Konusunu Oylayın.: Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiş Şekli

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiş Şekli
  1. 14.Temmuz.2011, 01:56
    1
    Misafir

    Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiş Şekli






    Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiş Şekli Mumsema Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiş Şekli


  2. 14.Temmuz.2011, 01:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 15.Temmuz.2011, 01:00
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiş Şekli




    Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiş Şekli

    Esmâ-i Hüsnâ'nm Kur'ân-ı Kerim'deki tertibi şu şekilde nazil olmuştur.
    1. Allah
    2. Rahman: Bağışlayan, esirgeyen.
    3. Rahîm: Bağışlayan, acıyan.
    "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla." [224]
    4. Rab: Her şeyin sahibi. (Rabb'ül-Alemin)
    "Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."[225]
    5. Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi.
    "O, ceza gününün malikidir." [226]
    "Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir." [227]
    6. Muhît: Her şeyi çepeçevre kuşatan.
    "Halbuki Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmış¬tır." [228]
    "Bilesiniz ki O, her şeyi (ilmiyle) kuşatmış¬tır."![229]
    7. Kadir: Her şeye gücü yeten.
    "Şüphesiz ki Allah'ın her şeye gücü yeter." [230]
    8. Alîm: Hakkıyla bilen.
    "O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendisine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi. O, her şeyi hakkıyla bilendir." [231]
    9. Hakîm: Bütün iş ve emirleri yerinde olan.
    "Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz âlim ve hakim olan ancak sensin, dediler." [232]
    10. Tevvab: Kullarını tevbeye sevk eden ve tevbeleri bol bol kabul eden.
    "Adem, Rabbinden bir takını ilhamlar aldı ve derhal tevbe etti. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır." [233]
    11. Bari: Yaradan.
    "... Onun için yaradanınıza tevbe edin." [234]
    12. Basîr: Her şeyi gören.
    "... Allah onların yapmakta olduklarını eksik¬siz görür." [235]
    13. Velî: Yardımcı, dost.
    "...O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır."[236]
    14. Nasır: Yardımcı.
    "... Sizin için Allah'dan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır." [237]
    15. Vasi': İlim ve merhameti her şeyi kuşatan.
    "Allah'ın rahmeti ve nimeti geniştir. Her şeyi bilendir." [238]
    16. Bedi': Eşi ve örneği olmayan, sanatkârane yaratan.
    "(O), göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır." [239]
    17. Semi': Her şeyi işiten.
    "Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur. Şüp¬hesiz sen işitensin bilensin." [240]
    18. Aziz: Yenilmeyen, eşsiz galip
    "Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin ayet¬lerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hik¬meti öğretecek, onları temizleyecek bir peygam¬ber gönder. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli ye¬rince yapan yalnız sensin." [241]
    19. İlâh: Yegane mabud.
    20. Vahid: Bölünüp parçalara ayrılmayan, ben¬zeri bulunmama anlamında tek.
    "Yoksa Yakub'a ölüm geldiği zaman siz orada mı idiniz? O zaman (Yakub) oğullarına: Benden sonra kime kulluk edeceksiniz? demişti. Onlar: Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek Allah'a kulluk edeceğiz; biz ancak O'na teslim olmuşuzdur, dediler." [242]
    21. Rauf: Merhametli, şefkatli.
    "... Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve mer¬hametlidir." [243]
    22. Şâkir: İyiliğe karşı mükafat veren.
    "Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa şüphesiz Allah kabul eder ve (yapılanı) hakkıyla bi¬lir." [244]
    23. Gafur: Bütün günahları bağışlayan.
    "Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan, çokça esir¬geyendir." [245]
    24. Karîb: Kullarına çok yakın.
    "Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onla¬ra): Ben çok yakınım..." [246]
    25. Halim: Acele ve kızgınlıkla acele hareket et¬meyen.
    "Allah yapmakta olduklarınızı bilir." [247]
    26. Habîr: Her şeyden haberdar olan.
    "Allah yapmakta olduklarınızı bilir." [248]
    27. Hayy: Ebedi diri.
    28. Kayyum: Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kainatı idare eden.
    "Allah, O'ndan başka ilah yoktur; O, Hayy'dır, Kayyum'dur." [249]
    29. Âlî: Şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın.
