Konusunu Oylayın.: ALLAH İLe DoStLuĞuN GeTiRiSi NeDiR ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
ALLAH İLe DoStLuĞuN GeTiRiSi NeDiR ?
  1. 14.Temmuz.2011, 02:53
    1
    Misafir

    ALLAH İLe DoStLuĞuN GeTiRiSi NeDiR ?






    ALLAH İLe DoStLuĞuN GeTiRiSi NeDiR ? Mumsema ALLAH İLe DoStLuĞuN GeTiRiSi NeDiR ?


  2. 14.Temmuz.2011, 02:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 14.Temmuz.2011, 13:13
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: ALLAH İLe DoStLuĞuN GeTiRiSi NeDiR ?




    Egoist ve bencil yaratılan insanoğlu her bir amel sonrası ille de prim ister... Bu insanoğlunun fıtratında vardır... Şunu yaparsam bana ne var! Şöyle yaparsam bana ne var? gibi...

    Siyer sayfalarını şöyle bir karıştırdığımızda böyle bir diyaloğun yaşandığını Rasulullah (s.a.v.)’ın amcasına yapmış olduğu davet sonrasında görebiliyoruz:

    – Rasulullah (s.a.v.) amcasına;

    “La ilahe illde, kurtul!” dediğinde,

    “La ilahe illalah dersem bana ne var?” diyor... Yine benzer bir misal;

    II. Akabe beyatında Peygamber (s.a.v.) hac mevsiminde medinelerle buluştu. Ve Peygamber (s.a.v.) beyat için medinelilerle anlaşmak istedi. O arada bazı medineliler dediler ki:

    – Ya Resul Biz sözümüzde bulunursak karşılığı ne olur?.. Resulullah (s.a.v.)

    – ‘Cennet’ dedi. Bu söz üzerine Medineliler:

    ‘Elini uzat, beyat edelim’ dediler.[10]

    Bizler de benzer bir talepte bulunarak;

    “Allah ile kurulacak bir dostluğun ne tür bir getirisi olur? (hem bu dünyada, hem de öteki alemde)” diyoruz.

    Yeni bir bölüm açarak bu sorumuza cevap bulmaya çalışalım. [11]



    1. Cehaletten Kurtulurlar.


    Allah ile dostluğunu kurmaya çalışanlar, büyük bir ihtimalle geleceklerini garanti altına almış olurlar;

    ‘Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)’dir. Onları karanlıktan nura çıkarır... (Bakara: 2/257)

    Yani, cehennem güzergahında cahil cahil giden kuluna, bir şekilde hidayet nimetinden tattırarak hat değiştirmesini sağlar... Yeni hat’tın adı;

    – Kendisine, çevresine ve Yaradanına saygılı, adaletli ve elinden ve dilinden emin olunan bir insan’dır. Ve bu hattın yolcuları hiçbir durakta durmaksızın direk cennete giderler... Çünkü gerçek dost hiçbir vaadinden dönmez;

    “Rabbimiz! Bize, Peygamberlerin vasıtasıyla va’dettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil rüsvay etme; şüphesiz sen va’dinden caymazsın!” (Al-i İmran: 3/194) [12]

    2. Şeytanın Vesveselerine Karşı Uyanık Olurlar


    Allah’a dost olmanın belki de en büyük getirisi... Dostunun (Allah’ın) yardımıyla en büyük düşmana karşı uyanık olabiliyorsun...

    Düşmana karşı uyanık olmak demek onun saldırı zamanı ve taktiğini önceden bilmek demektir.

    ‘Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.’ (A’raf: 7/201)

    Allah’a dost olanlar, şeytanın her vesvesesin de Gerçek dostlarının şu nasihatını hatırlayıp Allah’ı zikrederek Şeytanı, def ederler.

    ‘Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah’a sığın. Çünkü o, işitendir, bilendir.’ (A’raf: 7/200)

    Çünkü Allah-u Teala her zaman kendi dostlarının yanındadır.

