Konusunu Oylayın.: Esma-i Hüsna ile Dua ve Zikir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Esma-i Hüsna ile Dua ve Zikir
  1. 14.Temmuz.2011, 01:21
    1
    Misafir

    Esma-i Hüsna ile Dua ve Zikir






    Esma-i Hüsna ile Dua ve Zikir Mumsema Esma-i Hüsna ile Dua ve Zikir


  2. 14.Temmuz.2011, 01:21
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 16.Temmuz.2011, 21:09
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Esma-i Hüsna ile Dua ve Zikir




    Esma-i Hüsna ile Dua ve Zikir
    Bismillahirrahmanirrahim

    Başlangıç ve her şeyin evveli nihayetsiz her şeyin sonu, Kadim, Kerim, fazilet ve cömertlik sahibi varlığı kendinden, Alemlerin yegane gerçek hükümdarı, Rabbi olan Allah’a Hamd ve senalar olsun. Kıyamete dek salat ve selam rahmet Nebisi, Ümmetin şefaatçisi, halkın aynasında Hakkın kainattaki tecellilerinin en mükemmeli olan Peygamberimiz, Seyyidimiz, Rehberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v ) Onun pak, temiz, şerefli Alinin ve Güzide Ashabının, Salihlerin ve onlara uyanlara olsun.
    Dua: Seslenmek, yardıma çağırmak, Allah'a yalvarmak, O'ndan dilekte bulunmak, Bir kimsenin kendisi veya başkası hakkında bir dileğine bir arzusuna kavuşması için Allahü teâlâya yalvarması

