Konusunu Oylayın.: Hz. Hasan dururken Muaviye'nin halife olması

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Hasan dururken Muaviye'nin halife olması
  1. 08.Temmuz.2011, 22:15
    1
    Misafir

    Hz. Hasan dururken Muaviye'nin halife olması






    Hz. Hasan dururken Muaviye'nin halife olması Mumsema Selamun Aleykum,
    Hazreti Muhammed'in(s.a.v) hayatını okuyanlar bilir. O'na kadar uzanan soy kutludur. 12 imamların varlığı, Said Nursi gibi Al-i Muhammed'den çıkan birçok islam kahramanı isimlerde O'ndan devam eden soyun da önemli olduğunu bizlere gösteriyor. Şimdi sorum şu: Peygamber'in oğlum dediği Peygamber Torunu Hazreti Hasan dururken Muaviye'nin halife seçilmesi nasıl izah edilebilir?


  2. 08.Temmuz.2011, 22:15
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Selamun Aleykum,
    Hazreti Muhammed'in(s.a.v) hayatını okuyanlar bilir. O'na kadar uzanan soy kutludur. 12 imamların varlığı, Said Nursi gibi Al-i Muhammed'den çıkan birçok islam kahramanı isimlerde O'ndan devam eden soyun da önemli olduğunu bizlere gösteriyor. Şimdi sorum şu: Peygamber'in oğlum dediği Peygamber Torunu Hazreti Hasan dururken Muaviye'nin halife seçilmesi nasıl izah edilebilir?


    Benzer Konular

    - İlk halifenin Hz. Ali olması gerekmez miydi,neden ilk halife Hz. Ali olmadı?

    - Hz. Hasan Hz. Muaviye Varken, Ömer bin Abdülaziz'in Beşinci Halife Sayılmasının Hikme

    - Hz. Hasan hakkında bilgi ve Hz. Muaviye ile yaptığı anlaşma?

    - Hz. Hasan'in hilafeti - Muaviye devrinin arka plani

    - Şia'nın Hz. Alinin ilk halife olması gerektiği iddiasına getirdikleri deliller nelerd

  3. 08.Temmuz.2011, 22:39
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hz. Hasan dururken Muaviye'nin halife olması




    Ve aleykumusselam ve rahmetullah kardeş
    Bunun sebebi Hz Hasan kendi isteği ile hilafet makamından
    istifa edişidir. O'karışık dömende İslamın başına Hz Muaviyeden
    daha iyi bir yönetici bulunamazdı zaten.
    Konu hakkında eklenen yazıyı incelerseniz daha iyi anlarsınız.
    selametle

    _____________

    Muaviye'nin Halifelik Dönemi (Hicri: 41-60)