    ‘Şüphesiz ki benim koruyanım Kitab-ı indiren Allah’tır. Ve O bütün salih kullarını görüp gözetir.’ (Araf : 7/196)

    Dostluğunu Allah’tan yana kullanmayanlar şeytanın ağına takılırlar;

    ‘(Şeytanların) dostlarına gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürüklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar...’ (Araf: 7/202) [13]

    3. Huzurlu Olurlar

    Yaşamayı çok seven insanoğlu yeşiliyle göz boyayan bu dünyadan ayrılmak istemez... Hayatı dolu dolu yaşamak için çırpınır durur... Rahat yaşamak ve ölmemek için her türlü tedbire başvurur...

    Fakat bir türlü yaşlılığı başından savamaz... her saç telleri sırasıyla beyazlaşarak ‘kefen’ rengini verirler... Böylece muhataplarını huzursuz ederler... Hele de can ve maldan eksilmeyle sınandıklarında huzursuzlukları tavan yapar!

    İşte tam bu sırada ilahi nasihata kulak veren insanoğlu şu vaadlerin muhatabı olur;

    ‘... Her kim Allah’a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.’ (Al-i İmran: 3/101)

    Dostluk tercihini huzur verende kullananlar hayatlarından emin olurlar... Böylelikle onlar;

    ‘... Allah’ın dostlarına korku yoktur; Onlar üzülmeyecekler de.’ (Yunus: 10/62)

    Hem neden korksunlar ki?! Nasıl olsa Allah’ın yazdığı isabet edecek...

    Böylelikle her halukârda huzurlu olurlar... Hastalık gelir; sabrederler, günahları dökülür... Can ve maldan imtihan edilirler; sabrederler, sevap kazanırlar... Çünkü Allah dostları şunu çok iyi bilir;

    ‘Doğrusu güldüren de ağlatan da O’dur. Öldüren de dirilten de O’dur.’ (Necm: 53/43-44) [14]

    4. Gelecek Kaygıları Olmaz

    İnsanları ümitsizliğe, cimriliğe ve vaktin büyük bir kısmını dünyaya harcamasına sebep olan, belki de tek sebep ‘Gelecekten endişe’ korkusudur.

    Bu korku birçok haramlara da gebedir:

    – Malın artması için olası bir; Yalan, hırsızlık, haksızlık, adaletsizlik, rüşvet ve hatta yeri geldiğinde cinayet...

    Bir de var olanın eksilmesi korkusu var... Bu korku da geleceği bir hayli endişelendirir;

    – Cimrilik

    – Sömürücülük

    – Terazide hilelik...

    Gelecek kaygısını taşıyan bir insan kolay kolay kanaat sahibi olamayacağından hayatının her keresinde endişeye rastlanır;

    – Nasıl artırabilirim?

    – Mevcudu nasıl korurum?

    Tabiri caizse odun gibi bir hayat! Ve bu hayat dostluğa zarar verir;

    ‘Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymayın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.’ (Münafikun: 63/9)

    Böyle bir endişeyi taşıyanlar vakitlerinin büyük bir çoğunluğunu malları ve evlatlarıyla geçirecekleri için Allah’a pek vakit ayıramazlar.[15]

    Peki nasıl olurda Allah’a dost olanlar böyle bir endişeyi yaşamazlar.

    Kanaatimce; Allah, kimi dost kabul etmişse Ona, vaadlerine karşı müthiş bir güven ve tevekkül bilinci vermiştir. Haliyle, Allah’a dost olan kişi, hem ölüm öncesi, hem de ölüm sonrası rızıklanacağını bilir;

    Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir... (Talak: 65/3)

    ‘Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler va’detti. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluşta budur.’ (Tevbe: 9/72)

    Hz. Ebu Bekr (r.a) ve Hz. Ömer (r.a.)’ın infaktaki yarışı ve Rasulullah’ın: Tebük cihadına katılanlardan; Hz. Ebu Bekir (r.a.)’ya:

    ‘Ailene ne bıraktın?’ sorusu üzerine;

    ‘Allah ve Rasulünü’ demesinin arkasındaki sır ne acaba? [16]

    5. Yardım Sever Olurlar

    Gelecek endişesi olmayan bir insan mal’ı sevmez. Hele de biriktirmeyi hiç sevmez. Hem ne diye biriktirsin ki! Biriktiripte şu ikaza mı muhatap olsun;

    ‘... Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele.’

