Konusunu Oylayın.: Zabıta ve belediyecilik gibi kamu görevlerini yerine getirirken nasıl davranmak gerekir; vatandaşa verdiğimiz zararlarda

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Zabıta ve belediyecilik gibi kamu görevlerini yerine getirirken nasıl davranmak gerekir; vatandaşa verdiğimiz zararlarda
  1. 19.Temmuz.2011, 13:56
    1
    Misafir

    Zabıta ve belediyecilik gibi kamu görevlerini yerine getirirken nasıl davranmak gerekir; vatandaşa verdiğimiz zararlarda






    Zabıta ve belediyecilik gibi kamu görevlerini yerine getirirken nasıl davranmak gerekir; vatandaşa verdiğimiz zararlarda Mumsema Zabıta ve belediyecilik gibi kamu görevlerini yerine getirirken nasıl davranmak gerekir; vatandaşa verdiğimiz zararlardan sorumlu olur muyuz? Seyyar satıcıların mallarını bazen ellerinden alıyoruz ve seyyar arabasını kırıyoruz...


  2. 19.Temmuz.2011, 13:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Zabıta ve belediyecilik gibi kamu görevlerini yerine getirirken nasıl davranmak gerekir; vatandaşa verdiğimiz zararlardan sorumlu olur muyuz? Seyyar satıcıların mallarını bazen ellerinden alıyoruz ve seyyar arabasını kırıyoruz...


    Benzer Konular

    - Zülm eden anne ve babalara nasıl davranmak gerekir ?

    - Dilencilere nasıl davranmak gerekir?

    - Sekaratta olan bir insana nasıl davranmak gerekir?

    - Eşcinsel olana nasıl davranmak gerekir?

    - Nasıl selavat getirilir? salavat getirirken elimizi nasıl tutmamız gerekir? abdestli olmak gerekir m

  3. 19.Temmuz.2011, 14:05
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Zabıta ve belediyecilik gibi kamu görevlerini yerine getirirken nasıl davranmak gerekir; vatandaşa verdiğimiz zar




    İkinci halife Hz. Ömer (r.a.) zamanında tam teşkilatlı bir müessese haline gelen hisbenin yani zabıta ve belediyeciliğin temeli, Kur'an-ı Kerîm'deki "el-emr bi'l-marif ve'nnehy ani'l münker" âyetine dayanmaktadır. Temeli, böyle bir emir olan hisbenin değil sadece Hz. Ömer (ra); bütün ashab tarafından uygulanmış olması gerekir. Bununla beraber bu müessesenin Hz. Ömer (ra)'e nisbet edilmesinin sebepleri, hisbe ile ilgili bazı eserlerde açıklanmış bulunmaktadır (bk. Mansur b. Seyyid Ali, Nisâbu'l-İhtisâb, İsparta Halil Hamit Paşa Küt. Yaz. vr. 90-91). Ancak bu sebepler dikkate alınmasa bile diğer pek çok müessesede olduğu gibi hisbe teşkilatının da bu dönemde müessese olarak ortaya çıkmış olması normal karşılanmalıdır.

    İyilikleri emretmek ve kötülüklerden vazgeçirmek gâyesiyle kurulan bu müessesenin başında bulunan muhtesib, dinin hoş karşılamayıp çirkin gördüğü her türlü kötülüğü (münkeri) ortadan kaldırmaya çalışırdı. Gerçi İslâm'da, iyiliğin emredilmesi ve kötülüklerden sakınılmasına nezâret etme, bütün Müslümanların yerine getirmesi gereken ortak bir vazifedir. (Âlu İmran, 3/110-114; et-Tevbe, 9/71). Ancak diğer bazı emirlerde olduğu gibi, bunun da bir grup Müslüman tarafından ifâ edilmesi diğerlerini de sorumluluktan kurtarır. İşte bunun bir sonucu olarak İslâm müesseseleri arasından, bu vazifeyi yüklenen "İhtisâb müessesesi" doğdu.

    Günümüzde görev ve yetkileri tek müessesede toplanamayacak kadar çok olan hisbe teşkilatının dayandığı esaslardan bir bölümü İslâm hukukuna, bir bölümü de İslâm devlet başkanının takdir alanına girer (Hacr Halîfe (Kâtib Çelebi), Keşfu'z-Zünûn an Esâmi'l-Kütüp ve'l-Fünûn, nşr. Ş. Yalıkaya-Kilisli Rifat Bilge, İstanbul 1941, I,15). Bu bakımdan müessesenin başında bulunan muhtesib, cemiyet huzurunun sağlanmasında önemli derecede rol oynayan bir görevlidir diyebiliriz.