    30. Azîm: Zat ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu.
    "... O yücedir, büyüktür." [250]
    31. Ganî: Her şeyden müstağni, kendi dışındaki her şey O'na muhtaç,
    "Allah zengindir, acelesi de yoktur." [251]
    32. Hamid: Övülmeye layık.
    "... Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyık¬tır." [252]
    33. Vehhâb: Karşılıksız bol bol veren.
    "... Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfü en bol olan sensin." [253]
    34. Camı: Toplayıp düzenleyen, kıyamet günü hesaba çekmek için mahlukâtı toplayan.
    "Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin."'[254]
    35. Kâim: İşleri tedbir edip, ayakta tutan.
    "Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilah yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar etmişlerdir." [255]
    "Herkesin kazandığını gözetleyip muhafaza eden, (hiç böyle yapmayan gibi olur mu?)" [256]
    36. Malîkü'l Mülk: Mülkün sahibi.
    "(Rasulüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın..." [257]
    37. Şehîd: Her şeyi gözetleyerek bilen.
    "... Allah yaptıklarınızı görüp durur..." [258]
    38. Nasır: Yardım eden.
    "Oysa sizin mevlânız Allah'tır ve O, yardımcı¬ların en hayırhsıdır." [259]
    39. Vekîl: Güvenilip, dayanılan.
    "...Onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!' dediler." [260]
    40. Rakîb: Gözetleyip kontrol eden.
    "... Hesab sorucu olarak da Allah yeter." [261]
    41. Hasîb: Kullarına yeten ve onları hesaba çe¬ken.
    "... Hesap sorucu olarak da Allah yeter." [262]
    42. Kebîr: Zat ve sıfatları anlaşılamayacak ka¬dar büyük, ulu.
    "... Çünkü Allah yücedir, büyüktür." [263]
    43. Afûv: Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden.
    "Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcı¬dır." [264]
    44. Mukît: Bedenlerin ve ruhların gıdasını ya¬ratıp veren, bilip gücü yeten ve koruyan.
    "Allah her şeyin karşılığını vericidir." [265]
    45. Rezzâk: Mahlukâtın beden ve ruhlarının gıdasını yaratıp veren.
    "... (Ey Rabbimiz!) Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın." [266]
    46. Fâtır: Yoktan var eden.
    "De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, ye¬dirdiği halde yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost edineceğim!"[267]
    47. Kahir: Yenilmeyen, yegâne galib.
    "O, kulların üstünde her türlü tasarrufa sa¬hiptir." [268]
    48. Kâdîr: Her şeye gücü yeten, yegâne kudret sahibi.
    "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" dediler. De ki: Şüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir."[269]
    49. Hak: Fiilen var olan, mevcudiyeti ve uluhiyyeti gerçek olan.
    "Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler." [270]
    50. Âlimü'l-Gaybi Ve'ş-Şehadeti: Gizliyi de açığı da bilen.
    "Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibi¬dir, her şeyden haberdardır." [271]
    51. Halîk: Takdirine uygun yaratan.
    "İşte Rabbiniz Allah O'dur. O’ndan başka ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır." [272]
    52. Latîf: Yaratılmışların ihtiyacını en ince nok¬tasına kadar bilen sezilmez yollarla karşılayan.
    "Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri gö¬rür. O eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır."[273]
    53. Hakem: Hüküm veren.
    "(De ki): Allah'dan başka bir hakem mi araya¬cağım? Halbuki size Kitab'ı açık olarak indiren O'¬dur."[274]
    54. Sâdık: Doğru söyleyen.
    "Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğru söyleyeniz." [275]
    55. Mevlâ: Gerçek dost, sahip.
    "... Bilin ki Allah, sizin sahibinizdir. O ne gü¬zel sahip ve ne güzel yardımcıdır!" [276]