    Muaviye'nin halifelik dönemi, Hz. Hasan'ın, müslümanların kanının dökülmemesi ve birliklerinin bozulmaması amacıyla hila*fet makamından istifa ettiği Hicretin 41'nci yılından itibaren baş*ladığı kabul edilir. Ve O'nun vefat ettiği Hicretin 60'mci yılı Recep ayma kadar devam eder. Böylece bu süre ondokuz yıldan üç ay ka*dar fazladır. Muaviye halife olmadan Önce ise Emîr unvanıyla ta*nınıyordu.
    Bu hilafet dönemi, gerçekten müslümanlar için hayırlı olmuş*tur. Çünkü bu dönem içinde anarşi ve iç savaş son bulmuş, düş*man vaktiyle müslümanlara bıraktığı büyük merkezleri yeniden elde etme ümidini tamamen kaybetmiştir. Çünkü müslümanlar bu dönemde güçlerini tekrar dışarıya yöneltme imkanını bulmuş, cihad faaliyetleri yeniden canlanmış ve fetihler gerçekleştirilmiş*tir. Özellikle Bizanslılar, kaybetmiş bulundukları toprakları yeni*den ele geçirmek konusundaki ümitlerini tamamen yitirmişlerdir.
    Muaviye, halka çok iyi bir muamelede bulundu. Kıyıda kenar*da terkedilmiş bulunanları kendine yaklaştırdı, uzakta olanları da dinledi ve birliği temin etmeye çok önem verdi. Ezcümle, Hz. Ha-san'dan ne istediyse esirgemedi, Adullah Bin Abbas'a güven verdi ve O'nunla temasını sürdürdü. Keza Kays Bin Saad'a aynı mu*amelede bulundu. Çünkü bu zat kırkbin kişilik bir ordunun başın*da komutandı.Vaktiyle Hz. Ali O'nu Azerbaycan üzerine sefere göndermişti. Hz. Ali şehid edilip, Hz. Hasan da Hilafet makamın*dan çekilince Kays Bin Saad'ı bu ordunun başına komutan olarak tayin edip, şartlarını kabul etmesi için Muaviye'ye karşı savaşmak
    üzere aralarında sözleştiler. Muaviye, Kays'a haber göndererek O'na Allah'dan korkması yolunda nasihatler yaptı. Kendisine gön*derdiği mesajda şöyle diyordu:
    "Artık kimden emir alıp da benimle savaşıyorsun? Taraftarı olduğun zat bile işte artık bana bey7at etmiş bulunmaktadır!"
    Ne varki önceleri Kays yumuşamak istemedi. Ancak Muaviye, O'na altına mührünü bastığı boş bir kağıt göndererek:
    "İstediğini bu kağıda yaz, bu kağıda yazacaklarının hepsi se*nindir" diye not etti. O sırada Muaviye'nin yanında hazır bulunan Amr Bin El-As ise Muaviye'ye:
    "Sakın bu kağıdı O'na göndereyim deme, O'nunla mücadele
    et" diye kendisini uyarıyor, O'na akıl veriyordu. Fakat Muaviye:
    "Acele etme, aslında biz onları öldürünceye kadar onlar Şam halkından çok insan öldürürler. Ondan sonra da yaşasak kaç pa*ra eder! Onun için yemin olsun ki onlarla çarpışmaya ben hiç ge*rek görmüyorum", dedi.
    Muaviye, altını mühürleyip gönderdiği boş kağıdı alınca Kays o zamana kadar, telef ettikleri can ve mallara karşılık sorumlu tu*tulmamak üzere kendisi ve beraberinde bulunanlar için önce can güvenliği istedi. Muaviye'nin gönderdiği kağıtla herhangi bir mal isteğinde bulunmadı. Muaviye de Kays'in talebini kabul etti. Bu suretle Kays, Muaviye'nin idaresini tanıyarak itaati altına girdi.[7]
