Konusunu Oylayın.: Şaka yapma adabı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Şaka yapma adabı
  1. 15.Temmuz.2011, 11:24
    1
    Misafir

    Şaka yapma adabı






    Şaka yapma adabı Mumsema Nasıl şaka yapılır şaka yapma adabı hakkında bilgiler verir misiniz.


  2. 15.Temmuz.2011, 11:24
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Nasıl şaka yapılır şaka yapma adabı hakkında bilgiler verir misiniz.


    Benzer Konular

    - Şaka ile Talak

    - Muaşeret Adabı Nedir - Muaşeret Adabı Hakkında bilgi

    - Şaka (islamda Şaka, latife, mizah kavramları)

    - Şaka gibi meyveler...

    - Şaka ve Yalan

  3. 17.Temmuz.2011, 10:23
    2
    HİZMETKAR
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2011
    Üye No: 86992
    Mesaj Sayısı: 371
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Dertlerin Babası

    Cevap: şaka yapma adabı




    Önderimiz, Rehberimiz Resululahın (sav ) 'in şaka adabı

    İslam dini, ölçü çerçevesinde kalınmak şartıyla mizah ve şakalaşmaya da yer verir. İslamî ölçüleri korumak kaydıyla yer verilen şaka ve mizah hem dinlendirici olur, hem de insanlar arasında muhabbet ve sevginin artmasına vesile olur. Şakaya yer vermemek ciddiyet olarak ifade edilirse de, her şeyin fazlası ifrattır ve hoş karşılanmaz. Yani somurtkanlar fazla sevilmez. Çok şaka, azdan daha kötü durumlara sebep olabilir.

    Kısacası dinimiz şakayı tecviz etmiştir. Fakat ölçülü olmaya dikkat çekmiştir. Hadis kitaplarımızın hepsinde bu bahse yer verilir. Bazılarında Kitabu'l-Mizah adıyla müstakil bir bölümdür. Bazılarında Babu'l-Mizah diye bir bölümün tali bir başlığıdır. Nitekim görüldüğü üzere, Teysiru'l-Vüsul (ve bunun aslı olan el-Camiu'l-Usûl) müstakil bir bölüm yapmayı uygun görmüştür.

    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın hayatında sıkça şakaya rastlanır. Hatta Hz. Enes: "Resulullah, çocuklarla şakalaşmada insanların en önde olanı" der. Kadın, erkek, kendisiyle temasta olanlara yaptığı şakalardan pek çok örneğe hadis kitaplarında rastlarız.

    Resulullah şaka adabıyla ilgili uyarılarda da bulunmuştur. Mesela şakada yalana yer verilmemelidir. Şaka yoluyla başkası küçük duruma düşürülmemelidir. Ateşle, silahla korkutarak şaka yapılmamalıdır. Şaka caizse de ifrata gidilmemeli, hele hele insanları güldürmek meslek yapılmamalıdır vs.

    * "Ben şaka yaparım ama sadece doğruyu söylerim."

    * "Bir Müslümanın kardeşini korkutması helal değildir."

    * "Kardeşinle münakaşa etme, (alaya alarak) onunla şakalaşma."

    * "Başkalarını güldürmek için yalan söyleyene yazıklar olsun."

    * "Kul, şaka da olsa yalan söylemeyi, doğru da olsa münakaşa etmeyi bırakmadıkça iyi bir mü'min olamaz."

    * "Şaka da dahil yalan söylemeyene cennette bir köşk garanti ederim."

    Resulullah'ın ashabı arasında şakalarıyla meşhur olanlar vardır. Ebu Hureyre, Nuayman, Abdullah İbnu Huzafe, Zeyd İbnu Sabit, Büreydetu'l-Eslemî hatta Hz. Ömer'in bile şakalarına rastlanır. Bunu büyük ölçüde Resulullah'ın müsamahasıyla izah edebiliriz. Esasen fıtrattan gelen bir mizac olan şakacılığa Resulullah müdahale etmemiş, bazı kayıtlar beyan etmiştir. Şakacılığı ile en ziyade meşhur olan Nuayman (radıyALLAHu anh) Resulullah'a bile şaka yapmıştır. Anlattığına göre, Medine'ye turfanda veya iyi bir şey gelince onu veresiye alır. Resulullah'a "hediye" olarak getirir, ödeme zamanı gelince, Aleyhissalâtu vesselâm'a giderek "hediyesi"nin borcunu isterdi. Resulullah: "Sen onu bana hediye etmiştin ne oldu?" deyince: "Bu güzel şeyi sana layık gördüm, param olmadığı için böyle yaptım" derdi. Resulullah Nuayman'ı hep gülerek karşılar ve ona hiç kızmazmış. Hatta onunla karşılaşınca kendini gülmekten alamazmış. Nuayman'ın bir sefer sırasında kızdığı arkadaşı Süveybit'i "kölem" diye satması da onun meşhur şakalarından biridir.


    Hz. Ebu Hureyre (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "(Ashab'tan birkısmı): "Ey ALLAH'ın Resulü! Sen bize şaka yapıyorsun!" demişlerdi.

    "Şurası muhakkak ki (şaka da olsa) ben sadece hakkı söylerim!" buyurdular." [Tirmizî, Birr 57, (1991).]


