Konusunu Oylayın.: Hadislerdeki haramdan kasıt ne?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hadislerdeki haramdan kasıt ne?
  1. 19.Temmuz.2011, 16:05
    1
    Misafir

    Hadislerdeki haramdan kasıt ne?






    Hadislerdeki haramdan kasıt ne? Mumsema (Duanın kabul olması için helal ye! Bir lokma haram yiyenin, kırk gün ibadetleri kabul olmaz.) [Taberani]
    (Bir lokma haram yiyenin kırk günlük güzel ameli kabul olmaz.) [Taberânî]

    Burdaki haramlar domuz eti gibi olan mı?; hırsızlık gibi olan mı?; yoksa her ikisi mi?
    Farzlar da mı kabul olmaz? Yoksa nafilerler için mi geçerli bu hadisler?


  2. 19.Temmuz.2011, 16:05
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    (Duanın kabul olması için helal ye! Bir lokma haram yiyenin, kırk gün ibadetleri kabul olmaz.) [Taberani]
    (Bir lokma haram yiyenin kırk günlük güzel ameli kabul olmaz.) [Taberânî]

    Burdaki haramlar domuz eti gibi olan mı?; hırsızlık gibi olan mı?; yoksa her ikisi mi?
    Farzlar da mı kabul olmaz? Yoksa nafilerler için mi geçerli bu hadisler?


    Benzer Konular

    - Sesli zikirin kuranda ve hadislerdeki yeri...

    - Ayet ve hadislerdeki hükümleri ifade etmek sakıncalı mı?

    - Kadir gecesinin Hadislerdeki belirtileri nelerdir?

    - Putlardan kasıt nedir? Bu putlara tapış sebebi nedir? İlmin unutulmasından kasıt nedir?

    - Kitab-ül ilel (Hadislerdeki Gizli Kusur ve hastalıklar)

  3. 20.Temmuz.2011, 12:15
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Hadislerdeki haramdan kasıt ne?




    ALLAH–ü Teâlâ, Kur'ân–ı Kerim'de Mü'minûn suresi, elli ikinci ayetinde buyuruyor ki:
    "Ey Peygamberlerim! Helâl ve temiz yiyiniz ve bana lâyık ibâdetler yapınız!"
    İşte, Resûlullah sallALLAHü aleyhi ve sellem bunun için; "Helâl kazanmak her müslümana farzdır." buyurdu ve yine buyurdu ki: "Bir kimse, hiç haram karıştırmadan, kırk gün helâl yerse, ALLAH–ü Teâlâ, onun kalbini nûr ile doldurur. Kalbine, nehirler gibi hikmet akıtır. Dünya muhabbetini, kalbinden giderir."
    Dünyâlık kazanmak için çalışmak günâh değildir. Dünyalık sevgisi, dünyaya gönül bağlamak günahtır. Sa'd bin Ebî Vakkâs RadıyALLAHü Anh dedi ki:
    "Ya ResûlALLAH! Dua buyur da, ALLAH–ü Teâlâ, benim her duamı kabul etsin!"
    Bu soruya cevaben buyurdular ki:
    "Duanın kabul olması için, helâl lokma yiyiniz!"
    Peygamber efendimiz diğer bir hâdis–i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
    "Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua, nasıl kabul olunur? Haram maldan verilen sadaka kabul edilmez. Saklanırsa Cehennem'e gidinceye kadar, ona yolluk olur."