    Evet Dua, insanda fıtrî bir olgudur. Bu sebepledir ki, bütün dinlerde ve ilk insan ilk peygamber Adem (a.s) ile başlayan ve ebede doğru devam eden olgudur. Bütün mevcudatın ortak dilidir dua Kulun inandığı Rabbine seslenmesi, zikretmesi, darda kaldığı ve çıkış yollarının daraldığı zamanlarda o yüceler yücesi sultanın makamına aşağıların en aşağısından yükselen feryadı, ahı, arzu hali ve inandığı varlıktan yardım talebidir. Bu talep ile aczini, beşeriyetini, kulluğunu ve ona muhtaç olduğunu itiraftır. İşte bu sebeplerden dolayı İnsanlar inandıkları Üstün bir varlığa şu veya bu şekilde dua ederler. Çünkü İnsanlar hayatları boyunca, üstesinden gelemeyecekleri birçok şeylerle karşılaşmakta, keder, sıkıntı, acz ve ümitsizliklere maruz kalmaktadırlar. İşte rabbin rububiyyetini izhar etmesi için bu çıkılmaz haller tezahür eder ve rabbin samed(Yarattığı hiç varlığa muhtaç değil tüm yaratıkların ihtiyacını gideren ve her türlü istekte doğrudan kendisine başvurulandır aksine yaratılanlar ona muhtaçtır) esmasının en bariz tezahürüne bir sebeptir. Hal böyle olunca yüce rabbimizde kuranda bu ibadete insanları çağırmış ve bize yol göstermiştir ki Rahmaniyetini, samediyetini kullarına göstersin izhar etsin ve Karşılaştıkları sıkıntılar karşısında ezilen ve çöken ruha nefes aldırtma bir nevi doping ve manevi yardım olsun diye bize teşvikte bulunmuş ve ayette:
    "Rabbiniz, şöyle buyurdu: Bana dua edin, size cevap vereyim (duanızı kabul edeyim)" (Mü'minûn, 23/60). Ey râsûlüm! Kullarım sana benden sorarlarsa, (onlara bildir ki) şüphesiz ben, (kendilerine) çok yakınımdır. Bana dua edenin duasını kabul ederim. (Bakara/186)
    İlahi fermanıyla ezilen gönüllere çıkış yolu göstermiş ve müjdelemiş. Çünkü insan Dua ettikten sonra gönlünde bir ferahlık ve serinlik hisseder. İsteğinin yerine getirileceği konusunda ümidi artar. Yalnız olmadığını ve daima kendisini gözetip ve koruyan yüce varlığı ruhunun derinliklerinde hisseder. Bu yönüyle dua, insana bir şifa ve rûhî bunalımlara karşı koruyucu bir sağlık tedbiridir de. Bu nedenledir ki, dua etmeyen toplumlar rûhen çökmüş toplumlardır.
    Rabbimiz Allah Teala inananları bu ibadete çağırırken kuranda önemli bir noktaya temas eder. Ayette: De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur (el-İsrâ, 1 7/110) buyurmuş, Peygamber (s.a.v) efendimiz de bir hadislerinde şöyle: "Allahu Teâlâ'nın doksan dokuz ismi vardır. O isimleri kim ezberlerse (sayar, manasını anlar ve şuûruna ererse) cennete gider. şüphesiz, Allah tektir ve tek olmayı sever" (Buhârî, Daavât, 68).
    Buyurarak çok ince ve hassas bir noktaya temas etmiş ve yukarda anlattığımız dua sırlarından olan Allah’ın (c.c) isimlerinin kullanılmasıyla duaya icabetin daha da çabuk olacağının mesajını vermiş ve gerek ihtiyaç zamanlarımızda gerekse zikir kastı ile bu esmaların kullanılmasını tavsiye etmiştir. Evet dualarımızda izlememiz gereken en önemli noktalardan bir tanesi kulun ne gibi ihtiyaçları, sıkıntıları var ise Allah’ın (c.c) o sıkıntıya çare olan esmasını kullanmak ve duada vesile kılmaktır. Bunu yaparken de sünnetin ve Alimlerin öğretilerinden sapmamak en doğru ve sağlam yoldur. Çünkü bu Alimler (Allah onlardan razı olsun) Allahın bir lütfu olarak bu ümmete esmalarda ki incelik ve sırlarını kuran ve sünnette tesbit etmiş tecrübe ve yaşantılarıyla basiret ve keşifleriyle ortaya koymuşlardır. İşte zamanımızda her şey bir birine girdiği gibi bu okumalarda kullanılan ayet, esma ve zikirlerin farklı anlaşılmaları da olmuş ve bazı noktalar karıştırılmıştır mesela bazı insanlar izinsiz zikir çekmek kişiye fayda yerine zarar getirir ve cinleri, şeytanileri tetikler harekete geçirir ve kişiyi sıkıntıya sokar derken sadece zikirde ehliyet sahiplerine müracaat edileceği ve ehli tarikin haricinde yapılınca zarar görüleceğini söylemiş, bir gurupta hiçbir şekilde esma okumaları kişiye zarar vermez demenin yolunu tutmuşlardır. Bu konu aslında geniş ve şümullü bir konudur. İşte bu hususta anlaşılmayan orta noktayı kısaca izah etmeye çalışalım kısaca diyorum çünkü bu meselenin iyi anlaşılması için nefs terbiyesi, tasavvufta ve şeriatta zikir, velilik, havas gibi kavramlara da girmek gerekir ki bu yazımızda bunların hepsini toplamamız mümkün değildir. Bunlar hacmi geniş konulardır ve tek,tek irdelenmesi ve incelenmesi gerekir.
    Bilinmelidir ki esmaların belli bir amaçta, sıkıntılarda ve ihtiyaçlarda hacet amaçlı kullanılması farklı şeydir zikir olarak daimi şekilde çekilmeleri nefs terbiyesiyle seyr yollarını kat edip Allaha gerçek anlamda kulluğa ve dostluğa ulaşmak için yapılması çok farklı şeydir. Allah’ı (c.c) zikretmek elbette ki en faziletli ameldir bu bilinen bir şeydir ve bütün ümmete şamil bir ibadettir. Ama esmaların zikir olarak yapılması şartları vardır bu da ehli tarik olan Alimlerimizin her nefsin makamında nefsin ve şahsın mizacına meşrebine uygun esmayı telkin ederek kişiyi eğitmeleridir. Çünkü beş parmağın beşi bir olmadığı gibi insanların meşrepleri, mizaçları, istitaatları ve kabiliyetleri de bir değildir. İşte bu hususiyetten dolayıdır ki Rasulullah (s.a.v) Hz. Ebu Bekre (r.a) öğrettiği bir zikri diğer halifelere öğretmemiş Raşit halifelere (Allah onlardan razı olsun) öğrettiği zikri ashabın tamamına öğretmemiştir. Kimine sesli zikri belli bir esmayı telkin ederken diğerine sessiz zikri daha başka bir esmayı telkin etmiştir. Aynı şekilde sahabenin bazılarına böyle gizli zikirler verirken ümmetin geneline de hitap eden zikirler, tespihler bildirmiş ama gizli olarak verdiklerini herkese umuma aşikar etmemiş ki İlahi sevk ile herkes meşrebine uygun olanda yoğrulsun ve kulluğunu yapsın, bilmeden kendilerini bir külfete ve sıkıntıya sokmasınlar. Bu bilgilerden sonra bilinmelidir ki Esmaların nefsi terbiye tezkiye amaçlı kullanılması devamlı günlük vird haline getirilmesi için ehli olan Tasavvuf Alimlerinden izin ve onay alınmalı onların tavsiye ve telkinleri doğrultusunda yapılmalıdır. Bizlerin zikirlerde ve okumalarda şeytani ve sufli varlıklardan zarar görmememiz için çünkü şeytanilerin vazifesidir amelleri ifsad etmek ve bu hususta her yolu denemek şartlarına uygun(O şartlar sırasıyla aşağıda anlatılacaktır.) yapılmayan veya kişinin kafasına göre yaptığı zikirlerde şeytani ve cinni varlıklar kişiye zamanla sıkıntı vermeye ve bunu genelde şeytanın şeytani vesveseleri yanı sıra rahmani vesveselerini de kullanarak kişinin yapısına göre yapmaya başlarlar. Unutulmamalıdır ki ehli keşif şeytanın 500 bin civarında rahmani vesvesesi olduğunu bildirir ve en tehlikeli çeşidi de budur derler. İşte kişiye verilen sıkıntıların bazıları uyuşukluk, sebepsiz korku, titreme, rüyalarda sayıklama vs. veya bazı bilgilerin gönle kalbe bırakılması ayan olması gibi kişinin hayır diyemeyeceği ve başkalarından farklı bir özellik kazandırıcı şeyler telkin ederler ki kişi bunları rahmandan zannetsin ve ağlarına düşsün. İşte bu tür sıkıntılara maruz kalmamak için izlememiz gereken yol üçtür birincisi tarikat yolunda ilerleme ve zikirleriyle meşgul olmamız çünkü başımızda ki öğretici alim senin nefsinin neye ihtiyacı olduğunu bilir aynı bir doktor gibi nasıl mide ağrısında doktorun mide ilacı vermesi kişinin kendi kendine tedavisinden daha faydalıysa ve kişi bilmediği bir ilim dalında olduğundan kendisine faydalı zannıyla mideyi iyice ifrazata ve daha başka hastalıklara götürecek ilaçlar esmalar kullanacağından zarar görmemesi için bu bir şarttır. İkincisi havas Alimlerinin sünnet ve kurandan alarak tecrübe ve yaşantılarıyla tespit ettikleri bilgileri uygulamak. Bunlarda zaten her bilgiyi eserlerinde aktarmadıkları ve açıkladıkları bilgileri bir nevi tarikatlardaki izin gibi olduğundan uygulamakta bir sıkıntı olmaz eğer bu Alimler zarar verecek olsaydı veya umuma şamil olmayan meseleleri açıklamadıkları gibi bu bilgileri de saklar açıklamazlardı. Zaten bu verilen bilgilerin çoğu incelendiğinde Selef ve Halefin rivayetleri, Alimlerin uygulamaları ve umuma tavsiyeleridir.
    Bir hususu daha zikretmekte fayda var havas alimlerinin tavsiye ve öğretileri genelde belli zamanlarda belli ihtiyaçlar için okunduğundan mesela besmelenin veya Rezzak ismi şerifinin rızık darlıklarında okunması gibi bunlar devamlı olmadığından vird haline getirilmediğinden dolayı kişiye hiçbir tersi durum zarar söz konusu değildir bu uygulama bir dua ve hacet olduğundan tam tersine kabul edilmese bile faydası vardır. İmam Ahmed b. Hanbel'in Ebû Saîd el-Hudrî'den (r.a.) rivâyet ettiği bir hadiste "Duanın karşılıksız kalmayacağı, bilâkis üç şeyden birinin mutlaka meydana geleceği; ya kabul ya âhirete bırakma yahut eda edilen dua oranında günahın affedileceği" beyan edilmiş bir diğer hadiste: Hz. Peygamber (s.a.s.) " Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur." (Tirmizî, Daavat,1; İbn Mace, Dua,1) Dua aynı zamanda bir ibadettir. "Dua ibadetin ta kendisidir. " (Tirmizî, el-Bakara Sûresi Tefsiri, 16) buyurarak bizleri duaya ihtiyaçlarımızda Allaha yönelmeye tavsiye ve teşvik etmiştir.

