir de Hz Peygamber’in amcası Hz Abbas geliyordu HzAbbas’ın oğulları ve Suriye üzerine gönderilmek üzere hazırlanan ordunun komutanı Üsâme b Zeyd de Hz Peygamber’in başucunda bulunanlardan idi Yakınları, Hz Peygamber’in cenazesi ile ancak salı günü ilgilenebildiler Salı günü, herkes Hz Peygamber’in cenazesi ile ilgilenmek istediyse de yukarıda ismi geçen şahıslar kapıyı kilitleyerek kalabalığın içeriye girmesine izin vermediler, Ensâr ve Muhâcirler, içeri girme konusunda Hz Ebû Bekir’den izin istediler, o da kalabalığın içeri girmesini uygun görmedi

    Hz Peygamber efendimizin mübârek bedenini yıkayanlar onun iç elbiselerini çıkarmadılar, yıkama işini iç elbiselerinin üzerinden gerçekleştirdiler Ölülerde görülebilen olumsuzluklardan hiç biri Hz Peygamberimizde görülmedi Vefat ettiği odaya güzel bir koku yayıldıYıkama işi bittikten sonra cenazeye kefen sarıldı Salı günü öğleye doğru yıkama ve kefenleme işi bitmişti Evdekiler bu işleri bitirdikten sonra cenazeyi odanın içinde bir divanın üzerine koydular Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi bu oda küçüktü, fazla büyük değildi Cemaat, işte bu odada Hz Peygamber’in cenaze namazını kıldılar Namaz, cemaat halinde değil, münferid kılındı Önce Hâşim oğullarının erkekleri, sonra kadınları, sonra da çocukları kıldı Takım takım bir kapıdan giriyor, imamsız olarak kendi başlarına peygamberimizin üzerine namaz kıldıktan sonra diğer kapıdan çıkıyorlardı Sonra Hz Ebû Bekir, Hz Ömer, Muhâcir ve Ensâr içeri girdiler, namazlarını kılanlar çıkıyor, başka bir grup giriyordu Erkeklerden sonra kadınlar, kadınlardan sonra da çocuklar girip namazlarını kıldılar Cenaze namazının kılınması geç vakte kadar devam etti Akşam da Hz Peygamber kabrine indirildi

    Hz Peygamber vefat ettikten sonra nereye defnedileceği konusunda ihtilaf çıkmıştı Bu ihtilafa Hz Ebû Bekir, Hz Peygamber’den rivâyet ettiği bir hadis-i şerif ile son verdi Hz Peygamber şöyle buyurmuştur: “Peygamberler vefat ettikleri yerde defnedilirler” Bu hadis-i şerif gereğince Hz Peygamber efendimizin döşeği kaldırılarak yerine Medineli Ebû Talha tarafından kabir kazıldı Kabre Hz Ali ile Hz Abbas’ın oğulları Fadl ve Kusem indiler Hz Âişe annemizin odasında iki kişilik daha kabir yeri kalmıştı Oraya da sonradan Hz Ebû Bekir ve Hz Ömer defnedildilerMedine mescidinin yeşil kubbesinin altındaki Ravza’da üç dost birlikte yatmaktadırlar Rabbim bizleri onların şefaatlerine nâil eylesin (Âmin!)



  3. 21.Temmuz.2011, 16:04
    2
    Silent and lonely rains



    Sevgili Peygamber Efendimiz, Medîne’de, Hicretin on birinci yılının Rebîülevvel ayının on ikisinde (8 Haziran 632) Pazartesi günü öğleye doğru vefat etti Sahâbe-i kirâm efendilerimiz, önce bu vefat olayını kabul edemediler Hz Ebû Bekir (ra) gelip bu gerçeği ilan ettikten sonra herkes O’nun vefat ettiğini kabul etti Bilindiği gibi Hz Ebû Bekir, Sevgili Peygamberimizin kayın pederiydi Peygamberimiz, onun kızı Âişe’nin odasında vefat etmişti Bu odaya herkes giremiyordu; buradan çevreye yayılan vefat haberine kimi sahâbîler inanıyor, kimileri de bu acı haberi kabul edemiyorlardı Bu acı haberi kabul edemeyenlerden biri de Hz Ömer’di O, Hz Peygamber’in vefat etmediğini, Hz Mûsâ (as)’ın bayıldığı gibi bayıldığını iddia ediyordu