    Hz. Enes (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Bir adam Aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek:
    "Ey ALLAH'ın Resulü! Beni bir deveye bindir!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Ben seni devenin yavrusuna bindireceğim!" dedi. Adam:"Ey ALLAH'ın Resulü, ben deve yavrusunu ne yapayım (ona binilmez ki!)" deyince Aleyhissalâtu vesselâm
    "Acaba deveyi deveden başka bir mahluk mu doğurur?" buyurdular." [Tirmizî, Birr 57, (1992); Ebu Davud, Edeb 92, (4998 .]

    Yine Enes (radıyALLAHu anh), Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın, kendisine: "Ey Zü'l-üzüneyn (iki kulaklı)" diye hitap ettiğini, bu sözüyle şaka yapmayı kasdettiğini rivayet etmiştir." [Tirmizî, Birr 57, (1993); Ebu Davud, Edeb 92, (2005).]

    Useyd İbnu Hudayr (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Ensardan mizahçı bir zat vardı. (Bir gün yine) konuşup yanındakileri güldürürken Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) elindeki çubuğu (şaka yollu) adamın böğrüne dürttü. Bunun üzerine adam:

    "Ey ALLAH'ın Resulü (canımı yaktınız). Müsaade edin kısas yapayım!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Haydi yap!" buyurdu. Adam:

    "Ama üzerinde gömlek var, benim üzerimde yoktu (kısas tam olması için çıkarmalısınız)!" dedi.

    Adamın talebi üzerine, Aleyhissalâtu vesselâm gömleğini kaldı(rıp böğrünü aç)tı. Adam, Resulullah'ı kucaklayıp böğrünü öpmeye başladı ve:

    "Ben bunu arzu etmiştim ey ALLAH'ın Resulü!" dedi." [Ebu Davud, Edeb 160, (5224).]

    İbnu Ebi Leyla anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ashabı radıyALLAHu anhüm ecmainin bize anlattıklarına göre, onlar bir sefer yürüyüşünde idiler. (Bir konaklama sırasında) içlerinden biri uyurken, arkadaşı gidip ipini alır. Uyanınca ipini bulamayan zat (kaybettim diye) korkar. (Duruma muttali olan) Aleyhissalâtu vesselâm: "Bir Müslümana bir başka Müslümanı korkutmak helal olmaz!" buyurdular." [Ebu Davud, Edeb 93, (5004).]


    Güldürmek veya eğlendirmek kasdıyla söylenen söz veya yapılan davranış, latıfe, mizah.

    Insan şahsiyetini, onurunu rencide eden bütün söz ve hareketler, kul hakkını çiğnemektir. Toplum düzeni, bütün fertlerin haklarına riayet ve onlarla ünsiyet etmekle, görüşüp anlasabilmekle sağlanır. Kendi hakkının çiğnenmesini arzu etmeyen insanın, bir başkasının hakkını gözetmesi kaçınılmazdır. Hukuka riayeti temin için Yüce ALLAH, insanların mallarına tecavüzü haram kıldığı gibi, insan şahsiyetini kırıcı olan her türlü alayı, gıybet, yalan, iftira, dedikodu ve benzeri sözlü tecavüzleri de haram kılmıştır. Bu cümleden olmak üzere çoğu kere muhatabı küçük düşürecek şekilde yapılan fiilî ve sözlü şakalar da Hz. Peygamber'in hadîsi ile yasaklanmıştır: "Kardeşinle mücadele ve şaka etme" (Tirmizî, Birr, 58). Mizahı çok yapan bazı sahabe hakkında Kur'anî hüküm de (el-Hadîd, 57/16) nazıl olmuştur. Yalanla eş anlamlı şakalar, bizzat yalan olduğu için haramdır. Ancak şaka, yalan, alay, hakaret gibi aşağılayıcı manada olmamak ve aşırı gitmemek kaydıyla yapılırsa buna müsaade edilmiştir.

    Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabının arkadaşlarıyla şakalaştığı görülmüştür. Ebû Hureyre'den: Ashab, Rasûlullah'a, "Ya Rasûlullah, sen de bizimle şaka yapıyorsun" dediler. Rasûlullah, "Ben sadece doğruyu konusurum, haktan başka bir şey söylemem" (Tirmizî, Birr, 57) buyurdu.

    Ibn Abbas'tan: Bir adam, "ALLAH Rasûlü şaka yapar mıydı?" diye sordu. "Evet" diye cevap verdim. "Peki Rasûlüllah nasıl şaka yapardı?" deyince "Hz. Peygamber (s.a.s) hanımlarından birisine geniş bir elbise giydirdi . "Bu elbiseyi giy, ALLAH'a şükret, eteğini de gelin eteği gibi sürü" buyurdu, dedim."

    Hz. Enes'ten: ALLAH'ın Rasûlü, insanların en güzel ahlâka sahip olanı idi. Ebu Umeyr adında bir kardeşim vardı. Rasûlüllah gelip kardeşimi görünce "Ebû Umeyr, kuş ne yapıyor?" diye sorardı. Kardeşim kuşla oynardı. Bazı namaz vakitlerinde Rasûlüllah bizim evde olur, bir seccade serilmesini emreder, seccadeyi süpürür ve sular, sonra üzerinde namaza dururdu. Biz de arkasında namaz kılardık. Seccade, hurma lifinden yapılmıştı.