    Evet yukarda verdiğim isra suresi 110 ayetinde bildirilen ifadeye göre esmaların okunmaları kişinin hangi sıkıntısı varsa Allahtan o sıkıntısını giderecek olan ismi ile duaya zikre yönlendirir. işte bu husustan dolayı en önemli nokta esma okumalarında misal olarak rızık sıkıntısı varsa Rezzak ismi okumak hastalık sıkıntısı varsa Şafii ismi okumak maddi darlık ve sıkıntıların dağılması için basit selam gibi isimleri okumak gerekir. Bu usul ümmetin her gurubuna açıktır. İşte bu durumlarda havas alimlerinin bildirdiği esmaların değil de kafamıza göre kendimizi teşhis ve tedavi edercesine okumalara gidersek hata ederiz unutmayın ki esmaların zıt yönde tecellileri de vardır eğer kişide gerçekten misal görme sorunu yokken basir ismi okumaya başlarsa görme kuvvetim artsın diye bir müddet sonra zıttı olan tecelli etmeye başlayacaktır çünkü havas alimi eserinde görme kuvveti az olanlar için bu esmanın yapılış adet ve şeklini vermiş yoksa sağlam göz için bu uygulamayı vermemiş sağlam olana da maneviyatı görsün diye başka bir uygulama ve şartlar sunmuş eğer aradığın hususiyet oysa o verilen uygulamayı yapacaksınız ki fayda hasıl olsun. Bunlar aynen bir ilaçta kullanılan maddeler gibidir uygulamaya sıkıntıya tam fayda verecek şekilde ayarlanmış dozajlardır. İşte bu sebeplerden dolayı dikkat etmek gerekir. Üçüncü yol Rasulullah (s.a v )den bazı zamanlar bazı şeylere tavsiye ve kendi uyguladığı zikirler dualardır ki bunları yukarda anlattığım gibi özel olarak bazı sahabelere değil ümmetin her gurubuna açıkladığı tavsiyelerdir. Bu uygulamalarda da Rasulullahın izni ve onayıyla olduğundan hiçbir şekilde zarar görülmez. Bu mevzuda çok rivayetler vardır ama biz bir kaçını aktarmakla yetineceğiz.
    Ebu Hüreyre Rasûlullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: Söylenmeleri kolay olup mizanda ağır gelen iki kelime vardır ki bunlar, Rahmân olan Allah'ın nezdinde de sevimli kelimelerdir. Bu iki kelime, Sübhânallâhi ve bihamdihî (Kendisinin hamdiyle Allah'ı her türlü eksiklikten tenzih ederim) ile Sübhânallâhi'l-azîm (Azîm olan Allah'ı her türlü eksiklikten tenzih ederim) kelimeleridir.(Buhari ve Müslim)
    Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:
    Her namazdan sonra otuzüç defa sübhanallah, otuzüç defa elhamdülillah ve otuzüç defa Allâhu Ekber deyip yüz sayısını da lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr ile tamamlayan kimsenin, deniz köpüğü kadar dahi olsa bütün günahları bağışlanır. (Müslim Ebu Hureyreden)


    Peygamberimiz (s.a.v) uykudan kalkınca şöyle dua ederlerdi:
    Elhamdülillâhillezî ehyânâ bade mâ emâtenâ ve ileyhinnuşûri”

    "Bizi öldürdükten sona dirilten Allah'a hamd olsun. Ölümden sonra dirilmek haşr ü neşr olmak da yine Allah'ın huzurunda olacaktır."
    (Ebû Dâvud, Tirmizi, İbn Mâce'den naklen Tuhfetû'z-zâkirîn 72)