    Muaviye, keza Ziyad Bin Ebih'i kendine yaklaştırdı. Ziyad da*ha önce Hz. Ali'yi destekleyenlerdendi ve Horasan Valisiydi. Hz. Ali vefat edip Hz. Hasan da hilafet makamından istifa edince .Zi*yad Horasan'da Muaviye'nin idaresini tanımamakta direndi. Ta ki Muaviye O'nu razı edip kendisine yaklaştırıncaya kadar. Sonra da O'nu işbaşına getirdi ve kendisine kardeş ilan etti. Böylece, öyle bir gün geldi ki Muaviye'nin hiç bir muarızı kalmadı, herkes O'nun idaresine uydu ve ordusunun saflarına girdi. Dolayısıyla fetih faaliyetleri İslam Devletinin ilk zamanları gibi yeniden canlan*dı. Ubade Bin Samit, Ebu Eyyub El-Ensari, Abdullah Bin Zübeyr, Abdullah Bin Abbas, Abdullah Bin Ömer, Abdullah Bin Amr, Şeddad Bin Evs ve daha birçok sahabi bu dönemde mücahitlerin ön saflarında yerlerini aldılar. Aynı zamanda bazı sahabiler Muavi-ye'nin devlet işlerinde görevler aldılar. Aralarından bazıları eğer farklı kanaat ve görüşlerinden dolayı ayrı kaldı iseler de bunların sayısı azdı. Artık bir sorun olabilecek durumda da değillerdi. Nite*kim hiç bir toplumda iktidarın karşısından zıt görüşlüler tama*men yok olmaz. Bu dönemde de karşıt görüşlü bir kamp olarak az sayılarda Hariciler vardı. Fakat Muaviye zamanında pek büyük et*kileri yoktu. Sadece bir miktar fitneci anarşist ve heveslerine kapı*lan gruplar mevcuttu. Bunların ana merkezleri başta Küfe, sonra da Basra idi. Karışıklıkları daha çok idarenin yumuşadığı zaman*larda ortaya çıkıyordu. İdare biraz sıkılaşmca gizleniyorlardı. Onun için bilhassa bu iki kentin daima sıkı yönetimle idare edildi*ği meşhurdur. Buradaki valiler zaman zaman şiddet ve baskı uygu*lamak zorunda kaldıkları için aynı zamanda birer zulüm örneğini oluşturmuşlardır, İdarecilerin bu zalimane gidişatları sebebiyle zaman zaman halkın onlara karşı baş kaldırıp hamleye geçtiği de ayrı bir gerçektir.
    Irak halkı vaktiyle Hz. Ali'den desteklerim çektiler, ta ki şehid edildi. Keza aynı tutumu Hz. Hasan'a karşı da gösterdiler. Ta ki o da Hilafet makamından istifa etti. Bir zaman sonra O'nun amcası-oğlu Müslim Bin Ukayl'ı düşmanlarına teslim etmiş öldürtmüş*lerdi. Keza Hz. Hüseyn'i davet ettikten sonra O'na karşı silah kul*landılar. Hz. Hüseyn'in torunu Zeyd Bin Ali ile beraber idareye baş kaldırdılar, ancak Zeyd'i ortada yalnız başına bırakıp etrafından dağıldılar ve hep böyle yaptılar, hep böyle davrandılar. Iraklıların bu düşük ahlakından dolayıdır ki (Hz.Ali'nin dava arkadaşların*dan Hucr Bin Adiyy) de şehid edildi. Katili meçhul kaldığı için de Halife Öldürttü diye suçladılar.
    Muaviye döneminde çeşitli dedikodular ortaya atıldı. Bunlar*dan bazıları Hucr Bin Adiyy1 in öldürülmesi ile ilgili söylentiler, Zi-yad Bin Ebih'in iddiaları ve Halife'nin zaman zaman devlet hazinesinden şahsi tasarrufla çıkar sağladığı yolundaki dedikodular*dır. Belki de genelin menfaati için devlet hazinesinden bazı harca*malarda bulundu. Bazı kimseler de bunu devlet hazinesi üzerinde şahsi tasarruf olarak gördü. En nihayet, oğlu Yezid için halktan bey'at almasıyla ilgili olarak ileri geri konuşuldu. Yukarıda ilk sayı*lan hususlar Muaviye ile Rabbi arasında kalan özel meselelerden sayılmıştır. Bu hadiselerden dolayı, isterse Allah (cc) O'nu bunlar*dan ve ilgili içtihadından sebep sorguya çeker, hesabım sorar den*di. Ancak oğlunu yerine geçirmek için halktan onay almasının kar*şısına bazı sahabiler ve çocukları çıktılar. Çünkü bu makam ve gö*rev tüm müslümanları ilgilendiren devlet başkanlığı makam ve görevidir. Bütün bunları bir tarafa koyacak olursak