    Enes b. Mâlik'ten: Bir adam, Rasûlüllah'ın yanına geldi, onu devesine bindirmek istedi, Rasûlüllah da, "Biz de seni dişi devenin yavrusuna bindirelim" dedi. Adam, "Ya Rasûlüllah, devenin yavrusuna nasıl bineyim?" diye sorunca, Rasûlüllah, "Bütün develeri dişi deve doğurmaz mı?" buyurdu .

    Hz. Enes'den: Zahir adında bir bedevî, çölden Rasûlüllah'a hediyeler getirmişti. Dönüp gitmek isterken, Rasûlüllah da ona hediyeler verdi ve; "Zahir, bizim çölde yaşayanımızı temsil eder, biz de onun şehirde yaşayanını temsil ederiz" buyurdu. O, çirkin biri olduğu halde, Rasûlüllah onu çok severdi. O, alışveriş ederken Rasûlüllah arkasından gelir, onu kucaklar, kendisini adama göstermez ve "Ben kimim?" diye sorardı. Adam döndüğü zaman Rasûlüllahı tanır, sırtını Rasûlüllah'ın göğsünden ayırmazdı. Rasûlüllah "Bu köleyi kim satın alacak" diye sorar, adam da "Ya Rasûlüllah, o halde beni değersiz buluyorsun" derdi. Rasûlüllah (s.a.s) "ALLAH katında değersiz değilsin, onun katında değerin yüksektir" buyururdu.

    Enes (r.a) "Rasûlüllah hanımlarıyla beraber olduğu zaman insanların en hoşu ve en şakacısıydı" demiştir. Peygamberimiz (s.a.s) fazla tebessüm etmeyi ve nezaketle şaka yapmayı severdi.

    Aişe vâlidemiz anlatır: "Bir gün ALLAH'ın resûlu benimle koşarak yarıştı ve ben kendisini geçtim. Zamanla şişmanladığımda benimle tekrar koştu ve bu sefer beni o geçti." Yine bir gün Âişe vâlidemizle Hz. Sevde annemiz Peygamberimizle bir yemekte bulamaç aşını yerken Sevde (r.a) "Bu yemeği sevmiyorum" dedi. Âişe (r.a): "Yemezsen yemeği yüzüne sürerim." dedi Bu konuşma esnasında önce Hz. Âişe, Hz. Sevde'nin yüzüne, sonra Hz. Sevde, Hz. Âişe'nin yüzüne birer parmak bulamaç sürerek şakalaşmışlar, Hz. Peygamber de bunları devamlı bir gülümsemeyle izlemiştir.

    Hz. Süheyb anlatıyor: Gözüm ağrıdığı halde hurma yiyordum. Bunu gören Hz. Peygamber: "Gözün ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun?" dediler. Ben de: "Ey ALLAH'ın Rasûlü, ben ancak ağrımayan tarafla yiyorum" cevabını verince Rasûlüllah azı dişleri görünecek derecede tebessüm ettiğini gördüm.

    Sahâbe'den Nüeyman el-Ensarî (r.a) şakacı bir kimseydi. Medine'ye tâze meyve ve süt gelince hemen onlardan alıp Rasûlüllah'a getirerek "Ey ALLAHın Rasûlü, bunu senin için satın aldım ve sana hediye ettim" derdi. Birkaç gün sonra malın sahibi Nüeyman'dan malının bedelini istediği zaman, o kişiyi Resûlüllah'a getirip: "Ey ALLAH'ın Resûlü, şu adamcağızın mallarının bedelini versene" derdi. Rasûlüllah da "Ey Nüeyman, sen onu bize hediye etmedin mi?" diye sorduklarında, Nüeyman: "Ya Rasûlüllah, alırken onun parası yanımda yoktu. Senin de ondan yemeni istiyordum, onun için alıp getirdim" deyince, Rasûlüllah güler ve parasını verirdi .

    Işte bunlar sevimli şakalardır. Sınırları taşmamak, başkasını incitmemek şartıyla arada sırada bu tür şaka yapmak müstehaptır. Az ve yerinde olan şakayı Peygamber Efendimiz de tasvip etmişlerdir. Ancak, şakaların devamlı yapılmasından sakınmak gerekir. Bir kısım mübahlar vardır ki onlara devam edildiği takdirde günaha dönebilirler. Şakanın eziyet, sıkıntı verici ve rahatsız edici olanı yasaktır.

    Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabının yaptığı bu tür şakalar, kırıcı ve yalan cinsinden olmayan şakalardır. Böylesi şakalar ise insanlar arasında muhabbeti arttırır. Ancak her işte olduğu gibi şakada da aşırı gitmemelidir.

    El şakaları ve öldürtücü, yaralayıcı aletlerle yapılan şakalar tehlikeli olabileceğinden yasaklanmıştır. "Her kim kardeşine -isterse ana baba bir kardeşi de olsa- (korkutmak üzere) demirle işaret ederse, onu bırakmaya kadar melekler o kimseye lanet ederler. " "Sakın sizden biriniz (din) kardeşine silah ile işaret etmesin. Çünkü işaret eden kimse bilmez ki belki Şeytan o silahı elinden kaydırır, işaret edilen adamı vurur da bu yüzden cehennemden bir çukura yuvarlanır" (Riyâzu's-Salihîn, III, 293).