    Perşembe günü yatsı namazından beri Hz Peygamber tarafından imamlığa tâyin edilen Hz Ebû Bekir, Pazartesi sabah namazını kıldırdıktan sonra, mescide biraz uzakta olan Sunh mahallesindeki evine gitmek için Hz Peygamber’den izin istedi Hz Peygamber de istenilen izini verdiPerşembe günü yatsı namazı vaktinden beri rahatsızlığı gittikçe ağırlaşan Hz Peygamber, Pazartesi sabah namazından sonra kendini çok iyi hissediyordu Öylesine iyi hissediyordu ki, rahatsızlığından evvel, Suriye’ye doğru gönderilmek üzere hazırladığı ve fakat rahatsızlığından dolayı gitmesini tehir ettiği Üsâme ordusuna bu sabah hareket etme emri verdi Hz Üsâme, ordusunun başına gidip hareket hazırlıklarını yaparken; Hz Ebû Bekir, Hz Peygamber’in iyileştiğini zannederek kendisinden izin alıp ev işleri ile meşgul olurken gelen vefat haberi ile sarsıldılar ve hemen mescide koştular Mescid ve çevresi çok kalabalıktı; çünkü, bu acı haberi duyan herkes oraya koşmuştu Herkes koşmuştu ama, odaya kimse giremiyordu Hz Peygamber’i ve ev halkını rahatsız etmek istemiyorlardı İşte tam bu sırada Hz Ebû Bekir geldi ve kızının odasına girdi, Hz Peygamber’in yüzüne örtülen yüz örtüsünü açtı ve ağlayarak alnından öptü, sonra da örtüyü örttü ve şunları söyledi:

    “Vallâhi, Rasûlullah (sav) vefat etmiş! İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn Babam, anam sana fedâ olsun! Allah’a yemin ederim ki, Allah sana hiçbir zaman iki kere ölüm acısı tattırmayacak Sen, bir kere ölmüş ve mukadder olan ölüm geçidini geçmiş bulunuyorsun Bundan sonra senin için bir daha ölmek yoktur Vâh benim peygamberim!”

    Hz Ebû Bekir, bu sözlerinden sonra tekrar eğilip Hz Peygamber’in yüzünü açtı ve öptü, başını kaldırdıktan sonra sözlerini şöyle devam ettirdi:

    “Vâh benim dostum! Sen sağ iken de güzeldin, vefatından sonra da güzelsin Senin sağlığında vefatında ne güzel!” Hz Ebû Bekir, bu sözleri söyledikten ve yüz örtüsünü örttükten sonra dışarı çıktı Hz Ömer, Hz Peygamberin vefat etmediği yönündeki konuşmasını sürdürüyordu HzEbû Bekir’in dışarı çıktığını gören kalabalık onun etrafına toplandılar O da “Otur artık ey Ömer!” dedi ama, HzÖmer oturmaya yanaşmadı HzEbû Bekir sözünü üç kez tekrarladı ve sükuneti temin ettikten sonra konuşmaya başladı ve şunları söyledi:

    “Yüce Allah, peygamberine daha aranızda iken vefat haberini vermişti Sizlerin de eceliniz gelince öleceğinizi haber vermiştir Rasûlullah (sav) vefat etmiştir Sizlerden de hiç kimse sağ kalmayacaktır Kim, Muhammed’e tapıyorsa bilsin ki, Muhammed ölmüştür Kim de Allah’a tapıyorsa şüphesiz ki, Allah diridir ve ölümsüzdür”

    Hz Ebû Bekir, bu sözlerinden sonra Uhud savaşında nâzil olan şu âyet-i kerîmeyi okudu: “Muhammed, ancak bir elçidir Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir Şimdi O, ölür ve öldürülürse ökçenizin üzerine gerisin geriye dönecek misiniz? Kim, böyle iki ökçesi üzerinde ardına dönerse, elbette ki Allah’a hiç bir şeyle zarar vermiş olamaz Allah, şükür ve sebat edenlere mükafat verecektir” (Âl-i İmrân, 144)

    İnsanlar bu âyeti işitince, HzPeygamber’in vefat ettiğine artık iyice kanaat getirdiler Acı haber onları öyle sarsmıştı ki, HzEbû Bekir, okuyuncaya kadar bu âyetin nâzil olduğunu bilmiyor gibiydiler O anı, Hz Ömer şöyle anlatır:

    “Vallahi, o güne kadar bu âyeti sanki hiç işitmemiş gibiydim Onu, Ebû Bekir’den dinleyince dehşet içinde kaldım Ayaklarım beni taşıyamaz oldu, dizlerimin bağı çözüldü ve bulunduğum yere yığılıverdim”

    HzÖmer’in bu tavrı, HzPeygambere karşı olan aşırı sevgisinden kaynaklanıyordu HzEbû Bekir, durumu tahkik edip mezkûr âyeti okuduktan sonra HzÖmer de dahil herkes, HzPeygamber’in vefat ettiğini kabullenmek zorunda kaldı Peki, şimdi ne yapacaklardı? Vefat eden bir insan için ne yapılırsa onu yapacaklardı Techîz, tekfîn ve tedfîn işi ile meşgul olacaklardı Yani, Hz Peygamber’in mübârek cesedini yıkamak için lazım gelen şeyleri hazırlayacaklar, cenazeyi yıkayacaklar, kefenleyecekler ve defnedeceklerdi Acaba öyle mi yaptılar? Hayır, öyle yapmadılar Siyer ve İslâm Tarihi kaynaklarımızın bize verdiği bilgilere göre, önce Hz Peygamber’den sonraki devlet başkanını seçtiler, sonra da techîz, tekfîn ve tedfîn işi ile meşgul oldular Sahâbe-i kiram efendilerimiz, bu hareketleri ile bize, İslam’da devlet başkanlığının ne kadar önemli olduğu mesajını vermektedirler Onlar diyorlar ki: “Önce halifemizi seçelim, ondan sonra da Hz Peygamber efendimizin cenazesini kaldıralım”