    ‘(Bu paralar) Cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): “İşte bu kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin (azabını) tadın!” (Tevbe: 9/34-35)

    Allah-u Teala, kendisine dost seçtikleri kişilerden, ‘gelecek endişesi’ korkusunu alır. Onun yerine cömertliği ve yardım severliliği verir.

    Böylelikle Allah dostlarına dünya malı farklı bir boyut kazanır;

    – Biriktirdikçe azalan,

    – Verdikçe çoğalan.

    Dünyaya karşı böyle bir bakış açısı yakalayan bir insan ecir avcısı olacağı için çevresine karşı oldukça yardım sever olur... Daha da ileriye giderek Resulullah’ın (s.a.v.) şu hadisindeki bahsettiği ecre de talip olurlar:

    Hz. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor:

    “Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

    “Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: ‘Onun burcundan vazgeçiverin, böylece Allah’ın da bizim günahlarımdan vazgeçeceğini umarız” derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti.”[17]

    6. İnsanlardan Sevgi ve Saygı Görürler

    Kendisine küsmeyen her insan, çevresi tarafından sevilmek ve saygı duyulmak ister. Bu, insanın doğasında var olan fıtri bir istektir.

    Fıtratın bu sesine kulak vermek isteyenler menfaatleri icabı ya yalakalık yaparak insanların sevgisini isterler ya da amellerine riya mikrobu bulaştırırlar.

    Allah-u Teala kendisine dost olmak isteyenleri böyle bir sıkıntıdan kurtararak diğer insanların kalbine ilham edip (dost seçtiklerine) sevgi beslemelerini sağlar:

    ‘İman edip te iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.’

    Bir Allah dostu Resulullah’ın (s.a.v.) yanına gelerek:

    – Ey Allah’ın Resulü! Bana bir amel söyle ki - göster ki yaptığım zaman Allah da beni sevsin, insanlar da beni sevsinler.

    Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

    ‘Dünyada zahid ol; Allah seni sever ve insanların elindekilerine göz dikme, insanlar da seni sever.’[18]

    SubhanAllah

    – Allah’ı sev; İnsanlar seni sevsin,

    – Allah’a değer ver; İnsanlar sana değer versin,

    – Allah’ın sevgisini kazanmak için salih ameller işle;[19] İnsanlar seni sevsin...

    Gerçekten de Allah-u Teala; dostlarına iyi bir prim vaad ediyor;

    ‘Bana dost ol, insanlar seni sevsin...’[20]


    7. Zamanları Bereketlenir

    Allah-u Teala her insana günlük, 24 saatlik bir kredi kartı verir. Kredi kartının kullanım alanlarında hiçbir zorlama yapmaz. İsteyen istediği yerde ve istediği şekilde kredilerini tüketebilir...

    Bu kartı ister piknikte kullan, ister Tv izleyerek, ister seyahatte, ister eğlencede, ister nefsini sakinleştirmek için ne gerekiyorsa o yerde kullan...

    Her yerde kullanabilinen bu kartın ilginç bir özelliği vardır... Yanlış kullanıldığında ya da gereksiz harcamalar yapıldığında öteki tarafta problem çıkarır...

    Kredi kartı sahibine bir an önce kavuşmak isteyenler kartın arkasındaki şu uyarıyı dikkatle okurlar;

    her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş[21] yapsın...’ (Kehf: 18/110)

    Allah’a dost olanlar, zamanlarını en iyi şekilde değerlendirip Rablerinin rızasını kazanmak isteyeceklerdir... Bunun için de;

    boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.’ (Furkan: 25/72)

    Daha çok salih amel işlemeleri için uykularından ve nefsi arzularından fedakarlık yaparak zamanlarını bereketlendirirler... Çünkü Allah dostları için;

    ‘Ne kadar çok zaman; o kadar çok soru çözmek’ demektir. [22]


    8. Kanaatkâr Olurlar

    Allah ile dostluğunu kuranlar sahip oldukları mülkü ya da günlük kazançlarını zenginlerin mal varlıklarıyla kıyas yapmayarak her halukârda kanaatkâr olurlar:

    Bu bilinç onlara farklı anlayışlar da kazandırır:

    – Sabrederler

    – Şükrederler

    – Sadece Allah’tan isteyecekleri için kimsenin eline bakmazlar.