    Kocanıneşi ile şakalaşması ve oynaşması, aralarındaki sevgiyi arttıracağı için tasvip, hatta teşvik edilmiştir (Ebû Davud, Edeb, 84,85,149,7; Ibn Mâce, Cihad, 40; Ahmed b. Hanbel, II, 352, 364, 3/67, 5/32).


    Devamlı ciddiyet, tefrit sahasında kalmaya ve "Asık suratlı" olarak tanınmaya yol açar Her zaman mizah ve şaka yapmak ise aşırılık olur Böyle bir kimse, etrafında bulunanları güldürür ise de ifrat ile tefritin arasındaki itidâl çizgisini koruyamadığı için vakarını sarsmış olur Bu sebeple, hareketlerimizde ciddilik ağır basmalı, arasıra latife de yapmalıdır
    Şakayı makul ve meşrû bir çizgide tutabilmek için söylenecek sözün doğru olması karşısındaki insanla alay edilmemesi ve yapılacak latifenin "Lâtif" olması gerekir Zira yalan haram, istihza yasak ve kaba şakalar memnûdur
    Peygamber (sav) efendimiz, ashabı ile latife yapar ve çocuklarla şakalaştığı olurdu Ashab, şaka yapmanın kendileri için de caiz olup olmadığını öğrenmek için, "Ey ALLAH'ın Resûlü, sen bizimle şaka yapıyorsun" dediler Efendimiz: "Ben, haktan başka birşey söylemem"(1) cevabını vererek, doğru olan ve karşısındakini gücendirme-yen bir sözle şaka yapmanın caiz olduğuna işaret buyurdu
    Nezaketin ve insânî meziyyetierin en asil örneği bulunan Peygamberimizin yaptığı şakalardan birkaç örnek sunmak ve yapılan mizahtaki nükteyi açıklamak suretiyle bu husustaki ölçüyü din kardeşlerimizin ıttılâına arz etmek isteriz:
    1- Adamın biri Fahr-i kâinat (sav) e gelerek bir binek istemişti Resûl-i Ekrem: "Seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim" diye latife yaptı Adam, bu sözdeki nükteyi kavrayamadığı için, şöyle konuştu: "Ben, dişi devenin yavrusunu ne yapayım?" ALLAH'ın Resulü: "(Binilen) deveyi dişi develer doğurmuş değil midir?" buyurarak "Latif" bir şekilde mizahını açıkladı (2)
    2- Huzurundaki ashaba "Kocakarı cennete girmez" buyurunca, meclisteki yaşlı kadın oldukça tasalanmıştı Cennete girenlerin hep genç yaşta olacağı hakikatini açıklayıp latifesini noktaladı (3)
    3- Enes bin Mâlik"e hitaben "Ey iki kulaklı" (4) diye hitap etmiş ve bu mizahında Hz Enes'i, dinî konuşmaları dinlemedeki dikkati ve verilen emirleri anlama ve uygulamadaki hassasiyeti ile övmüştür (5)
    4- Enes Bin Mâlikin ana bir kardeşi bulunan Zeyd, küçük yaşta iken bir kuş yakalamıştı Bu hayvancağızı elinden bırakmadığını Resûl-i Ekrem de sık sık görüyordu Bir gün kuş öldü Peygamber (sav), çocuğa rastladığı zamanlarda "Ey Ebû Ümeyr, ne oldu (senin) nuğayr?" diye latife yapardı (6)

    Kaynaklar:
    (1)et-Tâc, c 5, sh 52 (2)Tufetû'l-Ahvezî, c 6, sh 128
    (3) Tarikat-i Muhammediye Şerhi Berika, c 4, sh 18
    (4) et-Tâc, c 5, sh 51
    (5) Tarikat-i Muhammediye Şerhi Berika, c 4, sh 19


  4. 17.Temmuz.2011, 10:23
    2
    Devamlı Üye



    Önderimiz, Rehberimiz Resululahın (sav ) 'in şaka adabı

    İslam dini, ölçü çerçevesinde kalınmak şartıyla mizah ve şakalaşmaya da yer verir. İslamî ölçüleri korumak kaydıyla yer verilen şaka ve mizah hem dinlendirici olur, hem de insanlar arasında muhabbet ve sevginin artmasına vesile olur. Şakaya yer vermemek ciddiyet olarak ifade edilirse de, her şeyin fazlası ifrattır ve hoş karşılanmaz. Yani somurtkanlar fazla sevilmez. Çok şaka, azdan daha kötü durumlara sebep olabilir.

    Kısacası dinimiz şakayı tecviz etmiştir. Fakat ölçülü olmaya dikkat çekmiştir. Hadis kitaplarımızın hepsinde bu bahse yer verilir. Bazılarında Kitabu'l-Mizah adıyla müstakil bir bölümdür. Bazılarında Babu'l-Mizah diye bir bölümün tali bir başlığıdır. Nitekim görüldüğü üzere, Teysiru'l-Vüsul (ve bunun aslı olan el-Camiu'l-Usûl) müstakil bir bölüm yapmayı uygun görmüştür.

    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın hayatında sıkça şakaya rastlanır. Hatta Hz. Enes: "Resulullah, çocuklarla şakalaşmada insanların en önde olanı" der. Kadın, erkek, kendisiyle temasta olanlara yaptığı şakalardan pek çok örneğe hadis kitaplarında rastlarız.