    56. Kavi: Her şeye gücü yeten, kudretli.
    "Allah güçlüdür. Onun cezası şiddetlidir."[277]
    57. Hafız: Koruyan gözeten.
    "... Benim Rabbim her şeyi gözetendir." [278]
    58. Mucîb: İstek ve arzulara karşılık veren.
    "... O'na tevbe edin. Çünkü Rabbim (kullarına) çok yakındır (dualarını) kabul edendir." [279]
    59. Mecîd: Şanlı, şerefli.
    "... Şüphesiz ki O, övülmeye lâyıktır, iyiliği boldur." [280]
    60. Vedûd: Çok seven ve sevilen.
    "... Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir (mü'minleri) çok sever." [281]
    61. Müsteân: Sığınılan.
    "...Artık (bana düşen) hakkıyla sabretmektir. Anlattığınız karşısında (bana) yardım edecek olan ancak Allah'tır."[282]
    62. Gâlib: Yegane galebe sahibi.
    "Allah emrini yerine getirmeye kadirdir. Fa¬kat insanların çoğu (bunu) bilmezler." [283]
    63. Kahhar: Yenilmeyen, yegane galib.
    "... Çeşitli tanrılar mı daha iyi, yoksa gücüne karşı durulamaz olan bir tek Allah mı?" [284]
    64. Hafîz: Koruyup gözeten.
    "... Allah en hayırlı koruyucudur. O, acıyanla¬rın en merhametlisidir." [285]
    65. Müteâlî: İzzet ve şeref, hükümranlık bakı¬mından yüce, aşkın.
    "O, görüleni de görülmeyeni de bilir, çok bü¬yüktür, yücedir." [286]
    66. Valî: Kainata hâkim olup onu yöneten.
    "... Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur." [287]
    67. Şedîd: Azabı çetin ve şiddetli [288]
    "Onlar, Allah hakkında mücâdele edip durur¬ken O, yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çar¬par. Ve O azabı pek şiddetli olandır." [289]
    68. Varis: Varlığının sonu olmayan
    . "Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Ve her şe¬ye biz varis oluruz." [290]
    69. Hallak: Hakkıyla yaratan.
    "Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan, pek iyi bilendir." [291]
    70. Kefîl: Bütün işleri üzerine alan yegâne var¬lık.
    "Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı üzerinize şahit tutarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın." [292]
    71. Muktedir: Her şeye gücü yeten, kudretli.
    "Allah, her şey üzerinde iktidar sahibidir." [293]
    72. Hafi: Lütufkar.
    "İbrahim: Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O ba¬na karşı çok lütufkardır." [294]
    73. Gaffar: Çok bağışlayan, daima affeden.
    "Şu da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra (böylece) doğru yolda giden kimseyi bağışlarım." [295]
    74. Hadî: Yol gösteren, hidayete erdiren
    "Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir." [296]
    75. Mübîn: Apaçık gerçek olan.
    "Allah'ın apaçık gerçek olduğunu anlayacak¬lardır." [297]
    76. Nur: Nürlandıran, nûr kaynağı.
    "Allah, göklerin ve yerin nurudur." [298]
    77. Kerîm: Her türlü fazilete sahip olan, kerem sahibi.
    "... Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbinin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahi¬bidir." [299]
    78. Müntekîm: Suçluları cezalandıran.
    "Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenlerden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz, günahkârlara layık ol¬dukları cezayı veririz." [300]
    79. Fettah: İyilik kapılarını açan, en güzel ha¬kem, fatih.
    "De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplaya¬cak, sonra aramızda hak ile hükmedecektir." [301]



  4. 15.Temmuz.2011, 01:00
    2
    Silent and lonely rains



    Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiş Şekli

    Esmâ-i Hüsnâ'nm Kur'ân-ı Kerim'deki tertibi şu şekilde nazil olmuştur.