    "Subhânellezî yuhyil mevtâ ve huve alâ kulli şeyin kadîr"
    "Ölüyü dirilten Allah'ı tesbîh ederim ve O her şeye kaadirdir." demesidir. (Ebû Dâvud, Vitr, 32)

    İbn-i Abbas -radıyallahu anhüma- der ki: Resûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-Hazretleri üzüntülü ve sıkıntılı halinde şöyle duâ ederlerdi:
    "Lâ ilâhe illellâhül azîmul halîmu lâ ilâhe illellâhu rabbül arşil azîmi lâ ilâhe
    İllallahu "Rabbus semâvâti ve rabbül erdı ve rabbül arşil kerîm"

    "El-Azîm, el-Halîm(olan) Allah'dan başka bir ilâh yok! Arş-ı Azîm'in sahibi Allah'dan başka ilâh yok! Bütün semâların ve arzın ve çok şerefli Arş'ın sahibi Allah'dan başka ilâh yok!" (Buharî, Deavât, 27, Müslim, Zikir, 83)

    Rasulullahın s.a.v Hz. Aliye r.anh öğrettiği ezber duası

    Cuma gecesi olduğu vakit gecenin üçte biri olunca eğer kalkamazsan yatmadan önce 4 rekat Allah rızası için namaz kıl. Birinci rekatta fatihadan sonra yasin ikinci rekatta fatihadan sonra duhan suresi üçüncü rekatta fatihadan sonra secde suresi ve dördüncü rekatta fatihadan sonra tebareke mülk suresini okuyacaksın (bunu 3-5- veya 7 Cuma yapacaksın Allahın izniyle duan müstecab olacak.) namazın bitiminde şu dua yapılır.

    Allahümmer hamni biterkil measi ebeden ma ebgayteni verhamni en anakellefe mala ye’nini verzugni husnen nazri fima yürdıke anni allahümme bediassemavati vel ardi zel celali vel ikram vel izzetilleti la türamu eselüke ya Allah ya rahman bicelalike ve nuri vechike en tülzime galbi hifza kitabike kema allemteni verzugni en etlüvehu alennehvillezi yürdıke anni allahümme bediassemavati vel erdi zel celali vel ikram vel izzetilleti la türamu eselüke ya Allah ya rahman bicelalike ve nuri vechike en tünevvira bi kitabike besari ve en tüdliga bihi lisani ve en la yuinuni alel haggi ğayruke vela yutihi illa ente vela havle vela guvvete illa billahil aliyyil azim.

    Anlamı: allahım ey gökleri ve yeri yoktan var eden ey celal ikram ve erişilmez izzet sahibi ya Allah ya rahman celalin ve nuri vechin hakkı için senden kalbimi kitabını bana öğrettiğin şekilde bellemeye ilzam etmeni dilerim. Seni benden hoşnut edecek şekilde onu okumayı bana nasip et. Allahım et gökleri ve yeri yoktan vareden ey celal ikram ve erişilmez izzet sahibi. Ya Allah ya rahman celalin ve ve cemalinin nuru hakkı için senden gözümü kitabınla aydınlatmanı dilimi onunla söyletmeni, kalbimden onunla üzüntüyü gidermeni, gönlümü onunla açmanı ve bedenimi onunla yıkamanı dilerim. Nitekim hak uğrunda bana senden başkası yardım etmez ve hakkı yalnız sen verirsin. Kudret ve kuvvet ancak yüce Allah iledir. (Tirmizi cilt 5 dua babı)

    Örnekleri çoğaltmamız mümkündür son olarak deriz ki unutmayın esma okumaları yukarda izahını yaptığımız üç şart ve yol doğrultusunda uygulandığında bunlar birer hacet, dua ve Allah’a (c.c) sığınmaktır. Bu anlatılanlardan başka olumsuz anlamda yapılan izahlar zan ve ilmi kritere uymadığından ve de yapılan amellerin okumaların adı ne olursa olsun Rabbin ve Rasulunün tavsiyesi olan dua ve yakarışı ifade ettiğinden dolayı o tür bilgilere ehemmiyet verilmemelidir. İnsanlara faydalı olalım derken zarar vermek kaş yapalım derken göz çıkarmaktan kaçınmak ve insanları farklı yönlendirip Allah’a (c.c) ülfete kulluğa götürecek olan en önemli ibadetlerin başında gelen dua ve zikri başka yerlere çekerek insanları bu ibadetlerden soğutmaya kimsenin hakkı yoktur. Dua ve zikir ile ilgili ayetlerden birkaç örnekle yazıma son veriyorum. Sübhaneke la ilme lena illa ma allemtena inneke entel alimül hakim. Vesselam veddua



    Fezkuruni ezkurkum veşkuru li ve la tekfurûn.

    Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin. Bakara 152

    vezkurullahe kesiran: Allah’ı çokça zikredin (Enfal 45)

    Ya eyyuhellezine amenuzkurullahe zikran kesira Ve sebbihuhu bukratev ve esila

    Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. O’nu sabah akşam tespih edin. Ahzab 41-42

    vez zakirinellahe kesirav vez zakirati eaddelahu lehum mağfiratev ve ecran azîma.

    Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Ahzab 35

    Rabbinize gizli ve gönülden dua edin.” Ara'f: 7/55.
    2- “Bana dua edin size karşılık vereyim.” Mü'min: 40/60.
    3- “De ki, dua ve ilticanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?” Furkan: 25/77.
    4- “Ben insanları ve cinleri, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” Zariyat: 51/56
    5- “Kullarım sana benden sordukları zaman (bilsinler ki) şüphesiz: Ben onlara yakınım. Ben isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlarda benim davetime icabet etsinler.” Bakara: 2/186



  4. 16.Temmuz.2011, 21:09
    2
    Özel Üye



    Esma-i Hüsna ile Dua ve Zikir
    Bismillahirrahmanirrahim

    Başlangıç ve her şeyin evveli nihayetsiz her şeyin sonu, Kadim, Kerim, fazilet ve cömertlik sahibi varlığı kendinden, Alemlerin yegane gerçek hükümdarı, Rabbi olan Allah’a Hamd ve senalar olsun. Kıyamete dek salat ve selam rahmet Nebisi, Ümmetin şefaatçisi, halkın aynasında Hakkın kainattaki tecellilerinin en mükemmeli olan Peygamberimiz, Seyyidimiz, Rehberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v ) Onun pak, temiz, şerefli Alinin ve Güzide Ashabının, Salihlerin ve onlara uyanlara olsun.
    Dua: Seslenmek, yardıma çağırmak, Allah'a yalvarmak, O'ndan dilekte bulunmak, Bir kimsenin kendisi veya başkası hakkında bir dileğine bir arzusuna kavuşması için Allahü teâlâya yalvarması