    Muaviye'nin hilafet süresi esasen müslümanlarm birlik ve beraberliğinin ger*çekleştiği, Fetih hareketlerinin yeniden yayıldığı ve şeriatın hakim olup, halkın mutlu yaşadığı bir dönemdir.[8]

    Mahmud Şakir, Hz. Âdem'den Bugüne İslam Tarihi, Kahraman Yayınları: 3/315-324.
    [7] ibn-ülEsir, El-Kamil tere, c. 3, s. 416-417


    [8] Mahmud Şakir, Hz. Âdem'den Bugüne İslam Tarihi, Kahraman Yayınları: 3/324-327.


  4. 08.Temmuz.2011, 22:39
    2
    Silent and lonely rains



    Ve aleykumusselam ve rahmetullah kardeş
    Bunun sebebi Hz Hasan kendi isteği ile hilafet makamından
    istifa edişidir. O'karışık dömende İslamın başına Hz Muaviyeden
    daha iyi bir yönetici bulunamazdı zaten.
    Konu hakkında eklenen yazıyı incelerseniz daha iyi anlarsınız.
    selametle

    _____________

    Muaviye'nin Halifelik Dönemi (Hicri: 41-60)


    Muaviye'nin halifelik dönemi, Hz. Hasan'ın, müslümanların kanının dökülmemesi ve birliklerinin bozulmaması amacıyla hila*fet makamından istifa ettiği Hicretin 41'nci yılından itibaren baş*ladığı kabul edilir. Ve O'nun vefat ettiği Hicretin 60'mci yılı Recep ayma kadar devam eder. Böylece bu süre ondokuz yıldan üç ay ka*dar fazladır. Muaviye halife olmadan Önce ise Emîr unvanıyla ta*nınıyordu.
    Bu hilafet dönemi, gerçekten müslümanlar için hayırlı olmuş*tur. Çünkü bu dönem içinde anarşi ve iç savaş son bulmuş, düş*man vaktiyle müslümanlara bıraktığı büyük merkezleri yeniden elde etme ümidini tamamen kaybetmiştir. Çünkü müslümanlar bu dönemde güçlerini tekrar dışarıya yöneltme imkanını bulmuş, cihad faaliyetleri yeniden canlanmış ve fetihler gerçekleştirilmiş*tir. Özellikle Bizanslılar, kaybetmiş bulundukları toprakları yeni*den ele geçirmek konusundaki ümitlerini tamamen yitirmişlerdir.
    Muaviye, halka çok iyi bir muamelede bulundu. Kıyıda kenar*da terkedilmiş bulunanları kendine yaklaştırdı, uzakta olanları da dinledi ve birliği temin etmeye çok önem verdi. Ezcümle, Hz. Ha-san'dan ne istediyse esirgemedi, Adullah Bin Abbas'a güven verdi ve O'nunla temasını sürdürdü. Keza Kays Bin Saad'a aynı mu*amelede bulundu. Çünkü bu zat kırkbin kişilik bir ordunun başın*da komutandı.Vaktiyle Hz. Ali O'nu Azerbaycan üzerine sefere göndermişti. Hz. Ali şehid edilip, Hz. Hasan da Hilafet makamın*dan çekilince Kays Bin Saad'ı bu ordunun başına komutan olarak tayin edip, şartlarını kabul etmesi için Muaviye'ye karşı savaşmak
    üzere aralarında sözleştiler. Muaviye, Kays'a haber göndererek O'na Allah'dan korkması yolunda nasihatler yaptı. Kendisine gön*derdiği mesajda şöyle diyordu:
    "Artık kimden emir alıp da benimle savaşıyorsun? Taraftarı olduğun zat bile işte artık bana bey7at etmiş bulunmaktadır!"
    Ne varki önceleri Kays yumuşamak istemedi. Ancak Muaviye, O'na altına mührünü bastığı boş bir kağıt göndererek:
    "İstediğini bu kağıda yaz, bu kağıda yazacaklarının hepsi se*nindir" diye not etti. O sırada Muaviye'nin yanında hazır bulunan Amr Bin El-As ise Muaviye'ye:
    "Sakın bu kağıdı O'na göndereyim deme, O'nunla mücadele
    et" diye kendisini uyarıyor, O'na akıl veriyordu. Fakat Muaviye:
    "Acele etme, aslında biz onları öldürünceye kadar onlar Şam halkından çok insan öldürürler. Ondan sonra da yaşasak kaç pa*ra eder! Onun için yemin olsun ki onlarla çarpışmaya ben hiç ge*rek görmüyorum", dedi.
    Muaviye, altını mühürleyip gönderdiği boş kağıdı alınca Kays o zamana kadar, telef ettikleri can ve mallara karşılık sorumlu tu*tulmamak üzere kendisi ve beraberinde bulunanlar için önce can güvenliği istedi. Muaviye'nin gönderdiği kağıtla herhangi bir mal isteğinde bulunmadı. Muaviye de Kays'in talebini kabul etti. Bu suretle Kays, Muaviye'nin idaresini tanıyarak itaati altına girdi.[7]