    1. Allah
    2. Rahman: Bağışlayan, esirgeyen.
    3. Rahîm: Bağışlayan, acıyan.
    "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla." [224]
    4. Rab: Her şeyin sahibi. (Rabb'ül-Alemin)
    "Hamd âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."[225]
    5. Melik: Görünen ve görünmeyen alemlerin sahibi.
    "O, ceza gününün malikidir." [226]
    "Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir." [227]
    6. Muhît: Her şeyi çepeçevre kuşatan.
    "Halbuki Allah, kafirleri çepeçevre kuşatmış¬tır." [228]
    "Bilesiniz ki O, her şeyi (ilmiyle) kuşatmış¬tır."![229]
    7. Kadir: Her şeye gücü yeten.
    "Şüphesiz ki Allah'ın her şeye gücü yeter." [230]
    8. Alîm: Hakkıyla bilen.
    "O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra (kendisine has bir şekilde) semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi. O, her şeyi hakkıyla bilendir." [231]
    9. Hakîm: Bütün iş ve emirleri yerinde olan.
    "Melekler: Yâ Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz âlim ve hakim olan ancak sensin, dediler." [232]
    10. Tevvab: Kullarını tevbeye sevk eden ve tevbeleri bol bol kabul eden.
    "Adem, Rabbinden bir takını ilhamlar aldı ve derhal tevbe etti. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır." [233]
    11. Bari: Yaradan.
    "... Onun için yaradanınıza tevbe edin." [234]
    12. Basîr: Her şeyi gören.
    "... Allah onların yapmakta olduklarını eksik¬siz görür." [235]
    13. Velî: Yardımcı, dost.
    "...O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır."[236]
    14. Nasır: Yardımcı.
    "... Sizin için Allah'dan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır." [237]
    15. Vasi': İlim ve merhameti her şeyi kuşatan.
    "Allah'ın rahmeti ve nimeti geniştir. Her şeyi bilendir." [238]
    16. Bedi': Eşi ve örneği olmayan, sanatkârane yaratan.
    "(O), göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır." [239]
    17. Semi': Her şeyi işiten.
    "Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur. Şüp¬hesiz sen işitensin bilensin." [240]
    18. Aziz: Yenilmeyen, eşsiz galip
    "Ey Rabbimiz! Onlara, içlerinden senin ayet¬lerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hik¬meti öğretecek, onları temizleyecek bir peygam¬ber gönder. Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli ye¬rince yapan yalnız sensin." [241]
    19. İlâh: Yegane mabud.
    20. Vahid: Bölünüp parçalara ayrılmayan, ben¬zeri bulunmama anlamında tek.
    "Yoksa Yakub'a ölüm geldiği zaman siz orada mı idiniz? O zaman (Yakub) oğullarına: Benden sonra kime kulluk edeceksiniz? demişti. Onlar: Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek Allah'a kulluk edeceğiz; biz ancak O'na teslim olmuşuzdur, dediler." [242]
    21. Rauf: Merhametli, şefkatli.
    "... Zira Allah insanlara karşı şefkatli ve mer¬hametlidir." [243]
    22. Şâkir: İyiliğe karşı mükafat veren.
    "Her kim gönüllü olarak bir iyilik yaparsa şüphesiz Allah kabul eder ve (yapılanı) hakkıyla bi¬lir." [244]
    23. Gafur: Bütün günahları bağışlayan.
    "Şüphesiz ki Allah çok bağışlayan, çokça esir¬geyendir." [245]
    24. Karîb: Kullarına çok yakın.
    "Kullarım sana, beni sorduğunda (söyle onla¬ra): Ben çok yakınım..." [246]
    25. Halim: Acele ve kızgınlıkla acele hareket et¬meyen.
    "Allah yapmakta olduklarınızı bilir." [247]
    26. Habîr: Her şeyden haberdar olan.
    "Allah yapmakta olduklarınızı bilir." [248]
    27. Hayy: Ebedi diri.
    28. Kayyum: Her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kainatı idare eden.
    "Allah, O'ndan başka ilah yoktur; O, Hayy'dır, Kayyum'dur." [249]
    29. Âlî: Şeref ve hükümranlık bakımından en yüce, aşkın.