    Resulullah şaka adabıyla ilgili uyarılarda da bulunmuştur. Mesela şakada yalana yer verilmemelidir. Şaka yoluyla başkası küçük duruma düşürülmemelidir. Ateşle, silahla korkutarak şaka yapılmamalıdır. Şaka caizse de ifrata gidilmemeli, hele hele insanları güldürmek meslek yapılmamalıdır vs.

    * "Ben şaka yaparım ama sadece doğruyu söylerim."

    * "Bir Müslümanın kardeşini korkutması helal değildir."

    * "Kardeşinle münakaşa etme, (alaya alarak) onunla şakalaşma."

    * "Başkalarını güldürmek için yalan söyleyene yazıklar olsun."

    * "Kul, şaka da olsa yalan söylemeyi, doğru da olsa münakaşa etmeyi bırakmadıkça iyi bir mü'min olamaz."

    * "Şaka da dahil yalan söylemeyene cennette bir köşk garanti ederim."

    Resulullah'ın ashabı arasında şakalarıyla meşhur olanlar vardır. Ebu Hureyre, Nuayman, Abdullah İbnu Huzafe, Zeyd İbnu Sabit, Büreydetu'l-Eslemî hatta Hz. Ömer'in bile şakalarına rastlanır. Bunu büyük ölçüde Resulullah'ın müsamahasıyla izah edebiliriz. Esasen fıtrattan gelen bir mizac olan şakacılığa Resulullah müdahale etmemiş, bazı kayıtlar beyan etmiştir. Şakacılığı ile en ziyade meşhur olan Nuayman (radıyALLAHu anh) Resulullah'a bile şaka yapmıştır. Anlattığına göre, Medine'ye turfanda veya iyi bir şey gelince onu veresiye alır. Resulullah'a "hediye" olarak getirir, ödeme zamanı gelince, Aleyhissalâtu vesselâm'a giderek "hediyesi"nin borcunu isterdi. Resulullah: "Sen onu bana hediye etmiştin ne oldu?" deyince: "Bu güzel şeyi sana layık gördüm, param olmadığı için böyle yaptım" derdi. Resulullah Nuayman'ı hep gülerek karşılar ve ona hiç kızmazmış. Hatta onunla karşılaşınca kendini gülmekten alamazmış. Nuayman'ın bir sefer sırasında kızdığı arkadaşı Süveybit'i "kölem" diye satması da onun meşhur şakalarından biridir.


    Hz. Ebu Hureyre (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "(Ashab'tan birkısmı): "Ey ALLAH'ın Resulü! Sen bize şaka yapıyorsun!" demişlerdi.

    "Şurası muhakkak ki (şaka da olsa) ben sadece hakkı söylerim!" buyurdular." [Tirmizî, Birr 57, (1991).]


    Hz. Enes (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Bir adam Aleyhissalâtu vesselâm'a gelerek:
    "Ey ALLAH'ın Resulü! Beni bir deveye bindir!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Ben seni devenin yavrusuna bindireceğim!" dedi. Adam:"Ey ALLAH'ın Resulü, ben deve yavrusunu ne yapayım (ona binilmez ki!)" deyince Aleyhissalâtu vesselâm
    "Acaba deveyi deveden başka bir mahluk mu doğurur?" buyurdular." [Tirmizî, Birr 57, (1992); Ebu Davud, Edeb 92, (4998 .]

    Yine Enes (radıyALLAHu anh), Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın, kendisine: "Ey Zü'l-üzüneyn (iki kulaklı)" diye hitap ettiğini, bu sözüyle şaka yapmayı kasdettiğini rivayet etmiştir." [Tirmizî, Birr 57, (1993); Ebu Davud, Edeb 92, (2005).]

    Useyd İbnu Hudayr (radıyALLAHu anh) anlatıyor: "Ensardan mizahçı bir zat vardı. (Bir gün yine) konuşup yanındakileri güldürürken Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) elindeki çubuğu (şaka yollu) adamın böğrüne dürttü. Bunun üzerine adam:

    "Ey ALLAH'ın Resulü (canımı yaktınız). Müsaade edin kısas yapayım!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm da: "Haydi yap!" buyurdu. Adam:

    "Ama üzerinde gömlek var, benim üzerimde yoktu (kısas tam olması için çıkarmalısınız)!" dedi.

    Adamın talebi üzerine, Aleyhissalâtu vesselâm gömleğini kaldı(rıp böğrünü aç)tı. Adam, Resulullah'ı kucaklayıp böğrünü öpmeye başladı ve:

    "Ben bunu arzu etmiştim ey ALLAH'ın Resulü!" dedi." [Ebu Davud, Edeb 160, (5224).]

    İbnu Ebi Leyla anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ashabı radıyALLAHu anhüm ecmainin bize anlattıklarına göre, onlar bir sefer yürüyüşünde idiler. (Bir konaklama sırasında) içlerinden biri uyurken, arkadaşı gidip ipini alır. Uyanınca ipini bulamayan zat (kaybettim diye) korkar. (Duruma muttali olan) Aleyhissalâtu vesselâm: "Bir Müslümana bir başka Müslümanı korkutmak helal olmaz!" buyurdular." [Ebu Davud, Edeb 93, (5004).]


    Güldürmek veya eğlendirmek kasdıyla söylenen söz veya yapılan davranış, latıfe, mizah.