    – Hiç kimseye yük olmak istmezler.

    Rabbin rızasını kazandıran bu tavır diğer insanların da sevgisini kazandırır... Biraz düşünüldüğünde Allah ile dost olmanın müthiş bir getirisi olduğu anlaşılır.

    Allah ile dostluğunu kuramayanlar ise pek de kanaatkâr olamazlar. Mal varlıklarını sürekli zenginlerin mal varlıklarıyla kıyas yaparlar... Ve her halukârda kendilerini fakir hissederler... Böylelikle bir taraftan isyan ederken diğer taraftan zengin olmanın yollarını ararlar... Haliyle de vakitlerin büyük bir bölümünü dünyaya adamış olurlar.. [23]

    9. Kötü Alışkanlıklardan Uzaklaşırlar.

    Allah’u Teala yarattığı her insanın fıtratına iyilik ve kötülüğe giden yolları programlamıştır:

    ‘..., nefse ve ona bir takım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir. (Şems: 91/8-10)



    Kötülükler İyilikler

    Allah’a şirk koşmak

    Düşmanlık Ziyaretleşmeler

    Kin Tefekkür

    İftira Cömertlik

    Kumar Sabır

    İçki Güzel ahlak

    Dedikodu Kardeşini nefsinden üstün tutma

    Zina

    Hırsızlık Doğru sözlülük

    Yalan Yardımseverlik



    Allah’a dost olmak istemeyenlere ya da Allah’a dost olmayı düşünemeyenlere; ister istemez kötülükler güzel gözükecektir.

    Dostluğunu Allah’tan yana kullananlar Allah’ın sevmediği amellerden nefret edeceklerinden kötülüklerden uzaklaşırlar.[24]

    Böylelikle hayatlarının her karesinde doğruluk ve yardımseverlik görülür. [25]


    10. Konuklarına Sınırsız İkram Edilen Beldelerde Ebedi Bir Hayat Yaşarlar

    Yani cennete girerler...Allah ile kurulacak dostluğun getirisinin son noktası da diyebiliriz buna...

    Hastalığın olmadığı, alacak-vereceğin olmadığı, bunaltıcı sıcağın ve dondurucu soğuğun olmadığı, üzüntü, keder, kin, adam kayırma, adaletsizliğin olmadığı, tamamen zevkin ve sefanın hüküm sürdüğü beldelere konuk olmak!?

    Böylesine büyük ve emsalsiz bir ödüle sahip olmak ancak ve ancak ona dost olmakla mümkündür...

    İşte Allah’a dost olmaya çalışanlar hayatlarını Allah’ın rızası cennete endeksledikleri için cennette derecelerinin artması için olanca gücünü harcarlar... Ve sonunda şu sesi işitirler;

    ‘... işte size cennet; yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık ona varis kılındınız...’ (Araf: 7/43)

    O Beldelere Bir Göz Atalım;

    ‘Allah ta onları bu yüzden o günün fenalığından korur, onların yüzüne parlaklık ve neşe verir. Sabırlarının karşılığı cennet ve oradaki ipeklerdir. Orada tahtlara yaslanırlar, orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler. Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.’ (İnsan: 76/11-14)

    ‘... onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan su kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasındadır.’ (Vakıa: 56/27-33).

    ‘Şüphesiz muttakiler (ise) güvenilir bir makamdadır. Bahçelerde ve çeşme başlarında, ince ipekten ve parlak atlastan (elbiseler) giyerek karşılıklı otururlar. Böyle olduğu gibi (ayrıca) onları, iri gözlü hurilerle de evlendirmişizdir.Güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler. Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. (Sürekli yaşarlar) ve Allah onları cehennem azabından korumuştur.’ (Duhan: 44/51-56).