    30. Azîm: Zat ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu.
    "... O yücedir, büyüktür." [250]
    31. Ganî: Her şeyden müstağni, kendi dışındaki her şey O'na muhtaç,
    "Allah zengindir, acelesi de yoktur." [251]
    32. Hamid: Övülmeye layık.
    "... Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyık¬tır." [252]
    33. Vehhâb: Karşılıksız bol bol veren.
    "... Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfü en bol olan sensin." [253]
    34. Camı: Toplayıp düzenleyen, kıyamet günü hesaba çekmek için mahlukâtı toplayan.
    "Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin."'[254]
    35. Kâim: İşleri tedbir edip, ayakta tutan.
    "Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilah yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de bunu ikrar etmişlerdir." [255]
    "Herkesin kazandığını gözetleyip muhafaza eden, (hiç böyle yapmayan gibi olur mu?)" [256]
    36. Malîkü'l Mülk: Mülkün sahibi.
    "(Rasulüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın..." [257]
    37. Şehîd: Her şeyi gözetleyerek bilen.
    "... Allah yaptıklarınızı görüp durur..." [258]
    38. Nasır: Yardım eden.
    "Oysa sizin mevlânız Allah'tır ve O, yardımcı¬ların en hayırhsıdır." [259]
    39. Vekîl: Güvenilip, dayanılan.
    "...Onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!' dediler." [260]
    40. Rakîb: Gözetleyip kontrol eden.
    "... Hesab sorucu olarak da Allah yeter." [261]
    41. Hasîb: Kullarına yeten ve onları hesaba çe¬ken.
    "... Hesap sorucu olarak da Allah yeter." [262]
    42. Kebîr: Zat ve sıfatları anlaşılamayacak ka¬dar büyük, ulu.
    "... Çünkü Allah yücedir, büyüktür." [263]
    43. Afûv: Hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde günahları affeden.
    "Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcı¬dır." [264]
    44. Mukît: Bedenlerin ve ruhların gıdasını ya¬ratıp veren, bilip gücü yeten ve koruyan.
    "Allah her şeyin karşılığını vericidir." [265]
    45. Rezzâk: Mahlukâtın beden ve ruhlarının gıdasını yaratıp veren.
    "... (Ey Rabbimiz!) Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en hayırlısısın." [266]
    46. Fâtır: Yoktan var eden.
    "De ki: Gökleri ve yeri yoktan var eden, ye¬dirdiği halde yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost edineceğim!"[267]
    47. Kahir: Yenilmeyen, yegâne galib.
    "O, kulların üstünde her türlü tasarrufa sa¬hiptir." [268]
    48. Kâdîr: Her şeye gücü yeten, yegâne kudret sahibi.
    "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" dediler. De ki: Şüphesiz Allah mucize indirmeye kadirdir."[269]
    49. Hak: Fiilen var olan, mevcudiyeti ve uluhiyyeti gerçek olan.
    "Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler." [270]
    50. Âlimü'l-Gaybi Ve'ş-Şehadeti: Gizliyi de açığı da bilen.
    "Gizliyi ve açığı bilendir ve O, hikmet sahibi¬dir, her şeyden haberdardır." [271]
    51. Halîk: Takdirine uygun yaratan.
    "İşte Rabbiniz Allah O'dur. O’ndan başka ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır." [272]
    52. Latîf: Yaratılmışların ihtiyacını en ince nok¬tasına kadar bilen sezilmez yollarla karşılayan.
    "Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri gö¬rür. O eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır."[273]
    53. Hakem: Hüküm veren.
    "(De ki): Allah'dan başka bir hakem mi araya¬cağım? Halbuki size Kitab'ı açık olarak indiren O'¬dur."[274]
    54. Sâdık: Doğru söyleyen.
    "Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğru söyleyeniz." [275]
    55. Mevlâ: Gerçek dost, sahip.
    "... Bilin ki Allah, sizin sahibinizdir. O ne gü¬zel sahip ve ne güzel yardımcıdır!" [276]
    56. Kavi: Her şeye gücü yeten, kudretli.
    "Allah güçlüdür. Onun cezası şiddetlidir."[277]
    57. Hafız: Koruyan gözeten.
    "... Benim Rabbim her şeyi gözetendir." [278]
