Konusunu Oylayın.: Hz. Ayşe'nin öğrenmek istemesine rağmen Hz. Peygamberin öğretmek istemediği ismi azam duası hangisidir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Ayşe'nin öğrenmek istemesine rağmen Hz. Peygamberin öğretmek istemediği ismi azam duası hangisidir?
  1. 19.Temmuz.2011, 13:56
    1
    Misafir

    Hz. Ayşe'nin öğrenmek istemesine rağmen Hz. Peygamberin öğretmek istemediği ismi azam duası hangisidir?






    Hz. Ayşe'nin öğrenmek istemesine rağmen Hz. Peygamberin öğretmek istemediği ismi azam duası hangisidir? Mumsema Hz. Ayşe'nin öğrenmek istemesine rağmen Hz. Peygamberin öğretmek istemediği ismi azam duası hangisidir?


  2. 19.Temmuz.2011, 13:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 19.Temmuz.2011, 14:07
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Hz. Ayşe'nin öğrenmek istemesine rağmen Hz. Peygamberin öğretmek istemediği ismi azam duası hangisidir?




    Hz. Ayşe (r. Anha) anlatıyor:

    Ben, Allah’ın Elçisinin aleyhissaaltü veseelam, “Allahım ben senin pak, güzel, mübarek ve zatına en sevimli ismin ile şüphesiz senden (hayır) dilerim, o ismin ki onunla çağrıldığın zaman icabet edersin, onunla senden (hayır) istendiği zaman verirsin, onunla senden rahmet istenildiğinde rahmet eylersin ve sıkıntıdan kurtulmak için onunla senden yardım dilendiği zaman sıkıntıdan kurtarırsın” diye dua ederken sesini işittim.

    Yine Hz. Ayşe validemizin bildirdiğine göre, Resûl-İ Ekrem aleyhissalatü vesselam bir gün, “Ey Ayşe, Allah'ın hangi isimle çağırıldığı zaman duayı kabul buyuracağını bana gösterip bildirdiğini bilir misin?” buyurdu. Ben, “Ey Allah’ın Elçisi! Babam anam sana feda olsun O İsmi bana öğret dedim. O (asm): “Ey Ayşe, o İsmin öğrenilmesi sana uygun değildir” buyurdu. Bunun üzerine ben uzaklaşıp biraz oturdum. Sonra kalktım ve O'nun (mübarek) başını öptüm. Daha sonra “Ey Allah’ın Elçisi, o ismi bana öğret” diye ricada bulundum. O yine “Ey Ayşe, o ismi sana öğretmem uygun değildir. Çünkü şüphesiz senin o isimle dünyalık bir şey istemen senin için uygun olmaz” buyurdu.

    Bunun üzerine ben de kalkıp abdest aldım ve iki rekat namaz kıldıktan sonra: “Allahümme innî edûkellah ve edûkerrahmân ve edûke’l-berrerrahîm ve edûke biesmâike’l-husnâ küllehâ mâ alimtü minha ve mâ lem a’lem entağfiralî ve terhamenî -Allahım! Şüphesiz ben seni Allah, diye çağırırım, er-Rahmân diye çağırırım, el-Berr, er-Rahîm, diye çağırırım ve seni bildiğim ve bilemediğim Esmâ-i Husnâ'nın hepsiyle çağırırım ki beni mağfiret edesin ve bana rahmet edesin” diyerek dua ve dilekte bulundum. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi güldü. Sonra buyurdu ki, “Şüphesiz o isim senin duada andığın isimler içindedir.” (bk. Müsned, 3/120, 158, 245, 265; 4/ 350, 360; İbn Mace, Dua 9)
    İsm-i Azam, Allah'ın en büyük ismi anlamında bir tabirdir.

    Bu rivayet, Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselamın bir duasını bildirmekte, Allah'ın bir İsm-i Azam'ının bulunduğuna ve o isimle Allah'a edilen dua ve dileklerin kabul olduğuna ve bu mübarek isim ile dünyanın zevk ve sefasına değil, ebedî mutluluğa yönelik dileklerde bulunmanın uygunluğuna dikkat çekmektedir.

    Allah'ın ism-i Azam'ının hangi isim veya isimler ya da hangi ayet ol¬duğu konusunda rivayet edilen hadislere göre, âlimlerin değişik görüşleri olmuştur. Bunlardan bazıları özetle şöyledir:

    - Lafza-ı Celâl olan; "Allah" ismi

    - Tevhîd kelimesi olan; "La ilahe illallah" cümlesi

    - "Er-Rahmân er-Rahîm" isimleri

    - "Allah er-Rahmân er-Rahîm" isimleri

    - "eI-Hayy el-Kayyûm" isimleri

    - "Allahu lâ ilâhe illâ huvel-Hayyü'l-Kayyûm"

    - "Lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyü'l-Kayyûm"

    - "Rabb"

    - "Allahu lâ ilâhe illâ huve’l-Ahedü’s-Samed ellezî lem yelid ve lem yûled ve lem yekûn lehû küfüven ehad."

