Konusunu Oylayın.: İşverenimle sorunlar yaşıyorum,nasıl davranmam gerekli bilmiyorum.

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İşverenimle sorunlar yaşıyorum,nasıl davranmam gerekli bilmiyorum.
  1. 11.Temmuz.2011, 14:18
    1
    Misafir

    İşverenimle sorunlar yaşıyorum,nasıl davranmam gerekli bilmiyorum.






    İşverenimle sorunlar yaşıyorum,nasıl davranmam gerekli bilmiyorum. Mumsema Br şirkette çalışmaktayım.yaklaşık olarak 4 yıldır.son 4 ay içerisinde kendi kişiliğimde acayip değişimler oldu..başımızda olan sorumlu hiç bir şey olmadığı halde sürekli olarak psikolojik baskı uyguluyor.yanımda çalışan diğer arkadaşlar da beni ona kötülüyor gibi geliyo bana.ben bu sorumluyla 4 yıldır çok iyi geçiniyordum.aramızda en ufak bi tartışma geçmedi..elinde olsa beni işten şimdiye çıkarırdı..bende durmak istemiyorum zaten ama mecburum.kredi borcum ve bakmakla yükümlü olduğum eşim çocuğum var.geceleri bu adamın yaptıkları geliyo aklıma.uyuyamayacak derecede etkileniyorum.aslına bakarsanız yaptıkları o kadar da abartılmayacak şekilde ama ben bu içimdeki korkuları atamıyorum.çalışmak içimden gelmiyo.günler geçtikçe daha fena artıyo içimdeki bu korkular.birde kendi nefsimi kontrol etmekte zorlanıyorum.şöyle anlatmaya çalışayım:içimde bir hasetlik ve kibirlik var.bunu kendimden atamıyorum.ne yaptıysam olmadı.çaresi bu işten ayrılmak ama o zaman biterim..kaldım arada.başka hiç bir kimseyle sorun yok aramda.ne yapcam bilmiyom.konuşsan olmuyo.adam atmaya çalışıyo.kendi kendimi yiyip bitirecem.ne yapcam bilmiyom.bu yazıyı okuyupta bişeyler yazıpta beni rahatlatan kardeşlerimden Allah Razı olsun.teşekkür ederim...


  2. 11.Temmuz.2011, 14:18
    1
    Yardım edin! - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardım edin!
    Misafir



    Br şirkette çalışmaktayım.yaklaşık olarak 4 yıldır.son 4 ay içerisinde kendi kişiliğimde acayip değişimler oldu..başımızda olan sorumlu hiç bir şey olmadığı halde sürekli olarak psikolojik baskı uyguluyor.yanımda çalışan diğer arkadaşlar da beni ona kötülüyor gibi geliyo bana.ben bu sorumluyla 4 yıldır çok iyi geçiniyordum.aramızda en ufak bi tartışma geçmedi..elinde olsa beni işten şimdiye çıkarırdı..bende durmak istemiyorum zaten ama mecburum.kredi borcum ve bakmakla yükümlü olduğum eşim çocuğum var.geceleri bu adamın yaptıkları geliyo aklıma.uyuyamayacak derecede etkileniyorum.aslına bakarsanız yaptıkları o kadar da abartılmayacak şekilde ama ben bu içimdeki korkuları atamıyorum.çalışmak içimden gelmiyo.günler geçtikçe daha fena artıyo içimdeki bu korkular.birde kendi nefsimi kontrol etmekte zorlanıyorum.şöyle anlatmaya çalışayım:içimde bir hasetlik ve kibirlik var.bunu kendimden atamıyorum.ne yaptıysam olmadı.çaresi bu işten ayrılmak ama o zaman biterim..kaldım arada.başka hiç bir kimseyle sorun yok aramda.ne yapcam bilmiyom.konuşsan olmuyo.adam atmaya çalışıyo.kendi kendimi yiyip bitirecem.ne yapcam bilmiyom.bu yazıyı okuyupta bişeyler yazıpta beni rahatlatan kardeşlerimden Allah Razı olsun.teşekkür ederim...


    Benzer Konular

    - Neden yaşamalıyım. Aslında nedensiz yaşıyorum. Neden varım bilmiyorum?

    - Bu vekalet konusunda nasıl davranmam gerekir?

    - Psikolojik sorunlar yaşamak kefaretmidir ben 30 yaşındayım 6 yaşından beri yaşıyorum ?

    - 6 aydır iş bulamadığım için eşimle sorunlar yaşıyorum 2 çocuğum var ben evliliğim bitmemesi için çab

    - Eşim beni aldatıyor,günlerdir eve gelmiyor yuvamı yıkmak istemiyorum nasıl davranmam gerekli yardım

  3. 16.Temmuz.2011, 10:57
    2
    HİZMETKAR
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2011
    Üye No: 86992
    Mesaj Sayısı: 371
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Dertlerin Babası

    Cevap: İşverenimle sorunlar yaşıyorum,nasıl davranmam gerekli bilmiyorum.