    * * *
    Ebû Bekir RadıyALLAHü Anh, hizmetçisinin getirdiği sütü içti. Sonra helâlden olmadığını anlayınca, parmağını boğazına sokarak kay etti, kustu. O kadar zahmetle çıkardı ki, ölüyor sandılar. Sonra şöyle dua etti:
    "Ya Rabbi! Elimden geleni yaptım. Midemde ve damarlarımda kalan zerrelerden sana sığınırım." Hazreti Ömer RadıyALLAHü Anh da, Beyt–ül–mala ait zekât develerinin sütünden, yanlışlıkla verilip içtiği zaman, böyle yapmıştı.
    Abdullah bin Ömer RadıyALLAHü Anhümâ buyuruyor ki:
    "Kambur oluncaya kadar namaz kılsanız ve kıl gibi oluncaya kadar oruç tutsanız, haramdan kaçınmadıkça, kabul edilmez, faydası olmaz."
    Süfyân–ı Sevrî buyuruyor ki:
    "Haram para ile sadaka veren, cami yaptıran, hayrat yapan kimse, kirlenmiş elbiseyi idrar ile yıkayan kimseye benzer ki, daha çok pislenir."
    Yahyâ bin Muâz buyuruyor ki:
    "ALLAH–ü Teâlâ'ya itaat etmek, bir hazineye benzer. Bu hazinenin anahtarı dua, anahtarın dişleri de helâl lokmadır."
    Sehl bin Abdullah–ı Tüsterî buyuruyor ki:
    "Hakikî imana kavuşmak için, dört şey lâzımdır: Bütün farzları edeple yapmak, helâl yemek, görünen ve görünmeyen bütün haramlardan sakınmak ve bu üçüne, ölünceye kadar devam etmeye sabretmek."
    Büyükler buyuruyor ki:
    "Kırk gün şüpheli lokma yiyenin kalbi kararır ve lekelenir."
    Abdullah ibni Mübârek buyuruyor ki:
    "Şüpheli olan bir kuruşu sâhibine geri vermeği, bin lira sadaka vermekten daha çok severim."
    Sehl bin Abdullah Tüsterî buyuruyor ki:
    "Haram yiyenlerin yedi azâsı, istese de, istemese de günah işler.”

    * * *
    Helâl yiyenlerin azası, ibadet eder. Hayır, işlemesi kolay ve tatlı gelir. Helâl kazanmanın ehemmiyetini gösteren daha nice hâdis–i şerifler ve büyüklerin sözleri vardır. Bunun içindir ki, verâ sahipleri haramdan çok sakınmışlardır. Bunlardan biri Vüheyb ibni Verd idi ki, nereden geldiğini anlamadan bir şey yemezdi. Bir gün annesi, buna bir bardak süt vermişti. Sütü nereden aldığını ve parasını nereden verdiğini ve kimden aldığını sordu. Hepsini anlayınca, bu koyun nerede otlamış, dedi. Müslümanların hakkı bulunan bir yerde otlamıştı. Sütü içmedi. Annesi, oğlum, ALLAH sana rahmet etsin, iç! dedi. O'na günah işlemekle rahmetine kavuşmak istemem, dedi ve içmedi. Bişr–i Hafi'ye ne yiyip, nereden geçiniyorsun? Dediklerinde:
    "Herkesin yediği yerden. Ama, yiyip de gülen ile yiyip de ağlayan arasında çok fark vardır." buyurdu


  4. 20.Temmuz.2011, 12:15
    2
    Editör



    ALLAH–ü Teâlâ, Kur'ân–ı Kerim'de Mü'minûn suresi, elli ikinci ayetinde buyuruyor ki:
    "Ey Peygamberlerim! Helâl ve temiz yiyiniz ve bana lâyık ibâdetler yapınız!"
    İşte, Resûlullah sallALLAHü aleyhi ve sellem bunun için; "Helâl kazanmak her müslümana farzdır." buyurdu ve yine buyurdu ki: "Bir kimse, hiç haram karıştırmadan, kırk gün helâl yerse, ALLAH–ü Teâlâ, onun kalbini nûr ile doldurur. Kalbine, nehirler gibi hikmet akıtır. Dünya muhabbetini, kalbinden giderir."
    Dünyâlık kazanmak için çalışmak günâh değildir. Dünyalık sevgisi, dünyaya gönül bağlamak günahtır. Sa'd bin Ebî Vakkâs RadıyALLAHü Anh dedi ki:
    "Ya ResûlALLAH! Dua buyur da, ALLAH–ü Teâlâ, benim her duamı kabul etsin!"
    Bu soruya cevaben buyurdular ki:
    "Duanın kabul olması için, helâl lokma yiyiniz!"
    Peygamber efendimiz diğer bir hâdis–i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
    "Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua, nasıl kabul olunur? Haram maldan verilen sadaka kabul edilmez. Saklanırsa Cehennem'e gidinceye kadar, ona yolluk olur."