    ‘Rahmanın kullarına vadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz Onun sözü yerini bulacaktır. Orada boş söz değil, sadece esenlik veren sözler işitirler. Orada rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar. Kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanları mirasçı kılacağımız cennet işte budur.’ (Meryem: 19/61-63). [26]


  4. 14.Temmuz.2011, 13:13
    2
    Silent and lonely rains



    Egoist ve bencil yaratılan insanoğlu her bir amel sonrası ille de prim ister... Bu insanoğlunun fıtratında vardır... Şunu yaparsam bana ne var! Şöyle yaparsam bana ne var? gibi...

    Siyer sayfalarını şöyle bir karıştırdığımızda böyle bir diyaloğun yaşandığını Rasulullah (s.a.v.)’ın amcasına yapmış olduğu davet sonrasında görebiliyoruz:

    – Rasulullah (s.a.v.) amcasına;

    “La ilahe illde, kurtul!” dediğinde,

    “La ilahe illalah dersem bana ne var?” diyor... Yine benzer bir misal;

    II. Akabe beyatında Peygamber (s.a.v.) hac mevsiminde medinelerle buluştu. Ve Peygamber (s.a.v.) beyat için medinelilerle anlaşmak istedi. O arada bazı medineliler dediler ki:

    – Ya Resul Biz sözümüzde bulunursak karşılığı ne olur?.. Resulullah (s.a.v.)

    – ‘Cennet’ dedi. Bu söz üzerine Medineliler:

    ‘Elini uzat, beyat edelim’ dediler.[10]

    Bizler de benzer bir talepte bulunarak;

    “Allah ile kurulacak bir dostluğun ne tür bir getirisi olur? (hem bu dünyada, hem de öteki alemde)” diyoruz.

    Yeni bir bölüm açarak bu sorumuza cevap bulmaya çalışalım. [11]



    1. Cehaletten Kurtulurlar.


    Allah ile dostluğunu kurmaya çalışanlar, büyük bir ihtimalle geleceklerini garanti altına almış olurlar;

    ‘Allah, iman edenlerin velisi (dostu ve destekçisi)’dir. Onları karanlıktan nura çıkarır... (Bakara: 2/257)

    Yani, cehennem güzergahında cahil cahil giden kuluna, bir şekilde hidayet nimetinden tattırarak hat değiştirmesini sağlar... Yeni hat’tın adı;

    – Kendisine, çevresine ve Yaradanına saygılı, adaletli ve elinden ve dilinden emin olunan bir insan’dır. Ve bu hattın yolcuları hiçbir durakta durmaksızın direk cennete giderler... Çünkü gerçek dost hiçbir vaadinden dönmez;

    “Rabbimiz! Bize, Peygamberlerin vasıtasıyla va’dettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil rüsvay etme; şüphesiz sen va’dinden caymazsın!” (Al-i İmran: 3/194) [12]

    2. Şeytanın Vesveselerine Karşı Uyanık Olurlar


    Allah’a dost olmanın belki de en büyük getirisi... Dostunun (Allah’ın) yardımıyla en büyük düşmana karşı uyanık olabiliyorsun...

    Düşmana karşı uyanık olmak demek onun saldırı zamanı ve taktiğini önceden bilmek demektir.

    ‘Takvaya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.’ (A’raf: 7/201)

    Allah’a dost olanlar, şeytanın her vesvesesin de Gerçek dostlarının şu nasihatını hatırlayıp Allah’ı zikrederek Şeytanı, def ederler.

    ‘Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah’a sığın. Çünkü o, işitendir, bilendir.’ (A’raf: 7/200)

    Çünkü Allah-u Teala her zaman kendi dostlarının yanındadır.

    ‘Şüphesiz ki benim koruyanım Kitab-ı indiren Allah’tır. Ve O bütün salih kullarını görüp gözetir.’ (Araf : 7/196)

    Dostluğunu Allah’tan yana kullanmayanlar şeytanın ağına takılırlar;

    ‘(Şeytanların) dostlarına gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürüklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar...’ (Araf: 7/202) [13]

    3. Huzurlu Olurlar

    Yaşamayı çok seven insanoğlu yeşiliyle göz boyayan bu dünyadan ayrılmak istemez... Hayatı dolu dolu yaşamak için çırpınır durur... Rahat yaşamak ve ölmemek için her türlü tedbire başvurur...

