Konusunu Oylayın.: Rahmet” ile “mağfiret” arasındaki fark

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Rahmet” ile “mağfiret” arasındaki fark
  1. 14.Temmuz.2011, 01:54
    1
    Misafir

    Rahmet” ile “mağfiret” arasındaki fark

  2. 15.Temmuz.2011, 12:04
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Rahmet” ile “mağfiret” arasındaki fark




    “Rahmet” ile “mağfiret” arasındaki fark

    “Rahmet” kelime olarak acımak, esirgemek, lûtfetmek gibi manalara gelir.
    Tasavvuf lisanında ise rahmet iki kısma ayrılır:
    1. Rahmet-i imtinâniye… Bu, Allah’ın amel ve ibadet edilmeden evvelki umumi rahmetidir. (1) Mesela meşhur divan şairimiz Baki’nin;
    Gark eder âlemleri bir katr-ı âb-ı mağfiret
    Var, kıyas et, vus’at-i derya-yi rahmet nidüğün beytinde anlatıldığı gibi…
    Yani demek istiyor ki şairimiz: Allah’ın mağfiretinden tek bir mağfiret damlası bile âlemleri bağışlanma deryasında bırakmaya, mağfirete boğmaya yeter. Sen buna göre kıyas et O’nun rahmet deryasının büyüklüğünü…
    Hadis-i kudside de Mevlamız, “Rahmetim gadabımı geçti” buyurmuyor mu?
    2. Rahmet-i vücudiye… Bu da takva ehline ahirette va’dedilen hususi rahmet. Yine meşhur şairlerimizden İzzet Molla da bir beytinde diyor ki:
    İzzetâ rahmet-i Hak nîk u bende yeksândır
    Yağsa bârân-ı kerem bahr ile sahil birdir