    Evet Dua, insanda fıtrî bir olgudur. Bu sebepledir ki, bütün dinlerde ve ilk insan ilk peygamber Adem (a.s) ile başlayan ve ebede doğru devam eden olgudur. Bütün mevcudatın ortak dilidir dua Kulun inandığı Rabbine seslenmesi, zikretmesi, darda kaldığı ve çıkış yollarının daraldığı zamanlarda o yüceler yücesi sultanın makamına aşağıların en aşağısından yükselen feryadı, ahı, arzu hali ve inandığı varlıktan yardım talebidir. Bu talep ile aczini, beşeriyetini, kulluğunu ve ona muhtaç olduğunu itiraftır. İşte bu sebeplerden dolayı İnsanlar inandıkları Üstün bir varlığa şu veya bu şekilde dua ederler. Çünkü İnsanlar hayatları boyunca, üstesinden gelemeyecekleri birçok şeylerle karşılaşmakta, keder, sıkıntı, acz ve ümitsizliklere maruz kalmaktadırlar. İşte rabbin rububiyyetini izhar etmesi için bu çıkılmaz haller tezahür eder ve rabbin samed(Yarattığı hiç varlığa muhtaç değil tüm yaratıkların ihtiyacını gideren ve her türlü istekte doğrudan kendisine başvurulandır aksine yaratılanlar ona muhtaçtır) esmasının en bariz tezahürüne bir sebeptir. Hal böyle olunca yüce rabbimizde kuranda bu ibadete insanları çağırmış ve bize yol göstermiştir ki Rahmaniyetini, samediyetini kullarına göstersin izhar etsin ve Karşılaştıkları sıkıntılar karşısında ezilen ve çöken ruha nefes aldırtma bir nevi doping ve manevi yardım olsun diye bize teşvikte bulunmuş ve ayette:
    "Rabbiniz, şöyle buyurdu: Bana dua edin, size cevap vereyim (duanızı kabul edeyim)" (Mü'minûn, 23/60). Ey râsûlüm! Kullarım sana benden sorarlarsa, (onlara bildir ki) şüphesiz ben, (kendilerine) çok yakınımdır. Bana dua edenin duasını kabul ederim. (Bakara/186)
    İlahi fermanıyla ezilen gönüllere çıkış yolu göstermiş ve müjdelemiş. Çünkü insan Dua ettikten sonra gönlünde bir ferahlık ve serinlik hisseder. İsteğinin yerine getirileceği konusunda ümidi artar. Yalnız olmadığını ve daima kendisini gözetip ve koruyan yüce varlığı ruhunun derinliklerinde hisseder. Bu yönüyle dua, insana bir şifa ve rûhî bunalımlara karşı koruyucu bir sağlık tedbiridir de. Bu nedenledir ki, dua etmeyen toplumlar rûhen çökmüş toplumlardır.
    Rabbimiz Allah Teala inananları bu ibadete çağırırken kuranda önemli bir noktaya temas eder. Ayette: De ki: “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur (el-İsrâ, 1 7/110) buyurmuş, Peygamber (s.a.v) efendimiz de bir hadislerinde şöyle: "Allahu Teâlâ'nın doksan dokuz ismi vardır. O isimleri kim ezberlerse (sayar, manasını anlar ve şuûruna ererse) cennete gider. şüphesiz, Allah tektir ve tek olmayı sever" (Buhârî, Daavât, 68).
    Buyurarak çok ince ve hassas bir noktaya temas etmiş ve yukarda anlattığımız dua sırlarından olan Allah’ın (c.c) isimlerinin kullanılmasıyla duaya icabetin daha da çabuk olacağının mesajını vermiş ve gerek ihtiyaç zamanlarımızda gerekse zikir kastı ile bu esmaların kullanılmasını tavsiye etmiştir. Evet dualarımızda izlememiz gereken en önemli noktalardan bir tanesi kulun ne gibi ihtiyaçları, sıkıntıları var ise Allah’ın (c.c) o sıkıntıya çare olan esmasını kullanmak ve duada vesile kılmaktır. Bunu yaparken de sünnetin ve Alimlerin öğretilerinden sapmamak en doğru ve sağlam yoldur. Çünkü bu Alimler (Allah onlardan razı olsun) Allahın bir lütfu olarak bu ümmete esmalarda ki incelik ve sırlarını kuran ve sünnette tesbit etmiş tecrübe ve yaşantılarıyla basiret ve keşifleriyle ortaya koymuşlardır. İşte zamanımızda her şey bir birine girdiği gibi bu okumalarda kullanılan ayet, esma ve zikirlerin farklı anlaşılmaları da olmuş ve bazı noktalar karıştırılmıştır mesela bazı insanlar izinsiz zikir çekmek kişiye fayda yerine zarar getirir ve cinleri, şeytanileri tetikler harekete geçirir ve kişiyi sıkıntıya sokar derken sadece zikirde ehliyet sahiplerine müracaat edileceği ve ehli tarikin haricinde yapılınca zarar görüleceğini söylemiş, bir gurupta hiçbir şekilde esma okumaları kişiye zarar vermez demenin yolunu tutmuşlardır. Bu konu aslında geniş ve şümullü bir konudur. İşte bu hususta anlaşılmayan orta noktayı kısaca izah etmeye çalışalım kısaca diyorum çünkü bu meselenin iyi anlaşılması için nefs terbiyesi, tasavvufta ve şeriatta zikir, velilik, havas gibi kavramlara da girmek gerekir ki bu yazımızda bunların hepsini toplamamız mümkün değildir. Bunlar hacmi geniş konulardır ve tek,tek irdelenmesi ve incelenmesi gerekir.
    Bilinmelidir ki esmaların belli bir amaçta, sıkıntılarda ve ihtiyaçlarda hacet amaçlı kullanılması farklı şeydir zikir olarak daimi şekilde çekilmeleri nefs terbiyesiyle seyr yollarını kat edip Allaha gerçek anlamda kulluğa ve dostluğa ulaşmak için yapılması çok farklı şeydir. Allah’ı (c.c) zikretmek elbette ki en faziletli ameldir bu bilinen bir şeydir ve bütün ümmete şamil bir ibadettir. Ama esmaların zikir olarak yapılması şartları vardır bu da ehli tarik olan Alimlerimizin her nefsin makamında nefsin ve şahsın mizacına meşrebine uygun esmayı telkin ederek kişiyi eğitmeleridir. Çünkü beş parmağın beşi bir olmadığı gibi insanların meşrepleri, mizaçları, istitaatları ve kabiliyetleri de bir değildir. İşte bu hususiyetten dolayıdır ki Rasulullah (s.a.v) Hz. Ebu Bekre (r.a) öğrettiği bir zikri diğer halifelere öğretmemiş Raşit halifelere (Allah onlardan razı olsun) öğrettiği zikri ashabın tamamına öğretmemiştir. Kimine sesli zikri belli bir esmayı telkin ederken diğerine sessiz zikri daha başka bir esmayı telkin etmiştir. Aynı şekilde sahabenin bazılarına böyle gizli zikirler verirken ümmetin geneline de hitap eden zikirler, tespihler bildirmiş ama gizli olarak verdiklerini herkese umuma aşikar etmemiş ki İlahi sevk ile herkes meşrebine uygun olanda yoğrulsun ve kulluğunu yapsın, bilmeden kendilerini bir külfete ve sıkıntıya sokmasınlar. Bu bilgilerden sonra bilinmelidir ki Esmaların nefsi terbiye tezkiye amaçlı kullanılması devamlı günlük vird haline getirilmesi için ehli olan Tasavvuf Alimlerinden izin ve onay alınmalı onların tavsiye ve telkinleri doğrultusunda yapılmalıdır. Bizlerin zikirlerde ve okumalarda şeytani ve sufli varlıklardan zarar görmememiz için çünkü şeytanilerin vazifesidir amelleri ifsad etmek ve bu hususta her yolu denemek şartlarına uygun(O şartlar sırasıyla aşağıda anlatılacaktır.) yapılmayan veya kişinin kafasına göre yaptığı zikirlerde şeytani ve cinni varlıklar kişiye zamanla sıkıntı vermeye ve bunu genelde şeytanın şeytani vesveseleri yanı sıra rahmani vesveselerini de kullanarak kişinin yapısına göre yapmaya başlarlar. Unutulmamalıdır ki ehli keşif şeytanın 500 bin civarında rahmani vesvesesi olduğunu bildirir ve en tehlikeli çeşidi de budur derler. İşte kişiye verilen sıkıntıların bazıları uyuşukluk, sebepsiz korku, titreme, rüyalarda sayıklama vs. veya bazı bilgilerin gönle kalbe bırakılması ayan olması gibi kişinin hayır diyemeyeceği ve başkalarından farklı bir özellik kazandırıcı şeyler telkin ederler ki kişi bunları rahmandan zannetsin ve ağlarına düşsün. İşte bu tür sıkıntılara maruz kalmamak için izlememiz gereken yol üçtür birincisi tarikat yolunda ilerleme ve zikirleriyle meşgul olmamız çünkü başımızda ki öğretici alim senin nefsinin neye ihtiyacı olduğunu bilir aynı bir doktor gibi nasıl mide ağrısında doktorun mide ilacı vermesi kişinin kendi kendine tedavisinden daha faydalıysa ve kişi bilmediği bir ilim dalında olduğundan kendisine faydalı zannıyla mideyi iyice ifrazata ve daha başka hastalıklara götürecek ilaçlar esmalar kullanacağından zarar görmemesi için bu bir şarttır. İkincisi havas Alimlerinin sünnet ve kurandan alarak tecrübe ve yaşantılarıyla tespit ettikleri bilgileri uygulamak. Bunlarda zaten her bilgiyi eserlerinde aktarmadıkları ve açıkladıkları bilgileri bir nevi tarikatlardaki izin gibi olduğundan uygulamakta bir sıkıntı olmaz eğer bu Alimler zarar verecek olsaydı veya umuma şamil olmayan meseleleri açıklamadıkları gibi bu bilgileri de saklar açıklamazlardı. Zaten bu verilen bilgilerin çoğu incelendiğinde Selef ve Halefin rivayetleri, Alimlerin uygulamaları ve umuma tavsiyeleridir.
    Bir hususu daha zikretmekte fayda var havas alimlerinin tavsiye ve öğretileri genelde belli zamanlarda belli ihtiyaçlar için okunduğundan mesela besmelenin veya Rezzak ismi şerifinin rızık darlıklarında okunması gibi bunlar devamlı olmadığından vird haline getirilmediğinden dolayı kişiye hiçbir tersi durum zarar söz konusu değildir bu uygulama bir dua ve hacet olduğundan tam tersine kabul edilmese bile faydası vardır. İmam Ahmed b. Hanbel'in Ebû Saîd el-Hudrî'den (r.a.) rivâyet ettiği bir hadiste "Duanın karşılıksız kalmayacağı, bilâkis üç şeyden birinin mutlaka meydana geleceği; ya kabul ya âhirete bırakma yahut eda edilen dua oranında günahın affedileceği" beyan edilmiş bir diğer hadiste: Hz. Peygamber (s.a.s.) " Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur." (Tirmizî, Daavat,1; İbn Mace, Dua,1) Dua aynı zamanda bir ibadettir. "Dua ibadetin ta kendisidir. " (Tirmizî, el-Bakara Sûresi Tefsiri, 16) buyurarak bizleri duaya ihtiyaçlarımızda Allaha yönelmeye tavsiye ve teşvik etmiştir.