    - "el-Hannânü'l-Mennân Bediü's Semâvati ve'l-Ard zü'l-Celâli ve'l-ikram el-Hayyü'l-Kayyûm" (bk. Fethu'l-bârî, XII, 526-527)

    Bu konudaki farklı rivayetleri ve açıklamaları dikkate alarak, en güzeli ve ideali, ism-i azam konusundaki bütün rivayetlerde geçen isimleri ve cümleleri okuyarak Allah'a dua ve dilekte bulunmak olduğu söylenebilir. (bk. Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/41-45)



  4. 19.Temmuz.2011, 14:07
    2
    Editör



    Hz. Ayşe (r. Anha) anlatıyor:

    Ben, Allah’ın Elçisinin aleyhissaaltü veseelam, “Allahım ben senin pak, güzel, mübarek ve zatına en sevimli ismin ile şüphesiz senden (hayır) dilerim, o ismin ki onunla çağrıldığın zaman icabet edersin, onunla senden (hayır) istendiği zaman verirsin, onunla senden rahmet istenildiğinde rahmet eylersin ve sıkıntıdan kurtulmak için onunla senden yardım dilendiği zaman sıkıntıdan kurtarırsın” diye dua ederken sesini işittim.

    Yine Hz. Ayşe validemizin bildirdiğine göre, Resûl-İ Ekrem aleyhissalatü vesselam bir gün, “Ey Ayşe, Allah'ın hangi isimle çağırıldığı zaman duayı kabul buyuracağını bana gösterip bildirdiğini bilir misin?” buyurdu. Ben, “Ey Allah’ın Elçisi! Babam anam sana feda olsun O İsmi bana öğret dedim. O (asm): “Ey Ayşe, o İsmin öğrenilmesi sana uygun değildir” buyurdu. Bunun üzerine ben uzaklaşıp biraz oturdum. Sonra kalktım ve O'nun (mübarek) başını öptüm. Daha sonra “Ey Allah’ın Elçisi, o ismi bana öğret” diye ricada bulundum. O yine “Ey Ayşe, o ismi sana öğretmem uygun değildir. Çünkü şüphesiz senin o isimle dünyalık bir şey istemen senin için uygun olmaz” buyurdu.

    Bunun üzerine ben de kalkıp abdest aldım ve iki rekat namaz kıldıktan sonra: “Allahümme innî edûkellah ve edûkerrahmân ve edûke’l-berrerrahîm ve edûke biesmâike’l-husnâ küllehâ mâ alimtü minha ve mâ lem a’lem entağfiralî ve terhamenî -Allahım! Şüphesiz ben seni Allah, diye çağırırım, er-Rahmân diye çağırırım, el-Berr, er-Rahîm, diye çağırırım ve seni bildiğim ve bilemediğim Esmâ-i Husnâ'nın hepsiyle çağırırım ki beni mağfiret edesin ve bana rahmet edesin” diyerek dua ve dilekte bulundum. Bunun üzerine Allah’ın Elçisi güldü. Sonra buyurdu ki, “Şüphesiz o isim senin duada andığın isimler içindedir.” (bk. Müsned, 3/120, 158, 245, 265; 4/ 350, 360; İbn Mace, Dua 9)
    İsm-i Azam, Allah'ın en büyük ismi anlamında bir tabirdir.

    Bu rivayet, Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselamın bir duasını bildirmekte, Allah'ın bir İsm-i Azam'ının bulunduğuna ve o isimle Allah'a edilen dua ve dileklerin kabul olduğuna ve bu mübarek isim ile dünyanın zevk ve sefasına değil, ebedî mutluluğa yönelik dileklerde bulunmanın uygunluğuna dikkat çekmektedir.

    Allah'ın ism-i Azam'ının hangi isim veya isimler ya da hangi ayet ol¬duğu konusunda rivayet edilen hadislere göre, âlimlerin değişik görüşleri olmuştur. Bunlardan bazıları özetle şöyledir:

    - Lafza-ı Celâl olan; "Allah" ismi

    - Tevhîd kelimesi olan; "La ilahe illallah" cümlesi

    - "Er-Rahmân er-Rahîm" isimleri

    - "Allah er-Rahmân er-Rahîm" isimleri

    - "eI-Hayy el-Kayyûm" isimleri

    - "Allahu lâ ilâhe illâ huvel-Hayyü'l-Kayyûm"

    - "Lâ ilâhe illâ hüvel-Hayyü'l-Kayyûm"

    - "Rabb"

    - "Allahu lâ ilâhe illâ huve’l-Ahedü’s-Samed ellezî lem yelid ve lem yûled ve lem yekûn lehû küfüven ehad."

    - "el-Hannânü'l-Mennân Bediü's Semâvati ve'l-Ard zü'l-Celâli ve'l-ikram el-Hayyü'l-Kayyûm" (bk. Fethu'l-bârî, XII, 526-527)

    Bu konudaki farklı rivayetleri ve açıklamaları dikkate alarak, en güzeli ve ideali, ism-i azam konusundaki bütün rivayetlerde geçen isimleri ve cümleleri okuyarak Allah'a dua ve dilekte bulunmak olduğu söylenebilir. (bk. Sünen-i İbni Mâce Tercemesi ve Şerhi, Kahraman Yayınları: 10/41-45)






+ Yorum Gönder