    Bugünkü Türkçeyle beytin mefhumunu şöyle ifade edebiliriz: Ey İzzet! Allah’ın rahmeti iyiye de kötüye de müsavidir. Kerem (lûtuf-ihsan-bağış) yağmuru yağsa, denizle kıyı birdir. (Her ikisi de eşit şekilde bundan istifade eder.)
    Tabii burada şairimiz, Cenab-ı Hakk’ın “Rahmân” sıfatına işarette bulunuyor. Bilindiği üzere Rabbimiz, bu sıfatıyla, dünyada umumi manada her şeye, herkese rahmet ve merhamet ediyor. Oysa ahirette “Rahîm” sıfatının hususi manası mucibince sadece mü’minlere rahmetiyle muamele edecek, inanmayanlara değil.
    ***
    Dilerseniz bu iki sıfatın manalarını biraz daha açmaya, açıklamaya çalışalım.
    R A H M Â NRahmân; rahmeti bol olan, çok merhametli, sınırsız merhamet sahibi manalarına gelmektedir. Allah Teala’nın güzel isimlerinden (Esmau’l-hüsnâ) birisidir.
    Bu sıfatının bir tecellisi olarak Mevlamız, dünyada kulları arasında hiçbir ayrım yapmaksızın herkese acır, mü’min-kâfir-müşrik-münafık hiçbirinden rahmetini esirgemez. Öyle olduğu içindir ki, Allah Teala bu âlemde, zatına isyan edenlerden bile rahmet ve ihsanını, lûtuf ve bağışını kesmez.
    Lafzında ve manasında taşıdığı kesret (çokluk) sebebiyle Allah’tan başkaları için “Rahmân” tabiri kullanılmaz. Çünkü yaratılmışlardan hiçbirinin o derece ihatalı-kapsamlı-kuşatıcı merhamet sahibi olması mümkün değildir. Mesela “Rahmânü’l-Yemâme” adıyla çağrılan Müseylemetü’l-kezzâb hariç, tarihte hiçbir insanın Rahmân adıyla çağrıldığı vaki değildir, denilmiştir. Caiz görülmediği için de Müslümanlar bu sıfatı çocuklarına isim olarak vermezler.
    Rahmân lafzı, Kur’an-ı Kerim’de sure başlarındaki Besmeleler hariç 58 yerde zikredilmiştir. Mesela “(Rasûlüm) de ki: İster Allah diye, ister Rahmân diye çağırın (dua edin)…“ (2) ayetinde, İsm-i A’zam olarak bilinen “Allah” lafza-i celâli ile bir arada zikredildiği için, Rahmân sıfatının ona denk bir isim olduğu da söylenir, bazı âlimler tarafından…
    Bu sıfatın geçtiği başka iki ayetin meali de şöyledir:
    “Ey Muhammed! Sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik. O ümmet, çok merhametli olan Allah’ı inkâr eder. De ki: O, benim Rabbimdir. O’ndan başka ilah yoktur. Yalnız O’na güvenin, dönüşüm de O’nadır.” (3)
    “Her halde hepinizin ilâhı, bir tek ilâhtır. Ondan başka bir ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm’dir.” (4)
    ***
    R A H Î M
    “Rahîm” sıfatına gelince…
    Bu da rahmet mastarından meydana gelmiş bir kelimedir. Lûgatte çok acıyan, pek merhametli olan manasınadır. Bu da “Rahmân” gibi Allah Teala’nın güzel isimlerinden birisidir. Manası; Hz. Allah’ın, yarattığı şeylerden rahmete muhtaç olanlara merhamet etmesi, acımasıdır. Cenab-ı Hak bu sıfatı ile inanan ve kendi yolunda yürüyen kullarına rahmetiyle muamele eder. O’nun merhameti, sadece belirli bir karşılığa dayanmadığı için sınırlı da değildir.
    Kur’an-ı Kerim’de sure başlarında tekrarlanan Besmeleler hariç, 115 yerde Allah’a, bir yerde de Rasûlüllah Efendimize nisbet edilerek 116 yerde zikredilmiştir.
    Besmelede ve Kur’an-ı Kerim’in diğer muhtelif ayetlerinde Allah Teala’nın bu ismi Rahmân sıfatıyla birlikte gelmiştir. Bu her iki sıfat da Allah’ın rahmet ve merhametini ifade eder. Ancak bu iki sıfatın aynı yerde kullanılması –hâşâ- maksatsız tekrar olmayıp, Rahmân vasfıyla Allah’ın yaratılmışlara çok çok merhamet etmesi ve rızıklandırıp ihsanda bulunması, Rahîm vasfı ile de dünyada İslâm inancı üzere yaşayan kullarına Allah’ın, ahirette lûtuf ve ihsanının bol olacağı kastedilmiştir.
    Allah Teala’nın bu ismi Kur’an-ı Kerim’de yalnız başına hiç kullanılmamıştır. Başta Gafûr (çok bağışlayan) vasfı olmak üzere Cenab-ı Hakk’ın diğer isimleriyle birlikte zikredilmiştir.
    Rahîm sıfatının geçtiği iki ayetin meali şöyledir:
    “(Habibim!) Âyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: Selâm olsun size! Rabbiniz, sizden kim bilmeyerek fenalık işler de arkasından tevbe eder nefsini düzeltirse, ona rahmet etmeyi kendi üzerine yazmış (almış)tır. Muhakkak ki O, mağfiret eden (bağışlayan), merhamet eden (esirgeyen)dir”. (5)
    “Kötülük işleyip ardından tevbe edenler ve inananlar bilsinler ki; Rabbin, bu hareketlerinin ardından onları şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.” (6)
    ***
    Rahmetle ilgili bazı tabirlerimiz:
    Türkçemizde “rahmet”, Allah’ın kullarına acımasının açık bir işareti olan faydalı yağmur anlamında kullanılır.
    “Rahmet okutmak”… Allah rahmet eylesin dedirtmek, hayırla anılmak manasınadır. Mecazen, önce iyi olduğu sanılan kişinin, kötü bilinen bir başkasından daha fena çıkması, kötüyü aratması anlamında da kullanılır.
    Rahmet ayrıca, Kur’an-ı Kerim ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) hakkında da kullanılan bir tabirdir. Mesela Âlemlere rahmet manasında, “Rahmeten li’l-âlemîn” denilir.
    **
    M A Ğ F İ R E T
    “Mağfiret”; Allah Teala’nın Gafûr sıfatının bir iktizası/gereği olarak, yaptıkları kötülüklere pişman olup tevbe eden, salih ameller (iyi işler) yapan kullarını bağışlaması demektir.
    “Ehlü’l-mağfire” terkibi, bağışlanmaya ehil olanlar anlamına dini bir tabirimizdir.
    “Gafûr”; lûgatte, bir şeyi örtmek, gizlemek, ıslah etmek, yarlığamak-bağışlamak manalarına gelen “gfr” mastarından meydana gelmiştir.
    “el-Gafûr” da Rahmân ve Rahîm gibi Cenab-ı Hakk’ın güzel isimlerindendir. Günahları örten, kusurları-hataları bağışlayan, bağışlaması bol ve çok geniş olan manalarınadır.
    Allah Teala, hata ve günahı ne kadar çok olursa olsun, bir kul pişmanlık duyup tevbe-istiğfar ederse, bu sıfatının gereği onu affedebilir. Hata ve günah insanların bir nevi ayrılmaz bir hasleti/özelliği olduğu gibi, dilediği zaman günahkâr kulu bağışlamak da Allah Teala’nın şanındandır. O Gafûr ve Rahîm olduğu için, kullarının kendisinden af ve mağfiret taleplerini bekler. Nitekim bir ayet-i celilesinde şöyle buyurmaktadır: “Allah’tan mağfiret dileyin (bağışlanmanızı isteyin). Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (7)
    Mealen arzetmeye çalışacağım aşağıdaki hadis de, insanların günah işleyebileceklerini ve Allah Teala’nın da günahkâr kullarından dilediğini affedebileceğini bizlere beyan etmektedir: “Eğer günah işlemeseydiniz, Allah (c.c.) sizleri helak eder (ortadan kaldırır), günah işleyip de kendisinden mağfiret dileyen kişileri/insanları yaratırdı.” (8)
    Bu mefhum-kavram, Kur’an-ı Kerim’de 91 yerde Allah’ın sıfatı olarak zikredilmiştir.
    Kur’an’da aynı mastardan (gfr) türeyen daha başka sıfatları da vardır Allah Teala’nın… Bunlar “Gaffâr (çok bağışlayan)”, “Gâfiru’z-zenb (günahları bağışlayıcı)”, “Hayru’l-gâfirîn (mağfiret edenlerin en hayırlısı)”, “Zû mağfire (mağfiret sahibi)”, Vâsiu’l-mağfire (bağışı bol ve geniş)” vb. isimleridir.
    ***
    S o n u ç
    Demek ki “rahmet” acımak, esirgemek ve bunun neticesinde de lûtuf-ihsan ve ikramlarda bulunmaktır; Rabbimizden daima rahmetini diler ve niyaz ederiz.
    Mağfiret ise, kulun, yaptığı kötülüklere pişman olup tevbe etmesi, onlara mukabil salih amellerle defterini süslemesi neticesinde Allah Teala’nın onu bağışlaması demektir.
    Mevla-yi zû’l-celâl ve’l-kemâl hazretleri Habib-i edibi rahmeten li’l-âlemîn Efendimiz hürmetine cümlemize ve bilcümle Ümmet-i Muhammed’e affıyla-mağfiretiyle, lûtfuyla-keremiyle-rahmetiyle muamele buyursun. Amin…
    Alinti : Halis Ece – www.bilgicagi.net
    DİPNOTLAR
    (1) Kâşâni, Abdurrezzak, İstılâhatu’s-Sofiyye, Kahire 1981.
    (2) el-İsra, 17/110.
    (3) Ra’d suresi, 13/30.
    (4) Bakara suresi, 2/163.
    (5) En’âm suresi, 6/54.
    (6) A’raf suresi, 7/153.
    (7) Bakara suresi, 2/199.
    (8) Müslim, Sahih, Tevbe 11; Tirmizî, Sünen, Deavât, 99.