    * * *
    Ebû Bekir RadıyALLAHü Anh, hizmetçisinin getirdiği sütü içti. Sonra helâlden olmadığını anlayınca, parmağını boğazına sokarak kay etti, kustu. O kadar zahmetle çıkardı ki, ölüyor sandılar. Sonra şöyle dua etti:
    "Ya Rabbi! Elimden geleni yaptım. Midemde ve damarlarımda kalan zerrelerden sana sığınırım." Hazreti Ömer RadıyALLAHü Anh da, Beyt–ül–mala ait zekât develerinin sütünden, yanlışlıkla verilip içtiği zaman, böyle yapmıştı.
    Abdullah bin Ömer RadıyALLAHü Anhümâ buyuruyor ki:
    "Kambur oluncaya kadar namaz kılsanız ve kıl gibi oluncaya kadar oruç tutsanız, haramdan kaçınmadıkça, kabul edilmez, faydası olmaz."
    Süfyân–ı Sevrî buyuruyor ki:
    "Haram para ile sadaka veren, cami yaptıran, hayrat yapan kimse, kirlenmiş elbiseyi idrar ile yıkayan kimseye benzer ki, daha çok pislenir."
    Yahyâ bin Muâz buyuruyor ki:
    "ALLAH–ü Teâlâ'ya itaat etmek, bir hazineye benzer. Bu hazinenin anahtarı dua, anahtarın dişleri de helâl lokmadır."
    Sehl bin Abdullah–ı Tüsterî buyuruyor ki:
    "Hakikî imana kavuşmak için, dört şey lâzımdır: Bütün farzları edeple yapmak, helâl yemek, görünen ve görünmeyen bütün haramlardan sakınmak ve bu üçüne, ölünceye kadar devam etmeye sabretmek."
    Büyükler buyuruyor ki:
    "Kırk gün şüpheli lokma yiyenin kalbi kararır ve lekelenir."
    Abdullah ibni Mübârek buyuruyor ki:
    "Şüpheli olan bir kuruşu sâhibine geri vermeği, bin lira sadaka vermekten daha çok severim."
    Sehl bin Abdullah Tüsterî buyuruyor ki:
    "Haram yiyenlerin yedi azâsı, istese de, istemese de günah işler.”

    * * *
    Helâl yiyenlerin azası, ibadet eder. Hayır, işlemesi kolay ve tatlı gelir. Helâl kazanmanın ehemmiyetini gösteren daha nice hâdis–i şerifler ve büyüklerin sözleri vardır. Bunun içindir ki, verâ sahipleri haramdan çok sakınmışlardır. Bunlardan biri Vüheyb ibni Verd idi ki, nereden geldiğini anlamadan bir şey yemezdi. Bir gün annesi, buna bir bardak süt vermişti. Sütü nereden aldığını ve parasını nereden verdiğini ve kimden aldığını sordu. Hepsini anlayınca, bu koyun nerede otlamış, dedi. Müslümanların hakkı bulunan bir yerde otlamıştı. Sütü içmedi. Annesi, oğlum, ALLAH sana rahmet etsin, iç! dedi. O'na günah işlemekle rahmetine kavuşmak istemem, dedi ve içmedi. Bişr–i Hafi'ye ne yiyip, nereden geçiniyorsun? Dediklerinde:
    "Herkesin yediği yerden. Ama, yiyip de gülen ile yiyip de ağlayan arasında çok fark vardır." buyurdu





+ Yorum Gönder