    58. Mucîb: İstek ve arzulara karşılık veren.
    "... O'na tevbe edin. Çünkü Rabbim (kullarına) çok yakındır (dualarını) kabul edendir." [279]
    59. Mecîd: Şanlı, şerefli.
    "... Şüphesiz ki O, övülmeye lâyıktır, iyiliği boldur." [280]
    60. Vedûd: Çok seven ve sevilen.
    "... Muhakkak ki Rabbim çok merhametlidir (mü'minleri) çok sever." [281]
    61. Müsteân: Sığınılan.
    "...Artık (bana düşen) hakkıyla sabretmektir. Anlattığınız karşısında (bana) yardım edecek olan ancak Allah'tır."[282]
    62. Gâlib: Yegane galebe sahibi.
    "Allah emrini yerine getirmeye kadirdir. Fa¬kat insanların çoğu (bunu) bilmezler." [283]
    63. Kahhar: Yenilmeyen, yegane galib.
    "... Çeşitli tanrılar mı daha iyi, yoksa gücüne karşı durulamaz olan bir tek Allah mı?" [284]
    64. Hafîz: Koruyup gözeten.
    "... Allah en hayırlı koruyucudur. O, acıyanla¬rın en merhametlisidir." [285]
    65. Müteâlî: İzzet ve şeref, hükümranlık bakı¬mından yüce, aşkın.
    "O, görüleni de görülmeyeni de bilir, çok bü¬yüktür, yücedir." [286]
    66. Valî: Kainata hâkim olup onu yöneten.
    "... Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur." [287]
    67. Şedîd: Azabı çetin ve şiddetli [288]
    "Onlar, Allah hakkında mücâdele edip durur¬ken O, yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çar¬par. Ve O azabı pek şiddetli olandır." [289]
    68. Varis: Varlığının sonu olmayan
    . "Şüphesiz biz diriltir ve öldürürüz. Ve her şe¬ye biz varis oluruz." [290]
    69. Hallak: Hakkıyla yaratan.
    "Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan, pek iyi bilendir." [291]
    70. Kefîl: Bütün işleri üzerine alan yegâne var¬lık.
    "Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı üzerinize şahit tutarak, pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın." [292]
    71. Muktedir: Her şeye gücü yeten, kudretli.
    "Allah, her şey üzerinde iktidar sahibidir." [293]
    72. Hafi: Lütufkar.
    "İbrahim: Selâm sana (esen kal) dedi, Rabbimden senin için mağfiret dileyeceğim. Çünkü O ba¬na karşı çok lütufkardır." [294]
    73. Gaffar: Çok bağışlayan, daima affeden.
    "Şu da muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra (böylece) doğru yolda giden kimseyi bağışlarım." [295]
    74. Hadî: Yol gösteren, hidayete erdiren
    "Allah, iman edenleri, kesinlikle dosdoğru bir yola yöneltir." [296]
    75. Mübîn: Apaçık gerçek olan.
    "Allah'ın apaçık gerçek olduğunu anlayacak¬lardır." [297]
    76. Nur: Nürlandıran, nûr kaynağı.
    "Allah, göklerin ve yerin nurudur." [298]
    77. Kerîm: Her türlü fazilete sahip olan, kerem sahibi.
    "... Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbinin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahi¬bidir." [299]
    78. Müntekîm: Suçluları cezalandıran.
    "Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenlerden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz, günahkârlara layık ol¬dukları cezayı veririz." [300]
    79. Fettah: İyilik kapılarını açan, en güzel ha¬kem, fatih.
    "De ki: Rabbimiz hepimizi bir araya toplaya¬cak, sonra aramızda hak ile hükmedecektir." [301]



  5. 15.Temmuz.2011, 01:00
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kuranda Geçen Esmalar ve Geçiş Şekli

    80. Şekûr: Az bir iyiliğe karşı çok mükâfat veren.