  3. 15.Temmuz.2011, 12:04
    2
    Devamlı Üye



    “Rahmet” ile “mağfiret” arasındaki fark

    “Rahmet” kelime olarak acımak, esirgemek, lûtfetmek gibi manalara gelir.
    Tasavvuf lisanında ise rahmet iki kısma ayrılır:
    1. Rahmet-i imtinâniye… Bu, Allah’ın amel ve ibadet edilmeden evvelki umumi rahmetidir. (1) Mesela meşhur divan şairimiz Baki’nin;
    Gark eder âlemleri bir katr-ı âb-ı mağfiret
    Var, kıyas et, vus’at-i derya-yi rahmet nidüğün beytinde anlatıldığı gibi…
    Yani demek istiyor ki şairimiz: Allah’ın mağfiretinden tek bir mağfiret damlası bile âlemleri bağışlanma deryasında bırakmaya, mağfirete boğmaya yeter. Sen buna göre kıyas et O’nun rahmet deryasının büyüklüğünü…
    Hadis-i kudside de Mevlamız, “Rahmetim gadabımı geçti” buyurmuyor mu?
    2. Rahmet-i vücudiye… Bu da takva ehline ahirette va’dedilen hususi rahmet. Yine meşhur şairlerimizden İzzet Molla da bir beytinde diyor ki:
    İzzetâ rahmet-i Hak nîk u bende yeksândır
    Yağsa bârân-ı kerem bahr ile sahil birdir