    Evet yukarda verdiğim isra suresi 110 ayetinde bildirilen ifadeye göre esmaların okunmaları kişinin hangi sıkıntısı varsa Allahtan o sıkıntısını giderecek olan ismi ile duaya zikre yönlendirir. işte bu husustan dolayı en önemli nokta esma okumalarında misal olarak rızık sıkıntısı varsa Rezzak ismi okumak hastalık sıkıntısı varsa Şafii ismi okumak maddi darlık ve sıkıntıların dağılması için basit selam gibi isimleri okumak gerekir. Bu usul ümmetin her gurubuna açıktır. İşte bu durumlarda havas alimlerinin bildirdiği esmaların değil de kafamıza göre kendimizi teşhis ve tedavi edercesine okumalara gidersek hata ederiz unutmayın ki esmaların zıt yönde tecellileri de vardır eğer kişide gerçekten misal görme sorunu yokken basir ismi okumaya başlarsa görme kuvvetim artsın diye bir müddet sonra zıttı olan tecelli etmeye başlayacaktır çünkü havas alimi eserinde görme kuvveti az olanlar için bu esmanın yapılış adet ve şeklini vermiş yoksa sağlam göz için bu uygulamayı vermemiş sağlam olana da maneviyatı görsün diye başka bir uygulama ve şartlar sunmuş eğer aradığın hususiyet oysa o verilen uygulamayı yapacaksınız ki fayda hasıl olsun. Bunlar aynen bir ilaçta kullanılan maddeler gibidir uygulamaya sıkıntıya tam fayda verecek şekilde ayarlanmış dozajlardır. İşte bu sebeplerden dolayı dikkat etmek gerekir. Üçüncü yol Rasulullah (s.a v )den bazı zamanlar bazı şeylere tavsiye ve kendi uyguladığı zikirler dualardır ki bunları yukarda anlattığım gibi özel olarak bazı sahabelere değil ümmetin her gurubuna açıkladığı tavsiyelerdir. Bu uygulamalarda da Rasulullahın izni ve onayıyla olduğundan hiçbir şekilde zarar görülmez. Bu mevzuda çok rivayetler vardır ama biz bir kaçını aktarmakla yetineceğiz.
    Ebu Hüreyre Rasûlullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: Söylenmeleri kolay olup mizanda ağır gelen iki kelime vardır ki bunlar, Rahmân olan Allah'ın nezdinde de sevimli kelimelerdir. Bu iki kelime, Sübhânallâhi ve bihamdihî (Kendisinin hamdiyle Allah'ı her türlü eksiklikten tenzih ederim) ile Sübhânallâhi'l-azîm (Azîm olan Allah'ı her türlü eksiklikten tenzih ederim) kelimeleridir.(Buhari ve Müslim)
    Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:
    Her namazdan sonra otuzüç defa sübhanallah, otuzüç defa elhamdülillah ve otuzüç defa Allâhu Ekber deyip yüz sayısını da lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr ile tamamlayan kimsenin, deniz köpüğü kadar dahi olsa bütün günahları bağışlanır. (Müslim Ebu Hureyreden)


    Peygamberimiz (s.a.v) uykudan kalkınca şöyle dua ederlerdi:
    Elhamdülillâhillezî ehyânâ bade mâ emâtenâ ve ileyhinnuşûri”

    "Bizi öldürdükten sona dirilten Allah'a hamd olsun. Ölümden sonra dirilmek haşr ü neşr olmak da yine Allah'ın huzurunda olacaktır."
    (Ebû Dâvud, Tirmizi, İbn Mâce'den naklen Tuhfetû'z-zâkirîn 72)

    "Subhânellezî yuhyil mevtâ ve huve alâ kulli şeyin kadîr"
    "Ölüyü dirilten Allah'ı tesbîh ederim ve O her şeye kaadirdir." demesidir. (Ebû Dâvud, Vitr, 32)