    "Çünkü Allah, onların mükâfatlarını tam öder ve lütfundan onlara fazlasını da verir. Şüphesiz O, çok bağışlayan, şükrün karşılığını bol bol veren¬dir." [302]
    81. Kâ'fî: Her şeye kâfi gelen.
    "Allah kuluna kâfi değil midir?"[303]
    82. Gâfir: Bağışlayan.
    "Günahı bağışlayan..." [304]
    83. Rafiu'd-Derecât: Dereceleri yükselten.
    "Dereceleri yükselten..." [305]
    84. Zu'l-Arş: Arş sahibi.
    "Dereceleri yükselten, Arşın sahibi Allah, ka¬vuşma günüyle korkutmak için kullarından diledi¬ğine iradesiyle ilgili vahyi indirir." [306]
    85. Muhyî: Hayat, can veren.
    "Senin yeryüzünü kupkuru görmen de Allah'ın âyetlerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiği¬miz zaman, harekete geçip kabarır. Ona can veren, elbette ölüleri de diriltir. O, her şeye kadirdir." [307]
    86. Rezzak: Her türlü rızkı veren, ruhu, bedeni rızıklandıran.
    87. Zu'l-Kuvva: Güç, kuvvet ve kudret sahibi.
    88. Metin: Herşeye gücü yeten, yegane kudret sahibi.
    "Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır." [308]
    89. Ber: İyilik eden, vaadini yerine getiren.
    "Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur." [309]
    90. Melik: Gayb ve şuhûd âlemlerin sahibi.
    "Güçlü ve yüce Allah'ın huzurunda hak mec¬lisindedirler." [310]
    91. Zû'l-Celâlî Ve'l-İkrâm: Azamet ve ikram sahibi.
    "Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı baki kalacak." [311]
    92. Evvel: Varlığının başlangıcı olmayan.
    93. Âhîr: Varlığının sonu olmayan.
    94. Zahir: Varlığını ve birliğini belgeleyen bir çok delilin bulunması açısından aşikar.
    95. Bâtın: Zatının görülmemesi ve mahiyetinin anlaşılmasının mümkün olmaması bakımından gizli olan.
    "O ilktir, sondur, zahirdir, bâtındır. O, her şe¬yi bilendir." [312]
    96. Kuddüs: Her türlü eksiklikten münezzeh olan.
    97. Selâm: Esenlik ve barış veren.
    98. Mü'mîn: Güven veren ve güvenilip dayanı¬lan, vaadi hak.
    99. Müheymin: Kâinatın bütün işlerini tedbir edip, yöneten.
    100. Cebbar: İradesi baskı altında olmayan, her durumda yürüten, yaratılmışların halini iyileştirip gözeten.
    101. Mü'tekebbir: Azamet ve yüceliğini izhar eden.
    "O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten mü¬nezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuştu¬randır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münez¬zehtir."[313]
    102. Musavvir: Şekil veren, nitelik ve özellik kazandıran.
    "O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nun şanını yüceltmektedirler. O galiptir, hik¬met sahibidir."[314]
    103. Âlâ: Yüce.
    "Yüce Rabbinin adını tesbih (tasdik) et." [315]
    104. Ekrem: Kerem sahibi.
    "Rabbin, en büyük kerem sahibidir." [316]
    105. Ahad: Benzerinin bulunmaması, parçalan¬maması itibariyle tek.
    "De ki: O, Allah birdir."[317]
    106. Samed: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her şeyden müstağni, arzu ve ihtiyaçları, sebebiyle her¬kesin yöneldiği ulular ulusu, müstağni.
    "Allah Samed'dir."[318]
    Öyle kî:
    O, doğmamış ve doğurmamıştır. O'nun hiçbir dengi yoktur.
    İşte saymış olduğumuz Allah'ın bu güzel isimleri Kur'ân-ı Kerim'de isim kipiyle gelmiş olup, ayet-i ke¬rimelerde açık olarak geçmektedir toplam 106 adettir. Allahu alem bissevab.



  6. 15.Temmuz.2011, 01:00
    3
    Silent and lonely rains
    80. Şekûr: Az bir iyiliğe karşı çok mükâfat veren.