    Bugünkü Türkçeyle beytin mefhumunu şöyle ifade edebiliriz: Ey İzzet! Allah’ın rahmeti iyiye de kötüye de müsavidir. Kerem (lûtuf-ihsan-bağış) yağmuru yağsa, denizle kıyı birdir. (Her ikisi de eşit şekilde bundan istifade eder.)
    Tabii burada şairimiz, Cenab-ı Hakk’ın “Rahmân” sıfatına işarette bulunuyor. Bilindiği üzere Rabbimiz, bu sıfatıyla, dünyada umumi manada her şeye, herkese rahmet ve merhamet ediyor. Oysa ahirette “Rahîm” sıfatının hususi manası mucibince sadece mü’minlere rahmetiyle muamele edecek, inanmayanlara değil.
    ***
    Dilerseniz bu iki sıfatın manalarını biraz daha açmaya, açıklamaya çalışalım.
    R A H M Â NRahmân; rahmeti bol olan, çok merhametli, sınırsız merhamet sahibi manalarına gelmektedir. Allah Teala’nın güzel isimlerinden (Esmau’l-hüsnâ) birisidir.
    Bu sıfatının bir tecellisi olarak Mevlamız, dünyada kulları arasında hiçbir ayrım yapmaksızın herkese acır, mü’min-kâfir-müşrik-münafık hiçbirinden rahmetini esirgemez. Öyle olduğu içindir ki, Allah Teala bu âlemde, zatına isyan edenlerden bile rahmet ve ihsanını, lûtuf ve bağışını kesmez.
    Lafzında ve manasında taşıdığı kesret (çokluk) sebebiyle Allah’tan başkaları için “Rahmân” tabiri kullanılmaz. Çünkü yaratılmışlardan hiçbirinin o derece ihatalı-kapsamlı-kuşatıcı merhamet sahibi olması mümkün değildir. Mesela “Rahmânü’l-Yemâme” adıyla çağrılan Müseylemetü’l-kezzâb hariç, tarihte hiçbir insanın Rahmân adıyla çağrıldığı vaki değildir, denilmiştir. Caiz görülmediği için de Müslümanlar bu sıfatı çocuklarına isim olarak vermezler.
    Rahmân lafzı, Kur’an-ı Kerim’de sure başlarındaki Besmeleler hariç 58 yerde zikredilmiştir. Mesela “(Rasûlüm) de ki: İster Allah diye, ister Rahmân diye çağırın (dua edin)…“ (2) ayetinde, İsm-i A’zam olarak bilinen “Allah” lafza-i celâli ile bir arada zikredildiği için, Rahmân sıfatının ona denk bir isim olduğu da söylenir, bazı âlimler tarafından…
    Bu sıfatın geçtiği başka iki ayetin meali de şöyledir:
    “Ey Muhammed! Sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik. O ümmet, çok merhametli olan Allah’ı inkâr eder. De ki: O, benim Rabbimdir. O’ndan başka ilah yoktur. Yalnız O’na güvenin, dönüşüm de O’nadır.” (3)
    “Her halde hepinizin ilâhı, bir tek ilâhtır. Ondan başka bir ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm’dir.” (4)
    ***
    R A H Î M
    “Rahîm” sıfatına gelince…
    Bu da rahmet mastarından meydana gelmiş bir kelimedir. Lûgatte çok acıyan, pek merhametli olan manasınadır. Bu da “Rahmân” gibi Allah Teala’nın güzel isimlerinden birisidir. Manası; Hz. Allah’ın, yarattığı şeylerden rahmete muhtaç olanlara merhamet etmesi, acımasıdır. Cenab-ı Hak bu sıfatı ile inanan ve kendi yolunda yürüyen kullarına rahmetiyle muamele eder. O’nun merhameti, sadece belirli bir karşılığa dayanmadığı için sınırlı da değildir.
    Kur’an-ı Kerim’de sure başlarında tekrarlanan Besmeleler hariç, 115 yerde Allah’a, bir yerde de Rasûlüllah Efendimize nisbet edilerek 116 yerde zikredilmiştir.
    Besmelede ve Kur’an-ı Kerim’in diğer muhtelif ayetlerinde Allah Teala’nın bu ismi Rahmân sıfatıyla birlikte gelmiştir. Bu her iki sıfat da Allah’ın rahmet ve merhametini ifade eder. Ancak bu iki sıfatın aynı yerde kullanılması –hâşâ- maksatsız tekrar olmayıp, Rahmân vasfıyla Allah’ın yaratılmışlara çok çok merhamet etmesi ve rızıklandırıp ihsanda bulunması, Rahîm vasfı ile de dünyada İslâm inancı üzere yaşayan kullarına Allah’ın, ahirette lûtuf ve ihsanının bol olacağı kastedilmiştir.
    Allah Teala’nın bu ismi Kur’an-ı Kerim’de yalnız başına hiç kullanılmamıştır. Başta Gafûr (çok bağışlayan) vasfı olmak üzere Cenab-ı Hakk’ın diğer isimleriyle birlikte zikredilmiştir.
    Rahîm sıfatının geçtiği iki ayetin meali şöyledir:
    “(Habibim!) Âyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: Selâm olsun size! Rabbiniz, sizden kim bilmeyerek fenalık işler de arkasından tevbe eder nefsini düzeltirse, ona rahmet etmeyi kendi üzerine yazmış (almış)tır. Muhakkak ki O, mağfiret eden (bağışlayan), merhamet eden (esirgeyen)dir”. (5)
    “Kötülük işleyip ardından tevbe edenler ve inananlar bilsinler ki; Rabbin, bu hareketlerinin ardından onları şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.” (6)
    ***
    Rahmetle ilgili bazı tabirlerimiz:
    Türkçemizde “rahmet”, Allah’ın kullarına acımasının açık bir işareti olan faydalı yağmur anlamında kullanılır.
    “Rahmet okutmak”… Allah rahmet eylesin dedirtmek, hayırla anılmak manasınadır. Mecazen, önce iyi olduğu sanılan kişinin, kötü bilinen bir başkasından daha fena çıkması, kötüyü aratması anlamında da kullanılır.
    Rahmet ayrıca, Kur’an-ı Kerim ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) hakkında da kullanılan bir tabirdir. Mesela Âlemlere rahmet manasında, “Rahmeten li’l-âlemîn” denilir.
    **
    M A Ğ F İ R E T
    “Mağfiret”; Allah Teala’nın Gafûr sıfatının bir iktizası/gereği olarak, yaptıkları kötülüklere pişman olup tevbe eden, salih ameller (iyi işler) yapan kullarını bağışlaması demektir.
    “Ehlü’l-mağfire” terkibi, bağışlanmaya ehil olanlar anlamına dini bir tabirimizdir.
    “Gafûr”; lûgatte, bir şeyi örtmek, gizlemek, ıslah etmek, yarlığamak-bağışlamak manalarına gelen “gfr” mastarından meydana gelmiştir.
    “el-Gafûr” da Rahmân ve Rahîm gibi Cenab-ı Hakk’ın güzel isimlerindendir. Günahları örten, kusurları-hataları bağışlayan, bağışlaması bol ve çok geniş olan manalarınadır.
    Allah Teala, hata ve günahı ne kadar çok olursa olsun, bir kul pişmanlık duyup tevbe-istiğfar ederse, bu sıfatının gereği onu affedebilir. Hata ve günah insanların bir nevi ayrılmaz bir hasleti/özelliği olduğu gibi, dilediği zaman günahkâr kulu bağışlamak da Allah Teala’nın şanındandır. O Gafûr ve Rahîm olduğu için, kullarının kendisinden af ve mağfiret taleplerini bekler. Nitekim bir ayet-i celilesinde şöyle buyurmaktadır: “Allah’tan mağfiret dileyin (bağışlanmanızı isteyin). Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (7)
    Mealen arzetmeye çalışacağım aşağıdaki hadis de, insanların günah işleyebileceklerini ve Allah Teala’nın da günahkâr kullarından dilediğini affedebileceğini bizlere beyan etmektedir: “Eğer günah işlemeseydiniz, Allah (c.c.) sizleri helak eder (ortadan kaldırır), günah işleyip de kendisinden mağfiret dileyen kişileri/insanları yaratırdı.” (8)
    Bu mefhum-kavram, Kur’an-ı Kerim’de 91 yerde Allah’ın sıfatı olarak zikredilmiştir.
    Kur’an’da aynı mastardan (gfr) türeyen daha başka sıfatları da vardır Allah Teala’nın… Bunlar “Gaffâr (çok bağışlayan)”, “Gâfiru’z-zenb (günahları bağışlayıcı)”, “Hayru’l-gâfirîn (mağfiret edenlerin en hayırlısı)”, “Zû mağfire (mağfiret sahibi)”, Vâsiu’l-mağfire (bağışı bol ve geniş)” vb. isimleridir.
    ***
    S o n u ç
    Demek ki “rahmet” acımak, esirgemek ve bunun neticesinde de lûtuf-ihsan ve ikramlarda bulunmaktır; Rabbimizden daima rahmetini diler ve niyaz ederiz.
    Mağfiret ise, kulun, yaptığı kötülüklere pişman olup tevbe etmesi, onlara mukabil salih amellerle defterini süslemesi neticesinde Allah Teala’nın onu bağışlaması demektir.
    Mevla-yi zû’l-celâl ve’l-kemâl hazretleri Habib-i edibi rahmeten li’l-âlemîn Efendimiz hürmetine cümlemize ve bilcümle Ümmet-i Muhammed’e affıyla-mağfiretiyle, lûtfuyla-keremiyle-rahmetiyle muamele buyursun. Amin…
    Alinti : Halis Ece – www.bilgicagi.net
    DİPNOTLAR
    (1) Kâşâni, Abdurrezzak, İstılâhatu’s-Sofiyye, Kahire 1981.
    (2) el-İsra, 17/110.
    (3) Ra’d suresi, 13/30.
    (4) Bakara suresi, 2/163.
    (5) En’âm suresi, 6/54.
    (6) A’raf suresi, 7/153.
    (7) Bakara suresi, 2/199.
    (8) Müslim, Sahih, Tevbe 11; Tirmizî, Sünen, Deavât, 99.





+ Yorum Gönder