    Günümüzde Zabıta memurları ve sorumluları bu görevlerin bir kısmını üzerlerine almaktadır. Bu görevi yaparken hak ve adalet için gerekli sorumlulukları hassasiyetle yerine getirmelidir. Ne kullara zulmetmeli ne de hakkı çiğnetmelidir.

    Buna göre vazifelerinin başındayken üzerlerine düşen görevi yapan memurlar sorumlu olmazlar. Bu görevi yaparken bir kuşu avucunda tutar hassasiyetiyle hareket edilmelidir. Sıkarsan ölür, gevşek bırakırsan kaybolur. Bunun gibi zabıta görevleri de bu hassas çizgiyle yerine getirilmelidir.



  4. 19.Temmuz.2011, 14:05
    2
    Editör



    İkinci halife Hz. Ömer (r.a.) zamanında tam teşkilatlı bir müessese haline gelen hisbenin yani zabıta ve belediyeciliğin temeli, Kur'an-ı Kerîm'deki "el-emr bi'l-marif ve'nnehy ani'l münker" âyetine dayanmaktadır. Temeli, böyle bir emir olan hisbenin değil sadece Hz. Ömer (ra); bütün ashab tarafından uygulanmış olması gerekir. Bununla beraber bu müessesenin Hz. Ömer (ra)'e nisbet edilmesinin sebepleri, hisbe ile ilgili bazı eserlerde açıklanmış bulunmaktadır (bk. Mansur b. Seyyid Ali, Nisâbu'l-İhtisâb, İsparta Halil Hamit Paşa Küt. Yaz. vr. 90-91). Ancak bu sebepler dikkate alınmasa bile diğer pek çok müessesede olduğu gibi hisbe teşkilatının da bu dönemde müessese olarak ortaya çıkmış olması normal karşılanmalıdır.

    İyilikleri emretmek ve kötülüklerden vazgeçirmek gâyesiyle kurulan bu müessesenin başında bulunan muhtesib, dinin hoş karşılamayıp çirkin gördüğü her türlü kötülüğü (münkeri) ortadan kaldırmaya çalışırdı. Gerçi İslâm'da, iyiliğin emredilmesi ve kötülüklerden sakınılmasına nezâret etme, bütün Müslümanların yerine getirmesi gereken ortak bir vazifedir. (Âlu İmran, 3/110-114; et-Tevbe, 9/71). Ancak diğer bazı emirlerde olduğu gibi, bunun da bir grup Müslüman tarafından ifâ edilmesi diğerlerini de sorumluluktan kurtarır. İşte bunun bir sonucu olarak İslâm müesseseleri arasından, bu vazifeyi yüklenen "İhtisâb müessesesi" doğdu.

    Günümüzde görev ve yetkileri tek müessesede toplanamayacak kadar çok olan hisbe teşkilatının dayandığı esaslardan bir bölümü İslâm hukukuna, bir bölümü de İslâm devlet başkanının takdir alanına girer (Hacr Halîfe (Kâtib Çelebi), Keşfu'z-Zünûn an Esâmi'l-Kütüp ve'l-Fünûn, nşr. Ş. Yalıkaya-Kilisli Rifat Bilge, İstanbul 1941, I,15). Bu bakımdan müessesenin başında bulunan muhtesib, cemiyet huzurunun sağlanmasında önemli derecede rol oynayan bir görevlidir diyebiliriz.

    Günümüzde Zabıta memurları ve sorumluları bu görevlerin bir kısmını üzerlerine almaktadır. Bu görevi yaparken hak ve adalet için gerekli sorumlulukları hassasiyetle yerine getirmelidir. Ne kullara zulmetmeli ne de hakkı çiğnetmelidir.

    Buna göre vazifelerinin başındayken üzerlerine düşen görevi yapan memurlar sorumlu olmazlar. Bu görevi yaparken bir kuşu avucunda tutar hassasiyetiyle hareket edilmelidir. Sıkarsan ölür, gevşek bırakırsan kaybolur. Bunun gibi zabıta görevleri de bu hassas çizgiyle yerine getirilmelidir.






+ Yorum Gönder