    Insan şahsiyetini, onurunu rencide eden bütün söz ve hareketler, kul hakkını çiğnemektir. Toplum düzeni, bütün fertlerin haklarına riayet ve onlarla ünsiyet etmekle, görüşüp anlasabilmekle sağlanır. Kendi hakkının çiğnenmesini arzu etmeyen insanın, bir başkasının hakkını gözetmesi kaçınılmazdır. Hukuka riayeti temin için Yüce ALLAH, insanların mallarına tecavüzü haram kıldığı gibi, insan şahsiyetini kırıcı olan her türlü alayı, gıybet, yalan, iftira, dedikodu ve benzeri sözlü tecavüzleri de haram kılmıştır. Bu cümleden olmak üzere çoğu kere muhatabı küçük düşürecek şekilde yapılan fiilî ve sözlü şakalar da Hz. Peygamber'in hadîsi ile yasaklanmıştır: "Kardeşinle mücadele ve şaka etme" (Tirmizî, Birr, 58). Mizahı çok yapan bazı sahabe hakkında Kur'anî hüküm de (el-Hadîd, 57/16) nazıl olmuştur. Yalanla eş anlamlı şakalar, bizzat yalan olduğu için haramdır. Ancak şaka, yalan, alay, hakaret gibi aşağılayıcı manada olmamak ve aşırı gitmemek kaydıyla yapılırsa buna müsaade edilmiştir.

    Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabının arkadaşlarıyla şakalaştığı görülmüştür. Ebû Hureyre'den: Ashab, Rasûlullah'a, "Ya Rasûlullah, sen de bizimle şaka yapıyorsun" dediler. Rasûlullah, "Ben sadece doğruyu konusurum, haktan başka bir şey söylemem" (Tirmizî, Birr, 57) buyurdu.

    Ibn Abbas'tan: Bir adam, "ALLAH Rasûlü şaka yapar mıydı?" diye sordu. "Evet" diye cevap verdim. "Peki Rasûlüllah nasıl şaka yapardı?" deyince "Hz. Peygamber (s.a.s) hanımlarından birisine geniş bir elbise giydirdi . "Bu elbiseyi giy, ALLAH'a şükret, eteğini de gelin eteği gibi sürü" buyurdu, dedim."

    Hz. Enes'ten: ALLAH'ın Rasûlü, insanların en güzel ahlâka sahip olanı idi. Ebu Umeyr adında bir kardeşim vardı. Rasûlüllah gelip kardeşimi görünce "Ebû Umeyr, kuş ne yapıyor?" diye sorardı. Kardeşim kuşla oynardı. Bazı namaz vakitlerinde Rasûlüllah bizim evde olur, bir seccade serilmesini emreder, seccadeyi süpürür ve sular, sonra üzerinde namaza dururdu. Biz de arkasında namaz kılardık. Seccade, hurma lifinden yapılmıştı.

    Enes b. Mâlik'ten: Bir adam, Rasûlüllah'ın yanına geldi, onu devesine bindirmek istedi, Rasûlüllah da, "Biz de seni dişi devenin yavrusuna bindirelim" dedi. Adam, "Ya Rasûlüllah, devenin yavrusuna nasıl bineyim?" diye sorunca, Rasûlüllah, "Bütün develeri dişi deve doğurmaz mı?" buyurdu .

    Hz. Enes'den: Zahir adında bir bedevî, çölden Rasûlüllah'a hediyeler getirmişti. Dönüp gitmek isterken, Rasûlüllah da ona hediyeler verdi ve; "Zahir, bizim çölde yaşayanımızı temsil eder, biz de onun şehirde yaşayanını temsil ederiz" buyurdu. O, çirkin biri olduğu halde, Rasûlüllah onu çok severdi. O, alışveriş ederken Rasûlüllah arkasından gelir, onu kucaklar, kendisini adama göstermez ve "Ben kimim?" diye sorardı. Adam döndüğü zaman Rasûlüllahı tanır, sırtını Rasûlüllah'ın göğsünden ayırmazdı. Rasûlüllah "Bu köleyi kim satın alacak" diye sorar, adam da "Ya Rasûlüllah, o halde beni değersiz buluyorsun" derdi. Rasûlüllah (s.a.s) "ALLAH katında değersiz değilsin, onun katında değerin yüksektir" buyururdu.

    Enes (r.a) "Rasûlüllah hanımlarıyla beraber olduğu zaman insanların en hoşu ve en şakacısıydı" demiştir. Peygamberimiz (s.a.s) fazla tebessüm etmeyi ve nezaketle şaka yapmayı severdi.

    Aişe vâlidemiz anlatır: "Bir gün ALLAH'ın resûlu benimle koşarak yarıştı ve ben kendisini geçtim. Zamanla şişmanladığımda benimle tekrar koştu ve bu sefer beni o geçti." Yine bir gün Âişe vâlidemizle Hz. Sevde annemiz Peygamberimizle bir yemekte bulamaç aşını yerken Sevde (r.a) "Bu yemeği sevmiyorum" dedi. Âişe (r.a): "Yemezsen yemeği yüzüne sürerim." dedi Bu konuşma esnasında önce Hz. Âişe, Hz. Sevde'nin yüzüne, sonra Hz. Sevde, Hz. Âişe'nin yüzüne birer parmak bulamaç sürerek şakalaşmışlar, Hz. Peygamber de bunları devamlı bir gülümsemeyle izlemiştir.