    Alıntı
    içimde bir hasetlik ve kibirlik var.bunu kendimden atamıyorum
    Sevgili kardeşimiz. Doğru İslamiyeti ve İslamiyete uygun doğruluğu tam anlatamadığımız ve yaşamadığımız için bazı güzelliklerin kaynağını başka yerlerde arama hatasına düşebiliriz. Bütün güzelliklerin, hak ve adaletin en mükemmeli İslamiyettedir.
    Hased, tedavisi mümkün olmayan en öldürücü ahlak hastalıklarındandır. Hased eden kimse başkasının iyiliğine ve elindeki nimetlere üzülür, hatta bu nimetlerin onun elinden gitmesini ister. Gitmediğinde üzüntüsü artar. Bu hususta denilir ki: ‘Hased öyle bir ruh hastalığıdır ki, ona hiç bir doktor çare bulamaz. Yeter ki Allah (c.c.)’ın yardımı tahakkuk etsin.' Bu nedenle hased, Müslümanın hayırlı amellerini yok eden çok çirkin bir ahlâktır. Kibir ise Şeytan'a ait bir özelliktir. Kibir şeytanın Hz. Adem'e secde etmesini engellemişti. Cenab- Allah bunu Kur'ân-ı Kerim'de şöyle anlatmaktadır:
    "(Hz. Adem'e) secde etmekten yalnızca İblis kaçındı. Kibirlendi ve kâfirlerden oldu" (el-Bakara, 2/34).
    İslâm bir ahlâkî kusur olan kibri yasaklamıştır. Böyle bir kibir haramdır, Allah'ın rahmetinden kovulma sebebidir. Ancak bir kibir daha vardır ki Kur'an bunu "Müstekbir" ifadesiyle ifade etmiştir. Müstekbirler Allah'ın arzında bizzat kendi güzelliklerini tesis etmek için gayret gösteren azgınlar ve zorbalardır. Bunlar Allah'ın kullarını kendi köleleri yapmak için Allah'ın dinine karşı büyüklenirler. Allah Teâlâ bu çeşit insanlar için şöyle buyurmaktadır: "İşte âhiret yurdu; Biz onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve bozgunculuk çıkarmayı istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) sonuç muttakilerindir" (el-Kasas, 28/83). (Ayrıca bk. İstikbar, Müstekbir maddeleri).

    Kibir, helâk eden şeylerdendir. Kibirden tamamen kurtulan hiçbir insan yoktur. Kibri sökmek farz-ı ayndır. Kibir, sadece temenni ile sökülmez. Tedavi ile, kökünü kesen ilaçları kullanmakla kesilir. Kibri tedavi etmekte iki yol vardır: Birinci yol, kibrin temelini dipten kaldırmak, ağacını kalpteki kökünden söküp atmaktır. İkinci yol, ârızî olan kibri, insanın başkasına karşı kibirlendiği özel sebeplerde bertaraf etmektir.
    Bu yol, kibrin kökünü kazımak hususundadır. Bu yolun ilacı, ilmî ve amelî olmak üzere iki kısımdır. Şifa ancak bu iki ilacı birden kullanmakla mümkündür. İlmî ilaca gelince, o ilaç, kişinin hem nefsini, hem de rabbini tanıması demektir. Kibri kazımak hususunda bu irfan kişiye yeter; zira kişi, hakkıyla nefsini tanıdığı zaman, her zelilden daha zelil, her azdan daha az olduğunu anlar.. Kendisine zillet ve tevazudan başka hiçbir şeyin yakışmayacağını da anlar. Rabbini tanıdığı zaman, azamet ve kibriyanın ancak Allah'a lâyık olduğunu bilir. Rabbini, O'nun azamet ve mecdini bilmeye gelince, bu husustaki söz oldukça uzar. Bu mükâşefe ilminin son noktasıdır.

    Kişinin nefsini bilmesine gelince, bu da oldukça uzar. Fakat biz bu hususta tevazu ve güzelliği elde etmekte faydalı olan miktarı zikredeceğiz. Kişiye Allah'ın Kitabı'ndaki bir tek ayetin mânâsını anlamak kâfidir. Çünkü Kur'an'da basireti açık bir kimse için öncekilerin ve sonrakilerin ilmi mevcuttur.

    Kahrolası insan, ne kadar da nankördür! Allah onu hangi şeyden yarattı? Bir nutfeden (meniden). Onu yarattı, ona biçim verdi. Sonra ona yolunu kolaylaştırdı. Sonra onu öldürdü de kabre gömdürdü. Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltecektir.(Abese/17-22)

    İşte bu ayet-i celîle, insanoğlunun yaratılışının öncesine ve varacağı yerin sonuna ve ortasına işaret ediyor. İnsan bunu dikkatle izlesin ki ayetin mânâsını anlamış olsun!....