    Hz Peygamber, Hz Âişe’nin odasında vefat etti Bu oda küçüktü Birinci derecedeki yakınlar ancak sığabiliyordu Sahâbe-i kiram efendilerimiz mescidde ve mescid çevresinde toplanmışlardı Hz Peygamber’in kesin olarak vefat ettiğini öğrendikten sonra Sâide oğullarının gölgeliğine gitti ve orada Hz Peygamber’den sonra kimin devlet başkanı olacağı konusunu görüşmeye ve istişâreye açtılar Yapılan istişâreler sonucunda Hz Ebû Bekir, devlet başkanı olarak seçildi O tarihte, dünyanın her tarafında krallıklar hüküm sürerken Medine’de güzel bir seçim yapıldıMevcut adaylar içerisinde Hz Ebû Bekir’in devlet başkanlığı kabul edildi Bu kabul, salı günü mescide yapılan bey’at (halkın genel kabûlü) ile resmiyet kazandı

    Pazartesi günü, Hz Peygamber’in vefatının şoku ve Sâide oğulları gölgeliğindeki devlet başkanlığı seçimi ile geçti Hz Peygamber’in birinci derecedeki yakınları da onun başucundan ayrılmadılar Bunların başında Hz Ali ve bir de Hz Peygamber’in amcası Hz Abbas geliyordu HzAbbas’ın oğulları ve Suriye üzerine gönderilmek üzere hazırlanan ordunun komutanı Üsâme b Zeyd de Hz Peygamber’in başucunda bulunanlardan idi Yakınları, Hz Peygamber’in cenazesi ile ancak salı günü ilgilenebildiler Salı günü, herkes Hz Peygamber’in cenazesi ile ilgilenmek istediyse de yukarıda ismi geçen şahıslar kapıyı kilitleyerek kalabalığın içeriye girmesine izin vermediler, Ensâr ve Muhâcirler, içeri girme konusunda Hz Ebû Bekir’den izin istediler, o da kalabalığın içeri girmesini uygun görmedi

    Hz Peygamber efendimizin mübârek bedenini yıkayanlar onun iç elbiselerini çıkarmadılar, yıkama işini iç elbiselerinin üzerinden gerçekleştirdiler Ölülerde görülebilen olumsuzluklardan hiç biri Hz Peygamberimizde görülmedi Vefat ettiği odaya güzel bir koku yayıldıYıkama işi bittikten sonra cenazeye kefen sarıldı Salı günü öğleye doğru yıkama ve kefenleme işi bitmişti Evdekiler bu işleri bitirdikten sonra cenazeyi odanın içinde bir divanın üzerine koydular Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi bu oda küçüktü, fazla büyük değildi Cemaat, işte bu odada Hz Peygamber’in cenaze namazını kıldılar Namaz, cemaat halinde değil, münferid kılındı Önce Hâşim oğullarının erkekleri, sonra kadınları, sonra da çocukları kıldı Takım takım bir kapıdan giriyor, imamsız olarak kendi başlarına peygamberimizin üzerine namaz kıldıktan sonra diğer kapıdan çıkıyorlardı Sonra Hz Ebû Bekir, Hz Ömer, Muhâcir ve Ensâr içeri girdiler, namazlarını kılanlar çıkıyor, başka bir grup giriyordu Erkeklerden sonra kadınlar, kadınlardan sonra da çocuklar girip namazlarını kıldılar Cenaze namazının kılınması geç vakte kadar devam etti Akşam da Hz Peygamber kabrine indirildi

    Hz Peygamber vefat ettikten sonra nereye defnedileceği konusunda ihtilaf çıkmıştı Bu ihtilafa Hz Ebû Bekir, Hz Peygamber’den rivâyet ettiği bir hadis-i şerif ile son verdi Hz Peygamber şöyle buyurmuştur: “Peygamberler vefat ettikleri yerde defnedilirler” Bu hadis-i şerif gereğince Hz Peygamber efendimizin döşeği kaldırılarak yerine Medineli Ebû Talha tarafından kabir kazıldı Kabre Hz Ali ile Hz Abbas’ın oğulları Fadl ve Kusem indiler Hz Âişe annemizin odasında iki kişilik daha kabir yeri kalmıştı Oraya da sonradan Hz Ebû Bekir ve Hz Ömer defnedildilerMedine mescidinin yeşil kubbesinin altındaki Ravza’da üç dost birlikte yatmaktadırlar Rabbim bizleri onların şefaatlerine nâil eylesin (Âmin!)



  4. 02.Nisan.2012, 17:45
    3
    Misafir

    Cevap: Peygamberimizin cenaze namazını kıldıran sahabini adı nedir?

    bu aydınlatıcı bilgiler için teş


  5. 02.Nisan.2012, 17:45
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    bu aydınlatıcı bilgiler için teş





+ Yorum Gönder