    Hz. Süheyb anlatıyor: Gözüm ağrıdığı halde hurma yiyordum. Bunu gören Hz. Peygamber: "Gözün ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun?" dediler. Ben de: "Ey ALLAH'ın Rasûlü, ben ancak ağrımayan tarafla yiyorum" cevabını verince Rasûlüllah azı dişleri görünecek derecede tebessüm ettiğini gördüm.

    Sahâbe'den Nüeyman el-Ensarî (r.a) şakacı bir kimseydi. Medine'ye tâze meyve ve süt gelince hemen onlardan alıp Rasûlüllah'a getirerek "Ey ALLAHın Rasûlü, bunu senin için satın aldım ve sana hediye ettim" derdi. Birkaç gün sonra malın sahibi Nüeyman'dan malının bedelini istediği zaman, o kişiyi Resûlüllah'a getirip: "Ey ALLAH'ın Resûlü, şu adamcağızın mallarının bedelini versene" derdi. Rasûlüllah da "Ey Nüeyman, sen onu bize hediye etmedin mi?" diye sorduklarında, Nüeyman: "Ya Rasûlüllah, alırken onun parası yanımda yoktu. Senin de ondan yemeni istiyordum, onun için alıp getirdim" deyince, Rasûlüllah güler ve parasını verirdi .

    Işte bunlar sevimli şakalardır. Sınırları taşmamak, başkasını incitmemek şartıyla arada sırada bu tür şaka yapmak müstehaptır. Az ve yerinde olan şakayı Peygamber Efendimiz de tasvip etmişlerdir. Ancak, şakaların devamlı yapılmasından sakınmak gerekir. Bir kısım mübahlar vardır ki onlara devam edildiği takdirde günaha dönebilirler. Şakanın eziyet, sıkıntı verici ve rahatsız edici olanı yasaktır.

    Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabının yaptığı bu tür şakalar, kırıcı ve yalan cinsinden olmayan şakalardır. Böylesi şakalar ise insanlar arasında muhabbeti arttırır. Ancak her işte olduğu gibi şakada da aşırı gitmemelidir.

    El şakaları ve öldürtücü, yaralayıcı aletlerle yapılan şakalar tehlikeli olabileceğinden yasaklanmıştır. "Her kim kardeşine -isterse ana baba bir kardeşi de olsa- (korkutmak üzere) demirle işaret ederse, onu bırakmaya kadar melekler o kimseye lanet ederler. " "Sakın sizden biriniz (din) kardeşine silah ile işaret etmesin. Çünkü işaret eden kimse bilmez ki belki Şeytan o silahı elinden kaydırır, işaret edilen adamı vurur da bu yüzden cehennemden bir çukura yuvarlanır" (Riyâzu's-Salihîn, III, 293).

    Kocanıneşi ile şakalaşması ve oynaşması, aralarındaki sevgiyi arttıracağı için tasvip, hatta teşvik edilmiştir (Ebû Davud, Edeb, 84,85,149,7; Ibn Mâce, Cihad, 40; Ahmed b. Hanbel, II, 352, 364, 3/67, 5/32).


    Devamlı ciddiyet, tefrit sahasında kalmaya ve "Asık suratlı" olarak tanınmaya yol açar Her zaman mizah ve şaka yapmak ise aşırılık olur Böyle bir kimse, etrafında bulunanları güldürür ise de ifrat ile tefritin arasındaki itidâl çizgisini koruyamadığı için vakarını sarsmış olur Bu sebeple, hareketlerimizde ciddilik ağır basmalı, arasıra latife de yapmalıdır
    Şakayı makul ve meşrû bir çizgide tutabilmek için söylenecek sözün doğru olması karşısındaki insanla alay edilmemesi ve yapılacak latifenin "Lâtif" olması gerekir Zira yalan haram, istihza yasak ve kaba şakalar memnûdur
    Peygamber (sav) efendimiz, ashabı ile latife yapar ve çocuklarla şakalaştığı olurdu Ashab, şaka yapmanın kendileri için de caiz olup olmadığını öğrenmek için, "Ey ALLAH'ın Resûlü, sen bizimle şaka yapıyorsun" dediler Efendimiz: "Ben, haktan başka birşey söylemem"(1) cevabını vererek, doğru olan ve karşısındakini gücendirme-yen bir sözle şaka yapmanın caiz olduğuna işaret buyurdu
    Nezaketin ve insânî meziyyetierin en asil örneği bulunan Peygamberimizin yaptığı şakalardan birkaç örnek sunmak ve yapılan mizahtaki nükteyi açıklamak suretiyle bu husustaki ölçüyü din kardeşlerimizin ıttılâına arz etmek isteriz:
    1- Adamın biri Fahr-i kâinat (sav) e gelerek bir binek istemişti Resûl-i Ekrem: "Seni dişi devenin yavrusuna bindireceğim" diye latife yaptı Adam, bu sözdeki nükteyi kavrayamadığı için, şöyle konuştu: "Ben, dişi devenin yavrusunu ne yapayım?" ALLAH'ın Resulü: "(Binilen) deveyi dişi develer doğurmuş değil midir?" buyurarak "Latif" bir şekilde mizahını açıkladı (2)
    2- Huzurundaki ashaba "Kocakarı cennete girmez" buyurunca, meclisteki yaşlı kadın oldukça tasalanmıştı Cennete girenlerin hep genç yaşta olacağı hakikatini açıklayıp latifesini noktaladı (3)
    3- Enes bin Mâlik"e hitaben "Ey iki kulaklı" (4) diye hitap etmiş ve bu mizahında Hz Enes'i, dinî konuşmaları dinlemedeki dikkati ve verilen emirleri anlama ve uygulamadaki hassasiyeti ile övmüştür (5)
    4- Enes Bin Mâlikin ana bir kardeşi bulunan Zeyd, küçük yaşta iken bir kuş yakalamıştı Bu hayvancağızı elinden bırakmadığını Resûl-i Ekrem de sık sık görüyordu Bir gün kuş öldü Peygamber (sav), çocuğa rastladığı zamanlarda "Ey Ebû Ümeyr, ne oldu (senin) nuğayr?" diye latife yapardı (6)