    Fakat bir türlü yaşlılığı başından savamaz... her saç telleri sırasıyla beyazlaşarak ‘kefen’ rengini verirler... Böylece muhataplarını huzursuz ederler... Hele de can ve maldan eksilmeyle sınandıklarında huzursuzlukları tavan yapar!

    İşte tam bu sırada ilahi nasihata kulak veren insanoğlu şu vaadlerin muhatabı olur;

    ‘... Her kim Allah’a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.’ (Al-i İmran: 3/101)

    Dostluk tercihini huzur verende kullananlar hayatlarından emin olurlar... Böylelikle onlar;

    ‘... Allah’ın dostlarına korku yoktur; Onlar üzülmeyecekler de.’ (Yunus: 10/62)

    Hem neden korksunlar ki?! Nasıl olsa Allah’ın yazdığı isabet edecek...

    Böylelikle her halukârda huzurlu olurlar... Hastalık gelir; sabrederler, günahları dökülür... Can ve maldan imtihan edilirler; sabrederler, sevap kazanırlar... Çünkü Allah dostları şunu çok iyi bilir;

    ‘Doğrusu güldüren de ağlatan da O’dur. Öldüren de dirilten de O’dur.’ (Necm: 53/43-44) [14]

    4. Gelecek Kaygıları Olmaz

    İnsanları ümitsizliğe, cimriliğe ve vaktin büyük bir kısmını dünyaya harcamasına sebep olan, belki de tek sebep ‘Gelecekten endişe’ korkusudur.

    Bu korku birçok haramlara da gebedir:

    – Malın artması için olası bir; Yalan, hırsızlık, haksızlık, adaletsizlik, rüşvet ve hatta yeri geldiğinde cinayet...

    Bir de var olanın eksilmesi korkusu var... Bu korku da geleceği bir hayli endişelendirir;

    – Cimrilik

    – Sömürücülük

    – Terazide hilelik...

    Gelecek kaygısını taşıyan bir insan kolay kolay kanaat sahibi olamayacağından hayatının her keresinde endişeye rastlanır;

    – Nasıl artırabilirim?

    – Mevcudu nasıl korurum?

    Tabiri caizse odun gibi bir hayat! Ve bu hayat dostluğa zarar verir;

    ‘Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymayın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır.’ (Münafikun: 63/9)

    Böyle bir endişeyi taşıyanlar vakitlerinin büyük bir çoğunluğunu malları ve evlatlarıyla geçirecekleri için Allah’a pek vakit ayıramazlar.[15]

    Peki nasıl olurda Allah’a dost olanlar böyle bir endişeyi yaşamazlar.

    Kanaatimce; Allah, kimi dost kabul etmişse Ona, vaadlerine karşı müthiş bir güven ve tevekkül bilinci vermiştir. Haliyle, Allah’a dost olan kişi, hem ölüm öncesi, hem de ölüm sonrası rızıklanacağını bilir;

    Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir... (Talak: 65/3)

    ‘Allah, mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler va’detti. Allah’ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluşta budur.’ (Tevbe: 9/72)

    Hz. Ebu Bekr (r.a) ve Hz. Ömer (r.a.)’ın infaktaki yarışı ve Rasulullah’ın: Tebük cihadına katılanlardan; Hz. Ebu Bekir (r.a.)’ya:

    ‘Ailene ne bıraktın?’ sorusu üzerine;

    ‘Allah ve Rasulünü’ demesinin arkasındaki sır ne acaba? [16]

    5. Yardım Sever Olurlar

    Gelecek endişesi olmayan bir insan mal’ı sevmez. Hele de biriktirmeyi hiç sevmez. Hem ne diye biriktirsin ki! Biriktiripte şu ikaza mı muhatap olsun;

    ‘... Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele.’

    ‘(Bu paralar) Cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, yanları ve sırtları dağlanacağı gün (onlara denilir ki): “İşte bu kendiniz için biriktirdiğiniz servettir. Artık yığmakta olduğunuz şeylerin (azabını) tadın!” (Tevbe: 9/34-35)

    Allah-u Teala, kendisine dost seçtikleri kişilerden, ‘gelecek endişesi’ korkusunu alır. Onun yerine cömertliği ve yardım severliliği verir.