    İbn-i Abbas -radıyallahu anhüma- der ki: Resûlullah -sallallahu aleyhi vesellem-Hazretleri üzüntülü ve sıkıntılı halinde şöyle duâ ederlerdi:
    "Lâ ilâhe illellâhül azîmul halîmu lâ ilâhe illellâhu rabbül arşil azîmi lâ ilâhe
    İllallahu "Rabbus semâvâti ve rabbül erdı ve rabbül arşil kerîm"

    "El-Azîm, el-Halîm(olan) Allah'dan başka bir ilâh yok! Arş-ı Azîm'in sahibi Allah'dan başka ilâh yok! Bütün semâların ve arzın ve çok şerefli Arş'ın sahibi Allah'dan başka ilâh yok!" (Buharî, Deavât, 27, Müslim, Zikir, 83)

    Rasulullahın s.a.v Hz. Aliye r.anh öğrettiği ezber duası

    Cuma gecesi olduğu vakit gecenin üçte biri olunca eğer kalkamazsan yatmadan önce 4 rekat Allah rızası için namaz kıl. Birinci rekatta fatihadan sonra yasin ikinci rekatta fatihadan sonra duhan suresi üçüncü rekatta fatihadan sonra secde suresi ve dördüncü rekatta fatihadan sonra tebareke mülk suresini okuyacaksın (bunu 3-5- veya 7 Cuma yapacaksın Allahın izniyle duan müstecab olacak.) namazın bitiminde şu dua yapılır.

    Allahümmer hamni biterkil measi ebeden ma ebgayteni verhamni en anakellefe mala ye’nini verzugni husnen nazri fima yürdıke anni allahümme bediassemavati vel ardi zel celali vel ikram vel izzetilleti la türamu eselüke ya Allah ya rahman bicelalike ve nuri vechike en tülzime galbi hifza kitabike kema allemteni verzugni en etlüvehu alennehvillezi yürdıke anni allahümme bediassemavati vel erdi zel celali vel ikram vel izzetilleti la türamu eselüke ya Allah ya rahman bicelalike ve nuri vechike en tünevvira bi kitabike besari ve en tüdliga bihi lisani ve en la yuinuni alel haggi ğayruke vela yutihi illa ente vela havle vela guvvete illa billahil aliyyil azim.

    Anlamı: allahım ey gökleri ve yeri yoktan var eden ey celal ikram ve erişilmez izzet sahibi ya Allah ya rahman celalin ve nuri vechin hakkı için senden kalbimi kitabını bana öğrettiğin şekilde bellemeye ilzam etmeni dilerim. Seni benden hoşnut edecek şekilde onu okumayı bana nasip et. Allahım et gökleri ve yeri yoktan vareden ey celal ikram ve erişilmez izzet sahibi. Ya Allah ya rahman celalin ve ve cemalinin nuru hakkı için senden gözümü kitabınla aydınlatmanı dilimi onunla söyletmeni, kalbimden onunla üzüntüyü gidermeni, gönlümü onunla açmanı ve bedenimi onunla yıkamanı dilerim. Nitekim hak uğrunda bana senden başkası yardım etmez ve hakkı yalnız sen verirsin. Kudret ve kuvvet ancak yüce Allah iledir. (Tirmizi cilt 5 dua babı)

    Örnekleri çoğaltmamız mümkündür son olarak deriz ki unutmayın esma okumaları yukarda izahını yaptığımız üç şart ve yol doğrultusunda uygulandığında bunlar birer hacet, dua ve Allah’a (c.c) sığınmaktır. Bu anlatılanlardan başka olumsuz anlamda yapılan izahlar zan ve ilmi kritere uymadığından ve de yapılan amellerin okumaların adı ne olursa olsun Rabbin ve Rasulunün tavsiyesi olan dua ve yakarışı ifade ettiğinden dolayı o tür bilgilere ehemmiyet verilmemelidir. İnsanlara faydalı olalım derken zarar vermek kaş yapalım derken göz çıkarmaktan kaçınmak ve insanları farklı yönlendirip Allah’a (c.c) ülfete kulluğa götürecek olan en önemli ibadetlerin başında gelen dua ve zikri başka yerlere çekerek insanları bu ibadetlerden soğutmaya kimsenin hakkı yoktur. Dua ve zikir ile ilgili ayetlerden birkaç örnekle yazıma son veriyorum. Sübhaneke la ilme lena illa ma allemtena inneke entel alimül hakim. Vesselam veddua



    Fezkuruni ezkurkum veşkuru li ve la tekfurûn.

    Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin. Bakara 152

    vezkurullahe kesiran: Allah’ı çokça zikredin (Enfal 45)

    Ya eyyuhellezine amenuzkurullahe zikran kesira Ve sebbihuhu bukratev ve esila

    Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin. O’nu sabah akşam tespih edin. Ahzab 41-42

    vez zakirinellahe kesirav vez zakirati eaddelahu lehum mağfiratev ve ecran azîma.

    Allah’ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. Ahzab 35

    Rabbinize gizli ve gönülden dua edin.” Ara'f: 7/55.
    2- “Bana dua edin size karşılık vereyim.” Mü'min: 40/60.
    3- “De ki, dua ve ilticanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?” Furkan: 25/77.
    4- “Ben insanları ve cinleri, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” Zariyat: 51/56
    5- “Kullarım sana benden sordukları zaman (bilsinler ki) şüphesiz: Ben onlara yakınım. Ben isteyenin, dua ettiğinde duasını kabul ederim. Artık onlarda benim davetime icabet etsinler.” Bakara: 2/186






+ Yorum Gönder