Konusunu Oylayın.: Azîm, Kebîr ve Aliyy isimleri arasındaki fark nedir?

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
Azîm, Kebîr ve Aliyy isimleri arasındaki fark nedir?
  1. 14.Temmuz.2011, 02:16
    1
    Misafir

    Azîm, Kebîr ve Aliyy isimleri arasındaki fark nedir?

  2. 14.Temmuz.2011, 21:36
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Azîm, Kebîr ve Aliyy isimleri arasındaki fark nedir?




    Azîm, Kebîr ve Aliyy isimleri arasındaki ince farkı bir derece anlamak için bunların karşılığı olarak kullanılan ‘yüce, büyük ve yüksek’ kelimelerine bakmak gerekir. Bu kelimeler, o isimlerin mânâlarını tam ifade etmeseler de, aralarındaki fark hususunda bize bir fikir verebilirler. Yani, bu üç kelime aynı mânâya gelmedikleri gibi, bu isimler de aynı değildirler.

    Bir de bu isimlerin zıtlarına baktığımızda, ‘azîm’ kelimesinin zıddı 'hakir', ‘kebîr’in zıddı küçük, ‘âlî’nin zıddı 'aşağı' veya 'alçaktır.'

    Bilindiği gibi, Güneş’le Dünya arasındaki mesafe, yaklaşık yüz elli milyon kilometredir ve ışık, bu uzun mesafeyi sekiz dakikada kat ettiği halde, ışığı hâlâ dünyaya ulaşmamış yıldızlar vardır.

    Bu bilginin ışığında, ‘azamet, kibriya ve ulviyet’ mefhumları arasındaki farka bir derece bakmaya çalışalım.

    Semanın bu uçsuz bucaksız genişliğini ve yüksekliğini gözlerin ihatadan ve akılların idrakten aciz kalması noktasında, sema azimdir.

    Semanın büyüklüğü yanında yeryüzündeki bütün büyük cisimlerin küçük kalması yönüyle, sema kebîrdir.

    Semanın yüksekliği yanında yeryüzündeki bütün yüksekliklerin süflî kalacağı cihetiyle de sema âlîdir.

    Bu misal, maddeden münezzeh olan Allah’ın azamet, ulviyet ve kibriyasını anlamakta, elbette tam bir ölçü olamaz. Zira, hiçbir cihetle mahlukuna benzemeyen Allah’ın büyüklüğü, azameti ve ulviyeti de kendine hastır ve bunların bir benzeri düşünülemez. Ancak, bu misal ile sözkonusu isimlerin aynı olmadıkları, bir derece anlaşılabilirse maksat hasıl olmuş demektir.

    Azamet, ulviyet ve kibriya, bütün sıfatlar için olduğu gibi bütün şuunât, fiiller ve isimler için de sözkonusudur.

    Sadece bir misal olarak merhamet üzerinde duralım:

    Nur Müellifi, “Bütün validelerin şefkatleri rahmet-i ilâhiyenin bir lem’asıdır” buyurur.

    Merhametli olmak bir üstünlüktür ve bu sıfatın kemâli ancak Kebîr olan Allah’a mahsustur.

    Allah’ın o azim rahmetinin genişliğini ve şümûlünü akıllar idrak edemezler.

    Ve Allah’ın mahlukatına ettiği merhamet, bütün merhametlerden çok daha âlîdir, yüksektir.



  3. 14.Temmuz.2011, 21:36
    2
    Silent and lonely rains



    Azîm, Kebîr ve Aliyy isimleri arasındaki ince farkı bir derece anlamak için bunların karşılığı olarak kullanılan ‘yüce, büyük ve yüksek’ kelimelerine bakmak gerekir. Bu kelimeler, o isimlerin mânâlarını tam ifade etmeseler de, aralarındaki fark hususunda bize bir fikir verebilirler. Yani, bu üç kelime aynı mânâya gelmedikleri gibi, bu isimler de aynı değildirler.

    Bir de bu isimlerin zıtlarına baktığımızda, ‘azîm’ kelimesinin zıddı 'hakir', ‘kebîr’in zıddı küçük, ‘âlî’nin zıddı 'aşağı' veya 'alçaktır.'

    Bilindiği gibi, Güneş’le Dünya arasındaki mesafe, yaklaşık yüz elli milyon kilometredir ve ışık, bu uzun mesafeyi sekiz dakikada kat ettiği halde, ışığı hâlâ dünyaya ulaşmamış yıldızlar vardır.

    Bu bilginin ışığında, ‘azamet, kibriya ve ulviyet’ mefhumları arasındaki farka bir derece bakmaya çalışalım.

    Semanın bu uçsuz bucaksız genişliğini ve yüksekliğini gözlerin ihatadan ve akılların idrakten aciz kalması noktasında, sema azimdir.

    Semanın büyüklüğü yanında yeryüzündeki bütün büyük cisimlerin küçük kalması yönüyle, sema kebîrdir.

    Semanın yüksekliği yanında yeryüzündeki bütün yüksekliklerin süflî kalacağı cihetiyle de sema âlîdir.

    Bu misal, maddeden münezzeh olan Allah’ın azamet, ulviyet ve kibriyasını anlamakta, elbette tam bir ölçü olamaz. Zira, hiçbir cihetle mahlukuna benzemeyen Allah’ın büyüklüğü, azameti ve ulviyeti de kendine hastır ve bunların bir benzeri düşünülemez. Ancak, bu misal ile sözkonusu isimlerin aynı olmadıkları, bir derece anlaşılabilirse maksat hasıl olmuş demektir.

    Azamet, ulviyet ve kibriya, bütün sıfatlar için olduğu gibi bütün şuunât, fiiller ve isimler için de sözkonusudur.

    Sadece bir misal olarak merhamet üzerinde duralım:

    Nur Müellifi, “Bütün validelerin şefkatleri rahmet-i ilâhiyenin bir lem’asıdır” buyurur.

    Merhametli olmak bir üstünlüktür ve bu sıfatın kemâli ancak Kebîr olan Allah’a mahsustur.

    Allah’ın o azim rahmetinin genişliğini ve şümûlünü akıllar idrak edemezler.

    Ve Allah’ın mahlukatına ettiği merhamet, bütün merhametlerden çok daha âlîdir, yüksektir.






+ Yorum Gönder