    Böylelikle Allah dostlarına dünya malı farklı bir boyut kazanır;

    – Biriktirdikçe azalan,

    – Verdikçe çoğalan.

    Dünyaya karşı böyle bir bakış açısı yakalayan bir insan ecir avcısı olacağı için çevresine karşı oldukça yardım sever olur... Daha da ileriye giderek Resulullah’ın (s.a.v.) şu hadisindeki bahsettiği ecre de talip olurlar:

    Hz. Ebu Hureyre (r.a.) anlatıyor:

    “Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

    “Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: ‘Onun burcundan vazgeçiverin, böylece Allah’ın da bizim günahlarımdan vazgeçeceğini umarız” derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti.”[17]

    6. İnsanlardan Sevgi ve Saygı Görürler

    Kendisine küsmeyen her insan, çevresi tarafından sevilmek ve saygı duyulmak ister. Bu, insanın doğasında var olan fıtri bir istektir.

    Fıtratın bu sesine kulak vermek isteyenler menfaatleri icabı ya yalakalık yaparak insanların sevgisini isterler ya da amellerine riya mikrobu bulaştırırlar.

    Allah-u Teala kendisine dost olmak isteyenleri böyle bir sıkıntıdan kurtararak diğer insanların kalbine ilham edip (dost seçtiklerine) sevgi beslemelerini sağlar:

    ‘İman edip te iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.’

    Bir Allah dostu Resulullah’ın (s.a.v.) yanına gelerek:

    – Ey Allah’ın Resulü! Bana bir amel söyle ki - göster ki yaptığım zaman Allah da beni sevsin, insanlar da beni sevsinler.

    Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:

    ‘Dünyada zahid ol; Allah seni sever ve insanların elindekilerine göz dikme, insanlar da seni sever.’[18]

    SubhanAllah

    – Allah’ı sev; İnsanlar seni sevsin,

    – Allah’a değer ver; İnsanlar sana değer versin,

    – Allah’ın sevgisini kazanmak için salih ameller işle;[19] İnsanlar seni sevsin...

    Gerçekten de Allah-u Teala; dostlarına iyi bir prim vaad ediyor;

    ‘Bana dost ol, insanlar seni sevsin...’[20]


    7. Zamanları Bereketlenir

    Allah-u Teala her insana günlük, 24 saatlik bir kredi kartı verir. Kredi kartının kullanım alanlarında hiçbir zorlama yapmaz. İsteyen istediği yerde ve istediği şekilde kredilerini tüketebilir...

    Bu kartı ister piknikte kullan, ister Tv izleyerek, ister seyahatte, ister eğlencede, ister nefsini sakinleştirmek için ne gerekiyorsa o yerde kullan...

    Her yerde kullanabilinen bu kartın ilginç bir özelliği vardır... Yanlış kullanıldığında ya da gereksiz harcamalar yapıldığında öteki tarafta problem çıkarır...

    Kredi kartı sahibine bir an önce kavuşmak isteyenler kartın arkasındaki şu uyarıyı dikkatle okurlar;

    her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş[21] yapsın...’ (Kehf: 18/110)

    Allah’a dost olanlar, zamanlarını en iyi şekilde değerlendirip Rablerinin rızasını kazanmak isteyeceklerdir... Bunun için de;

    boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.’ (Furkan: 25/72)

    Daha çok salih amel işlemeleri için uykularından ve nefsi arzularından fedakarlık yaparak zamanlarını bereketlendirirler... Çünkü Allah dostları için;

    ‘Ne kadar çok zaman; o kadar çok soru çözmek’ demektir. [22]


    8. Kanaatkâr Olurlar

    Allah ile dostluğunu kuranlar sahip oldukları mülkü ya da günlük kazançlarını zenginlerin mal varlıklarıyla kıyas yapmayarak her halukârda kanaatkâr olurlar:

    Bu bilinç onlara farklı anlayışlar da kazandırır:

    – Sabrederler

    – Şükrederler

    – Sadece Allah’tan isteyecekleri için kimsenin eline bakmazlar.