    "Çünkü Allah, onların mükâfatlarını tam öder ve lütfundan onlara fazlasını da verir. Şüphesiz O, çok bağışlayan, şükrün karşılığını bol bol veren¬dir." [302]
    81. Kâ'fî: Her şeye kâfi gelen.
    "Allah kuluna kâfi değil midir?"[303]
    82. Gâfir: Bağışlayan.
    "Günahı bağışlayan..." [304]
    83. Rafiu'd-Derecât: Dereceleri yükselten.
    "Dereceleri yükselten..." [305]
    84. Zu'l-Arş: Arş sahibi.
    "Dereceleri yükselten, Arşın sahibi Allah, ka¬vuşma günüyle korkutmak için kullarından diledi¬ğine iradesiyle ilgili vahyi indirir." [306]
    85. Muhyî: Hayat, can veren.
    "Senin yeryüzünü kupkuru görmen de Allah'ın âyetlerindendir. Biz onun üzerine suyu indirdiği¬miz zaman, harekete geçip kabarır. Ona can veren, elbette ölüleri de diriltir. O, her şeye kadirdir." [307]
    86. Rezzak: Her türlü rızkı veren, ruhu, bedeni rızıklandıran.
    87. Zu'l-Kuvva: Güç, kuvvet ve kudret sahibi.
    88. Metin: Herşeye gücü yeten, yegane kudret sahibi.
    "Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır." [308]
    89. Ber: İyilik eden, vaadini yerine getiren.
    "Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Çünkü iyilik eden, esirgeyen ancak O'dur." [309]
    90. Melik: Gayb ve şuhûd âlemlerin sahibi.
    "Güçlü ve yüce Allah'ın huzurunda hak mec¬lisindedirler." [310]
    91. Zû'l-Celâlî Ve'l-İkrâm: Azamet ve ikram sahibi.
    "Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zâtı baki kalacak." [311]
    92. Evvel: Varlığının başlangıcı olmayan.
    93. Âhîr: Varlığının sonu olmayan.
    94. Zahir: Varlığını ve birliğini belgeleyen bir çok delilin bulunması açısından aşikar.
    95. Bâtın: Zatının görülmemesi ve mahiyetinin anlaşılmasının mümkün olmaması bakımından gizli olan.
    "O ilktir, sondur, zahirdir, bâtındır. O, her şe¬yi bilendir." [312]
    96. Kuddüs: Her türlü eksiklikten münezzeh olan.
    97. Selâm: Esenlik ve barış veren.
    98. Mü'mîn: Güven veren ve güvenilip dayanı¬lan, vaadi hak.
    99. Müheymin: Kâinatın bütün işlerini tedbir edip, yöneten.
    100. Cebbar: İradesi baskı altında olmayan, her durumda yürüten, yaratılmışların halini iyileştirip gözeten.
    101. Mü'tekebbir: Azamet ve yüceliğini izhar eden.
    "O, öyle Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. O, mülkün sahibidir, eksiklikten mü¬nezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuştu¬randır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, müşriklerin ortak koştukları şeylerden münez¬zehtir."[313]
    102. Musavvir: Şekil veren, nitelik ve özellik kazandıran.
    "O, yaratan, var eden, şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O’nun şanını yüceltmektedirler. O galiptir, hik¬met sahibidir."[314]
    103. Âlâ: Yüce.
    "Yüce Rabbinin adını tesbih (tasdik) et." [315]
    104. Ekrem: Kerem sahibi.
    "Rabbin, en büyük kerem sahibidir." [316]
    105. Ahad: Benzerinin bulunmaması, parçalan¬maması itibariyle tek.
    "De ki: O, Allah birdir."[317]
    106. Samed: Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, her şeyden müstağni, arzu ve ihtiyaçları, sebebiyle her¬kesin yöneldiği ulular ulusu, müstağni.
    "Allah Samed'dir."[318]
    Öyle kî:
    O, doğmamış ve doğurmamıştır. O'nun hiçbir dengi yoktur.
    İşte saymış olduğumuz Allah'ın bu güzel isimleri Kur'ân-ı Kerim'de isim kipiyle gelmiş olup, ayet-i ke¬rimelerde açık olarak geçmektedir toplam 106 adettir. Allahu alem bissevab.






+ Yorum Gönder