    Kaynaklar:
    (1)et-Tâc, c 5, sh 52 (2)Tufetû'l-Ahvezî, c 6, sh 128
    (3) Tarikat-i Muhammediye Şerhi Berika, c 4, sh 18
    (4) et-Tâc, c 5, sh 51
    (5) Tarikat-i Muhammediye Şerhi Berika, c 4, sh 19


  5. 17.Ekim.2017, 01:13
    3
    Misafir

    şaka yaparken istemeden başkasına sms gönderdim

    Selamun Aleykum
    Ben birisine 400.000 tl borclandiniz diye SAKA yapacaktim sonra tabi ki söyleyecektim. SMS'le bunu yapacaktım. Cok cok yakinim olur. SMS gonderdim bole bole diye, sonra o sms o yakinimin telefonuna gitmemis. Numarami yanlis acaba diye? Acaba baskasinin telefonuna gitmisse kul hakkina mi girdim simdi? Tabi ki 400.000 TL gibi bir mebla soz konusu degil. Ama istemeyerek yaptim hocam. İSTEMEYEREK. Cok ama cok korkuyorum. Ama bir de su var olmayan bir numaraya gittiyse SMS (ki insallah (( ) bole bir durum ortada yok o zaman. Ama istemeyerek, kazara olan bir olay bu. Sonuc nedir?


  6. 17.Ekim.2017, 01:13
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Selamun Aleykum
    Ben birisine 400.000 tl borclandiniz diye SAKA yapacaktim sonra tabi ki söyleyecektim. SMS'le bunu yapacaktım. Cok cok yakinim olur. SMS gonderdim bole bole diye, sonra o sms o yakinimin telefonuna gitmemis. Numarami yanlis acaba diye? Acaba baskasinin telefonuna gitmisse kul hakkina mi girdim simdi? Tabi ki 400.000 TL gibi bir mebla soz konusu degil. Ama istemeyerek yaptim hocam. İSTEMEYEREK. Cok ama cok korkuyorum. Ama bir de su var olmayan bir numaraya gittiyse SMS (ki insallah (( ) bole bir durum ortada yok o zaman. Ama istemeyerek, kazara olan bir olay bu. Sonuc nedir?


  7. 17.Ekim.2017, 09:23
    4
    bbgbbg
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Haziran.2017
    Üye No: 113174
    Mesaj Sayısı: 370
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Yorum: Şaka yapma adabı

    Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullah
    Aynı numaraya yeni bir sms at ve durumu izah et kardeşim.Allah’ın izniyle bir sıkıntı olmaz.Ama yukarıda kardeşimiz şaka dahi olsa yalan söylemememiz gerektiğiyle alakalı hadisleri paylaşmış.O yüzden daha dikkatli olalım inşaAllah.


  8. 17.Ekim.2017, 09:23
    4
    bbgbbg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Ve Aleyküm Selam ve Rahmetullah
    Aynı numaraya yeni bir sms at ve durumu izah et kardeşim.Allah’ın izniyle bir sıkıntı olmaz.Ama yukarıda kardeşimiz şaka dahi olsa yalan söylemememiz gerektiğiyle alakalı hadisleri paylaşmış.O yüzden daha dikkatli olalım inşaAllah.


  9. 17.Ekim.2017, 12:08
    5
    Misafir

    Yorum: Şaka yapma adabı

    Selamun Aleykum
    Allah razi olsun hocam da hangi numaraya attıgımı bilsem iste. Ah. Bilmiyorum hangisine gitti.


  10. 17.Ekim.2017, 12:08
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Selamun Aleykum
    Allah razi olsun hocam da hangi numaraya attıgımı bilsem iste. Ah. Bilmiyorum hangisine gitti.


  11. 17.Ekim.2017, 12:17
    6
    bbgbbg
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Haziran.2017
    Üye No: 113174
    Mesaj Sayısı: 370
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Yorum: Şaka yapma adabı

    Ve Aleyküm Selam tekrardan.
    Numarayı bilmiyorsan ve bulma imkanın yoksa yapacak birşey yok.Tövbe et ve tekrar bu tarz duruma düşmemeye çalış.


  12. 17.Ekim.2017, 12:17
    6
    bbgbbg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Ve Aleyküm Selam tekrardan.
    Numarayı bilmiyorsan ve bulma imkanın yoksa yapacak birşey yok.Tövbe et ve tekrar bu tarz duruma düşmemeye çalış.





+ Yorum Gönder