  4. 16.Temmuz.2011, 10:57
    2
    Devamlı Üye



    Alıntı
    içimde bir hasetlik ve kibirlik var.bunu kendimden atamıyorum
    Sevgili kardeşimiz. Doğru İslamiyeti ve İslamiyete uygun doğruluğu tam anlatamadığımız ve yaşamadığımız için bazı güzelliklerin kaynağını başka yerlerde arama hatasına düşebiliriz. Bütün güzelliklerin, hak ve adaletin en mükemmeli İslamiyettedir.
    Hased, tedavisi mümkün olmayan en öldürücü ahlak hastalıklarındandır. Hased eden kimse başkasının iyiliğine ve elindeki nimetlere üzülür, hatta bu nimetlerin onun elinden gitmesini ister. Gitmediğinde üzüntüsü artar. Bu hususta denilir ki: ‘Hased öyle bir ruh hastalığıdır ki, ona hiç bir doktor çare bulamaz. Yeter ki Allah (c.c.)’ın yardımı tahakkuk etsin.' Bu nedenle hased, Müslümanın hayırlı amellerini yok eden çok çirkin bir ahlâktır. Kibir ise Şeytan'a ait bir özelliktir. Kibir şeytanın Hz. Adem'e secde etmesini engellemişti. Cenab- Allah bunu Kur'ân-ı Kerim'de şöyle anlatmaktadır:
    "(Hz. Adem'e) secde etmekten yalnızca İblis kaçındı. Kibirlendi ve kâfirlerden oldu" (el-Bakara, 2/34).
    İslâm bir ahlâkî kusur olan kibri yasaklamıştır. Böyle bir kibir haramdır, Allah'ın rahmetinden kovulma sebebidir. Ancak bir kibir daha vardır ki Kur'an bunu "Müstekbir" ifadesiyle ifade etmiştir. Müstekbirler Allah'ın arzında bizzat kendi güzelliklerini tesis etmek için gayret gösteren azgınlar ve zorbalardır. Bunlar Allah'ın kullarını kendi köleleri yapmak için Allah'ın dinine karşı büyüklenirler. Allah Teâlâ bu çeşit insanlar için şöyle buyurmaktadır: "İşte âhiret yurdu; Biz onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve bozgunculuk çıkarmayı istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) sonuç muttakilerindir" (el-Kasas, 28/83). (Ayrıca bk. İstikbar, Müstekbir maddeleri).

    Kibir, helâk eden şeylerdendir. Kibirden tamamen kurtulan hiçbir insan yoktur. Kibri sökmek farz-ı ayndır. Kibir, sadece temenni ile sökülmez. Tedavi ile, kökünü kesen ilaçları kullanmakla kesilir. Kibri tedavi etmekte iki yol vardır: Birinci yol, kibrin temelini dipten kaldırmak, ağacını kalpteki kökünden söküp atmaktır. İkinci yol, ârızî olan kibri, insanın başkasına karşı kibirlendiği özel sebeplerde bertaraf etmektir.
    Bu yol, kibrin kökünü kazımak hususundadır. Bu yolun ilacı, ilmî ve amelî olmak üzere iki kısımdır. Şifa ancak bu iki ilacı birden kullanmakla mümkündür. İlmî ilaca gelince, o ilaç, kişinin hem nefsini, hem de rabbini tanıması demektir. Kibri kazımak hususunda bu irfan kişiye yeter; zira kişi, hakkıyla nefsini tanıdığı zaman, her zelilden daha zelil, her azdan daha az olduğunu anlar.. Kendisine zillet ve tevazudan başka hiçbir şeyin yakışmayacağını da anlar. Rabbini tanıdığı zaman, azamet ve kibriyanın ancak Allah'a lâyık olduğunu bilir. Rabbini, O'nun azamet ve mecdini bilmeye gelince, bu husustaki söz oldukça uzar. Bu mükâşefe ilminin son noktasıdır.

    Kişinin nefsini bilmesine gelince, bu da oldukça uzar. Fakat biz bu hususta tevazu ve güzelliği elde etmekte faydalı olan miktarı zikredeceğiz. Kişiye Allah'ın Kitabı'ndaki bir tek ayetin mânâsını anlamak kâfidir. Çünkü Kur'an'da basireti açık bir kimse için öncekilerin ve sonrakilerin ilmi mevcuttur.

    Kahrolası insan, ne kadar da nankördür! Allah onu hangi şeyden yarattı? Bir nutfeden (meniden). Onu yarattı, ona biçim verdi. Sonra ona yolunu kolaylaştırdı. Sonra onu öldürdü de kabre gömdürdü. Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltecektir.(Abese/17-22)

    İşte bu ayet-i celîle, insanoğlunun yaratılışının öncesine ve varacağı yerin sonuna ve ortasına işaret ediyor. İnsan bunu dikkatle izlesin ki ayetin mânâsını anlamış olsun!....





+ Yorum Gönder