    – Hiç kimseye yük olmak istmezler.

    Rabbin rızasını kazandıran bu tavır diğer insanların da sevgisini kazandırır... Biraz düşünüldüğünde Allah ile dost olmanın müthiş bir getirisi olduğu anlaşılır.

    Allah ile dostluğunu kuramayanlar ise pek de kanaatkâr olamazlar. Mal varlıklarını sürekli zenginlerin mal varlıklarıyla kıyas yaparlar... Ve her halukârda kendilerini fakir hissederler... Böylelikle bir taraftan isyan ederken diğer taraftan zengin olmanın yollarını ararlar... Haliyle de vakitlerin büyük bir bölümünü dünyaya adamış olurlar.. [23]

    9. Kötü Alışkanlıklardan Uzaklaşırlar.

    Allah’u Teala yarattığı her insanın fıtratına iyilik ve kötülüğe giden yolları programlamıştır:

    ‘..., nefse ve ona bir takım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir. (Şems: 91/8-10)



    Kötülükler İyilikler

    Allah’a şirk koşmak

    Düşmanlık Ziyaretleşmeler

    Kin Tefekkür

    İftira Cömertlik

    Kumar Sabır

    İçki Güzel ahlak

    Dedikodu Kardeşini nefsinden üstün tutma

    Zina

    Hırsızlık Doğru sözlülük

    Yalan Yardımseverlik



    Allah’a dost olmak istemeyenlere ya da Allah’a dost olmayı düşünemeyenlere; ister istemez kötülükler güzel gözükecektir.

    Dostluğunu Allah’tan yana kullananlar Allah’ın sevmediği amellerden nefret edeceklerinden kötülüklerden uzaklaşırlar.[24]

    Böylelikle hayatlarının her karesinde doğruluk ve yardımseverlik görülür. [25]


    10. Konuklarına Sınırsız İkram Edilen Beldelerde Ebedi Bir Hayat Yaşarlar

    Yani cennete girerler...Allah ile kurulacak dostluğun getirisinin son noktası da diyebiliriz buna...

    Hastalığın olmadığı, alacak-vereceğin olmadığı, bunaltıcı sıcağın ve dondurucu soğuğun olmadığı, üzüntü, keder, kin, adam kayırma, adaletsizliğin olmadığı, tamamen zevkin ve sefanın hüküm sürdüğü beldelere konuk olmak!?

    Böylesine büyük ve emsalsiz bir ödüle sahip olmak ancak ve ancak ona dost olmakla mümkündür...

    İşte Allah’a dost olmaya çalışanlar hayatlarını Allah’ın rızası cennete endeksledikleri için cennette derecelerinin artması için olanca gücünü harcarlar... Ve sonunda şu sesi işitirler;

    ‘... işte size cennet; yapmış olduğunuz iyi amellere karşılık ona varis kılındınız...’ (Araf: 7/43)

    O Beldelere Bir Göz Atalım;

    ‘Allah ta onları bu yüzden o günün fenalığından korur, onların yüzüne parlaklık ve neşe verir. Sabırlarının karşılığı cennet ve oradaki ipeklerdir. Orada tahtlara yaslanırlar, orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler. Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.’ (İnsan: 76/11-14)

    ‘... onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan su kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasındadır.’ (Vakıa: 56/27-33).

    ‘Şüphesiz muttakiler (ise) güvenilir bir makamdadır. Bahçelerde ve çeşme başlarında, ince ipekten ve parlak atlastan (elbiseler) giyerek karşılıklı otururlar. Böyle olduğu gibi (ayrıca) onları, iri gözlü hurilerle de evlendirmişizdir.Güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler. Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. (Sürekli yaşarlar) ve Allah onları cehennem azabından korumuştur.’ (Duhan: 44/51-56).

    ‘Rahmanın kullarına vadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz Onun sözü yerini bulacaktır. Orada boş söz değil, sadece esenlik veren sözler işitirler. Orada rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar. Kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanları mirasçı kılacağımız cennet işte budur.’ (Meryem: 19/61-63). [26]





+ Yorum Gönder