    Muaviye, keza Ziyad Bin Ebih'i kendine yaklaştırdı. Ziyad da*ha önce Hz. Ali'yi destekleyenlerdendi ve Horasan Valisiydi. Hz. Ali vefat edip Hz. Hasan da hilafet makamından istifa edince .Zi*yad Horasan'da Muaviye'nin idaresini tanımamakta direndi. Ta ki Muaviye O'nu razı edip kendisine yaklaştırıncaya kadar. Sonra da O'nu işbaşına getirdi ve kendisine kardeş ilan etti. Böylece, öyle bir gün geldi ki Muaviye'nin hiç bir muarızı kalmadı, herkes O'nun idaresine uydu ve ordusunun saflarına girdi. Dolayısıyla fetih faaliyetleri İslam Devletinin ilk zamanları gibi yeniden canlan*dı. Ubade Bin Samit, Ebu Eyyub El-Ensari, Abdullah Bin Zübeyr, Abdullah Bin Abbas, Abdullah Bin Ömer, Abdullah Bin Amr, Şeddad Bin Evs ve daha birçok sahabi bu dönemde mücahitlerin ön saflarında yerlerini aldılar. Aynı zamanda bazı sahabiler Muavi-ye'nin devlet işlerinde görevler aldılar. Aralarından bazıları eğer farklı kanaat ve görüşlerinden dolayı ayrı kaldı iseler de bunların sayısı azdı. Artık bir sorun olabilecek durumda da değillerdi. Nite*kim hiç bir toplumda iktidarın karşısından zıt görüşlüler tama*men yok olmaz. Bu dönemde de karşıt görüşlü bir kamp olarak az sayılarda Hariciler vardı. Fakat Muaviye zamanında pek büyük et*kileri yoktu. Sadece bir miktar fitneci anarşist ve heveslerine kapı*lan gruplar mevcuttu. Bunların ana merkezleri başta Küfe, sonra da Basra idi. Karışıklıkları daha çok idarenin yumuşadığı zaman*larda ortaya çıkıyordu. İdare biraz sıkılaşmca gizleniyorlardı. Onun için bilhassa bu iki kentin daima sıkı yönetimle idare edildi*ği meşhurdur. Buradaki valiler zaman zaman şiddet ve baskı uygu*lamak zorunda kaldıkları için aynı zamanda birer zulüm örneğini oluşturmuşlardır, İdarecilerin bu zalimane gidişatları sebebiyle zaman zaman halkın onlara karşı baş kaldırıp hamleye geçtiği de ayrı bir gerçektir.
    Irak halkı vaktiyle Hz. Ali'den desteklerim çektiler, ta ki şehid edildi. Keza aynı tutumu Hz. Hasan'a karşı da gösterdiler. Ta ki o da Hilafet makamından istifa etti. Bir zaman sonra O'nun amcası-oğlu Müslim Bin Ukayl'ı düşmanlarına teslim etmiş öldürtmüş*lerdi. Keza Hz. Hüseyn'i davet ettikten sonra O'na karşı silah kul*landılar. Hz. Hüseyn'in torunu Zeyd Bin Ali ile beraber idareye baş kaldırdılar, ancak Zeyd'i ortada yalnız başına bırakıp etrafından dağıldılar ve hep böyle yaptılar, hep böyle davrandılar. Iraklıların bu düşük ahlakından dolayıdır ki (Hz.Ali'nin dava arkadaşların*dan Hucr Bin Adiyy) de şehid edildi. Katili meçhul kaldığı için de Halife Öldürttü diye suçladılar.
    Muaviye döneminde çeşitli dedikodular ortaya atıldı. Bunlar*dan bazıları Hucr Bin Adiyy1 in öldürülmesi ile ilgili söylentiler, Zi-yad Bin Ebih'in iddiaları ve Halife'nin zaman zaman devlet hazinesinden şahsi tasarrufla çıkar sağladığı yolundaki dedikodular*dır. Belki de genelin menfaati için devlet hazinesinden bazı harca*malarda bulundu. Bazı kimseler de bunu devlet hazinesi üzerinde şahsi tasarruf olarak gördü. En nihayet, oğlu Yezid için halktan bey'at almasıyla ilgili olarak ileri geri konuşuldu. Yukarıda ilk sayı*lan hususlar Muaviye ile Rabbi arasında kalan özel meselelerden sayılmıştır. Bu hadiselerden dolayı, isterse Allah (cc) O'nu bunlar*dan ve ilgili içtihadından sebep sorguya çeker, hesabım sorar den*di. Ancak oğlunu yerine geçirmek için halktan onay almasının kar*şısına bazı sahabiler ve çocukları çıktılar. Çünkü bu makam ve gö*rev tüm müslümanları ilgilendiren devlet başkanlığı makam ve görevidir. Bütün bunları bir tarafa koyacak olursak

    Muaviye'nin hilafet süresi esasen müslümanlarm birlik ve beraberliğinin ger*çekleştiği, Fetih hareketlerinin yeniden yayıldığı ve şeriatın hakim olup, halkın mutlu yaşadığı bir dönemdir.[8]

    Mahmud Şakir, Hz. Âdem'den Bugüne İslam Tarihi, Kahraman Yayınları: 3/315-324.
    [7] ibn-ülEsir, El-Kamil tere, c. 3, s. 416-417


    [8] Mahmud Şakir, Hz. Âdem'den Bugüne İslam Tarihi, Kahraman Yayınları: 3/324-327.





+ Yorum Gönder